Giriş

Çalışmak insanlığın kaderi; dinlenmek ise onun vazgeçilmez hakkıdır. Bu iki olgu arasındaki gerilim, iş hukukunun en temel meselelerinden birini oluşturmuş ve uluslararası toplum, dinlenme hakkını yüzyılın başından itibaren güvence altına alma çabasına girmiştir. Yıllık ücretli izin aile yaşamını sürdürme ve toplumsal hayata katılma kapasitesini yenileme işlevi gören somut bir haktır. Yıllık izin, işçinin iş yerindeki iş sağlığı ve güvenliğini koruyan en önemli husustur. Uzun süre dinlenmeden çalışan bir işçinin dikkat dağınıklığı, sadece kendi yaşamını değil, iş yerindeki diğer çalışanların güvenliğini de tehlikeye atar. Bu bağlamda, uluslararası sözleşmelerin "ücretli" vurgusu da tesadüf değildir. İşçi, izinde iken geçim kaygısı taşımamalıdır. İzin ücretinin peşin ödenmesi veya izne çıkmadan önce verilmesi zorunluluğu da bununla bağlantılıdır.

Dinlenme hakkı, refah meselesi olduğu gibi insan onurunun, bedensel ve zihinsel bütünlüğün korunmasının da zorunlu bir uzantısıdır. Bu gerçeklik, uluslararası hukuk alanında da kendine yer bulmuş; dinlenme ve ücretli izin hakkı, yalnızca işçi-işveren ilişkisinin bir ayrıntısı olarak değil, temel bir insan hakkı olarak tanımlanmıştır.

Türkiye bu hakkı hem Anayasa'sında güvence altına almış hem de çeşitli uluslararası belgelerle bağlantılı yükümlülükler üstlenmiştir. Ne var ki "güvence altına almak" ile "fiilen sağlamak" arasındaki mesafe, zaman zaman tartışma konusu olmaktadır. Uluslararası çerçeveyi anlamadan ulusal mevzuatı doğru yorumlamak mümkün değildir; nitekim Anayasa'nın 90. maddesi, usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası antlaşmaların kanun hükmünde olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin 24. maddesi de dinlenme ve ücretli izin hakkını açıkça koruma altına almıştır.

Türkiye, bu alanda belirleyici uluslararası belgelerin tarafıdır. Ancak yıllık ücretli iznin asgari üç çalışma haftası olması gerektiğini öngören Uluslararası Çalışma Örgütü'nün (ILO) 1970 tarihli ve 132 No.lu Ücretli Yıllık İzin Sözleşmesi’ni Türkiye onaylamamıştır.

Bunun yanı sıra, Türkiye'nin taraf olduğu Avrupa Sosyal Şartı'nın 2. maddesi de işçilerin yıllık ücretli izin hakkını güvence altına almakta; devletlere bu konuda yasal zemin oluşturma yükümlülüğü yüklemektedir.

Bütün bu uluslararası düzenlemeler, iç hukukumuzdaki yıllık ücretli izin hükümlerini yorumlarken işçi lehine yorum ilkesiyle birlikte dikkate alınmak durumundadır.

I. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ve Türkiye'nin Konumu

1.1. Örgütsel Çerçeve

1919 yılında Versay Antlaşması'nın ekinde kurulan Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), bugün BM'nin özel kuruluşu olarak 187 üyeyle faaliyet yürütmektedir. Türkiye ile ILO arasındaki ilişki 1927'ye dayanmakta olup ülkemiz o dönemde Milletler Cemiyeti üyesi olmadığından gözlemci statüsüyle teşkilata katılmıştır. Türkiye, ILO'ya resmi üyeliğini 1932'de tescil ettirmiştir.

ILO'nun normatif çalışmaları iki temel belgede somutlaşır: bağlayıcı nitelikteki sözleşmeler ve tavsiye niteliğindeki tavsiye kararları. Bir üye devletin sözleşmeyi onaylaması, o devlet için uluslararası hukuki yükümlülük doğurmaktadır. Türkiye, bugüne kadar ILO'nun toplam 59 sözleşmesini onaylamış; bu sözleşmelerin 55'i hâlen yürürlüktedir. ILO resmi sitesi ya da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın ILO Onay Listesine bakılarak hangi sözleşmelerin onaylandığı görülebilir.

1.2. ILO No. 52 Sayılı Sözleşme (Ücretli Tatiller, 1936)

ILO'nun yıllık ücretli izin alanındaki ilk kapsamlı düzenlemesi 1936 tarihli 52 No'lu Ücretli Tatiller Sözleşmesi'dir. Sözleşme, işçilere her hizmet yılı karşılığında asgari altı günlük ücretli izin hakkı öngörmüştür. Türkiye bu sözleşmeyi onaylamamıştır. Tarihsel açıdan önemli bir boşluk olsa da sözleşme 1970'te yerini revize metne bırakmıştır.

1.3. ILO No. 132 Sayılı Sözleşme (Ücretli Yıllık İzin Sözleşmesi - Revize, 1970)

Yıllık ücretli izin alanında en kapsamlı ve güncel düzenleme, ILO'nun 132 No'lu "Ücretli Yıllık İzin (Revize) Sözleşmesi"dir. 24 Haziran 1970'te Cenevre'de ILO Genel Konferansı tarafından kabul edilen, 30 Haziran 1973’te yürürlüğe giren bu sözleşme, işçilere asgari üç haftalık ücretli yıllık izin güvencesi getirmektedir.

Resmi olarak Türkçe’ye çevrilmiş bir örneği bulunmamakla birlikte Sözleşmenin temel hükümleri şu şekilde özetlenebilir:

- Madde 3: Sözleşmenin kapsamına giren her çalışanın, belirli bir asgari süreli yıllık ücretli izine hak kazandığı, bu izin süresinin hiçbir koşulda bir yıllık hizmet karşılığı üç çalışma haftasından az olamayacağı öngörülmüştür.

- Madde 5: İzin hesabında; hastalık, iş kazası, analık izni gibi kişisel gerekçelerle çalışılmayan sürelerin fiili çalışma olarak değerlendirileceği düzenlenmiştir.

- Madde 8: İzin hakkının en fazla iki bölüme ayrılabileceği, ancak bu bölümlerden birinin kesintisiz en az iki iş haftasına denk gelmesi gerektiği kabul edilmiştir.

- Madde 11: Hizmet ilişkisinin sona ermesi hâlinde çalışanın kullanmadığı izin sürelerine karşılık gelen ücretin ödenmesi zorunluluğu getirilmiştir.

- Madde 12: Yıllık ücretli izin hakkından vazgeçilmesini veya bu iznin karşılığı olarak tazminat alınmasını öngören anlaşmaların, ulusal koşullara göre, geçersiz veya yasak sayılacağı düzenlenmiştir.

Türkiye, 132 No'lu sözleşmeyi onaylamamıştır. Türkiye'nin bu sözleşmeyi onaylamaktan imtina etmesinin temelinde, düşük kıdemli işçi yoğunluğu ve esnek çalışma modellerindeki maliyet artışı kaygılarının yattığı çıkarımı yapılabilir. Bu durum, ulusal mevzuatın yorumlanması bakımından kritik bir eksiklik olmayı sürdürmektedir. Bununla birlikte, sözleşmenin örf ve adet uluslararası hukuku çerçevesinde benimsenen genel ilkeler içermesi nedeniyle dolaylı bir etki alanına sahip olduğu kabul edilmektedir. Türkiye bu onaylamadığı halde 1976 tarihli Gemi Adamlarının Yıllık Ücretli İznine İlişkin Sözleşmesinin (ILO 146) kabulünde referans alınmıştır.

1.4. ILO No. 146 Sayılı Sözleşme (Gemi Adamlarının Yıllık Ücretli İznine İlişkin Sözleşme, 1976)

Türkiye'nin yıllık ücretli izin alanında ILO nezdinde üstlendiği spesifik yükümlülük, 146 No'lu Gemi Adamlarının Yıllık Ücretli İznine İlişkin Sözleşme aracılığıyla hayat bulmaktadır. ILO Genel Konferansı'nın 13 Ekim 1976'da başlayan Cenevre'deki 62. oturumunda kabul edilen bu sözleşme, Türkiye tarafından 15 Temmuz 2003 tarihli ve 4940 sayılı Kanun ile onaylanmış; 22 Temmuz 2003 tarihli ve 25176 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmış ve 28 Temmuz 2005 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Sözleşmenin dikkat çekici hükümleri şunlardır:

- Madde 3/3: Gemiadamlarına her hizmet yılı için asgari otuz takvim günü ücretli izin tanınması zorunludur.

- Madde 5/3: Hastalık veya kaza nedeniyle geçen süreler, izin hesabında fiili çalışma sayılır.

- Madde 10/3: Yolda geçen süreler, hak kazanılan yıllık izin süresinden düşülemez.

- Madde 11: Asgari yıllık ücretli izni öngörmeyen ya da bu hakkın kullandırılmamasına yol açan her türlü hüküm, aksine anlaşma veya feragat hükümsüzdür.

- Madde 12: İzni kullanan gemiadamı, yalnızca olağanüstü acil koşullarda ve önceden bildirim yapılmak suretiyle işe çağrılabilir.

- Madde 13: Sözleşmenin etkin biçimde uygulanması için devletin yeterli denetim mekanizmaları kurması yükümlülüğü öngörülmüştür.

Bir kısım farklılıklar olsa da bu sözleşmeye paralel bir şekilde iç mevzuat olarak 854 Sayılı Deniz İş Kanunu mevcuttur.

II. Birleşmiş Milletler Çerçevesi: İKSEP ve Yıllık İzin Hakkı

Türkiye, Birleşmiş Milletler'in 1966 tarihli Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesi'ni (İKSEP / ICESCR) 4 Haziran 2003 tarihinde onaylamış ve sözleşme Türkiye bakımından 23 Aralık 2003'te yürürlüğe girmiştir.

Sözleşmenin 7. maddesi, çalışanların adil ve elverişli çalışma koşullarından yararlanma hakkını düzenlemektedir. Maddenin (d) fıkrası özellikle şu güvenceleri kapsamaktadır: "Dinlenme, boş zaman, çalışma saatlerinin makul ölçüde sınırlandırılması, periyodik ücretli tatiller ile resmi tatil günlerinde ücret ödenmesi." Bu hüküm, yıllık ücretli izni bir lütuf olarak değil, işçinin uluslararası alanda tanınan temel bir hakkı olarak konumlandırmaktadır. BM İnsan Hakları Komitesi'nin içtihadına göre devletlerin bu hakkı fiilen hayata geçirme yükümlülüğü, soyut bir güvence ile sınırlı tutulamaz; etkili iç hukuk mekanizmalarıyla desteklenmelidir.

III. Gözden Geçirilmiş Avrupa Sosyal Şartı ve Türkiye'nin Çekincesi

Avrupa Konseyi bünyesinde hazırlanan 1961 tarihli Avrupa Sosyal Şartı, 1996'da kapsamlı biçimde revize edilmiştir. Türkiye, 3 Mayıs 1996 tarihinde imzalanan Gözden Geçirilmiş Avrupa Sosyal Şartı'nı onaylamış; sözleşme 2007 yılında Türkiye bakımından yürürlüğe girmiştir.

Şart'ın "Adil Çalışma Koşullarına Sahip Olma Hakkı" başlıklı 2. maddesinin 3. fıkrası, tüm çalışanlara asgari dört haftalık ücretli yıllık izin güvencesi getirmektedir.

Burada dikkat çekilmesi gereken husus, ILO’nun 3 haftalık asgari sınırına karşılık, Avrupa Sosyal Şartı’nın çıtayı 4 haftaya çıkarmış olmasıdır.

Türkiye Şart'ın 2. maddesinin 3. fıkrasına ilişkin yükümlülüğü kabul etmemiş; çekince koyarak dört haftalık asgari süreyi benimsemekten imtina etmiştir. Bu tutum, bugün de Avrupa Sosyal Haklar Komitesi'nin değerlendirmelerinde eleştiri konusu olmaya devam etmektedir. Aynı maddenin 1. fıkrası ise makul günlük ve haftalık çalışma saatlerini güvence altına almakta; Türkiye bu fıkraya bağlı kalmıştır.

IV. Ulusal Mevzuatın Uluslararası Standartlarla Örtüşme Sorunu

4857 sayılı İş Kanunu'nun 53. maddesi, hizmet süresi bir yıldan beş yıla kadar olan işçilere 14 gün, beş yıldan on beş yıla kadar olanlara 20 gün, on beş yıl ve üzerinde çalışanlara ise 26 gün yıllık ücretli izin tanımaktadır. Bu süreler gün cinsinden belirlenmiş olup ILO 132 No'lu Sözleşme'nin "üç iş haftası" asgari standardı ile Gözden Geçirilmiş Avrupa Sosyal Şartı'nın "dört takvim haftası" standardıyla kıyaslandığında, özellikle kıdemi düşük işçiler açısından ciddi bir açık söz konusudur.

İzin hakkını kullandırmamak, işverenin sözleşmesel yükümlülüğünü ihlal etmesinin ötesinde, Türkiye'nin onayladığı uluslararası belgelerin ruhuna da aykırılık teşkil etmektedir. Nitekim hem İKSEP'in 7. maddesi hem de ILO'nun genel ilkeleri, ücretli iznin fiilen kullandırılmasını ve parasal bir karşılıkla ikame edilememesini emretmektedir.

Sonuç

Yıllık ücretli izin hakkı, salt bir iş hukuku meselesi değildir. Kişinin onurunun, sağlığının ve aile hayatının korunmasına ilişkin bir insan hakları meselesidir. Türkiye'nin bağlı olduğu uluslararası belgeler —başta İKSEP'in 7. maddesi, Gözden Geçirilmiş Avrupa Sosyal Şartı'nın 2. maddesi ve Gemi Adamları özelinde 146 No'lu ILO Sözleşmesi— bu hakkı katı bir pozitif yükümlülük olarak çerçevelemektedir. Bununla birlikte Türkiye'nin ILO'nun 132 No'lu Sözleşmesi'ni henüz onaylamamış olması ve Gözden Geçirilmiş Avrupa Sosyal Şartı'ndaki dört haftalık asgari süre standardından çekince yoluyla muaf tutulmuş bulunması, hukuki bütünlük açısından kapatılması gereken önemli eksikliklerdir. Bu eksiklikler yalnızca teorik değildir; özellikle düşük kıdemli, kayıt dışı çalışma riski yüksek ve güvencesiz istihdam biçimlerine maruz kalan işçi kesimleri için somut bir hak kaybı anlamına gelmektedir.

Kaynakça

1. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi
2. ILO No. 132 Sayılı Sözleşme – Ücretli Tatiller Konvansiyonu (Revize Edilmiş), 1970. ILO Resmî Metni, Cenevre: Uluslararası Çalışma Bürosu.
3. ILO No. 146 Sayılı Sözleşme – Denizcilerin Yıllık Maaşlı İzin Konvansiyonu, 1976. Kanun No. 4940 (15.07.2003), Resmî Gazete: 22.07.2003/25176; Yürürlük: 28.07.2005.
4. ILO No. 52 Sayılı Sözleşme – Maaşlı Tatiller Konvansiyonu, 1936. ILO Resmî Arşivi.
5. BM Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesi (İKSEP/ICESCR), 16 Aralık 1966, Madde 7(d). Türkiye onayı: 04.06.2003; Yürürlük: 23.12.2003.
6. Gözden Geçirilmiş Avrupa Sosyal Şartı, Strasbourg, 03.05.1996, Madde 2/3. Resmî Gazete: 07.04.2007.
7. T.C. Anayasası (1982), Madde 50 ve Madde 90.
8. 4857 Sayılı İş Kanunu, Madde 53-61. Resmî Gazete: 10.06.2003/25134.
9. 854 Sayılı Deniz İş Kanunu, Madde 40.
10. T.C. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Türkiye Tarafından Onaylanan ILO Sözleşmeleri, Ankara: ÇSGB Yayınları.
11. ILO, Türkiye tarafından onaylanan Sözleşmeler, https://www.ilo.org/regions-and-countries/europe-and-central-asia/turkiye, (Erişim: Mart 2026).
12. Murat YETİK, "İş Hukukunda Yıllık Ücretli İzin ve Uygulamaları", Alomaliye.com, 2014.
13. Nazan Moroğlu, Uluslararası Çalışma Örgütü Sözleşmeleri ve İş Kanunu, MEF Üniversitesi Yayınları, 2018.