İNTERNET YOLUYLA KİŞİLİK HAKLARINA SALDIRIDAN KAYNAKLANAN TAZMİNAT

T.C.
YARGITAY
4. HUKUK DAİRESİ
E. 2016/13753
K. 2018/6374
T. 22.10.2018

* İNTERNET YOLUYLA KİŞİLİK HAKLARINA SALDIRIDAN KAYNAKLANAN TAZMİNAT ( Danıştay İlamıyla Davacı Zabıt Kâtibi Tarafından Devlet Memurluğundan Çıkarma Cezasıyla Cezalandırılmasına Dair Adalet Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunca Verilen Kararın İptali İstemiyle Açılan Davada Davaya Konu İşlemde Hukuka ve Mevzuata Aykırılık Bulunmadığına Karar Verildiği - Haberin Güncel Olduğu/Davanın Tümden Reddine Karar Verilmesi Gerektiği )

* GÜNCELLİĞİNİ KAYBETMİŞ HABERİN TEKRAR YAYINLANMASI ( Mahkemenin Olayın Yeni Bir Habermiş Gibi Tekrar Yayınlandığı Yönündeki Gerekçesinin Dosya Kapsamına Uygun Düşmediği/Aksine Görünür Gerçeklik Olgusunun Gerçekleştiği ve Haberin Güncel Olduğu - Mahkemece Davanın Tümden Reddine Karar Verilmesi Gerektiği/İnternet Yoluyla Kişilik Haklarına Saldırıdan Kaynaklanan Tazminat )

* GERÇEKLİK OLGUSU ( İnternet Yoluyla Kişilik Haklarına Saldırıdan Kaynaklanan Tazminat/Mahkemenin Güncelliğini Kaybetmiş Olayın Yeni Bir Habermiş Gibi Tekrar Yayınlandığı Yönündeki Gerekçesinin Dosya Kapsamına Uygun Düşmediği - Haberin Güncel Olduğu/Mahkemece Davanın Tümden Reddine Karar Verilmesi Gerektiği )

4721/m. 24

6098/m. 56

ÖZET : Dava, internet yoluyla kişilik haklarına saldırı sebebiyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Dosyadaki bilgi ve belgeler ile davaya konu haber incelendiğinde, davacı hakkında davalı şirketin internet gazetesinde verilen haberden farklı olarak, suça karışan zabıt katibinin görevine son verilirken, savcı ile hakimin görevlerine devam ettiği bilgisine yer verildiği görülmektedir. Dosyada bulunan Danıştay ilamıyla, davacı zabıt kâtibi tarafından devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına dair Adalet Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunca verilen kararın iptali istemiyle açılan davada, davaya konu işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığına karar verildiği anlaşılmaktadır. Davalı yayın kuruluşu, suça karışan zabıt kâtibi hakkında Danıştayın vermiş olduğu karar sebebiyle yeniden gündeme gelen davaya konu haberi yaptığını ve davacıyı doğrudan ilgilendiren olayda yaşanan yeni gelişmelerin haberi güncel hâle getirdiğini savunmuştur.

Mahkemenin, güncelliğini kaybetmiş olayın yeni bir habermiş gibi tekrar yayınlandığı yönündeki gerekçesinin dosya kapsamına uygun düşmediği, aksine görünür gerçeklik olgusunun gerçekleştiği ve haberin güncel olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece, davanın tümden reddine karar verilmesi gerekir.

DAVA : Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 05/02/2016 gününde verilen dilekçeyle internet yoluyla kişilik haklarına saldırı sebebiyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davalı yönünden davanın pasif husumet yokluğu sebebiyle reddine, diğer davalı şirket yönünden davanın kabulüne dair verilen 14/07/2016 tarihli kararın Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalı şirket vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne ve miktar itibariyle duruşma isteminin reddine karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:

KARAR : Dava, internet yoluyla kişilik haklarına saldırı sebebiyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın davalı ...Ş yönünden kabulüne, diğer davalı yönünden pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiş; hüküm, davalı şirket vekilince temyiz edilmiştir.

Davacı vekili; davalı şirkete ait Habertürk Gazetesi'nin internet sitesinde 20/01/2016 tarihinde müvekkili hakkında “Adliyede Aşk Üçgeni Böyle Bitti” başlıklı bir haber yayınlandığını, habere konu olayın 2008 yılında yaşandığını, davalı şirketin internet gazetesi tarafından 5 yıl önce de haber yapıldığını ve arşiv kayıtlarında bulunduğunu, sırf müvekkilini küçük düşürüp yıpratmak, yine müvekkili üzerinden yargıyı yıpratmak amacı güdülerek yeni bir habermiş gibi yayınlanmasının hukuka aykırı olduğunu, haberin güncel olmadığını, yayınlanmasında kamu yararı bulunmadığını belirterek, manevi tazminat isteminde bulunmuştur.

Davalılar vekili; davacının adı soyadı belirtilmeden, fotoğrafı yayınlamadan verilen haberde matufiyet unsurunun bulunmadığını, haberin gerçek olup önemli güncel gelişmeler yaşanması sebebiyle kamu yararı gözetilerek yayınlandığını, davacının haberde geçen olay sebebiyle yer değiştirme cezasıyla cezalandırılmasına karşın, haberde verilen olaya karışan zabıt kâtibinin devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla cezalandırıldığını, zabıt kâtibinin işlemin iptali için açmış olduğu davada Danıştay 16. Dairesinin 21/04/2015 tarihinde işlemin hukuka uygun olduğu yönünde karar verdiğini, olayın yeniden gündeme gelerek haber yapılmasının sebebinin Danıştay tarafından verilen bu karar olduğunu, davacıyı doğrudan ilgilendiren olayda yaşanan yeni gelişmelerin haberi güncel hale getirdiğini, davacının habere kendi kusuru ile sebebiyet verdiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece; davacı hakkında davalı şirkete ait internet sitesinde verilen haberin, 2011 yılında yayınlanan haberle aynı olduğu, haberde matufiyet unsurunun bulunduğu, olayın gerçek olduğunun Ağır Ceza Mahkemesi ve Danıştay kararlarıyla anlaşılmasına rağmen, güncelliğini kaybetmiş olayın yeni bir habermiş gibi tekrar yayınlandığı ve haber neticesinde davacının kişilik haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle, davanın davalı şirket yönünden kısmen kabulüne, diğer davalı yönünden ise pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.

Dosyadaki bilgi ve belgeler ile davaya konu 20/01/2016 tarihli haber incelendiğinde, davacı hakkında davalı şirketin internet gazetesinde ilk olarak 26/11/2011 tarihinde verilen haberden farklı olarak, suça karışan zabıt katibinin görevine son verilirken, savcı ile hakimin görevlerine devam ettiği bilgisine yer verildiği görülmektedir.

Dosyada bulunan Danıştay 16. Dairesinin 21/04/2015 gün ve 2015/9697 esas, 2015/1941 karar sayılı ilamıyla, davacı zabıt kâtibi tarafından devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına dair Adalet Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunca verilen 07/04/2010 tarihli kararın iptali istemiyle açılan davada, davaya konu işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığına karar verildiği anlaşılmaktadır. Davalı yayın kuruluşu, suça karışan zabıt kâtibi hakkında Danıştay'ın vermiş olduğu karar sebebiyle yeniden gündeme gelen davaya konu haberi yaptığını ve davacıyı doğrudan ilgilendiren olayda yaşanan yeni gelişmelerin haberi güncel hâle getirdiğini savunmuştur.

Şu hâlde; mahkemenin, güncelliğini kaybetmiş olayın yeni bir habermiş gibi tekrar yayınlandığı yönündeki gerekçesinin dosya kapsamına uygun düşmediği, aksine görünür gerçeklik olgusunun gerçekleştiği ve haberin güncel olduğu anlaşılmaktadır.

Yukarıda açıklanan sebeplerle mahkemece, davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle davalı şirketin tazminatla sorumlu tutulmuş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden, kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : Temyiz edilen kararın yukarda açıklanan sebeplerle davalı şirket yararına BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, 22.10.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.

kazanci.com.tr

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.