banner649

04 Kasım 2019

İŞÇİLİK ALACAKLARININ TAHSİLİ İSTEMİ - GEÇERLİ FESİH - FAZLA ÇALIŞMA

T.C.
İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9. HUKUK DAİRESİ
E. 2018/201
K. 2019/794
T. 21.6.2019

İŞÇİLİK ALACAKLARININ TAHSİLİ İSTEMİ ( Davalı Tarafça Sunulan İşyeri Sicil Dosyası İçerisindeki Yazılı Şikayet Dilekçeleri ve Savunma Beyanları İncelendiğinde Davacının Diğer Personele Yönelik Söz ve Davranışlarının Sataşma Niteliğinde Olmadığının Anlaşıldığı - Davalı Tarafça Fesih Nedeni Olarak Belirtilen Ahlak ve İyi Niyet Kurallarına Aykırılığı İddia Edilen Davranışların Neler Olduğu Konusunda Dosyada Kabule Yeterli Delil Bulunmadığı/Bu Yöndeki İddialar İspatlanamadığından Fesih Nedeni Olarak Kabulünün Mümkün Olmadığı )

GEÇERLİ FESİH ( Fesih Nedeni Olarak İleri Sürülen Son Kullanma Tarihi Geçmiş Ürünlerin Raflardan İndirilmemesine Dair Davranışın Kasıtlı ya da Israrcı İhmali Davranışlar Olduğuna Yönelik İddianın Kabule Yeterli Düzeyde Kanaat Oluşturacak Delillerle Ortaya Konulamadığı/Bu Tür Eylemlerin Uzunca Bir Süre Tekrarlanmış Olması Karşısında Davranışların Verilen Görevi Uyarılara Rağmen Yapmamakta Israrlı Davranış Olarak Kabul Edilemese de Davalı Yönünden Davacıya Yönelik Güven Duygusunu Zedeleyici Nitelikte Davranış Olarak Kabul Edileceğinden Davacı Lehine Kıdem ve İhbar Tazminatına Hükmedilmesi Gerektiği )

FAZLA ÇALIŞMA ( İş Sözleşmesinde Yıllık 270 Saatlik Fazla Çalışma Süre Ücretinin Aylık Ücret İçerisinde Kabul Edildiğine Yönelik Düzenleme Olduğu/Bilirkişi Raporundaki Fazla Çalışma Süresi ve Ücretine Yönelik Tespitlerde ve Bu Rapora Dayalı Olarak Yerel Mahkemece Fazla Çalışma Ücretinin Reddine Yönelik Kararda Usul ve Yasaya Aykırılık Görülmediği )

4857/m.17,18,41

1475/m.14

6100/m.355

ÖZET : Dava, işçilik alacaklarının tahsili istemine ilişkindir.

Davalı tarafça ileri sürülen fesih sebeplerinin incelenmesinde;

Davacının aynı mağazada çalışan bayan çalışanlara yönelik söz ve davranışlarının sataşma niteliğinde ve haklı fesih nedeni olduğu ileri sürülmüş ise de davalı tarafça sunulan işyeri sicil dosyası içerisindeki yazılı şikayet dilekçeleri ve savunma beyanları incelendiğinde, davacının diğer personele yönelik söz ve davranışlarının sataşma niteliğinde olmadığı anlaşılmaktadır.

Davalı tarafça fesih nedeni olarak belirtilen ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı olduğu iddia edilen davranışların neler olduğu konusunda dosyada kabule yeterli delil bulunmadığı, bu yöndeki iddialar da ispatlanamadığından fesih nedeni olarak kabulü mümkün değildir.

Davalı tarafça davacıya karşı fesih nedeni olarak ileri sürülen son kullanma tarihi geçmiş ürünlerin raflardan indirilmemesine dair davranışın tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde ispatlandığı, bu tür tespitlerin uzunca bir zamana yaygın olarak yapıldığı, davacıdan savunma talep edildiği, yazılı savunmalarda çoğunlukla iş yoğunluğu nedeniyle bu tür aksaklıkların gerçekleştiğinin dile getirildiği, buna rağmen davacıya uyarı ve ihtar disiplin cezaları uygulanarak birlikte çalışmanın sürdürüldüğü, dinlenen davacı tanık beyanlarında da bu tür tespitlerin kendilerine yönelik olarak da yapıldığının beyan edildiği, savunma içerikleri ve dosyaya yansıyan bilgiler itibariyle davacının bu tür davranışlarının kasıtlı ya da ısrarcı ihmali davranışlar olduğuna yönelik iddianın kabule yeterli düzeyde kanaat oluşturacak delillerle ortaya konulamadığı, buna karşın bu tür eylemlerin uzunca bir süre tekrarlanmış olması karşısında davranışların verilen görevi uyarılara rağmen yapmamakta ısrarlı davranış (haklı fesih nedeni) olarak kabul edilemese de davalı yönünden davacıya yönelik güven duygusunu zedeleyici nitelikte davranış olarak kabul edilmesi gerektiği ve buna dayalı olarak davalı tarafça gerçekleştirilen feshin haklı nedenle fesih olarak kabul edilmemekle birlikte geçerli nedenle fesih olarak kabulü gerektiğinden, yerel mahkeme kararının bu yönüyle ortadan kaldırılmasına ve davacı lehine kıdem tazminatı ve ihbar tazminatına hükmedilmek suretiyle yeniden hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir.

Davacı tarafça fazla çalışma yapıldığı ve ücretinin ödenmediği istinaf nedeni olarak ileri sürülmüş ise de dosya içerisine sunulan ve bizzat davacının imzasını taşıyan işe giriş çıkış kayıtları ile iş sözleşmesinde taraflarca kabul edilen yıllık 270 saatlik fazla çalışma süre ücretinin aylık ücret içerisinde kabul edildiğine yönelik düzenleme birlikte değerlendirildiğinde bilirkişi raporundaki fazla çalışma süresi ve ücretine yönelik tespitlerde ve bu rapora dayalı olarak yerel mahkemece fazla çalışma ücretinin reddine yönelik kararda usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir.

Davacı tarafça davalı tanık beyanlarına itibar edilemeyeceği ileri sürülmüş ise de tanık beyanı ile ispatlanmaya çalışılan fazla çalışma ücreti yönünden değerlendirmelerin dosyaya sunulan ve davacının imzasını içeren kayıtlara dayalı olarak yapılmış olması, dairemizce fesih nedenlerine yönelik değerlendirme birlikte dikkate alındığında davalı tanık beyanlarının sonuca etkili olmadığı kabul edilmekle davacının bu yöndeki istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.

DAVA : Muğla 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi'nin 14/11/2017 tarih ve 2017/429 Esas, 2017/571 Karar sayılı kararına karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş, dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderilmiş olup, tüm dosya kapsamı incelendi, 6100 Sayılı HMK'nın 352.maddesi uyarınca eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

KARAR : TALEP:

Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkilinin davalı Şirketin Muğla işyerinde 04.06.2004 tarihinde işe girdiğini, işverenin 09.04.2014 tarihinde hiçbir gerekçe göstermeden ve ihbar Öneline uymadan müvekkilinin ve çalışanların iş akdine son verdiğini, Müvekkilinin işyerinde haftada 6 gün, 08.30-21.00 saatlerinde çalıştığını, işçi alacaklarının ödenmesi için gönderilen 10.04.2014 tarih ve 4832 Sayılı ihtarnameye rağmen ödeme yapılmadığını belirterek, fazla mesai ücretinin, kıdem ve ihbar tazminatının iş akdinin fesih tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yllksek faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davacı vekili 18/08/2016 tarihinde harçlandırdığı ıslah dilekçesi ile; kıdem tazminatı alacağını 28.345,60 TL'ye, ihbar tazminatı alacağını 5.379,36 TL'ye yükseltmiştir.

SAVUNMA:

Davalı vekili cevap dilekçesi ile; yetki ve zamanaşımı itirazında bulunduklarını, Davacının iş akdinin, fireye ayrılarak imha edilmesi gereken son kullanma tarihi geçmiş ürünleri, bu konuda birçok kez uyarılmasına rağmen satışta tutması ve mağazada çalışan bayan personellere karşı aşağılayıcı ve rencide edici söz ve davranışlarda bulunması nedenleriyle haklı olarak feshedildiğini, Davacının son kullanma tarihi geçmiş ürünlerle ilgili olarak dosyasında İş akdinin feshine neden olan son eylemi dışında almış olduğu 5 yazılı ihtarı, 2 sözlü uyarısı bulunduğunu, En son 07.04.2014 tarihinde mağazada yapılan incelemede, görev tanımına aykırı olarak son kullanma tarihi geçmesine rağmen satışta tutulan ürün tespit edilmesi üzerine 09.04.2015 tarihli ihtarname ile iş akdinin bu tarih itibariyle feshedildiğinin bildirildiğini, ancak daha sonra ihtarname tarihinden önce rapor aldığının tespit edilmesi üzerine SGK kayıtlarından çıkış işlemi iptal edilerek 11.04.2014 tarihli ihtarname ile iş akdinin feshedildiğini, Davacının emir ve talimatı altında çalışan bayan personelle karşı, rencide edici, aşağılayıcı ve cinsiyet ayrımına dayalı söz ve davranışlarının şirketin diğer işçilerine karşı sataşma niteliğinde olduğunu, davacının bu eylemlerinin haklı fesih nedeni oluşturduğunu, Davacının yukarıda sözedilenler dışında görev tanımına aykırı eylemleri nedeniyle dosyasında almış olduğu 20 İhtarı ve 13 sözlü uyarısı bulunduğunu, Davacının iş akdinin İş Kanununun 25/II-d, e, h maddeleri uyarınca haklı olarak feshedildiğini, bu nedenle kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanmasının mümkün olmadığını, Dava dilekçesinde sözedilen çalışma saatlerinin doğru olmadığını, mağazanın 09.00-21.00 saatleri arasında açık olduğunu, bu saatler içerisinde 09.00-18.00 ve 12.00-21.00 saatlerinde olmak Üzere çift vardiya uygulandığını, sözedilen saatler dışında mağazaya müşteri alınmadığını, açılıştan önceki 15 dakika ile kapanıştan sonraki 15 dakikalık sürede çalışanlar tarafından açılış ve kapanış işlemlerinin yapıldığını, gün içinde l saat yemek molası, ile iki kez 15'er dakika çay molası verildiğini, aylık 195 saati geçecek şekilde fazla çalışma yapılmasının sözkonusu olmadığını, Davacının mağaza sorumlusu olarak görev yaptığını, çalışma saatlerini düzenlediğini, günlük 7,5 saatlik çalışma süresinin nadiren aşılması durumunda ertesi gün geç gelerek veya erken çıkarak bu çalışmaların eritîldiğini, ayrıca İşyerindeki giriş-çıkış ve çalışma saatlerine ilişkin puantaj kayıtlarının bulunduğunu, davacının imzasını içeren ve İhtirazi kayıt içermeyen kayıtların aksinin tanık beyanları ile çürütülemeyeceğîni, Davacının mağaza sorumlusu olarak çalışması nedeniyle fazla çalışma ücreti talep edemeyeceğini, işyerinde esnek çalışma saatleri sisteminin ve denkleştirme esasının uygulanması nedeniyle davacının fazla çalışma alacağını doğuracak şekilde çalışmasının sözkonusu olmadığını, fazla çalışma iddiası kabul edilmemekle birlikte iş sözleşmesinde fazla çalışma ücretlerinin ücrete dahil olduğunun belirtilmesi nedeniyle de fazla çalışma ücreti istenemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

İlk derece mahkemesince;

"Davanın ıslah edilmiş haliyle KISMEN KABULÜ ile,

İhbar tazminatı 4.531,63 TL Net,

Kıdem tazminatı 28.130,45 TL Net,

Kıdem tazminatına iş akdinin fesih tarihi olan 11.04.2014 tarihinden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek mevduat faiziyle,

İhbar tazminatının 2.000,00 TL' sine dava tarihi olan 22.05.2015 tarihinden, kalan tutarına ıslah tarihi olan 18.08.2016 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak suretiyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

Fazlaya ilişkin talebin reddine," karar verilmiştir.

TARAFLARCA İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davacı vekili istinaf dilekçesi ile; davalı tarafça davacının haklı sebeple işten çıkışının üzerinin kapatılmaya çalışılarak suç isnadında bulunulduğu, kadın çalışanlara kaba davranmak ve tarihi geçmiş ürünleri rafta unutmak ile itham edildiği, her insanın hata yapabileceği, davacının telafisi mümkün olmayan hatalar yapmadığı, bahse4dilen uyarı cezalarının abartılı ithamlar içerdiği, iş yükü düşünüldüğünde kabul edilebilir standartta hatalar olduğu,

Aynı mahkemece ve aynı hakim tarafından dosyaya yeni bir delil ya da yeni bir beyan sunulmadan yapılan yargılamada davanın tümüyle reddedildiği, bunun hukuki olmadığı,

Davacının fazla çalışmayı kabul ettiğine ilişkin belgeyi baskı altında imzaladığı, bu imza atılmadan işe alınamayacağı, fazla çalışmayı kabul etmenin fazla çalışma ücretinden feragat anlamına da gelmediği, davalı şirket tarafından kabul edilen süreden fazla çalışmaya zorlandığı ve ücretlerinin de ödenmediği, fazla çalışıldığının tanık beyanları ile de sabit olduğu, bu nedenlerle davacının iş akdinin feshetmesinin haklı olduğu, işverenin iş akdini bu şekilde feshinin haksız olduğu,

Davalı tanıklarının halen mağaza çalışanı olup, beyanlarına itibar edilemeyeceği belirtilerek yerel mahkeme kararının ortadan kaldırılması ve dosyanın yeniden yerel mahkemeye gönderilmesi talep edilmiştir.

GEREKÇE :

Dosyanın incelenmesinde; davacının davalı şirkete ait Muğla ilindeki birden fazla işyeri şubesinde 04.06.2004-11.04.2014 tarihleri arasında ve son dönemde mağaza sorumlusu olarak çalıştığı, iş akdinin davalı işveren tarafından birden fazla nedene dayalı olarak ve haklı nedenle feshedildiğinin belirtildiği, yerel mahkemece tanıkların dinlendiği, tüm delillerin toplandığı, bilirkişi raporu alındığı, davacı tarafça kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı taleplerinin ıslahen arttırıldığı, yapılan yargılama sonunda yerel mahkemece davanın kısmen kabulüyle 4.531,63 TL net ihbar tazminatının ve 28.130,45 TL net kıdem tazminatının faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verildiği, karar aleyhine davalı tarafça istinaf yoluna başvurulduğu, dairemizce verilen 19.07.2017 tarihli kararda yerel mahkemece delillerin değerlendirilmediği dikkate alınarak kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verildiği, yerel mahkemece yapılan yargılama sonunda bu kez davacının tüm talepleri yönünden davanın reddine karar verildiği tespit edilmiştir.

6100 Sayılı HMK'nın 355 maddesi; istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırılı olarak yapılır, ancak Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir şeklinde düzenleme içermektedir. Dosya kapsamında kamu düzenine ilişkin istinaf nedeni bulunmadığı kabul edilmiş, bu durumda istinaf incelemesinin istinaf yoluna başvuran tarafın istinaf gerekçeleriyle sınırlı olarak yapılması gerekmiştir.

Davacı tarafın istinaf konusu ettiği hususlar ayrık tutulduğunda diğer tüm yönlerin taraflar arasında tartışmasız olduğunun kabulü gerekmiştir.

Davacının istinaf sebeplerinin değerlendirilmesinde;

Davalı tarafça ileri sürülen fesih sebeplerinin incelenmesinde davacının aynı mağazada çalışan bayan çalışanlara yönelik söz ve davranışlarının sataşma niteliğinde ve haklı fesih nedeni olduğu ileri sürülmüş ise de davalı tarafça sunulan işyeri sicil dosyası içerisindeki yazılı şikayet dilekçeleri ve savunma beyanları incelendiğinde davacının diğer personele yönelik söz ve davranışlarının sataşma niteliğinde olmadığı anlaşılmaktadır.

Davalı tarafça fesih nedeni olarak belirtilen ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı olduğu iddia edilen davranışların neler olduğu konusunda dosyada kabule yeterli delil bulunmadığı, bu yöndeki iddiaların da ispatlanamadığı, bu nedenle fesih nedeni olarak kabulünün mümkün olmadığı anlaşılmaktadır.

Davalı tarafça davacıya karşı fesih nedeni olarak ileri sürülen son kullanma tarihi geçmiş ürünlerin raflardan indirilmemesine dair davranışın tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde ispatlandığı, bu tür tespitlerin uzunca bir zamana yaygın olarak yapıldığı, davacıdan savunma talep edildiği, yazılı savunmalarda çoğunlukla iş yoğunluğu nedeniyle bu tür aksaklıkların gerçekleştiğinin dile getirildiği, buna rağmen davacıya uyarı ve ihtar disiplin cezaları uygulanarak birlikte çalışmanın sürdürüldüğü, dinlenen davacı tanık beyanlarında da bu tür tespitlerin kendilerine yönelik olarak da yapıldığının beyan edildiği, savunma içerikleri ve dosyaya yansıyan bilgiler itibariyle davacının bu tür davranışlarının kasıtlı ya da ısrarcı ihmali davranışlar olduğuna yönelik iddianın kabule yeterli düzeyde kanaat oluşturacak delillerle ortaya konulamadığı, buna karşın bu tür eylemlerin uzunca bir süre tekrarlanmış olması karşısında davranışların verilen görevi uyarılara rağmen yapmamakta ısrarlı davranış (haklı fesih nedeni) olarak kabul edilemese de davalı yönünden davacıya yönelik güven duygusunu zedeleyici nitelikte davranış olarak kabul edilmesi gerektiği ve buna dayalı olarak davalı tarafça gerçekleştirilen feshin haklı nedenle fesih olarak kabul edilmemekle birlikte geçerli nedenle fesih olarak kabulü gerektiği dairemizce benimsenmekle yerel mahkeme kararının bu yönüyle ortadan kaldırılmasına ve davacı lehine kıdem tazminatı ve ihbar tazminatına hükmedilmek suretiyle yeniden hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir.

Davacı tarafça fazla çalışma yapıldığı ve ücretinin ödenmediği istinaf nedeni olarak ileri sürülmüş ise de dosya içerisine sunulan ve bizzat davacının imzasını taşıyan işe giriş çıkış kayıtları ile iş sözleşmesinde taraflarca kabul edilen yıllık 270 saatlik fazla çalışma süre ücretinin aylık ücret içerisinde kabul edildiğine yönelik düzenleme birlikte değerlendirildiğinde bilirkişi raporundaki fazla çalışma süresi ve ücretine yönelik tespitlerde ve bu rapora dayalı olarak yerel mahkemece fazla çalışma ücretinin reddine yönelik karar da usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir.

Davacı tarafça davalı tanık beyanlarına itibar edilemeyeceği ileri sürülmüş ise de tanık beyanı ile ispatlanmaya çalışılan fazla çalışma ücreti yönünden değerlendirmelerin dosyaya sunulan ve davacının imzasını içeren kayıtlara dayalı olarak yapılmış olması, dairemizce fesih nedenlerine yönelik değerlendirme birlikte dikkate alındığında davalı tanık beyanlarının sonuca etkili olmadığı kabul edilmekle davacının bu yöndeki istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.

Bu yönüyle Muğla 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi'nin 14/11/2017 tarih ve 2017/429 Esas, 2017/571 Karar sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b.2 maddesi uyarınca ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurma yoluna gidilmiştir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

A-)Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile; Muğla 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi'nin 14/11/2017 tarih ve 2017/429 Esas, 2017/571 Karar sayılı kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

B-)Davanın KISMEN KABULÜ ile;

1-)Brüt 28.345,60 TL kıdem tazminatının akdin feshi tarihi olan 11/04/2014 tarihinden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek mevduat faizi oranı üzerinden hesaplanacak faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

2-)Brüt 5.379,36 TL ihbar tazminatının, 2.000,00 TL'sinin dava tarihi olan 22/05/2015 tarihinden itibaren, 3.379,36 TL'sinin ıslah tarihi olan 18/08/2016 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

3-)Davacının fazla çalışma ücreti talebinin REDDİNE,

4-)Kabul edilen tutarlar üzerinden yapılacak yasal kesintilerin infaz aşamasında dikkate alınmasına,

5-)a)Kabul edilen miktar itibariyle alınması gereken 2.303,75 TL nispi karar ve ilam harcından peşin alınan 307,40 TL ile 285,62 TL ıslah harcının mahsubu sonrası bakiye kalan 1.710,74 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,

b-)Davacı tarafça peşin olarak yatırılan 307,40 TL'si peşin karar ve ilam harcı, 285,62 TL'si ıslah harcı olmak üzere toplam 593,01 TL harç bedelinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

6-)a)Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden dairemizce verilen karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca kabul edilen miktar itibariyle 4.047,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

b-)Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden dairemizce verilen karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/2.maddesi uyarınca reddedilen miktar itibariyle 1.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

7-)a)Davacı tarafça ilk derece yargılamasında yapıldığı tespit edilen 250.00 TL'si bilirkişi gideri, 60,00 TL'si tanık gideri, 153,00 TL'si posta gideri, 141,50 TL'si tebligat gideri olmak üzere toplam 604,50 TL yargılama giderlerinin kabul-ret oranları dikkate alınarak 587,10 TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye 17,40 TL'sinin davacı üzerinde bırakılmasına,

b-)Davalı tarafça ilk derece yargılamasında yapıldığı tespit edilen 60,00 TL'si tanık gideri, 38,80 TL'si posta gideri, 98,00 TL'si tebligat gideri olmak üzere toplam 196,80 TL yargılama giderlerinin kabul-ret oranları dikkate alınarak 5,66 TL'sinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, bakiye 191,13 TL'sinin davalı üzerinde bırakılmasına,

C-)1-Davacı tarafından istinaf aşamasında yatırılan toplam 31,40 TL istinaf karar harcının talebi halinde kendisine iadesine,

2-)Davacı tarafından istinaf aşamasında yatırılan 43,00 TL'si posta gideri, 50.00 TL'si tebligat gideri ve 85.70 TL'si istinaf başvuru harcı olmak üzere toplam 178,70 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

3-)İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından, vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere 21.06.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

kazanci.com.tr

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.