banner613

02 Eylül 2021

KARARIN TUTUKLU SANIK MÜDAFİİNE ADLİ TATİLDE TEBLİĞ EDİLMESİ - TEMYİZ DİLEKÇESİNDE SÜRE AŞIMI

T.C.

Yargıtay

6. Ceza Dairesi 

2021/12962 E.  ,  2021/11978 K.

"İçtihat Metni"

İTİRAZ

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 21/01/2019 gün ve 2019/1454 Esas sayılı iddianamesi ile sanıklar ..., Sarıllah Kadini, Ümit Amini, ... hakkında "Yağma ve Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma" suçlarından cezalandırılması istemi ile açılan kamu davasında yapılan yargılama neticesinde, Bakırköy 19. Ağır Ceza Mahkemesinin 07/02/2020 gün ve 2019/229 Esas, 2020/35 Karar sayılı ilamı ile; sanıkların ayrı ayrı cezalandırılmalarına ve tutukluluk hallerinin devamına karar verildiği, hükmün süresi içerisinde sanık ... ve müdafii, Sanık ... ve müdafii, Sanık ... ve müdafii, Sanık ... ve müdafii, sanık ... müdafii tarafından istinaf edildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 14/07/2020 gün ve 2020/1302 Esas, 2020/1547 Karar sayılı ilamı ile; düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 14/07/2020 gün ve 2020/1302 Esas, 2020/1547 Karar sayılı ilamının sanık ... müdafiine 21/07/2020 tarihinde tebliğ edildiği, Sanık ... müdafiinin bu hükmü 02/09/2020 tarihinde temyiz ettiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 07/09/2020 gün ve 2020/1302 Esas, 2020/1547 Karar sayılı ek kararı ile; sanık ... müdafiinin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin temyiz isteminin CMK'nun 286/2-b uyarınca kesin olarak verilen karara ilişkin olması nedeniyle CMK'nun 296/1-a maddesi uyarınca reddine, birden fazla kişi tarafından yağma suçuna ilişkin temyiz isteminin 15 günlük temyiz süresinin geçirilmesi nedeniyle CMK'nun 296/1-a maddesi uyarınca reddine karar verildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 07/09/2020 gün ve 2020/1302 Esas, 2020/1547 Karar sayılı ek kararının sanık ... müdafiine 14/09/2020 tarihinde tebliğ edildiği ve sanık ... tarafından süresi içerisinde 16/09/2020 tarihinde temyiz edildiği,

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından tanzim olunan 30/09/2020 tarihli tebliğname ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 07/09/2020 gün ve 2020/1302 Esas, 2020/1547 Karar sayılı ek kararının onanmasının talep edildiği,

Dairemizin 03/03/2021 gün ve 2020/2583 Esas, 2021/3859 Karar sayılı ilamı ile;" İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesi’nin 14.07.2020 tarihinde (adli tatilden önce) verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararının, tutuklu olan yabancı uyruklu sanığın müdafiine 21.07.2020 tarihinde (adli tatil içinde) tebliğ edildiği ve sanık müdafiinin bu hükmü 02.09.2020 tarihinde (adli tatilden sonraki üç gün içinde) temyiz ettiği, aynı Mahkeme’nin 07.09.2020 tarihli, 2020/1302 - 1547 esas ve sayılı kararıyla, nitelikli yağma suçunda temyiz süresinin kaçırılması, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ise, ilâveten verilen cezanın miktarı itibariyle temyizi kabil olmaması gerekçeleriyle temyiz isteminin reddine ek olarak karar verildiği, bu kararın da sanık müdafii tarafından süresinde temyiz edildiği tespit edilmekle, adli tatil ve sürelerin işleyip işlememesi konusu öncelikle değerlendirilmiştir.

Adil yargılanma hakkının en önemli başlıklarından birini oluşturan savunma hakkı, temel bir insanlık hakkı olarak İHAS 6. ve 2709 sayılı Anayasa’mızın 36. maddeleriyle 5271 sayılı CMK.’nın çeşitli hükümlerinde güvence altına alınmıştır.

Kanun yoluna başvurma hakkı da, savunma hakkının en önemli bölümlerinden birini oluşturmaktadır.

Kanun yoluna başvurma hakkı, aynı zamanda hak arama özgürlüğü ile erişim hakkının da önemli alt başlıklarından birisidir.

Öte yandan; 7 No.'lu Ek Protokolün “Cezai konularda iki dereceli yargılanma hakkı” başlıklı 2. maddesi uyarınca; kural olarak herkes aleyhine verilen mahkumiyet hükmünü yüksek bir mahkemede yeniden inceletebilme hakkına sahiptir.

CMK'nın 267. maddesi uyarınca, hâkim kararları ile kanunun gösterdiği hâllerde mahkeme kararlarına karşı itiraz kanun yoluna gidilebilir.

Aynı Kanun’un 272 ve devamı maddeleri uyarınca, (Suçluların iadesi ile 5320 sayılı CMK'nın Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8. maddesinde belirtilen istisnalar dışında) ilk derece mahkemesinden verilen bütün nihai kararlar yâni hükümler, kural olarak istinaf kanunyolu denetimine tâbidir.(CMK’nın 272/3 mddesinde belirtilen istisna kapsamında kalan hükümler ise; kesindir.) CMK’nın 286/1. maddesi uyarınca, istinaf mahkemesinin verdiği bozma dışındaki kararlar ile aynı maddenin 2. ve 3. fıkrası kapsamında belirtilen istisnalar dışındaki bütün istinaf mahkemesi kararları temyiz kanun yolu denetimine tabidirler.

CMK’nın 331. maddesinin 4. fıkrası uyarınca; "Adli tatil içerisinde süreler işlemez. Bu süreler tatilin bittiği günden itibaren üç gün uzatılmış sayılır." Kanunda bu kuralın istisnası öngörülmemiştir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 26.11.2013 tarih 272/524 sayılı kararında da belirtildiği üzere ve özetle; adli tatilde görülebilen (örneğin tutuklu davalar) işler yönünden CMK’nın 331. maddesinin 4. fıkra hükmünün uygulanmayacağı, bu tür dava ve işlerle ilgili sürelerin adli tatil içinde de işleyeceği görüşündedir.

Dairemiz ise; yukarıda açıklanan gerekçeler ile Any. m. 36, AİHS m. 6, (7) No.’lu Ek Protokol m. 2/1, 5320 SK m. 8/1 ve 5271 sayılı CMK’nın m. 331(4) hükmü uyarınca, adil tatil içerisinde sürelerin işlememesi kuralının yasal hiçbir istisnasının olmadığı görüşünü kabul etmektedir.

Nihayet Anayasa’mız ve AİHS hükümlerine göre hak ve özgürlükler asıl, kısıtlamalar ise istisnadır. Sınırlama ve kısıtlamalar ise; belli koşularda ve ancak kanunla yapılabilir. Hak arama özgürlüğü ve erişim hakkı kapsamında olduğu tartışmasız olan kanun yoluna başvurma hakkının içtihat yoluyla daraltılması, somut olayda olduğu gibi, üstelik adli tatilde görülen bir dava ve verilen bir karar da olmamasına rağmen temyiz hakkının kullanılmasının engellenmesi, 5271 sayılı CMK’nın 289(1)-h maddesi bağlamında hukuka kesin aykırılık hâlidir.

Bu itibarla, Bölge adliye mahkemesince verilen temyiz isteminin reddi kararının kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden onanmasına, nitelikli yağma suçu bakımndan ise kaldırılmasına temyiz incelemesinin esastan yapılmasına karar vermek gerekmiştir.

Açıklanan nedenlerle;

1-5271 sayılı CMK'nın 286/2-a maddesi uyarınca, ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararlarının temyizleri mümkün olmadığından kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden bu karara karşı yapılan temyiz itirazının reddiyle, temyiz isteminin reddine dair ek kararın tebliğnameye uygun olarak ONANMASINA,

2- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nin temyiz isteminin reddine dair 07.09.2020 tarihli, 2020/1302 - 1547 esas ve sayılı temyiz isteminin reddine dair ek kararın nitelikli yağma suçu yönünden tebliğnameye aykırı olarak ve oy çokluğu ile KALDIRILMASINA karar verilerek yapılan incelemede;

5271 sayılı CMK'nın 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanunun 294. Maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanunun 301. maddesinin ''Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık ... müdafiinin temyiz isteminin suçun unsurlarının oluşmadığı, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince sanık hakkında beraat kararı verilmelisine yönelik olduğu belirlenerek anılan sebeplere yönelik yapılan incelemede;

Oluş ve dosya içeriğine göre, sanık hakkında yağma suçundan kurulan hükümde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca dosyada CMK'nın 289. maddesinde sayılan hukuka kesin aykırılık hâllerinin herhangi birinin varlığı da tespit edilememiştir.

Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine göre, sanık hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan hükümde ileri sürülen temyiz sebebi yönünden bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, 5271 sayılı CMK'nın 302/1. maddesi uyarınca, sanık ... müdafiinin yerinde görülmeyen TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ ile HÜKMÜN ONANMASINA, " karar verilmiş;

Dairemizin sanık hakkında verdiği karara karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 26.03.2021 gün ve KD-6-2020/81835 sayılı yazısı ile itiraz yasa yoluna başvurulmuştur.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz yazısında özetle ;‘‘Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığımız arasında oluşan uyuşmazlık; adli tatil süresi içeresinde tebliğ edilen tutuklu işlerde temyiz süresinin işleyip işleyemeyeceği hususuna ilişkindir. İncelenen dosya kapsamından; yokluğunda verilen 14.07.2020 günlü İstanbul Bölge Adliye 7 Ceza Dairesinin kararının tutuklu sanık ... müdafiine adli tatil içerisinde 21.07.2020 günü tebliğ edildiği, sanık ... müdafiinin hükmü 02.09.2020 günü temyiz ettiği anlaşılmaktadır.

5271 sayılı CMK'nun 331. maddesi hüküm tarihinde; "(1) Ceza işlerini gören makam ve mahkemeler her yıl bir eylülde başlamak üzere, yirmi temmuzdan otuzbir ağustosa kadar çalışmaya ara verirler.

(2) Soruşturma ile tutuklu işlere ilişkin kovuşturmaların ve ivedi sayılacak diğer hususların tatil süresi içinde ne suretle yerine getirileceği, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenir.

(3) Tatil süresince bölge adliye mahkemeleri ile Yargıtay, yalnız tutuklu hükümlere ilişkin veya Meşhud Suçların Muhakeme Usulü Kanunu gereğince görülen işlerin incelemelerini yapar.

(4) Adli tatile rastlayan süreler işlemez. Bu süreler tatilin bittiği günden itibaren üç gün uzatılmış sayılır" şeklindedir.

Maddenin 1. fıkrasında, ceza işlerini gören makam ve mahkemelerin her yıl temmuzun yirmisinden ağustosun otuzbirine kadar tatil olunacağı, 2. fıkrasında, anılan makam ve mahkemelerin bu süre içinde, sadece soruşturmaları, tutuklu işlere ilişkin kovuşturmaları ve ivedi sayılacak diğer hususları yerine getirecekleri belirtilmiş, 4. fıkrasında ise, adlî tatile rastlayan sürelerin işlemeyeceği, bu sürelerin tatilin bittiği günden itibaren üç gün uzatılmış sayılacağı ifade edilmiştir.

Bu düzenlemelere göre, adlî tatil içinde görülebilen işler yönünden 4. fıkra hükmü uygulanmayacak, bu tür dava ve işlerle ilgili süreler adlî tatil içinde de işleyecektir. Sürenin uzaması kuralının uygulanabilmesi için, adlî tatil içinde görülemeyen dava ve işlerle ilgili kararın tebliğinin tatilden önce gerçekleştirilmesi, işlemeye başlayan sürenin adlî tatil içinde sona ermesi gerekir. Bu takdirde tatilden önce işleyen kısma bakılmaksızın, süre, adlî tatilin bittiği günden itibaren üç gün uzayacaktır. Öte yandan 14.02.1934 sayı gün ve 47/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına göre de; adlî tatilde görülemeyen davalarla ilgili kararların, adlî tatile rastlayan dönemde tebliği geçerlidir. Ancak tatilde süre işlemeyeceği için, bu durumda mehil adlî tatilin bitiminden itibaren başlayacaktır. Bu bilgiler ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde; Somut olayda yargılaması tutuklu olması nedeniyle adlî tatil içinde yapılan bir davaya ilişkin gerekçeli karar 21.07.2020 tarihinde sanık müdafiine tebliğ edilmiş olup, sanık müdafii 15 günlük temyiz süresinin sonunda 02/09/2020 tarihinde hükmü temyiz etmiştir. Dolayısıyla tutuklu işlerde temyiz süresi işleyeceğinden sanık ... müdafiinin temyiz başvurusu kanuni süreden sonra yapılmıştır.

Bu itibarla, sanık ... müdafiinin kanuni süreden sonra yapılan temyiz başvurusunun İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 07/09/2020 gün ve 2020/1302 Esas, 2020/1547 karar sayılı temyiz istiminin reddine dair ek kararı yerinde olup, Yüksek Yargıtay 6. Ceza Dairesi tarafından temyiz isteminin reddine dair ek kararın onanması gerektiği düşüncesiyle itiraz yasa yoluna başvurulmuştur.” görüşü belirtilmek suretiyle itiraz yasa yoluna başvurulmuştur.

Dosya Dairemize gönderilmekle okunarak gereği düşünüldü:

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

5271 sayılı CMK'nın 6352 sayılı Yasanan 99. maddesi ile değişik 308. maddesi gereğince yapılan incelemede;

Dairemizin 03.03.2021 gün ve 2020/2583 Esas, 2021/3859 sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunmakla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz sebepleri yerinde görülmediğinden,

CMK'nın 308/2-3. maddeleri gereğinde İTİRAZIN REDDİNE, dosyanın itiraz konusunda karar verilmek üzere Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcığına İADESİNE, 22.06.2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY:

İlk derece Bakırköy 19.Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonunda hükümle birlikte sanık ...’nin tutukluluk halinin devamına karar verildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine dair kararının sanık müdafiine 21.07.2020 tarihinde tebliği edildiği, 5271 sayılı CMK’nun 331. maddesi ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2013/272 Esas ve 2013/524 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere adli tatilde görülebilen tutuklu işlere ilişkin sürelerin adli tatil içinde de işleyeceği nazara alındığında, sanık müdafiinin temyiz başvurusunun 15 günlük yasal süresinden sonra yapıldığı anlaşıldığından, CMK 296/1-a maddesi gereğince temyiz isteminin süre yönünden reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmesi gerektiği kanaatinde olduğumdan Yargıtay Cmhuriyet Başsavcılğının itirazının kabulüne karar verilmesi gerektiğinden sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.