Mirasta denkleştirme davası, tenkis davasından daha geniş kapsamlı olup, kanuni mirasçının mirasbırakanın sağlığında mirasbırakandan karşılıksız olarak aldığı mal ve değerlerin, kanunda düzenlenen koşulları oluşmuşsa, terekeye iadesini sağlar. Amaç, kanuni mirasçılar arasındaki eşitsizliğin giderilmesi, payların denkleştirilmesidir. Buna karşılık tenkis davası ise, saklı payın müeyyidesi olup, miras bırakanın saklı payı ihlal eden sağlararası veya ölüme bağlı tasarruflarının kanuni sınıra indirilmesini sağlayan ve kanunda gösterilen kimseler tarafından açılan yenilik doğuran bir davadır.

“…Saklı paylarının karşılığını alamayan mirasçılar, mirasbırakanın tasarruf edebileceği kısmı aşan tasarruflarının tenkisini dava edebilirler (TMK 560). Türk Medeni Kanununun 565. maddesinin (4) bendinde yer alan hüküm gereğince, miras bırakanın saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla yaptığı açık olan kazandırmalar tenkise tabidir. Islah olmadıkça ya da terditli dava açılmamışsa, mirasta denkleştirme davası kendiliğinden tenkis davasına dönüşmez…” (Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E. 2016/15900 K. 2019/5589 T. 23.09.2019)

“…Dava mirasta iade olmaması halinde tenkise karar verilmesi isteğini kapsamaktadır. Mahkeme mirasta iade yönünden bir hüküm kurmamıştır.

Öncelikle daha çoğu ifade eden mirasta iade davası hakkında bir hüküm kurulması gerekir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru bulunmamıştır… (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E. 2001/5008 K. 2001/9227 T. 12.6.2001)

Mirasta denkleştirme davası sadece mirasbırakanın sağlararası tasarrufları için açılabilir. Kazandırmanın mirasçıya miras payına mahsuben yapılması gerekir. Buna karşılık tenkis davası ise, mirasbırakanın ölüme bağlı tasarrufları ile şartları varsa sağlararası tasarrufları için açılabilir. Ayrıca tenkis talebi defi olarak ileri sürülebilirken, mirasta denkleştirme ancak dava yoluyla istenebilir.

Tenkis davasını ancak saklı paylı mirasçılar, mirasçının alacaklıları veya iflası halinde iflas masası açabilecekken; mirasta denkleştirme davasını saklı paylı olsun veya olmasın tüm kanuni mirasçılar açabilirler. Benzer şekilde, tenkis davası diğer mirasçıya karşı veya saklı payı ihlal eden bağışlamayı almış üçüncü kişiye karşı açılabilecekken; buna karşılık mirasta denkleştirme davası ancak diğer mirasçıya karşı açılabilir.

Tenkis hükümleri emredici nitelikte hükümler olup, mirasbırakanın iradesine bağlı değildirler. Saklı payların ihlali halinde şartları varsa tenkis istenebilir ve bu istek kanundan kaynaklanan bir hakka dayanır. Buna karşılık mirasbırakanın sağlığında altsoyuna yaptığı karşılıksız kazandırmalar, aksine açık bir beyan mevcut değilse, kanun gereği denkleştirmeye tabidir. Yani mirasta denkleştirme mirasbırakanın iradesine bağlı olup, mirasbırakan dilerse kazandırma yaptığı mirasçısını geri verme yükümlülüğünden kurtarabilir. Aksi yönde mirasbırakanın geri verme yükümlülüğü bulunmayan mirasçısını bu yükümlülük altına sokabilir.

Mirasta denkleştirme talep edilen dava kapsamına ayrıca tenkis girmez. Çünkü TMK’nın 565/1.b.1 maddesine göre bir kazandırma denkleştirmeden muafsa ancak o zaman tenkise tabi olabilir. Zaten denkleştirme mümkünse bu durumda mirasçı saklı payından fazlasını elde edeceğinden ayrıca tenkisi istemesinde hukuki yararının bulunmadığı kabul edilir. Bu nedenle mirasta denkleştirme davası tenkis davası ile birlikte terditli açılabilir. Ancak bazı hallerde hem denkleştirme hem de tenkis hükümleri birlikte devreye girebilir. Nedeni ise söz konusu hallerde mirasta denkleştirme yapılması imkânsız olabilir veya denkleştirmeye rağmen mirasçı yasal miras payını elde edemeyebilir. Ancak bu hallerde dahi iki talebin birlikte ileri sürülmesi söz konusu olmayıp, kazandırmanın bir kısmı için denkleştirme ve bir kısmı içinse tenkis hükümlerinin uygulanması söz konusudur. Söz konusu hallerden ilki TMK’nın 672. maddesindeki düzenlemedir. Düzenlemeye göre, “Yapılan kazandırma miras payını aştığı takdirde mirasçı, mirasbırakanın bunu kendisine bırakmak istediğini ispat ederse, bu fazlalık denkleştirmeye tabi olmaz. Diğer mirasçıların tenkise ilişkin hakları saklıdır.” Böyle halde mirasçı denkleştirmeden kurtulacağı için diğer mirasçılar saklı paylarını ancak tenkis davası yoluyla alabilirler. İkinci hal ise, sağ kalan eşin altsoyla birlikte mirasçı olması halidir. Bu halde genel görüş sağ kalan eşin denkleştirme alacaklısı olamayacağı yönünde olduğundan saklı payını ancak tenkis davası yoluyla alabilecektir.

...davacılar dava dilekçelerinde, mirasbırakan tarafından davalıya yapılan bağış işleminin mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla ve davalının miras payına mahsuben yapıldığını ileri sürerek öncelikle denkleştirme sebebiyle taşınmazın tapusunun iptali ile terekeye iadesi olmazsa tenkisine karar verilmesi istemiyle terditli dava açmışlar ancak, mahkemece denkleştirme sebebiyle açılan dava hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmeksizin, terditli isteklerden tenkis istemi yönünden hüküm kurulmuştur.

Hâl böyle olunca, toplanılan tüm deliller değerlendirilmek suretiyle öncelikle iptal-tescil istemi bakımından bir karar verilmesi gerekirken HMK'nın 297/2. maddesine aykırı biçimde terditli isteklerden denkleştirme sebebiyle tapu iptal ve tescil istemi yönünden olumlu veya olumsuz bir karar verilmeksizin tenkis istemi yönünden hüküm kurularak yazılı şekilde neticeye gidilmiş olması doğru değildir...” (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E. 2014/15467 K. 2016/3677 T. 28.3.2016)

 “...Davacı, mirasbırakanın altsoyuna yaptığı sağlararası karşılıksız kazandırma nedeniyle öncelikle denkleştirme, bunun kabul edilmemesi halinde, davalıya yapılan karşılıksız kazandırmanın saklı payını etkisiz kılmak amacıyla yapıldığını ileri sürerek tenkis talep etmiştir. Tarafların gösterdikleri delillerin öncelikli talep olan mirasta denkleştirme (TMK. 669) çerçevesinde değerlendirilmesi, bu talebin kabul edilmemesi halinde tenkis isteğinin incelenmesi gerekirken, denkleştirme isteği değerlendirilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır...” (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E. 2008/16104 K. 2009/20161 T. 19.11.2009)

Ayrıca kapsam yönünden mirasta denkleştirme davası, tenkis davasından daha geniş kapsamlı olduğundan ıslah suretiyle tenkis davasına dönüştürülebilir. Buna karşılık tenkis davasının mirasta denkleştirme davasına dönüştürülmesi için davanın tümüyle ıslahı gerekir.

Tenkis davası ölüme bağlı ve sağlararası kazandırmalar için saklı payların zedelenmesi halinde saklı pay sahipleri, bu mirasçılardan alacaklı olanlar veya iflas masası tarafından açılır. İflas idaresinin veya alacaklıların tenkis davasına açabilmeleri için, saklı payı zedelenen mirasçının iflas etmesi veya borç ödemekten acze düşmesi gerekir. İflası halinde iflas dairesinin veya mirasın geçtiği tarihte kendisine karşı ellerinde ödemeden aciz belgesi bulunan alacaklıların dava öncesi tenkis davasını açmayan mirasçıyı dava açması konusunda ihtar etmeleri gerekir. İade davası ise, sağlararası kazandırmalar için denkleştirme, eşitliğin sağlanması için, saklı payın değil tüm miras payının tamamlanması için amacıyla kanuni mirasçılar tarafından açılır. Mirasta denkleştirme davasında davalılar mutlaka kanuni mirasçılardır. Oysa tenkis davasında davalı, TMK’nın 560. madde hükmünce miras bırakanın sağlararası veya ölüme bağlı tasarruflardan hak elde eden, lehine kazandırma yapılan kişilerdir. Davalı taraf kanun gereği veya atanmış mirasçılar olabileceği gibi, lehlerine herhangi bir kazandırma yapılan üçüncü kişilerde olabilir. Yapılan temlikin saklı pay kurallarını etkisiz kılmak için yapıldığını bilen üçüncü kişilere karşı tenkis istemi ile dava açılabilir.

Son olarak, tenkis için hak düşürücü süre mevcut iken, iade davası paylaştırmanın icrasına kadar zamanaşımına uğramaz. TMK’nın 571. maddesine göre, tenkis davası açma hakkı, mirasçıların saklı paylarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten itibaren başlayarak bir yıl ve her halde vasiyetnamenin açılma tarihinden diğer tasarruflarda ise mirasın açılması tarihinin üzerinden on yıl geçmekle düşer.

 “...Dava, mirasta iadeye ilişkindir.

Ölenin sağlığında kanunî mirasçılarına miras paylarına karşılık olmak üzere yaptığı teberrular (bağışlar) hakkında şartları varsa mirasta iade davası açılabilir. (M.K. 603).

Miras bırakanın saklı pay kurallarını gidermek amacı ile yaptığı apaçık olan temlikler, kime yapılırsa yapılsın, tenkis edilir. Bağışlamalarda da şartlar gerçekleştiğinde bu kural uygulanır. (M.K. 507/4).

Davacı, davalıya yapılan teberrunun mirasta iade sebebiyle terekeye geri verilmesini istemiş, davalı ise, olayda miras payına karşılık bir teberru söz konusu olmadığını, zamanaşımına uğrayan tenkis hakkının sonuçlarından kurtulmak için bu yola sapıldığını ileri sürüp davanın reddini istemiştir.

Böylece uyuşmazlık, miras hissesine mahsuben bir teberru mu yapıldığı yoksa saklı payı gidermek amacına yönelik bir bağışlama mı söz konusu olduğu noktasında toplanmaktadır. Öyle ise yapılacak iş, yukarıda açıklanan konuda deliller toplanmak, teberruun amacı tespit olunduktan sonra davanın belirlenen niteliği göz önünde tutularak diğer anlaşmazlıkları çözmekten ibarettir. Hal böyle iken az önce belirtilen şekilde bir inceleme ve araştırma yapılmadan MK. 603. maddesi uyarınca hüküm tesis edilmiş olması Usul ve Kanun’a aykırıdır...” (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E. 1975/8361 K. 1976/180 T. 15.1.1976)

Aydın Tekdoğan

Aydın TEKDOĞAN

Avukat

---------------

* TEKDOĞAN, A./ Mirasta Denkleştirme ve Tenkis Davaları, Güncellenmiş 7. Baskı, Şubat 2024, Seçkin Yayınevi.