MAKALE

MURİS MUVAZAASI ÇERÇEVESİNDE KIZ ÇOCUKLARININ MİRASTAN DIŞLANMASI SORUNU: ERKEK ÇOCUK LEHİNE YAPILAN DEVİRLERİN HUKUKİ SONUÇLARI, SAKLI PAY VE DAVA STRATEJİLERİ

Abone Ol

Özet

Türk toplumunda miras paylaşımına ilişkin uyuşmazlıkların önemli bir kısmı, mirasbırakanın sağlığında malvarlığını erkek çocukları lehine devretmesi ve kız çocuklarını fiilen mirastan dışlaması nedeniyle ortaya çıkmaktadır. Bu işlemler çoğu zaman tapuda satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi görünümü altında gerçekleştirilmekte; gerçekte ise bağış iradesi gizlenmektedir. Türk hukukunda bu durum “muris muvazaası” olarak nitelendirilmektedir. Çalışmada muris muvazaasının hukuki niteliği, erkek çocuk lehine yapılan devirlerde Yargıtay’ın geliştirdiği değerlendirme kriterleri, saklı paya etkisi, tenkis ve denkleştirme kurumlarıyla ilişkisi, zamanaşımı meselesi ve uygulamada izlenmesi gereken dava stratejileri incelenmektedir.

GİRİŞ

Miras hukukunun temel amacı, mirasbırakanın ölümü sonrasında malvarlığının kanunda öngörülen sistem çerçevesinde adil şekilde intikalini sağlamaktır. Bununla birlikte uygulamada, özellikle geleneksel aile yapısının etkili olduğu bölgelerde, mirasbırakanların kız çocuklarının mirastan pay almasını önlemek amacıyla sağlığında çeşitli tasarruflarda bulunduğu görülmektedir.

Bu tasarruflar çoğu zaman görünüşte bir satış işlemi şeklinde düzenlenmektedir. Tapuda erkek çocuk lehine satış yapılmış gibi görünmekte; ancak işlem gerçekte karşılıksız kazandırma niteliği taşımaktadır. Amaç çoğu kez belirli mirasçıları mirastan mahrum bırakmak ve tereke dışında fiili bir paylaşım gerçekleştirmektir.

Bu tür uyuşmazlıklarda temel sorun, mirasbırakanın gerçek iradesinin tespiti ve yapılan işlemin hukuki niteliğinin belirlenmesidir. Çünkü işlemin muvazaalı kabul edilmesi halinde tapu iptali ve tescil gündeme gelirken, gerçek bir bağışın varlığı halinde hukuki koruma tenkis ile sınırlı kalabilmektedir.

I. MURİS MUVAZAASI KAVRAMI VE HUKUKİ NİTELİĞİ

Muris muvazaası, mirasbırakanın gerçek iradesini gizleyerek üçüncü kişiler önünde farklı bir işlem yapmış gibi görünmesidir.

Klasik örnek:

Mirasbırakanın erkek çocuğuna taşınmazını tapuda “satış” göstererek devretmesi; ancak gerçekte herhangi bir bedel almamış olmasıdır.

Bu durumda iki ayrı işlem bulunmaktadır:

Görünürdeki işlem:

Satış sözleşmesi

Gizli işlem:

Bağışlama

Bu işlem öğretide ve Yargıtay uygulamasında “nispi muvazaa” olarak kabul edilmektedir.

İki aşamalı bir geçersizlik söz konusudur:

İlk olarak görünürdeki satış işlemi gerçek iradeye aykırı olduğundan geçersizdir.

İkinci olarak gizlenen bağış işlemi taşınmaz devrinde resmi şekil şartlarına uyulmadığı için geçersiz kabul edilmektedir.

Bu nedenle taşınmaz hukuken terekeden çıkmamış sayılmaktadır.

II. 01.04.1974 TARİHLİ 1/2 SAYILI İÇTİHADI BİRLEŞTİRME KARARI VE KAPSAMI

Muris muvazaası alanında temel kaynak, 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararıdır.

Karara göre:

Miras hakkı ihlal edilen tüm mirasçılar, saklı pay sahibi olup olmadıklarına bakılmaksızın dava açabilir.

Bu yönüyle muris muvazaası, yalnızca saklı payı koruyan bir kurum değildir.

İşlem tamamen hükümsüz kabul edildiği için:

taşınmaz yeniden terekeye döner.

Bu nedenle dava sonucunda mirasçı yalnızca saklı payını değil, yasal miras payının tamamını talep edebilir.

Bu nokta özellikle tenkis davasından ayrılmaktadır.

III. ERKEK ÇOCUK LEHİNE YAPILAN DEVİRLERDE “MAL KAÇIRMA” KASTI

Uyuşmazlıkların büyük kısmı erkek çocuk lehine yapılan devirlerden kaynaklanmaktadır.

Özellikle şu düşünce uygulamada sıklıkla görülmektedir:

“Kız çocuk evlenmiştir; artık eşinin ailesine gitmiştir; taşınmaz erkek çocukta kalmalıdır.”

Bu yaklaşım sosyal bir gerçeklik olmakla birlikte hukuk bakımından doğrudan sonuç doğurmamaktadır.

Ancak Yargıtay kararlarında bu tür toplumsal eğilimler dikkate alınmaktadır.

Mahkemeler şu kriterleri araştırmaktadır:

1. Davalı erkek çocuğun ekonomik gücü

Taşınmazı satın alabilecek mali yeterliliği var mı?

2. Satış bedeli ile gerçek değer arasındaki fark

Taşınmaz milyonlar değerindeyken çok düşük bedel gösterilmiş mi?

3. Murisin satış ihtiyacı

Gerçekten paraya ihtiyacı var mıydı?

4. Aile içi ilişkiler

Mirasbırakan kız çocuklarıyla sorun yaşıyor muydu?

5. Yöresel gelenekler

Kız çocuklarını mirastan uzaklaştırma eğilimi var mı?

Bu unsurların birlikte değerlendirilmesiyle murisin gerçek iradesi ortaya çıkarılmaya çalışılır.

IV. KIZ ÇOCUKLARI HANGİ DAVALARI AÇABİLİR?

A. Muris Muvazaasına Dayalı Tapu İptal ve Tescil Davası

Eğer işlem görünüşte satış ancak gerçekte bağış niteliğindeyse açılması gereken temel dava budur.

Sonuç:

  • işlem tamamen geçersiz olur
  • taşınmaz terekeye döner
  • davacı yalnız saklı payını değil tam miras payını alabilir

En önemli avantajı:

zamanaşımına tabi olmamasıdır.

B. Tenkis Davası

İşlem gerçek bir bağış ise muvazaa iddiası ileri sürülemeyebilir.

Bu durumda saklı pay ihlal edilmişse tenkis gündeme gelir.

Ancak burada önemli sınırlamalar vardır:

Davacı yalnız saklı payını alabilir.

İşlem tamamen ortadan kalkmaz.

C. Denkleştirme

Mirasbırakanın çocuklarına sağlığında yaptığı bazı kazandırmalar, aksi belirtilmedikçe miras payına mahsup edilir.

Bu kurum özellikle:

  • ev verilmesi
  • iş yeri devri
  • yüksek miktarlı para transferleri

bakımından önemlidir.

V. SAKLI PAY VE ERKEK ÇOCUK LEHİNE DEVRİN ETKİSİ

Saklı pay, mirasbırakanın tamamen ortadan kaldıramayacağı miras payıdır.

Ancak uygulamada önemli bir yanlış düşünce vardır:

“Babam malını sağlığında istediğine verir; kimse karışamaz.”

Bu ifade mutlak doğru değildir.

Mirasbırakan tasarruf özgürlüğüne sahip olmakla birlikte;

mirasçıları etkisiz bırakmak amacıyla muvazaalı işlem yapamaz.

Özellikle saklı payı bertaraf etmeye yönelik işlemler yargısal denetime tabidir.

VI. ZAMANAŞIMI VE HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRELER

Burada kritik ayrım vardır:

Muris muvazaası:

Zamanaşımına tabi değildir.

Çünkü dava yolsuz tescile dayanır.

Yıllar sonra dahi açılabilir.

Tenkis:

Hak düşürücü süreye tabidir.

Mirasçı;

tasarrufu öğrendiği tarihten itibaren bir yıl içinde,

her durumda ölümden itibaren on yıl içinde dava açmalıdır.

Bu ayrım uygulamada çoğu davanın kaderini belirlemektedir.

VII. UYGULAMADA EN GÜVENLİ DAVA STRATEJİSİ

Uygulamada en doğru yöntem:

terditli dava açılmasıdır.

Talep sırası:

Birinci talep:

Muris muvazaası nedeniyle tapu iptal ve tescil

İkinci talep:

Tenkis

Bu yöntem davanın tamamen reddedilmesi riskini azaltmaktadır.

SONUÇ

Kız çocuklarının mirastan dışlanması amacıyla erkek çocuk lehine yapılan görünüşte satış işlemleri, Türk hukukunda yalnızca aile içi tercih veya gelenek meselesi değildir. Bu işlemler miras hukukunun temel ilkeleri, saklı pay sistemi ve dürüstlük kuralı çerçevesinde yargısal denetime tabidir.

Özellikle muris muvazaası kurumu, görünürde satış gibi yapılan ancak gerçekte bağış niteliği taşıyan işlemlere karşı güçlü bir koruma mekanizması oluşturmaktadır. Bununla birlikte her olayın kendi şartları içinde değerlendirilmesi; murisin gerçek iradesi, aile ilişkileri, ekonomik olgular ve toplumsal koşulların birlikte incelenmesi gerekir.

Kanaatimizce güncel uygulamada mirasçıların en etkili hukuki koruması, muris muvazaasına dayalı tapu iptal ve tescil talebinin terditli tenkis istemiyle birlikte ileri sürülmesidir.

Av. Emrah GOLGİYAZ