Siyasal veya askeri casusluk suçu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 328. maddesinde düzenlenmiş olup “(1) Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından, niteliği itibarıyla, gizli kalması gereken bilgileri, siyasal veya askerî casusluk maksadıyla temin eden kimseye onbeş yıldan yirmi yıla kadar hapis cezası verilir.

(2) Fiil;

a) Türkiye ile savaş halinde bulunan bir devletin yararına işlenmişse,

b) Savaş sırasında işlenmiş veya Devletin savaş hazırlıklarını veya savaş etkinliğini veya askerî hareketlerini tehlikeye sokmuşsa,

Fail, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.” şeklinde düzenlenmiştir.

Türk Ceza Kanunu’nun 328. maddesinde yer alan düzenleme, mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 133’üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkrasında yer alan suç tipine unsurları korumak suretiyle aynen yer verilmiştir. Demek ki; yeni hükümde suç tipi kapsamı aynı olmak üzere farklı ifadelerle düzenlenmiştir. Suçun cezasının üst sınırının yirmi yıl olarak belirlenmesi de buna işaret etmektedir. Oysaki mülga Türk Ceza Kanunu’nda suçun yaptırımı on beş yıldan az olmamak üzere hapis cezası idi. Kaldı ki kanun koyucu üst sınır belirtmemiş olsaydı da TCK’nun 49. maddesi uyarınca zaten üst sınır yirmi yıl hapis cezası olacaktı.

Öte yandan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 327. maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurları ile TCK 328. maddesinde belirtilen suçun maddi unsurları aynıdır. Sadece amaç farklılığı söz konusudur. Yani suçun meydana gelebilmesi için eylemin kesin ve belirli bir zarar veya zaafiyete neden olması aranmadığından tehlikeye neden olması yeterli görüldüğünden maddede düzenlenen suç tehlike suçu niteliğindedir.[1]

Korunan Hukuki Değer

Devletin sırları, devletin güvenliği, bekası ve milli menfaatleri için özenle korunması gerektiğinden, sırları korumanın en önemli yöntemlerinden birisi de bunların hukuk düzeni içerisinde korumaya tabi tutulmasıdır.

Bu kapsamda devletin birinci derecede önemli menfaatlerini ilgilendiren bilgilerini korumak maksadıyla düzenlenmiş bir suç tipi söz konusudur. [2]

Suçun Faili

Bu suçun faili yabancı veya vatandaş herhangi bir kimse olabilir. Yani bu suçun yabancı ülkede bir yabancı tarafından işlenmesi de mümkündür. Türk Büyükelçiliğinde çalışan bir yabancının casusluk amacıyla devlet sırlarını çalması bu duruma örnektir. Buradaki önemli nokta bu suçu işleyen faillerin vatandaş olması durumunda yer bakımından ayrım olmamasıdır. Dolayısıyla herhangi bir kimse hangi sıfatla olursa olsun normun uygulanma alanına girmiş bulunmaktadır.

Mağdur

Bu suçun mağduru toplumu oluşturan bireylerdir. Yani suçun mağduru herkes olabilir.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun hazırlanmasında esas alınan suç teorisinde suçun maddi unsurları arasında yer alan mağdur, ancak gerçek kişi olabilecek iken, tüzel kişilerin suçtan zarar görmeleri mümkün ise de bunlar mağdur olmayacaklardır. Suçtan zarar gören ile mağdur kavramları aynı şeyi ifade etmemektedir. Mağdur suçun işlenmesiyle her zaman zarar görmekte ise de suçtan zarar gören kişi her zaman suçun mağduru olmayabilecektir. Bazı suçlarda mağdur belirli bir kişi olmayıp; toplumu oluşturan herkes (geniş anlamda mağdur) olabilecektir. [3]

Suçun Maddi Unsuru

Bu suçun maddi unsuru, TCK 328/1’de de belirtildiği üzere devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından, niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri siyasal veya askeri casusluk maksadıyla temin etmektir. Demek ki var olan bilgilerin maddede de belirtilen maksatla çaba gösterilerek ele geçirilmesi ile suç tamamlanmış bulunmaktadır. Bilginin temini bakımından kullanılan vasıtanın da önemi yoktur. Ayrıca bilginin açıklanmasına da gerek bulunmamaktadır. Eğer ki bilgi siyasal veya askeri casusluk maksadıyla açıklanmışsa artık Türk Ceza Kanunu’nun 328’inci maddesinden değil TCK madde 330’da yer alan gizli kalması gereken bilgileri açıklama suçu oluşacaktır.

TCK’nun 328’inci maddesinde düzenlenen siyasal veya askeri casusluk suçu sırf hareket suçudur. Bu sebeple suçun oluşması bakımından ayrıca bir neticenin meydana gelmesi aranmaz. Suçun oluşması için bilgilerin temin edilmesi yeterlidir. [4]Temin etmenin, menfaat karşılığı veya karşılıksız olarak gerçekleştirilmesinin de önemi yoktur. [5] Son olarak kelime anlamı ile ifade edilmek istenen; “sağlama, elde etme” anlamları anlaşılmalıdır. [6]

Temin etme hile ile gerçekleşebileceği gibi cebir veya tehdit ile de gerçekleşebilir. Temin etme aşamasında ihlal edilen diğer suç tipleri ayrıca cezalandırılacaktır. Ancak bu fiillerin suç oluşturması temin unsurunun oluşmasını engellemez.[7]

Suçun konusunu oluşturan bilgiler, nitelikleri itibarıyla gizli kalması gereken bilgiler olmalıdır. Vatandaşların haber alma, aydınlanma haklarını saklı tutmak için bilgilerin nitelikleri itibarıyla gizli kalmaları zorunluluğuna değinilmiştir. Yani madde metninin gerekçesinde ortada hakikaten bir sır olması gerekliliğine işaret edilmiştir. Buradan anlaşılması gereken de sahte sırların bu suçun oluşması bakımından tipikliğe uygunluğunun bulunmamasıdır. Eğer unsurları oluşmuşsa dolandırıcılık veya sahtecilik suçları söz konusu olabilecektir.

Hukuka Uygunluk Nedeni

Bu suç bakımından herhangi bir hukuka uygunluk nedeni bulunmamaktadır.

Manevi Unsur

İşlenen suç bakımından genel kastın yanında özel kastın da bulunması gerekmektedir. Zira failin gizli bilgileri temin etmesinde casusluk maksadı olmadan herhangi bir nedenle bir devletin gizli bilgilerini öğrenmesi bu suçu oluşturmaz.

Suçun sadece genel kastla işlenmesi mümkün değildir. Özel kast; kişinin kastı dışında ayrıca belli bir saikle, amaçla hareket etmesidir. [8]Türk Ceza Kanunu’nun 328’inci maddesinin 327 inci maddesinden ayıran en önemli özelliği de suçun casusluk kastıyla işlenmesidir.

Suçun Özel Görünüş Biçimleri

Teşebbüs

Kural olarak Türk Ceza Kanunu’nun 328’inci maddesi sırf hareket suçu olduğundan teşebbüsten söz edilemez. Fakat maddede bilginin temin edilmesi, suçun unsuru olduğundan suçun oluşumu için casusluk teklifinin kabul edilmesi yeterli olmayıp suçun tamamlanması için bilginin temin edilmesi gereklidir. Yani fail elinde olmayan sebeplerle maksadına ulaşamamışsa dahi, icra hareketlerine başlamış olduğundan, teşebbüsten dolayı sorumlu tutulacaktır. Diğer bir ifade ile fiil bölünebilir ise, ki bölünebilir haldedir, bu sebeple teşebbüsten söz edilecektir. Son olarak failin casusluk özel kastı ortaya koyduktan sonra temin etme fiilini gerçekleştiremeden yakalanması durumunda, suça teşebbüsten söz edilir.

İştirak

Suçun işlenmesi sırasında suça iştirak edenler, fiili birlikte gerçekleştirenler ile suçun işlenmesinde bir başkasını araç olarak kullananlar TCK 37’inci madde, azmettirici TCK 38’inci madde ve suça yardım şeklinde iştirak durumunda ise TCK 39’uncu madde hükümleri uygulanacaktır.[9]

İçtima

Temin etme fiilinin aktif bir hareket yani gayret gerektirdiği, suçun oluşumu için de bilginin herhangi birine tevdiine veya zarar doğmasına gerek olmadığından, TCK 330. maddesinde düzenlenen gizli kalması gereken bilgileri askeri veya siyasi casusluk maksadıyla açıklama suçunda ise failin bilgileri temin edip etmemesinin önemi yoktur. Yani bu bilgileri açıklamadan önce kendisi temin edebildiği gibi tesadüfen öğrendiği bilgiler de olabilir. Eğer fail bilgileri casusluk maksadıyla gayretle, temin etmiş ise ve bunu servis etmiş ise bu durumda fikri içtima hükümleri uyarınca TCK madde 330’da belirtilen daha ağır cezaya hükmedilecektir.

Keza fail casusluk maksadıyla özel bir kast ile bilgileri temin etmek için askeri yasak bölgelere gizlice veya hile ile girmiş ise bu sefer hem TCK’nun 328’inci maddesindeki hem de 332’inci maddesindeki suçlardan ayrı ayrı cezalandırılması gerekmektedir.

Eğer fail temin ettiği bilgiler bakımından hem devlet sırrına hem de açıklanması yasaklanmış bilgilere haiz ise bu sefer TCK’nun 334’üncü maddesi de ihlal edildiğinden TCK’nun 44. maddesi uyarınca fikri içtima kuralı uygulanması gerekmektedir. Böylece en ağır cezayı gerektiren TCK 328’inci maddesindeki hükmün kurulması gerekmektedir.

Bu suç bakımından TCK 43’de belirtilen zincirleme suç hükümlerinin uygulanması da alanı da doğmuştur. Zira fail bir suç işleme kararı icrası kapsamında değişik zamanlarda TCK 328’inci maddesinde belirtilen suçu işlemiş ise zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.

Soruşturma Usulü, Müeyyide ve Zamanaşımı

Suçun soruşturulması ve kovuşturulması re’sen yapılır. TCK’ nun 13.maddesi gereğince evrensellik ilkesi kabul edildiğinden, bu suçun yurt dışında işlenmesi halinde, vatandaş veya yabancı tarafından işlenmiş olmasına bakılmaksızın, failin Türkiye’de bulunması da gerekmeksizin Cumhuriyet Savcısı tarafından suç işleyen kişi veya kişiler hakkında re’sen kovuşturma açılarak yargılama yapılır.

Askeri veya siyasal casusluk suçunun cezası 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu 328. maddesinin birinci fıkrasında temin etme bakımından on yıldan on beş yıla kadar hapis cezası olarak belirlenmiş iken, ikinci fıkrasında belirtilen ağırlatıcı sebepler olan, Türkiye ile savaş halinde bulunan bir devletin yararına işlenmişse ve savaş sırasında işlenmiş veya Devletin savaş hazırlıklarını veya savaş etkinliğini veya askerî hareketlerini tehlikeye sokmuşsa, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılması gerekmektedir.

Dava zamanaşımı süresi, TCK 328/1 fıkrasında yer alan suç bakımından TCK 66/1-c bendi uyarınca yirmi yıl iken, ikinci fıkradaki ağırlatıcı sebepler söz konusu ise bu süre TCK 66/1-a bendi uyarınca otuz yıldır. Ancak bu suç yurt dışında işlenmiş ise TCK 66/7 fıkrası uyarınca dava zamanaşımı uygulanmaz.

Av. Maşallah MARAL

Stj. Av. Büşra BOZDAĞ

(Bu köşe yazısı, Avukat Maşallah MARAL tarafından www.hukukihaber.net sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısının bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.)

KAYNAKÇA

Balcı Murat, Siyasal veya Askeri Casusluk Suçu, Adalet Yayınevi, Ankara, 2018.

Bayındır Sinan, Devletin Güvenliğini veya Siyasal Yararlarına İlişkin Bilgileri Casusluk Maksadıyla Temin Etme Suçu, Legal Hukuk Dergisi, C:12., Haziran 2014.

Sarıgüzel Hacı, Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk Suçları, Adalet Yayınları, Ankara,2016.

Yayla Mehmet, Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk, Seçkin Yayınları, İstanbul,2012.

-Yargıtay Ceza Genel Kurulu 01.11.2016 tarih ve 2016/367 E., 2016/390 K. Sayılı ilamı

-www.tdk.gov.tr

---------------------------------------------

[1] Sarıgüzel Hacı, Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk Suçları, Adalet Yayınları, Ankara, 2016, s.328.

[2] Yayla Mehmet, Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk, Seçkin Yayınları, İstanbul,2012, s.196.

[3] Yargıtay Ceza Genel Kurulu 01.11.2016 tarih ve 2016/367 E., 2016/390 K. Sayılı ilamı

[4] Balcı Murat, Siyasal veya Askeri Casusluk Suçu, Adalet Yayınevi, Ankara, 2018, s.77.

[5] Bayındır Sinan, Devletin Güvenliğini veya Siyasal Yararlarına İlişkin Bilgileri Casusluk Maksadıyla Temin Etme Suçu, Legal Hukuk Dergisi, Haziran 2014, C:12, s.138.

[6] www.tdk.gov.tr

[7] Balcı, a.g.e., s.80.

[8] Sarıgüzel, a.g.e., s.342.

[9] Sarıgüzel, a.g.e., s.349

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.