KARARLAR

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2019/3125 E., 2020/2079 K. sayılı kararı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 26/02/2020 tarihli, 2019/3125 E., 2020/2079 K. sayılı kararı

Abone Ol

T.C.

Yargıtay

11. Hukuk Dairesi

2019/3125 E., 2020/2079 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 02/04/2018 tarih ve 2015/341 E- 2018/325 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kısmen kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nce verilen 11/04/2019 tarih ve 2018/1029 E- 2019/552 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili; müvekkilince Türkiye'den Karaçi/Pakistan'a yapılacak taşıma için davalı şirkete konişmento talimatı gönderdiğini, ancak davalının konişmentoyu düzenlerken davacının talimatına aykırı olarak varış yerini Dhaka/Bangladeş olarak belirttiğini, bunun sonucunda da ürünlerin yanlış adres olan Dhaka/Bangladeş'e sevk edildiğini, yapılan taşımanın konşimento talimatında belirtilen sevk adresi olan Karachi/Pakistan'a yapılamaması nedeniyle taşıma konusu ürünlerin zayi olduğunu , zararın tazmini amacıyla davalı şirkete gönderilen ihtarnamenin sonuçsuz kaldığını ileri sürerek 118.095,925 TL maddi zararın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili; Montreal Konvansiyonu'nun 31/2. maddesinde öngörülen 21 günlük süre içinde taşıyıcıya ihbarda bulunulmadığını, hak düşürücü sürelerde ihbarda bulunulmamış ise davanın reddi gerektiğini, müvekkilinin davacının uğramış olduğunu iddia ettiği zararlardan hiç bir şekilde sorumlu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk derece mahkemesince tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında bir kısım tekstil ürünün Türkiye'den Pakistan'a taşınması için anlaşma olduğu, malın Pakistan/Karachi yerine Bangladeş/Dhaka'ya taşındığı, yükleme senedinin davalı yanca hazırlanarak açıkça alıcı adresinin Karachi olarak gösterilmesi karşısında artık davacı sorumluluğundan söz edilemeyeceği, airwaybill evrakında varış havalimanının Dhaka Bangladeş olarak gösterilmesinden davalının sorumlu olacağı, Monreal Konvansiyonun 18.maddesine göre yanlış yere gönderilen emtiadan taşıyanın kusurlu olduğu, yerine ulaşmayan ve davalı tarafından varış yerine aktarılmayan malın tam zayi kabul edileceği, tam zayi durumunda davanın iki yıllık hak düşürücü süreye tabi olacağı, taşıma masraflarının dava konusu ulaşmayan mal için yapıldığının davacı tarafından ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, taşıma bedeli olarak ıslah ile talep olunan 4.882,15 TL yönünden talebin reddine, fazlaya dair haklar saklı kalmak üzere 22.040 SDR tutarının (hüküm tarihindeki karşılığı 126.672,69 liradan harçlandırılan 118.095,92 lirasının) dava tarihinden işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesi'nce; uyuşmazlığa 26.03.2011 tarihinde yürürlüğe giren Montreal Sözleşmesi hükümlerinin uygulanması gerektiği, anılan sözleşmenin 31. maddesinde ihbar yükümlülüğünün eşyanın hasara uğraması haline özgü olarak düzenlendiğinden, taşıma konusu eşyanın ziyaı durumunda sorumluluğun doğumu için ihbar şartı aranmayacağı, davacının yükleme talimatını davalının e-maili üzerine gönderdiği, airwaybill/hava yük senedinde alıcı adresinin Karachi/Pakistan olmakla birlikte havalimanı varış yerinin Dhkaka olarak düzenlendiği, gümrük çıkış beyannamesinde de alıcı adresinin Karachi olarak belirtilip gümrük işlemlerinin yapıldığı, taraf personelleri arasında 15.10.2014 tarihinde başlayan Dhaka'ya yapılacak taşımaya ilişkin e-mail yazışmalarından sonra 17.10.2014 tarihinde davacı yanca davalıya gönderilen konşimento talimatında emtianın Dhaka/Bangladeş'e gönderileceğine dair talimat bulunmadığı, aksine alıcı firma adresi olarak Karaçi/ Pakistan'ın bildirildiği, taşıyıcının hava yolu taşımasını yanlış yere yapmasından ötürü sorumlu olduğu, Montreal Konvansiyonu'nun 22/3 ve 24/1. maddeleri gereğince, taşıyıcının sorumluluğunun taşınan malın brüt ağırlığının kilogramı başına 19 SDR ile çarpımından elde edilecek meblağ ile sınırlı olduğu gerekçesiyle HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, tazminat talebinin kısmen kabulü ile 13.680 SDR nin hüküm tarihi olan 02.04.2018 tarihindeki TL karşılığı esas alınarak belirlenen 78.799,54 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ve 3095 sayılı Yasa'nın 2/2.maddesi uyarınca avans esasına göre hesaplanacak temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin tazminat talebinin reddine, taşıma bedeli olarak ıslah ile talep olunan 4.882,15 TL yönünden talebin reddine karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4.028,20 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 26/02/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.