T.C.

Yargıtay

3. Hukuk Dairesi

2025/531 E., 2026/1285 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/3038 E., 2024/2798 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 2. Tüketici Mahkemesi
SAYISI: 2017/216 E., 2023/297 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili; kör vajen tanısıyla 12.09.2015 tarihinde yapılan ameliyat neticesinde davalıların kusuru ile müvekkilinin fistül duvarında fazla kazınmaya bağlı 2.5 cm delinme meydana geldiğini, durumun ameliyattan sonraki kontrollerde fark edilmesine rağmen davalılar tarafından gerekli müdahalenin zamanında yapılmadığını, bunun sonucunda müvekkilinin sekiz büyük ameliyat ve birçok cerrahi müdahaleden geçirmek zorunda kaldığını, davalıların ameliyat öncesinde müvekkiline ameliyatın herhangi bir riski olmadığını söylediklerini, hastanın muhtemel rizikolara karşı bilgilendirilmesinin zorunluluk olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı tutmak kaydıyla 1.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminat dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1. Davalı ...; dava konusu neticenin diğer davalının ameliyattaki işlemi neticesinde oluştuğunu, kendisinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, diğer davalı ile yaptığı görüşmelerde diğer davalının kusurlu olduğunu kabul ettiğini savunarak, davanın kendisi yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.

2. Davalı ... vekili; müvekkilinin davacıya ameliyatın nasıl gerçekleştirileceğini, risklerini ve özellikle mesane ve kalın bağırsağın delinebileceğini ve ameliyatsız tedavi yöntemlerinin de bulunduğunu ve öncelikle bu yöntemleri düşünmeleri gerektiğini açıkladığını, aradan birkaç gün geçtikten sonra aniden ameliyathaneye çağrıldığını, diğer davalının ameliyata dair kendisine önceden bir bilgi vermediğini, ameliyatta uygulanması gereken işlemleri sırasına uygun gerçekleştirmediğini, ancak durumun aciliyetine binaen kendisine düşen işlemleri tamamlandığını, kalın bağırsakta 1.5 cm deliği fark etmesi üzerine dava dışı genel cerrahi uzmanı ...'yi davet ederek deliğin üç kat dikilerek tamirinin sağlandığını, sürece dair diğer davalıya bilgi verdiğini, ancak bu aşamadan sonra ameliyatı tamamlama kararının diğer davalıya ait olduğunu ve işleme devam etmesi neticesinde delik dikişlerinin attığını gördüğünü, sürece dair Başhekime bilgi verdiğini, tüm süreçte müvekkilinin ikinci/yardımcı hekim olduğunu ve dava konusu neticeyi meydana getiren kararın ve işlemlerin diğer davalı tarafından gerçekleştirildiğini, müvekkilin kusuru bulunmadığını, müvekkilin ikinci/yardımcı hekim olması nedeniyle aydınlatılmış onam alması gerektiği kabul edilse bile, Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Bürosu'nca 1994 yılında Avrupa'da Hasta Haklarının Geliştirilmesi Bildirgesi (Amsterdam Bildirgesi) uyarınca; bilincinin kapalı olması gibi onamının alınmasının mümkün olmadığı ya da acil müdahalenin gerektiği durumlarda, hastanın daha önce uygulanacak olan girişimi reddettiğine dair bir açıklaması yoksa farazi onamının olduğu varsayılarak işlemin uygulanabileceğinin belirtildiği, Hasta Hakları Yönetmeliği'nin 24. maddesinin beşinci fıkrasında ise; “Tıbbi müdahale sırasında isteğini açıklayabilecek durumda bulunmayan bir hastanın, tıbbi müdahale ile ilgili olarak önceden açıklamış olduğu istekleri göz önüne alınır.” hükmü bulunduğu, hastaya daha önce müvekkili tarafından gerekli bilgiler, olası riskler ve öncelikli olarak ameliyatsız çözüm arayışı tavsiye edildiği, buna rağmen davacının ameliyata karar verdiği, ancak bu konuda müvekkiline bilgi dahi verilmeden ameliyata başlandığı, müvekkilinin buna rağmen karşılaştığı acil durum karşısında hastayı kendi haline terk etmeyip, meslek etiğinin bir gereği olarak müdahale ettiğini, bu durumda müvekkilinin aydınlatılmış onam alması mecburiyetinden söz edilemeyeceği savunarak, davanın müvekkili yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosyaya kazandırılan Adli Tıp Kurumu (ATK) ve heyet raporlarında davalı hekimler tarafından yapılan işlemlerde tıbbı gerekliliklere aykırılık bulunmadığının bildirildiği, onam formunu saklama yükümlülüğünün dava dışı hastanede bulunduğu, hastanenin 667 sayılı KHK ile ... Dr. ... ve Araştırma hastanesine devredildiği, ayrıca devlet hastanelerine açılacak davaların da idari yargı görülmesi gerektiği gerekçesiyle, davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; ATK ve bilirkişi heyet raporları uyarınca, kör vajen operesinde fistül duvarının delinmesinin komplikasyon olduğu ve ameliyat sırasında komplikasyonun giderimi yönünden gerekli müdahalenin yapıldığı, tıbbi gerekliliklere aykırı işlem bulunmaması nedeni ile davalıların kusurlu olmadıkları, aydınlatılmış onam formu yönünden ise söz konusu belgenin saklanması sorumluluğunun sağlık kuruluşunda olduğu, hastanenin KHK ile Hazine'ye devredildiği ve eldeki davaya taraf olmadığı, Mahkemenin vardığı sonuçta istinaf sebepleri yönünden usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf isteminin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekilince temyiz başvurusunda bulunulmuştur.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili; ameliyat neticesinde davalıların kusuru ile müvekkilinin fistül duvarında fazla kazınmaya bağlı 2.5 cm delinme meydana geldiğini, durumun ameliyattan sonraki kontrollerde fark edilmesine rağmen davalılar tarafın gerekli müdahalenin yapılmadığını, buna bağlı olarak müvekkilinin ... Hastanesinde birçok ameliyat ve cerrahi müdahale geçirmek zorunda kaldığını, her iki davalının da neticeden kendilerinin kusurlu olmadığını savunurken birbirlerinin kusurlu olduğunu beyan ettiklerini, ameliyatın olası komplikasyonları hakkında müvekkilinin aydınlatılmadığını ve onamının alınmadığını, ameliyat neticesinde meydana gelen deliğin komplikasyon değil tıbbi uygulama hatası olarak değerlendirilmesi gerektiğini, müvekkili lehine olan tanık beyanlarına itibar edilmediğini, İlk Derece Mahkemesince müvekkilin maluliyetinin bulunup bulunmadığı hususunda da rapor düzenlenmesi istendiği ancak gelen raporda maluliyete ilişkin herhangi bir açıklamaya yer verilmediğini ileri sürerek, kararın bozulmasını talep edilmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, tedavi hizmetini üstlenen doktorların vekalet sözleşmesinden kaynaklanan özen borcuna aykırı davrandığı iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

Davalı ...'in davacıyı gereği gibi bilgilendirildiğine ve aydınlatılmış onamının alındığına dair herhangi bir savunmasının olmadığı, diğer davalı ...'ın ise; ameliyattan bir süre önce davacıya ameliyatın nasıl gerçekleştirileceği, risklerini ve özellikle mesane ve kalın bağırsağın delinebileceği ve ameliyatsız tedavi yöntemlerinin de bulunduğu ve öncelikle bu yöntemleri düşünmeleri gerektiğini açıkladığı, ameliyatın planlanmasından habersiz olduğu ve acil olarak ameliyathaneye çağrılması üzerine, ameliyatın geldiği safha itibariyle davacıya acil müdahale etmek zorunda kaldığı, acil durum karşısında yaptığı işlemlerin farazi onam altında olduğu ve kendisi açısından aydınlatılmış onam alma yükümlülüğünden bahsedilemeyeceğini savunduğu görülmüştür.

Mahkemece dinlenen davalı ...'ın asistanı ve muayene sırasında odada bulunan tanık ... beyanında; davalı ...'ın ameliyattan 5-6 gün önce davacıyı muayene ederek ameliyata ve risklerine ilişkin bilgi verdiği, ancak ameliyat günü konuşulmadığı, ameliyat günü davalı ...'ın diğer davalı ...'in ameliyatı için acil olarak çağrıldığını belirtmiştir.

Davaya konu ameliyat sırasında müdahaleden bulunan ve o dönem hastanenin Başhekimi olan genel cerrah tanık... beyanında; davaya konu ameliyatın planlanmış bir ameliyat olmadığını, acil bir şekilde ameliyata davalı ... tarafından çağrıldığını, ameliyatın geldiği safha itibari ile ameliyatın yarıda kesilip aydınlatılmış onam sürecini başlatmanın mümkün olmadığını belirtmiştir.

1219 Sayılı Tababet Ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun'un 70. maddesi ve Hekimlik Meslek Etiği Kurallarının 26. maddesi gereği, aydınlatılmış onamda ispat külfeti doktor ya da hastanededir.

Bu bilgiler ışığında, davacının ameliyatın muhtemel risklerine karşı bilgilendirilmediği iddiası karşısında, davalılardan ...'in aydınlatılmış onama dair herhangi bir savunma yapmadığı, diğer davalı ...'ın ise evvelce davacıyı bilgilendirdiği, ancak dava konusu ameliyata acil çağrılması nedeniyle aydınlatılmış onam almakla yükümlü olmadığı savunmasına ve hastanın gereği gibi aydınlatıldığını ispat yükü hem davalı doktorlar hem de dava dışı hastanede olmasına rağmen, İlk Derece Mahkemesince aydınlatılmış onam formunu saklama yükümlülüğünün dava dışı 667 sayılı KHK ile kapatılarak ... Dr. ... ve Araştırma hastanesine devredilen hastanede olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, davalı doktorlara aydınlatma yükümlülükleri hususunda ispat fırsatı tanıyıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken Mahkemece bu husus değerlendirilmeden yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA,

Temyiz eden taraf harçtan muaf olduğundan peşin alınan temyiz karar harcının iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

09.03.2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.