T.C.
Yargıtay
9. Hukuk Dairesi
2016/26537 E., 2017/18616 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işyerinde 25.10.2002 ile 04.05.2015 tarihleri arasında "Tanıtım Müdürü" olarak en son 16.390,00 TL. ücret ile çalıştığını, davacı müvekkili ile aralarında ailevi ilişki bulunan davalı şirket yetkilileri ve ortaklarının ailevi sorunlarını davacı ile olan iş ilişkisine yansıtıklarını ve istifa etmesi için davacı asile baskı uygulandığını, davacının da bu baskılara dayanamayarak istifa etmek zorunda kaldığını iddia ederek, kendi iradesine dayanmayan feshin geçersizliğine ve müvekkilinin işe iadesine, işe iade kararına uyulmaması halinde 8 aylık ücret tutarında tazminata hükmedilmesine, yargılamanın 4 aydan fazla sürmesi durumunda müvekkiline 4 aylık ücret tutarında tazminat ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili; davacının 25.10.2002-04.05.2015 tarihleri arasında davalı şirket nezdinde "Tanıtım Müdürü" olarak çalıştığını, davacının hizmet sözleşmesinin işverene iletmiş olduğu kayıtsız şartsız el yazılı istifa dilekçesi ile sona erdiğini, istifasında irade fesadı halinin bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, iş sözleşmesinin kim tarafından feshedildiği, feshin haklı bir nedene dayanıp dayanmadığı ve bu bağlamda davacının imzasını havi istifa dilekçesinin geçerli olup, olmadığı noktasında toplanmaktadır.
İş sözleşmesini fesih hakkı, karşı tarafa yöneltilmesi gereken tek taraflı bir irade beyanı ile iş sözleşmesini derhal veya belirli bir sürenin geçmesiyle ortadan kaldırabilme yetkisi veren, bozucu yenilik doğuran bir haktır. İşçinin haklı nedenle iş sözleşmesini derhal feshi İş Kanunu'nun 24. maddesinde düzenlenmiştir. İşçinin önelli fesih bildiriminin normatif düzenlemesi ise Aynı Yasa'nın 17. maddesinde ele alınmıştır. Bunun dışında Yasa'da işçinin istifası özel olarak düzenlenmiş değildir.
İşçinin haklı bir nedene dayanmadan ve bildirim öneli tanımaksızın iş sözleşmesini feshi, istifa olarak değerlendirilmelidir. İstifa iradesinin karşı tarafa ulaşmasıyla birlikte iş ilişkisi sona erer.
İşçinin istifa dilekçesindeki iradesinin fesada uğratılması da sıkça karşılaşılan bir durumdur. İşverenin tazminatların derhal ödeneceği sözünü vermek ve benzeri baskılarla işçiden yazılı istifasını vermesini talep etmesi ve işçinin buna uyması halinde, gerçek bir istifa iradesinden söz edilemez. Bu halde feshin işverence gerçekleştirildiği kabul edilmelidir.
İşverenin baskı uygulaması sonucu düzenlenen istifa dilekçesine değer verilemez. Yargıtay uygulaması; bu gibi hallerde feshin işverence gerçekleştirildiği, bununla birlikte işveren feshinin haklı olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği noktasındadır.
İstifa belgesine dayanılmakla birlikte, işçiye ihbar ve kıdem tazminatlarının ödenmiş olması, Türkiye İş Kurumu'na yapılan bildirimde işveren feshinden söz edilmesi gibi çelişkili durumlarda, her bir somut olay yönünden bu çelişkinin istifanın geçerliliğine etkisinin değerlendirilmesi gerekir.
İstifa belgesindeki ifadenin genel bir içerik taşıması durumunda, işçinin dava dilekçesinde somut sebepleri belirtmesinde hukuka aykırı bir yön bulunmamakta olup istifanın ardındaki gerçek araştırılmalıdır.
İş sözleşmesinin istifa ile sona ermesi halinde, işçinin iş güvencesi hükümlerinden yararlanması mümkün olmadığı gibi, ihbar ve kıdem tazminatlarına da hak kazanamaz. İstifa durumunda işçinin işverene ihbar tazminatı ödemesi yükümü ortaya çıkabileceğinden, istifa üründeki belgelerin titizlikle ele alınması gerekir.
Somut uyuşmazlıkta, davacı vekili istifa dilekçesi altındaki imzanın davacının eli ürünü olduğunu ancak istifa dilekçesinin baskı altında imzalatıldığını ileri sürmüştür. Davacı vekilinin, yöneticilerin davacının akrabaları olduğu yönündeki iddiasının inkarına yönelik savunmanın bulunmaması, davacı tanığının davacının iddialarını birebir doğrulayan anlatımları, davacının 12 yıl 6 ay 10 gün gibi kıdem tazminatı bakımından yüksek meblağlı bir tazminatı nedensiz olarak kaybetmesine yol açacak bir irade beyanında bulunmasının hayatın olağan akışına aykırı olması, davalı tanıklarının halen davalı işyerinde çalışmaları nedeniyle objektif beyanda bulunmalarının beklenemeyeceği, davalı tarafın davacının yeni bir iş kurmak için işten istifa ettiği yönünden biraz önce bahsedilen tanık anlatımları dışında somut delil ileri sürmemeleri karşısında; davacının imzasını taşıyan istifa dilekçesinin baskı sonucu alındığı ve irade fesadı halinin bulunması nedeniyle değer verilemeyeceği ve sonuç olarak iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haklı ve/veya geçerli nedene dayalı olmaksızın sonlandırıldığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Mahkemece davacının istifasının baskıya dayalı olduğu kabul edilerek, istifa geçersiz sayılmış ise de, davacının istifa dilekçesi sunduğu gün 2015 yılından kalan yıllık izin alacağının kaldığı yönünde mutabakat metni imzaladığı görülmüştür.
Davacı davalı iş yerinde 13 yıl çalışmış olup, en son tanıtım müdürü olarak görev yapmıştır. Davacı vasıflı bir işçi olup, yazdığı istifa dilekçesinin sonuçlarını bilebilecek durumdadır. Ayrıca davacı istifa dilekçesinin irade fesadı ile alındığı iddiasını ispatlayamamıştır. Bu nedenle iş akdinin davacının istifa ile sona erdiği anlaşıldığından davanın reddi yerine yerinde olmayan gerekçe ile kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarda açıklanan gerekçe ile;
1. Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. Davanın REDDİNE,
3. Alınması gereken 31,40 TL. karar-ilam harcından davacının yatırdığı 27,70 TL. peşin harcın mahsubu ile bakiye 3,70 TL. harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4. Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
5.Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre belirlenen 1.980,00 TL. ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6. Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine,
Kesin olarak 20.11.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.





