Dijital çağın en güçlü araçlarından biri olan sosyal medya, bireylerin iletişim kurma, bilgiye erişme ve kendini ifade etme biçimlerini değiştirmiştir. Ancak bu dönüşümün en hassas muhataplarından biri çocuklarımızdır. Özellikle 15 yaş altındaki çocukların sosyal medya kullanımı, son yıllarda yalnızca pedagojik değil, aynı zamanda hukuki bir tartışma konusu hâline gelmiştir

Bugün birçok devlet, çocukların dijital dünyada maruz kaldığı riskleri azaltmak amacıyla yaş temelli erişim sınırlamaları üzerinde çalışmaktadır. Bu tartışmanın merkezinde ise temel bir soru bulunmaktadır: Çocukların sosyal medyaya erişiminin sınırlandırılması, onların üstün yararını koruyan bir önlem midir; yoksa temel hak ve özgürlüklere müdahale niteliği mi taşımaktadır?

Hukuken konuya bakıldığında, çocukların korunması ilkesi hem ulusal hem uluslararası hukukta güçlü bir dayanağa sahiptir. Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin 3. maddesi, çocukla ilgili tüm işlemlerde “çocuğun üstün yararı” ilkesinin esas alınmasını öngörmektedir. Aynı şekilde Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 41. maddesi de devletin çocukları koruma yükümlülüğünü açıkça düzenlemektedir.

Sosyal medya platformlarının algoritmik yapısı dikkate alındığında, çocukların yaşlarına uygun olmayan içeriklere maruz kalması, siber zorbalık, dijital istismar, kişisel verilerin ihlali ve psikolojik bağımlılık gibi ciddi riskler ortaya çıkmaktadır. Özellikle çocukların henüz hukuki sonuçları değerlendirme yeterliliğine sahip olmadan dijital sözleşmelere taraf hâline gelmeleri, veri güvenliği açısından önemli sorunlar yaratmaktadır. Burada devreye giren temel hukuk alanlarından biri de kişisel verilerin korunması hukukudur. Türkiye’de Kişisel Verileri Koruma Kurumu denetiminde uygulanan 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında çocuklara ait verilerin işlenmesi, daha hassas koruma rejimine tabidir. Çünkü çocuklar, dijital platformların veri toplama politikalarına karşı yetişkinler kadar bilinçli savunma mekanizmalarına sahip değildir.

Sosyal medya üzerinden işlenebilen suçlar bakımından çocukların hukuki durumunu değerlendirirken iki ayrı ekseni birlikte ele almak gerekir: ceza ehliyeti ve kişisel/medeni olgunluk. Çünkü dijital ortamda gerçekleştirilen eylemler çoğu zaman fiziksel dünyadaki suç tiplerinin sanal görünümüdür; ancak fail çocuk olduğunda yaş, algılama yeteneği ve irade kontrolü belirleyici hâle gelir.

Türk Ceza Kanunu bakımından çocukların sosyal medyada işleyebileceği başlıca suçlar şunlardır:

  • Hakaret (TCK m.125): Yorum, paylaşım, story veya mesaj yoluyla kişilik haklarına saldırı.
  • Tehdit (TCK m.106): Korkutma içerikli mesajlar veya içerikler.
  • Kişisel verilerin hukuka aykırı paylaşılması (TCK m.136): Özel fotoğraf, telefon numarası, adres ifşası.
  • Özel hayatın gizliliğini ihlal (TCK m.134): Ekran görüntüsü, gizli konuşmaların paylaşılması.
  • Müstehcenlik (özellikle çocuk içerikleri bakımından ağır sonuçlar doğurabilir) (TCK m.226).
  • Siber zorbalık niteliği taşıyan sistematik psikolojik saldırılar (çoğu zaman hakaret, tehdit, şantaj gibi suçlara dönüşebilir).
  • Dolandırıcılık (TCK m.157-158): Sahte hesaplarla para talebi, link dolandırıcılığı.

Bu suçların çocuklar bakımından değerlendirilmesi yaş gruplarına göre değişir:

1. 12 yaş altı çocuklar

Bu yaş grubunda sosyal medyada hakaret etmiş, tehditte bulunmuş veya özel veri paylaşmış olsalar dahi ceza sorumlulukları yoktur. Çünkü kanun, fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını kavrama kapasitesinin oluşmadığını kabul eder. Ancak burada “cezasızlık” fiilin önemsiz olduğu anlamına gelmez. Aile, okul ve sosyal hizmet mekanizmaları devreye girebilir. Özellikle dijital zorbalık mağduriyetlerinde koruyucu tedbirler gündeme gelir.

2. 12–15 yaş grubu

Bu grup sosyal medya suçları bakımından en kritik gruptur. Çünkü çocuk çoğu zaman paylaşımın “şaka” olduğunu düşünse de hukuki sonuç ağır olabilir. Örneğin: Arkadaşının özel görüntüsünü yaymak, sahte hesap açarak itibar zedelemek, birine organize linç başlatmak. Mahkeme burada şu soruya bakar:
Bu çocuk yaptığı paylaşımın hukuki sonucunu anlayabiliyor muydu? Eğer anlayabiliyorsa cezai sorumluluk doğabilir; ancak indirimli ceza uygulanır. Bu yaş grubunda özellikle dijital akran zorbalığı dosyaları dediğimiz birçok suçu içinde barındıran ceza dosyaları doğabilmektedir.

Yasa koyucu yaptığı önlemler ile çocukları hem suçun mağduru hem de faili olmaktan korumak istemektedir. Şöyle ki 4/5/2007 tarihli ve 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunun da bazı değişiklikler yapılmıştır ve kanunun yayımı tarihinden 6 ay sonra yürürlüğe gireceğini belirtmiştir.

1 Mayıs 2026 CUMA

Resmî Gazete Sayı : 33240

MADDE 21- 4/5/2007 tarihli ve 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bentler eklenmiştir.

“ş) Oyun: İnternet aracılığıyla dağıtılan veya güncellenen, elektronik ortamda çevrim içi veya çevrim dışı oynanabilen dijital oyunları,

t) Oyun dağıtıcı: İçerik sağlayıcı tarafından üretilen veya yayınlanan dijital oyunların; son kullanıcıya ulaştırılması amacıyla satış kanalları ile ilişkileri yöneten, lisans anahtarlarının üretimini ve yönetimini koordine eden, dijital hak yönetimi sistemlerini kullanan ve bu süreçte mali veya teknik aracılık hizmeti sunan gerçek veya tüzel kişileri,

u) Oyun geliştirici: Dijital oyunu ya da oyun içeriğini tasarlayan, bunların yazılımını geliştiren veya geliştirme sürecini yöneten gerçek ya da tüzel kişileri,

ü) Oyun platformu: İnternet üzerinden dijital oyunların ve bunlarla ilişkili ek içeriklerin; sergilenmesi, satışı, dağıtımı, indirilmesi veya oynanmasına yönelik yazılımsal veya teknik altyapı sunan; kullanıcıların oyun veya içeriklere erişimini, lisans yönetimini veya kullanıcılar arası etkileşimi sağlayan veya koordine eden gerçek veya tüzel kişileri,”

MADDE 22- 5651 sayılı Kanunun ek 4 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “9 uncu ve 9/A maddeleri kapsamındaki içeriklere yönelik olarak” ibaresi madde metninden çıkarılmış, dördüncü fıkrasında yer alan “erişimin engellenmesi kararlarının” ibaresi “erişimin engellenmesi kararları ile yirmiüçüncü fıkranın” şeklinde, yedinci fıkrası aşağıdaki şekilde, onsekizinci fıkrasında yer alan “en geç üç ay” ibaresi “derhâl ve onbeş günü geçmemek üzere Kurum tarafından belirlenecek süre” şeklinde değiştirilmiş, ondokuzuncu fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkralar eklenmiş ve diğer fıkralar buna göre teselsül ettirilmiş, mevcut yirminci fıkrasında yer alan “ve ondokuzuncu” ibaresi “, ondokuzuncu, yirminci, yirmibirinci ve yirmiüçüncü” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya aşağıdaki cümleler eklenmiştir.

“(7) Sosyal ağ sağlayıcı, onbeş yaşını doldurmamış çocuklara hizmet sunamaz ve bu hizmetin sunulmaması konusunda yaş doğrulama dâhil gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür. Sosyal ağ sağlayıcı, onbeş yaşını doldurmuş çocuklara özgü ayrıştırılmış hizmet sunma konusunda gerekli tedbirleri alır. Bu fıkra kapsamında alınan tedbirler sosyal ağ sağlayıcının kendi internet sitesinde yayınlanır.”

“(20) Sosyal ağ sağlayıcı; açık, anlaşılır ve kullanıma elverişli ebeveyn kontrol araçları sağlar. Ebeveyn kontrol araçları;

a) Hesap ayarlarının kontrol edilmesine,

b) Satın alma, kiralama ve ücretli üyelik gibi ücrete dayalı işlemlerin ebeveyn iznine veya onayına tabi kılınmasına,

c) Kullanım süresinin izlenmesi ve bu sürenin sınırlandırılmasına,

ilişkin mekanizmaları içerir.

(21) Sosyal ağ sağlayıcı, aldatıcı reklamları engelleyici tedbirleri almakla yükümlüdür.

(22) Türkiye’den günlük erişimi on milyondan fazla olan sosyal ağ sağlayıcı, 8/A maddesi uyarınca gecikmesinde sakınca bulunan hâller kapsamında verilen kararların gereğini derhâl ve en geç bir saat içinde uygular.

(23) Türkiye’den günlük erişimi on milyondan fazla olan sosyal ağ sağlayıcı, bu Kanun uyarınca verilen içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi kararlarına konu yayının kendi internet sitesinde yayınlanmaması hususunda gerekli her türlü tedbiri alır.”

“Verilen idari para cezasının tebliğinden itibaren otuz gün içinde yükümlülüğün yerine getirilmemesi hâlinde Başkan tarafından Türkiye’de mukim vergi mükellefi olan gerçek ve tüzel kişilerin ilgili sosyal ağ sağlayıcısına yeni reklam vermesi yasaklanır, bu kapsamda yeni sözleşme kurulamaz ve buna ilişkin para transferi yapılamaz. Reklam yasağı kararının verildiği tarihten itibaren üç ay içinde yükümlülüğün yerine getirilmemesi hâlinde Başkan, sosyal ağ sağlayıcının internet trafiği bant genişliğinin yüzde elli oranında daraltılması için sulh ceza hâkimliğine başvurabilir. Başvurunun kabulüne ilişkin hâkim kararının uygulanmasından itibaren otuz gün içinde söz konusu yükümlülüğün yerine getirilmemesi hâlinde Başkan, sosyal ağ sağlayıcının internet trafiği bant genişliğinin yüzde doksan oranına kadar daraltılması için sulh ceza hâkimliğine başvurabilir. Hâkim ikinci başvuru üzerine vereceği kararında, yüzde elliden düşük olmamak kaydıyla, sunulan hizmetin niteliğini de dikkate alarak daha düşük bir oran belirleyebilir. Bu kararlara karşı Başkan tarafından 5271 sayılı Kanun hükümlerine göre itiraz yoluna gidilebilir. Hâkim tarafından verilen kararlar erişim sağlayıcılara bildirilmek üzere Kuruma gönderilir. Kararların gereği, bildirimden itibaren derhâl ve en geç dört saat içinde erişim sağlayıcıları tarafından yerine getirilir. Yükümlülüğün yerine getirilmesi hâlinde reklam yasağı kaldırılır ve hâkim kararları kendiliğinden hükümsüz kalır. İnternet trafiği bant genişliğine yapılan müdahalenin sona erdirilmesi için erişim sağlayıcılara Kurum tarafından bildirim yapılır.”

MADDE 23- 5651 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir.

“EK MADDE 5- (1) Oyun platformu usulüne uygun olarak derecelendirilmeyen oyunları sunamaz. Ancak derecelendirilmeyen oyunları en yüksek yaş kriterine göre derecelendirmek kaydıyla sunabilir. Oyun platformu içerik veya yer sağlayıcı olmasından doğan sorumluluk ve yükümlülükleri saklı kalmak kaydıyla, usulüne uygun olarak derecelendirilmeyen içerikleri çıkarmakla yükümlüdür.

(2) Türkiye’den günlük erişimi yüzbinden fazla olan yurt dışı kaynaklı oyun platformu; Kurum, Birlik, adli veya idari makamlarca gönderilecek tebligat, bildirim veya taleplerin gereği ile bu Kanun kapsamındaki diğer yükümlülüklerin yerine getirilmesini temin için Türkiye’de gerçek veya tüzel kişi temsilci belirlemekle ve bu temsilciye dair bilgileri Kuruma bildirmekle yükümlüdür. Oyun platformu, temsilcinin iletişim bilgilerine kolayca görülebilecek ve doğrudan erişilebilecek şekilde internet sitesinde yer verir.

(3) Oyun platformu; açık, anlaşılır ve kullanıma elverişli ebeveyn kontrol araçları sağlar. Ebeveyn kontrol araçları;

a) Hesap ayarlarının kontrol edilmesine,

b) Satın alma, kiralama ve ücretli üyelik gibi ücrete dayalı işlemlerin ebeveyn iznine veya onayına tabi kılınmasına,

ilişkin mekanizmaları içerir.

(4) Kurum, oyun platformunun bu Kanuna uyumuna ilişkin olarak oyun platformundan kurumsal yapı, bilişim sistemleri, veri işleme mekanizmaları dâhil olmak üzere bu Kanunun uygulanmasıyla doğrudan ilgili açıklamaları talep edebilir. Oyun platformu, Kurum tarafından talep edilen bilgi ve belgeleri derhâl ve onbeş günü geçmemek üzere Kurum tarafından belirlenecek süre içinde vermekle yükümlüdür.

(5) Bu maddenin uygulanmasına, oyun platformunun uyması gereken yükümlülüklere ve yaş kriterlerine göre derecelendirmeye dair usul ve esaslar, Kurum tarafından çıkarılan yönetmelikle belirlenir.

(6) Bu maddede düzenlenen yükümlülükler ile Kurum tarafından çıkarılan yönetmelikte yer alan yükümlülüklerini yerine getirmeyen oyun platformuna Kurum tarafından bildirimde bulunulur. Bildirimden itibaren otuz gün içinde bildirime konu yükümlülüğün yerine getirilmemesi hâlinde oyun platformuna Başkan tarafından bir milyon Türk lirasından on milyon Türk lirasına kadar idari para cezası verilebilir. Verilen idari para cezasının tebliğinden itibaren otuz gün içinde bildirime konu yükümlülüğün yerine getirilmemesi hâlinde on milyon Türk lirasından otuz milyon Türk lirasına kadar bir kez daha idari para cezası verilebilir. İdari para cezası miktarı ihlalin niteliği, ağırlığı, kullanıcılar üzerindeki etkisi veya meydana gelen zarar dikkate alınarak takdir edilir.

(7) İkinci kez verilen idari para cezasının tebliğinden itibaren otuz gün içinde bildirime konu yükümlülüğün yerine getirilmemesi hâlinde Başkan, oyun platformunun internet trafiği bant genişliğinin yüzde otuz oranında daraltılması için sulh ceza hâkimliğine başvurabilir. Başvurunun kabulüne ilişkin hâkim kararının uygulanmasından itibaren otuz gün içinde bildirime konu yükümlülüğün yerine getirilmemesi hâlinde Başkan, oyun platformunun internet trafiği bant genişliğinin yüzde elli oranına kadar daraltılması için sulh ceza hâkimliğine başvurabilir. Hâkim ikinci başvuru üzerine vereceği kararında, yüzde otuzdan düşük olmamak kaydıyla, sunulan hizmetin niteliğini de dikkate alarak daha düşük bir oran belirleyebilir. Bu kararlara karşı Başkan tarafından 5271 sayılı Kanun hükümlerine göre itiraz yoluna gidilebilir. Hâkim tarafından verilen kararlar erişim sağlayıcılara bildirilmek üzere Kuruma gönderilir. Kararların gereği, bildirimden itibaren derhâl ve en geç dört saat içinde erişim sağlayıcıları tarafından yerine getirilir. Bildirime konu yükümlülüğün yerine getirilmesi hâlinde; verilen idari para cezalarının dörtte biri tahsil edilir ve hâkim kararları kendiliğinden hükümsüz kalır. İnternet trafiği bant genişliğine yapılan müdahalenin sona erdirilmesi için erişim sağlayıcılara Kurum tarafından bildirim yapılır.”

Çocukların korunması, yalnızca devletin değil; , ailelerin, eğitim sisteminin ve teknoloji şirketlerinin ortak hukuki sorumluluğudur. Yapılan değişiklik ile birlikte hem ailelere hem de teknoloji şirketlerine yönelik düzenlemelerde yapılmıştır. Ailelerde hesapların kontrolünü sağlayarak çocukların dijital platformlar üzerindeki tehditlerden korunması için etkin rol oynamalıdır. Dijital çağda çocuk hakları, artık yalnızca fiziksel dünyada değil, sanal dünyada da korunmak zorundadır.

Bir diğer yan ise sosyal medya platformları üzerinden e devlet sistemi ile kimlik ve yaş doğrulama ile anonim hesapların önüne geçilmek istenildiği algısı da oluşmaktadır. Şöyle ki siber suçların birçoğu anonim hesaplar üzerinden işlenilmektir. Yasa koyucunun temel amacı çocukların üstün yararı ilkesi gereğince dijital platformlardaki tehditlerden koruma rolünü etkinleştirmek olsa da sosyal medya platformlarında işlenen suçlarda kişilerin tespiti noktasında da fayda sağlayacağı kanaatindeyiz.

Ancak meselenin diğer yüzü de göz ardı edilmemelidir. Sosyal medya yalnızca risk alanı değil; aynı zamanda ifade özgürlüğü, eğitim, sosyalleşme ve bilgiye erişim aracı olarak da değerlendirilmektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatları çerçevesinde ifade özgürlüğüne getirilecek her sınırlamanın ölçülülük ilkesine uygun olması gerekmektedir.

Dolayısıyla mutlak yasaklama politikaları yerine; yaş doğrulama sistemleri, ebeveyn denetimi mekanizmaları, dijital okuryazarlık eğitimi ve platformların çocuklara yönelik özel güvenlik politikaları geliştirmesi daha dengeli çözümler sunabilir.

Kanaatimizce mesele, “yasaklama” ekseninde değil, “hukuki koruma mekanizmalarının güçlendirilmesi” ekseninde ele alınmalıdır. Zira çocukları dijital dünyanın dışında tutmak artık gerçekçi değildir; önemli olan onları dijital dünyanın risklerine karşı hukuken, teknolojik olarak ve toplumsal olarak koruyabilmektir.