GİRİŞ
Uygulamada eşler arasında aile konutundan kaynaklı müdahalenin meni ve ecrimisil davaları oldukça yaygındır. Özellikle söz konusu uyuşmazlıklar daha çok boşanma aşamasında gündeme gelmekte olup, kimi zaman boşanma davası devam ederken kimi zamanda boşanma sonrasında ortaya çıkmaktadır. İş bu yazımızda da tüm aşamalarda eşler arasında aile konutuna ilişkin müdahalenin meni ve ecrimisil davalarını Yargıtay’ın bu konuya bakan tüm dairelerinin (Bugüne kadar söz konusu uyuşmazlıklara 1.Hukuk Dairesi, 8.Hukuk Dairesi ve en son güncel olarak da 7.Hukuk Dairesi tarafından bakılmaktadır) içtihatları doğrultusunda inceleyeceğiz.
Öncelikle boşanma davası devam ederken taşınmaz aile konutu vasfını korumaktayken, boşanma kararının kesinleşmesi ile birlikte bu taşınmaz aile konutu olma özelliğini kaybetmektedir. Ayrıca boşanma kararı kesinleşmişse, aile konutu niteliği ortadan kalktığı için taşınmazın tapu kaydının üzerinde aile konutu şerhi olmasının da hiçbir önemi kalmayacaktır. İşte böyle durumlarda aile konutuna ilişkin müdahalenin meni ve ecrimisil davasının ne zaman ve hangi aşamada açıldığı önemli hale gelecek olup, açıldığı zamana göre sonuçları birbirinden farklılık göstermektedir. Bu farklılıkların neler olduğunu iki döneme ayırarak inceledik.
1-Müdahalenin Meni ve Ecrimisil Davası Açıldığında Boşanma Davası Açılmamışsa Yahut Boşanma Davası Açılmış Ancak Halen Devam Ediyorsa:
Malik eş, boşanma davası açılmadan ya da boşanma davası devam ederken malik olduğu aile konutundan yararlanan eşine karşı ecrimisil ve müdahalenin meni davası açması halinde evlilik birliği halen devam ettiği için ve aile konutu vasfını koruması sebebiyle açılan davanın reddi söz konusu olur. Dolayısıyla evlilik birliği devam ettiği müddetçe malik eşin, eşine karşı aile konutuna ilişkin olarak bu türden bir dava açması mümkün değildir. Yargıtay’ın bu tür davalara bakan dairelerin (Yargıtay 1.HD, 7.HD VE 8.HD) kararları da bu yöndedir.
-“Boşanma davası devam ettiği sürece davalının taşınmazı kullanmasından dolayı davacının bir talepte bulunmasının yasal dayanağı bulunduğundan bahsetmek mümkün değildir. Elatmanın önlenmesi ve ecrimisil davası 29.5.2002 tarihinde açılmış, boşanma kararı çok daha sonra, 13.9.2002 tarihinde kesinleşmiştir. Bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken davalının elatmasının haksız olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmadığı” (Yargıtay 1.HD 2004/9540 E. 2004/13174 K.)
-“Dava ecrimisil isteğine ilişkindir…Somut olaya gelince; çekişme konusu taşınmazın aile konutu olduğu, tarafların boşanmalarına ilişkin kararın Yargıtay incelemesinden geçerek 05.07.2012 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın 14.01.2011 tarihinde açıldığı dosya kapsamı ile sabittir. Bilindiği üzere, her dava açıldığı tarihteki şartlara göre değerlendirilir. Taraflar arasında boşanma davası devam ederken, bu davanın açıldığı, boşanma kararının yargılama aşamasında kesinleştiği, dava tarihi itibariyle evliliğin devam ettiği, taşınmazın aile konutu olup davalı eş tarafından kullanılmasının haksız ve kötüniyetli sayılamayacağı tartışmasızdır. Bu durumda davanın reddine karar verilmesi gerekir. (Yargıtay 1.HD 2014/20407 E. 2017/1537 K.)
-“Dava ecrimisil isteğine ilişkindir. Bilindiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, hak sahibinin, hak sahibi olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminattır. Dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu 3 nolu dairenin tapuda taraflar adına 1/2 paylı olarak kayıtlı olduğu, daire aile konutu olarak kullanılmakta iken boşanma davasının açıldığı, eldeki dava açıldığı sırada tarafların halen evli olduğu ve boşanma kararının eldeki davada yargılama devam ederken 02.12.2013 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Bilindiği ve uygulamada kararlılık kazandığı üzere; evlilik birliği devam ettiği sürece, eşlerden birinin diğerine ait taşınmazdan yararlanması, yasal ve sosyal destek olarak kabul edilmekte olup, Yargıtayın ve Dairemizin yerleşmiş uygulamalarına göre, aile konutu olarak kullanılan taşınmaz ile ilgili en erken boşanma kararının kesinleştiği tarihten itibaren ecrimisil istenebilir. O halde, mahkemece davanın açıldığı tarihte evlilik birliği devam etmekte olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerekir”. (Yargıtay 8.HD 2019/4241 E. 2021/3278 K.)
2-Müdahalenin Meni ve Ecrimisil Davası Boşanma Kararı Kesinleştikten Sonra Açılmışsa:
Yukarıda da belirttiğimiz üzere eşler arasındaki boşanma kararı kesinleşmişse artık aile konutu vasfını da yitirmiştir. Bu aşamadan sonra malik olmayan eşin aile konutunu kullanması haksız işgal olarak kabul edilmektedir. Çünkü evlilik birliği devam ettiği sürece, eşlerden birinin diğerine ait taşınmazdan yararlanması, yasal ve sosyal destek olarak kabul edilmektedir. İşte söz konusu aile konut halen malik olmayan eş tarafından kullanılıyorsa bu sebeple malik eş müdahalenin meni ve ecrimisil davası açabilir.
Ayrıca boşanma kararının kesinleşmesi ecrimisilin başlangıcı açısından da önemlidir. Yargıtay 1.Hukuk Dairesi bazı kararlarında dönem dönem ve Yargıtay 8.Hukuk Dairesi 2021 yılına kadar verdiği kararlarında ecrimisilin başlangıcı olarak boşanma kararının kesinleştiği tarihi kabul etmiştir.
-“Somut olayda, boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren davalının davacıya ait bağımsız bölümde oturmasının haklı ve geçerli bir nedene dayandığını söyleyebilme olanağı yoktur. Davalı muvafakate dayalı olarak oturulduğu hususunu kanıtlayamadığı gibi boşanma kararı kesinleştikten sonra tapu kaydında yer alan aile konutu şerhinin de bir hak bahşetmeyeceği kuşkusuzdur. Hâl böyle olunca, boşanma kararının kesinleşme tarihi ile dava tarihi arasındaki dönem için belirlenecek ecrimisile hükmedilmesi gerekir”. (Yargıtay 1.HD 2014/7437 E. 2015/7596 K.)
-“Bilindiği üzere ecrimisil, kötüniyetli zilyedin malike ödemekle yükümlü olduğu bir nevi haksız işgal tazminatıdır. Ecrimisil istemine konu olan dönemde evlilik birliği devam ettiği sürece, eşlerden birinin diğerine ait taşınmazdan yararlanması, yasal ve sosyal destek kabul edilmektedir. Somut olayda, 7.7.2006 tarihinden boşanma kararının kesinleştiği 10.2.2011 tarihine kadar taraflar evli olup davalı aile konutu niteliğindeki taşınmazda oturmaktadır. Dolayısıyla davalının kötüniyetli olduğu ve ecrimisilden sorumlu tutulacağından söz etmenin olanağı yoktur. Hal böyle olunca; davalının bizzat mesken olarak kullandığı kısım ile kiraya vermek suretiyle kullandığı kısım yönünden boşanma kararının kesinleştiği tarihten itibaren ecrimisile karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile tarafların halen evli olduğu 7.7.2006 ile 10.2.2011 tarihleri arasındaki dönemlere yönelik olarak da ecrimisile hükmedilmesi doğru görülmemiştir”. (Yargıtay 8.HD 2018/3947 E. 2018/19084 K.)
-“Dava ecrimisil isteğine ilişkindir…Somut olaya gelince; dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu 5850 ada 1 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki 2 nolu bağımsız bölümün davacı adına kayıtlı bulunduğu ve davalının taşınmaz üzerindeki evi tahliye ederek davacıya teslim etmemiş olduğu anlaşılmaktadır. Bilindiği ve uygulamada kararlılık kazandığı üzere; evlilik birliği devam ettiği sürece, eşlerden birinin diğerine ait taşınmazdan yararlanması, yasal ve sosyal destek olarak kabul edilmektedir. Fakat boşanma kararının kesinleşmesiyle tarafların aile birliğinin sona ereceği, böylece davalının davacı adına kayıtlı bağımsız bölümde oturmasını hukuken haklı ve geçerli kılacak bir nedeninin kalmayacağı kuşkusuzdur. Davalının açmış olduğu katkı payı alacağı davası taşınmazın mülkiyetine ilişkin olmayıp, şahsi hak doğurur ve bu nedenle davacı tarafın ecrimisil talebinde bulunmasına engel oluşturmaz. Davalı taşınmazda paydaş olmadığından, intifadan men koşulu gerçekleşmediğinden bahisle ecrimisil talebinin reddine karar verilmesi doğru değildir. Taraflar Ankara 11. Aile Mahkemesi’nin 2011/757 Esas, 2012/1613 Karar sayılı ilamı ile boşanmışlar ve karar 20.05.2014 tarihinde kesinleşmiştir. Hal böyle olunca, boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren, tarafların iddia ve savunmaları dikkate alınarak, yukarıda belirtilen ilkeler ışığında, yöntemine uygun belirlenecek bir ecrimisile hükmedilmesi gerekir”. (Yargıtay 8.HD 2018/7212 E. 2020/8296 K.)
Ancak kimi yargı kararlarında ise sadece boşanma kararının kesinleşmesi ecrimisil başlangıcı için yeterli görülmemiştir. Ecrimisilin başlangıcı için boşanma kararı kesinleştikten sonra ihtarın çekilmesi gerektiği belirtilmiş ve ecrimisilin başlangıcı olarak da söz konusu ihtarın tebliğ tarihi dikkate alınmıştır. Yargıtay 1.Hukuk Dairesi bazı kararlarında dönem dönem, Yargıtay 8.Hukuk Dairesi’de 2021 yılından itibaren verdiği kararlarda ecrimisilin başlangıcı olarak ihtarnamenin tebliğ tarihini kabul edilmiştir. Ancak Yargıtay 7.Hukuk Dairesi ise 2022 yılından itibaren bu davalara bakmakla görevli olup güncel kararlarında da ecrimisilin başlangıç tarihi olarak boşanmanın kesinleşme tarihi değil, ihtarnamenin tebliğ tarihini kabul etmiştir.
-“Dava, bağımsız bölüme elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkindir....Öte yandan; davacı, eldeki davayı açmadan önce davalıya taşınmazı kullanımına son vermesi bakımından 09.02.2010 tarihinde ihtar göndermiş, 30 gün içinde işgaline son vermesini bildirmiştir. Anılan ihtarname davalıya 11.02.2010 tarihinde tebliğ edilmiştir. O halde, boşanma ilamının kesinleşmesine kadar davalının yeri aile konutu olarak kullandığı, ardından davacının kullanıma ihtar gönderinceye kadar ses çıkarmadığı gözetildiğinde, ihtarın tebliği ve ihtarda tanınan 30 günlük sürede gözetilerek bu tarihe kadar davalının taşınmazı kullanımının haksız olduğu söylenemez. Bu durumda, davalının ihtarın tebliği tarihi ve ihtarda tanınan 30 günlük sürede gözetilerek dava tarihine kadar belirlenecek ecrimisilden sorumlu tutulması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere boşanma ilamının kesinleşme tarihinden itibaren fazla ecrimisile karar verilmiş olması isabetsizdir”. (Yargıtay 1.HD 2012/10712 E. 2012/14573 K.)
-“Dava, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir…Somut olayda, davacının boşanmış olduğu eski eşine yönelik olarak açtığı davada, davalının müşterek çocuklarla beraber dava konusu konutu kullandığı dikkate alınarak ancak davacı yanca keşide edilen ihtarnamenin davalıya tebliğ edildiği 10.06.2014 tarihi ile dava tarihi arası dönem için ecrimisile hükmedilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle boşanma davasının kesinleşme tarihinin baz alınması doğru değildir. (Yargıtay 8.HD 2019/6312 E. 2021/4451 K.)
-“El atmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkindir. Her ne kadar Mahkemece davacı lehine, davacı ile davalılardan İlknur arasındaki boşanma kararının kesinleştiği tarih olan 25.04.2013 tarihinden itibaren ecrimisile hükmedilmiş ise de, davalı ... müşterek çocuk ... ile birlikte dava konusu konutta ikamet ettiğinden, hayatın olağan akışı gereği, davacı eşin, müşterek çocuk ile birlikte davalı eski eşin dava konusu konutta kalmasına muvafakat ettiğinin kabulü gerekir. Davacı lehine ecrimisile hükmedilmesi için davacı eş, davalı eski eşe verdiği kabul edilen muvafakatını ecrimisil dava tarihinden önce geri aldığını, konuttan çıkarma iradesini ilettiğini ispat etmelidir (ihtarname, tanık, yemin v.s.). Davacı, dava tarihinden önceki bir tarihte varlığı kabul edilen iznini geri aldığını davalı eski eşe ilettiğini ispatlayamazsa, eldeki davanın açıldığı tarihte bu iznini geri aldığı kabul edilir ve dava tarihinden önceki zaman dilimi için ecrimisil talebi reddedilir. Somut olayda, davacı tarafından davalı ...’a 05.07.2013 tarihli ihtarnamenin keşide edildiği anlaşıldığından, ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren ecrimisile hükmedilmesi gerekirken, boşanma kararının kesinleştiği tarihten itibaren hesaplanan ecrimisilin hüküm altına alınması doğru olmamıştır. (Yargıtay 8.HD 2018/16270 E. 2021/1792 K.)
-“Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve ecrimisil talebine ilişkindir…Bölge Adliye Mahkemesince davanın ecrimisil yönünden kabulüne karar verilerek, davacı ile davalının boşanma kararının kesinleştiği tarih olan 13.12.2018 tarihinden itibaren ecrimisile hükmedilmiş ise de; davalı, müşterek çocuklar ile birlikte daha önce aile konutu olan, dava konusu konutta ikamet ettiğinden, hayatın olağan akışı gereği, davacı eşin, müşterek çocuklar ile birlikte davalı eski eşin dava konusu konutta kalmasına muvafakat ettiğinin kabulü gerekir. Davacı lehine ecrimisile hükmedilebilmesi için davacı eş, davalı eski eşe verdiği kabul edilen muvafakatini dava tarihinden önce geri aldığını, konuttan çıkarma iradesini ilettiğini ispat etmelidir. Davacı, dava tarihinden önceki bir tarihte varlığı kabul edilen iznini geri aldığını davalı eski eşe ilettiğini ispatlayamazsa, eldeki davanın açıldığı tarihte bu iznini geri aldığı kabul edilir ve dava tarihinden önceki zaman dilimi için talep edilen ecrimisilin reddedilmesi gerekir. Somut olayda, 20.10.2020 tarihli celsede davacı asil söz alarak, davalı ile çocuklarının bir süre evde oturmalarına müsaade ettiğini, psikolojileri etkilenmesin diye ses çıkarmadığını belirtmiş; davacı tanıkları da boşanma gerçekleştikten sonra davacının 1 yıl oturmalarına müsaade ettiğini, 2019 yılının Ağustos ayının sonuna doğru tahliye etmelerini talep ettiğini ifade etmişlerdir. Davacı ve davalı 13.12.2018 tarihinde boşanmış, eldeki dava ise 23.08.2019 tarihinde açılmış olup davacı dava tarihinden önce muvafakatini geri aldığını ispat edemediğinden ecrimisil yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekir.” (Yargıtay 7.HD 2022/243 E. 2023/1013 K.)
-“Davacı ile davalı, 03.01.2009 tarihinde evlenmiş olup, Marmaris 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 15.12.2015 tarihinde verilen karar ile boşanmışlardır. Boşanmaya dair karar 31.05.2016 tarihinde kesinleşmiştir. Anılan kararın gerekçesinden anlaşıldığı üzere, eşler birlikte dava konusu aile konutunda yaşamakta iken bu davada davacı olan eş ... 2013 yılından itibaren aile konutunu terk etmiş, boşanma kararının kesinleşmesinden sonra da keşide ettiği ihtarname tarihine kadar davalı eşinin ve çocuğunun konutta oturmalarına karşı çıkmamıştır. Bu arada geçen süre nedeniyle davacının, çocuğu ile birlikte yaşayan eski eşinin konutta oturmalarına rıza gösterdiğini kabul etmek gerekir. Davacı, 10.04.2017 tarihinde ihtarname göndererek davalının konutu kullanmasına muvafakatını geri aldığından, davalının haksız kullanımının bu tarihten itibaren oluştuğu gözetilmelidir. Mahkemece, bilirkişinin 31.05.2016 tarihinden itibaren hesapladığı ecrimisil tutarının hükme esas alınması ve İstinaf mahkemesince de istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulmasına karar verilmiştir.” (Yargıtay 7.HD 2021/4684 E. 2022/286 K.)
-“Somut olayda; davacının 22.07.2020 tarihli ihtarnameyle davalının taşınmazı kullanmasına muvafakatini kaldırdığı, ilgili ihtarnamenin davalıya 23.07.2020 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır. Bu durumda, davacının ihtarname ile davalıya dava konusu taşınmazı boşaltması için tanıdığı bir haftalık sürenin sona erdiği 31.07.2020 tarihinden başlayacak şekilde ecrimisile hükmedilmesi gerekirken, Mahkemece boşanma ilamının kesinleşme tarihinden itibaren ecrimisile hükmedilmesi doğru görülmemiştir”. (Yargıtay 7.HD 2024/1443 E. 2025/49 K.)
Ancak malik eşin, aile konutunu kullanan eşine karşı müdahalenin meni davası açabilmesi için boşanma kesinleştikten sonra ihtar çekmesi gerekmeyip el atmanın önlenmesi davasının açılması ile muvafakatin geri alındığı kabul edilerek açılan müdahalenin meni davasının kabulüne karar verilmektedir. Başka bir ifadeyle malik eşin müdahalenin meni davası açabilmesi için boşanmanın kesinleşmiş olması yeterlidir. Yargıtay’ın daireleri arasında bu konuda herhangi bir görüş ayrılığı yoktur.
SONUÇ
Uygulamada özellikle eşler arasında boşanma aşamasının gündeme geldiği durumlarda aile konutunda kaynaklı müdahalenin meni ve ecrimisil davalarına rastlanmaktadır. Evlilik birliği devam ederken aile konutu niteliğini koruyacak olup, boşanmanın kesinleşmesi ile aile konutu niteliğini kaybedecektir. Dolayısıyla evliliğin devamı süresince malik olmayan eşin aile konutunu kullanması haksız işgal olarak kabul edilmemektedir. Bu sebeple boşanma kararı kesinleşmeden malik eş, aile konutunu kullanan eşinden müdahalenin meni ve ecrimisil talep edemeyecektir.
Ecrimisilin başlangıç dönemleri Yargıtay daireleri arasında farklı şekilde değerlendirilmektedir. Ecrimisilin başlangıcı için Yargıtay dairelerinin bir kısmı boşanmanın keisnleştiği tarihi dikkate alırken, kimi daireler boşanmanın kesinleşmesini yeterli görmemekle sonrasında ihtar çekilerek tebliğ tarihini dikkate almaktadır. Bu tür davalara güncel olarak bakan Yargıtay 7.Hukuk Dairesi ihtarın tebliğinden itibaren ecrimisilin başlayacağını kabul etmektedir. Ayrıca müdahalenin meni davalarının açılabilmesi için ihtar gerekli olmayıp, boşanma kararı kesinleştikten sonra açılabilecek olup davanın açılması ile muvafakatin geri alındığı kabul edilmektedir.

Av. Levent ÖĞÜT
KAYNAKÇA
-Yargıtay 1.HD 2004/9540 E. 2004/13174 K. sayılı kararı
-Yargıtay 1.HD 2014/20407 E. 2017/1537 K. sayılı kararı
-Yargıtay 8.HD 2019/4241 E. 2021/3278 K. sayılı kararı
-Yargıtay 1.HD 2014/7437 E. 2015/7596 K. sayılı kararı
-Yargıtay 8.HD 2018/3947 E. 2018/19084 K. sayılı kararı
-Yargıtay 8.HD 2018/7212 E. 2020/8296 K. sayılı kararı
-Yargıtay 1.HD 2012/10712 E. 2012/14573 K. sayılı kararı
-Yargıtay 8.HD 2019/6312 E. 2021/4451 K. sayılı kararı
-Yargıtay 8.HD 2018/16270 E. 2021/1792 K. sayılı kararı
-Yargıtay 7.HD 2022/243 E. 2023/1013 K. sayılı kararı
-Yargıtay 7.HD 2021/4684 E. 2022/286 K. sayılı kararı
-Yargıtay 7.HD 2024/1443 E. 2025/49 K. sayılı kararı
(İş bu yazı akademik bir çalışma olmayıp, bilgilendirme amaçlı olarak kaleme alınmıştır. Atıf yapılmadan ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.)





