Günlük hayatta insanlar çoğu zaman borç verirken, para alıp verirken “aramızda söz vardı”, “herkes biliyor”, “şahitlerim var” diyerek aralarında yazılı belge düzenleme işlemlerine pek sıcak bakmaz. Ancak iş mahkemeye taşındığında, hukuk her zaman bu kadar esnek davranmaz.
Türk hukukunda, özellikle konusu para olan uyuşmazlıklarda, tanıkla ispat çok sınırlı bir alanda mümkündür. Kanun, belli bir tutarın üzerindeki işlemlerin ispatı bakımından yazılı delil (senet) aramaktadır.
Nitekim 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu sistematiğinde senet kesin delil, tanık ise takdiri delildir. Bu şu anlama gelir:
Senedin, tarafların iradesini açıkça yazılı ve imzalı olarak ortaya koyması karşısında tanık delili, tamamlayıcı nitelikte olup senedin yerine geçemez, senede üstün gelemez. Senet varsa, aksi ancak yine yazılı delille ispatlanabilir. Yani senede karşı: “Ben öyle demedim”, “Aslında niyetimiz farklıydı”, “Tanıklarım var” denilerek sonuç alınamaz.
Senetle İspat Ne Demektir?
En basit anlatımla senetle ispat, taraflar arasında yapılan hukuki işlemin yazılı bir belgeyle tutanak altına alınarak ispat edilmesidir.
Bu senet; el yazılı bir borç ikrarı veya imzalı bir anlaşma olabilir, tanık ise ancak kanunun izin verdiği sınırlı ve istisnai durumlarda yargılamanın seyrine etkili olabilmektedir.
Senetle İspat Sınırı Nedir?
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na göre: belli bir parasal tutarın üzerindeki hukuki işlemler, kural olarak tanıkla ispat edilemez. Bu tutara senetle ispat sınırı denmektedir.
Senetle ispat sınırı her yıl yeniden değerleme oranına göre değişir. Davanın açıldığı tarihte geçerli olan tutar esas alınır.
Yani bir dava için ‘’tanık dinlenir mi?’’ sorusunun cevabı, paranın miktarına ve işlem tarihine göre anlaşılmaktadır.
Tanık deliline başvurulabilen istisnai hâller:
- Altsoy-üstsoy, kardeşler, eşler, kayınbaba, kaynana ile gelin ve damat arasındaki işlemler; kanun koyucu bu kişiler arasındaki işlemlerde senet düzenlenmesini manevi bağlar nedeniyle hayatın olağan akışına aykırı olduğundan zorunlu tutmamıştır.
- İşin niteliğine ve tarafların durumlarına göre, senede bağlanmaması teamül olarak yerleşmiş bulunan hukuki işlemler; tarım, hayvancılık veya günlük işlerde, işin yapılması karşılığında ücretin sonradan ödenmesi konusunda taraflar arasında sözlü anlaşma yapılması gibi bu tür ilişkilerde senet düzenlenmesi teamül değildir; Mahkeme tarafından ilgili meslek odalarından gerekli araştırmalar yapıldıktan sonra böyle bir teamülün var olduğu anlaşıldığında destekleyici olarak tanık anlatımlarına başvurulabilir.
- Yangın, deniz kazası, deprem gibi senet alınmasında imkânsızlık veya olağanüstü güçlük bulunan hâllerde yapılan işlemler.
- Hukuki işlemlerde irade bozukluğu ile aşırı yararlanma iddiaları; kişinin tehdit altında borç senedi imzalaması, piyasa değeri çok yüksek bir malını, bedelinin çok altında devretmesi veya fahiş şartlarla borç altına sokulması gibi haller.
- Hukuki işlemlere ve senetlere karşı üçüncü kişilerin muvazaa iddiaları; Gerçekte bağış olan bir işlemin, tapuda satış gibi gösterilmesi, borçlunun alacaklıları zarara uğratmak amaçlı satış görünümlü devir işlemleri gibi durumlar.
- Bir senedin sahibi elinde beklenmeyen bir olay veya zorlayıcı bir nedenle yahut usulüne göre teslim edilen bir memur elinde veya noterlikte herhangi bir şekilde kaybolduğu kanısını kuvvetlendirecek delil veya emarelerin bulunması hâli: Senedin notere bırakılmışken veya Mahkeme veya İcra dairesinde kaybolması veya imha olması. Noter ve mahkeme tutanakları ve tanık beyanları birlikte değerlendirilir.
Görüleceği üzere, tanık delilinin konusu para olan davalarda güçlü ve belirleyici bir delil olarak kullanılabildiği alanlar oldukça istisnaidir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu sistematiğinde esas olan, taraf iradesinin yazılı ve imzalı belgelerle ortaya konulmasıdır.
Uygulamada karşılaşılan davaların büyük bir kısmının, bir zamanlar birbirine güvenen, çoğu kez de “aramızda senet mi olur?” diyen insanlar arasında doğduğu bilinen bir gerçektir.
Ne var ki uyuşmazlık ortaya çıktığında, bu güven ilişkisi yerini ispat sorunlarına bırakmakta; tanık anlatımları ise çoğu zaman senedin yerini tutmamaktadır.
Bu nedenle hukuki uyuşmazlıkları en baştan önlemenin en sağlıklı yolu, para ilişkilerinde senet düzenlemek ve gerektiğinde düzenletmekten çekinmemektir. Zira tanık anlatımı, ancak sınırlı hâllerde ve destekleyici nitelikte sonuç doğururken; senet, baştan sona hukuki güvenlik sağlar.