Asker kişiler bakımından vazife malullüğü(gazilik ve şehitlik), sosyal güvenlik hukukunun kamu görevlilerine özgü koruma mekanizmaları içinde en önemli kurumlardan biridir. Bu kurum, kamu hizmetinin yürütülmesi sırasında ortaya çıkan maluliyet riskinin bireye yüklenmemesi ve sosyal devlet ilkesi doğrultusunda toplum tarafından karşılanması anlayışına dayanır. Genel anlamda malullük, kişinin bedensel veya ruhsal bir arıza nedeniyle çalışma gücünü sürekli şekilde kaybetmesi olarak tanımlanırken, vazife malullüğünde belirleyici unsur maluliyet ile yürütülen kamu görevi arasındaki nedensellik ilişkisidir.
Malullük, sigortalının çalışma gücünü kaybetmesi nedeniyle uğradığı gelir kaybını telafi etmeyi amaçlayan bir koruma mekanizması olarak kabul edilmiştir. Bununla birlikte kamu görevlileri bakımından, özellikle askerlik mesleğinin yüksek riskli niteliği nedeniyle, kanun koyucu genel malullükten farklı ve daha geniş kapsamlı bir statü öngörmüştür. Bu çerçevede 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 25. maddesinde genel malullük düzenlenmiş, aynı Kanun’un 47. maddesinde ise kamu görevlilerine özgü vazife malullüğü ayrıca hüküm altına alınmıştır.
5510 sayılı Kanun’un 47. maddesine göre, “25 inci maddede belirtilen malûllük; sigortalıların vazifelerini yaptıkları sırada veya vazifeleri dışında idarelerince görevlendirildikleri herhangi bir kamu idaresine ait başka işleri yaparken bu işlerden veya kurumlarının menfaatini korumak maksadıyla bir iş yaparken ya da idarelerince sağlanan bir taşıtla işe gelişi ve işten dönüşü sırasında veya işyerinde meydana gelen kazadan doğmuş olursa, buna vazife malûllüğü ve bunlara uğrayanlara da vazife malûlü denir.”
Bu düzenlemeye göre, vazife malullüğünün temel unsurları; olay, kamu görevlisi statüsü, görev veya görevden kaynaklanan bir olay, maluliyet sonucu ve illiyet bağıdır.
Askerlik görevi, yapısı itibarıyla yüksek tehlike barındıran ve birçok durumda personelin vücut bütünlüğünü ciddi şekilde riske sokan bir meslek alanıdır. Terörle mücadele operasyonları, eğitim ve tatbikatlar, askerlerin görevlerini sürekli bir risk ortamı içinde yerine getirmelerine neden olmaktadır. Bu nedenle asker kişiler, diğer kamu görevlilerine göre sakatlanma ya da hayatını kaybetme ihtimaliyle daha sık karşılaşmaktadır. Vazife malullüğü kurumu ise bu mesleki risklerin bireysel bir sonuç olarak görülmemesini sağlayarak ortaya çıkan zararların kamu tarafından üstlenilmesi anlayışını hukuki güvence altına almaktadır. Örneğin, cephane sandıklarını istifleme görevi esnasında rahatsızlanma, terör örgütü mensuplarıyla çatışma, silahlı çatışma veya nöbet hazırlıkları sırasında tüfek ateş alması gibi olaylar vazife malulü kapsamına girebilir. Ancak, askerlikten önce bünyeye giren hastalıkların askerlik faktörleriyle tetiklenmesi yeterli değildir.
Asker kişiler bakımından vazife malulü sayılabilmek için bazı şartların birlikte gerçekleşmesi gerekir. Öncelikle kişinin kamu görevlisi statüsünde bulunması ve ilgili sosyal güvenlik mevzuatı kapsamında sigortalı sayılması şarttır. Bunun yanında maluliyetin sağlık kurulları tarafından tespit edilmesi ve maluliyete yol açan olayın kanunda sayılan görev veya hizmet hallerinden biri kapsamında gerçekleşmiş olması gerekir. Ayrıca maluliyetin kişinin kastı veya mevzuatta istisna tutulan nedenlerden kaynaklanmaması da aranan koşullar arasındadır. Bu şartların varlığı halinde kişi vazife malulü statüsü kazanır ve buna bağlı sosyal güvenlik haklarından yararlanır.
Vazife malulü sayılan asker kişiler, genel malullükten farklı olarak daha kapsamlı haklara sahiptir. Bu hakların başında vazife malullüğü aylığı gelmektedir. Bunun yanında sağlık yardımları, emekli ikramiyesi, ek ödemeler ve bazı durumlarda sosyal tazminat niteliğinde ödemeler yapılır. Vazife malulünün vefatı halinde ise hak sahiplerine aylık bağlanması ve diğer sosyal güvenlik yardımlarının sağlanması söz konusu olur.
5510 sayılı Kanunun 47. Madesi uyarınca aşağıdaki hallerde vazife malullüğü hükümleri uygulanmaz:
· Keyif verici madde kullanımı,
· Mevzuat ve emir dışında hareket etmek,
· Yasak fiilleri işlemek,
· İntihara teşebbüs veya şahsi menfaat/zarar verme amacı.
Uygulamada, silah bakımı sırasında "emir ve talimatlara aykırı hareket edildiği" tespit edilen durumlarda vazife malullüğü talepleri reddedilmektedir . Ancak Yargıtay, "emir dışında hareket" savunmasının kabulü için ilgili konuda açık ve yazılı bir talimatın varlığını aramaktadır.
Harp malullüğün, vazife malullüğünün nitelikli bir halidir. Harpte fiilen ateş altında, harp bölgelerindeki harekat ve hizmetlerin etkisiyle, sınır hareketleri veya iç tedip operasyonları sırasında, uçuş veya dalış görevlerinde meydana gelen maluliyetler bu kapsamdadır. Harp malullerine, rütbe ve derecelerine göre "Harp Malullüğü Zammı" eklenerek daha yüksek oranda aylık bağlanır.
Vazife malullüğünün nitelikli halleri olan harp malullüğü ve terörle mücadele kapsamındaki maluliyetlerde ek haklar tanınmaktadır. Vazife malullüğü statüsü yalnızca 5510 sayılı Kanun kapsamında değil, aynı zamanda farklı özel kanunlar çerçevesinde de sonuç doğurabilmektedir.
2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun’a göre, görevleri sırasında hayatını kaybeden veya sakat kalan kamu görevlileri ile bunların hak sahiplerine nakdi tazminat ödenmesi ve aylık bağlanması öngörülmüştür. 2330 sayılı kanun kapsamında vazife malullüğünde iç güvenlik ve asayişin korunması, kaçakçılığın men ve takibi gibi görevlerde yaralanan veya engelli hale gelen askerlere nakdi tazminat ödenmesini ve aylıklarının artırımlı bağlanmasını sağlar. Hudut birliğinde el bombası bakımı sırasında meydana gelen patlama bu kapsamda değerlendirilmiştir. (Yargıtay 10. HD-2025/11916 K.). Ancak, tabur içinde masa taşırken meydana gelen araç kazası "iç güvenlik görevi" sayılmadığından 2330 sayılı Kanun kapsamına alınmamıştır (Yargıtay 10. HD-2025/6721 K.).
3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanununda ise terör eylemleri nedeniyle malul olan kamu görevlilerine (asker dahil) emsallerinin aldığı aylıktan az olmamak üzere aylık bağlanır, kira yardımı ve sağlık hizmetlerinde öncelik gibi ek sosyal haklar tanınır. Ayrıca bu kişilere 3713 sayılı Kanun Ek Madde 1 ile kamuda istihdam önceliği, ücretsiz seyahat hakkı, çocuklara eğitim yardımı ve faizsiz konut kredisi gibi yaşam kalitelerini artırıcı doğrudan destekler sunulmaktadır. Terörle mücadele kapsamında keşif mahallinin emniyetini sağlayan aracın kaza yapması (Yargıtay 10. HD-2025/9573 K.) ve çatışmada yaralanma (Yargıtay 10. HD-2023/13432 K.) bu kapsamdadır.
Sonuç olarak vazife malullüğü, tek bir kanun hükmünün uygulanmasından ibaret olmayıp farklı mevzuatların ve statülerin iç içe geçtiği teknik bir alanı ifade eder. Vazife malullüğünün türünün doğru şekilde tespiti, çoğu zaman detaylı hukuki değerlendirme ve uygulama deneyimi gerektirir. Bu nedenle her somut olayın kendi koşulları içinde ele alınması, hak kayıplarının önlenmesi ve en geniş hak kapsamının belirlenmesi bakımından belirleyici öneme sahiptir. Doğru hukuki nitelendirme, çoğu durumda yalnızca statünün değil, elde edilecek sosyal ve mali hakların kapsamını da değiştirmektedir. Bu nedenle sürecin doğru yönetilmesi, asker kişiler ve hak sahipleri bakımından doğrudan ekonomik ve sosyal sonuçlar doğurmaktadır. Yapılacak hukuki nitelendirme, çoğu zaman hak kazanımının kapsamını belirleyen temel unsur olmaktadır.