Yargıtay kararına göre; İzmir’de Y.M adlı bir emekli, bir bankadan tüketici kredisi çekti. Aynı bankadan aldığı emekli maaşından takas ve virman suretiyle tahsilat yapılmasına da muvafakat verdi. Kredi taksitleri ödeyemeyince, banka 2013 Aralık ayı başında, emekli maaşı hesabının dörtte birine bloke koydu. Davacı emekli ise bankaya karşı dava açtı.

İzmir 2. Tüketici Mahkemesi, 28 Ağustos 2014’de davacı emekliyi haklı buldu. Mahkeme, tüketicinin emekli maaşına bloke konularak, borcu için takas ve mahsup yapılamayacağına ve Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 93. maddesi uyarınca da emekli maaşının haczedilemeyeceği gerekçeleriyle davayı kabul etti. Davacının emekli maaşına blokenin kaldırılmasına ve kesilen bin 376 lira 70 kuruşun davalı bankadan alınarak, davacı emekliye verilmesine karar verildi.

MAHKEME DİRENDİ

Temyizde mahkeme kararı bozuldu. Kararı veren İzmir 2. Tüketici Mahkemesi ilk kararında direnince, bu dosya YHGK’na taşındı. Kurul, bu tartışmalı dosyada ilk görüşmede karara varamadı. İkinci görüşmede tüketici mahkemesinin emekli maaşlarına bloke koyulamayacağı şeklindeki direnme kararı hukuka uygun görülerek, oy çokluğu ile onandı. (Oya Armutçu / Hürriyet)

***

***

***

***

***

Not: Aşağıdaki Hukuk Genel Kurulu Kararı, haber içeriğinden bağımsız 'dosya masrafı'na ilişkin farklı bir karardır. Habere ilişkin karar daha sonra eklenecektir.

***

***

***

***

T.C.

Yargıtay

Hukuk Genel Kurulu        

2017/1697 E.  ,  2020/865 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

1. Taraflar arasındaki “emekli maaşı üzerine konulan blokenin kaldırılması ve istirdat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İstanbul 2. Tüketici Mahkemesince dosya masrafına ilişkin davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına ve diğer taleplerin reddine dair verilen kararın davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 13. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.

2. Direnme kararı davacı tarafından temyiz edilmiştir.

3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

I. YARGILAMA SÜRECİ

Davacı İstemi:

4. Davacı dava dilekçesinde; davalı bankadan tüketici kredisi kullandığını, ancak bankanın yasal olmamasına rağmen emekli maaşının tamamı üzerine bloke koyduğunu, geçimini emekli maaşı ile sağladığını, başka bir gelir kaynağının bulunmadığını ileri sürerek davalı banka tarafından emekli maaşının tamamı üzerine konulan blokenin kaldırılmasına, bugüne kadar yapılan tüm kesintilerin faiz ve masrafları ile birlikte istirdadına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı Cevabı:

5. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının hesabına hukuka aykırı bloke konulmasının söz konusu olmadığını, maaşının tamamını bankaya devir ve temlik ettiğine dair imzalı temliknamesinin bulunduğunu, davacıdan alınan ödeme talimatları doğrultusunda kesintiler yapıldığını, davacının müvekkili bankaya 21.147TL anapara ve faiz borcunun bulunduğunu, tüketici kredisinden doğan borçların hesabından tahsil edildiğini, bunun dışında yapılan bir kesinti bulunmadığını, davacının hesabına maaşı yattığında otomatik olarak maaş hesabından kredili mevduat hesabına aktarım yapılarak taksitlerin tahsil edildiğini, maaş hesabına hukuka aykırı şekilde bloke konulmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme Kararı:

6. İstanbul 2. Tüketici Mahkemesinin 09.05.2014 tarihli ve 2012/341 E., 2013/735 K. sayılı kararı ile; davalı bankanın dosya masrafı dışındaki yaptığı işlemlerin sözleşme ve yasaya uygun olduğu, dosya masrafına ilişkin bedelin de dava açıldıktan sonra davalı banka tarafından davacının hesabına iade edilerek bu talebin de konusuz kaldığı gerekçesiyle dosya masrafı kalemine ilişkin olarak karar verilmesine yer olmadığına, davacının diğer taleplerinin reddine karar verilmiştir.

Özel Daire Bozma Kararı:

7. İstanbul 2. Tüketici Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.

8. Yargıtay 13. Hukuk Dairesince 31.03.2015 tarihli ve 2014/42255 E., 2015/10109 K. sayılı kararı ile; “…

1-Davacı eldeki dava ile emekli maaşına konulan blokenin kaldırılması ile emekli maaşından yapılan kesintilerin faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş olup mahkemece, dosya masrafının davalı tarafından davacıya iade edildiği gerekçesi ile bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, diğer taleplerinin reddine karar verilmiştir. Oysaki, davacının talebi münhasıran emekli maaşına konulan blokenin kaldırılmasına, ve emekli maaşından kesilen paraların iadesine ilişkindir. Dosya masrafına ilişkin herhangi bir talebi yoktur. 6100 sayılı HMK.’nun “taleple bağlılık ilkesi” başlıklı 26/1 maddesinde hâkimin tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olduğu ve talepten fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği hüküm altına alınmıştır. Mahkemenin emredici nitelikteki anılan yasa maddesi hükmünü gözardı ederek davanın dosya masrafı yönünden karar verilmesine yer olmadığına ve diğer taleplerinin reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.

2-Bozma nedenine göre davacının sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir,…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.

Direnme Kararı:

9. İstanbul 2. Tüketici Mahkemesinin 17.12.2015 tarihli ve 2015/1412 E., 2015/2551 K. sayılı kararı ile; önceki gerekçeler yanında, davacının dava dilekçesindeki talebinin, davalı banka tarafından haksız olarak emekli maaşı üzerine konulan blokenin kaldırılması ve bugüne kadar yapılmış olan tüm kesintilerin faiz ve masrafıyla iadesine ilişkin olduğu, yapılan kesintilerin taksit ödemeleri ve kredi nedeniyle alınan dosya masrafına ilişkin olduğu gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.

Direnme Kararının Temyizi:

10. Direnme kararı süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmiştir.

II. UYUŞMAZLIK

11. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, davacının dava dilekçesinde, yanlar arasında imzalanan tüketici kredisi sözleşmesi nedeniyle emekli maaşı üzerine konulan blokenin kaldırılması ve yapılan kesintilerin istirdadına ilişkin talebi kapsamında, dosya masrafının da iadesine ilişkin talebinin olup olmadığı, burada varılacak sonuca göre yerel mahkemece 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 26. maddesi uyarınca taleple bağlılık ilkesine aykırı karar verilip verilmediği noktasında toplanmaktadır.

III. GEREKÇE

12. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle konu ile yasal düzenlemelerin irdelenmesinde fayda bulunmaktadır.

13. 6100 sayılı HMK’nın “Taleple bağlılık ilkesi” başlığını taşıyan 26. maddesi:

"(1) Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir.

(2) Hâkimin, tarafların talebiyle bağlı olmadığına ilişkin kanun hükümleri saklıdır."

Şeklinde düzenlenmiştir.

14. Medeni hukuk yargılamasına hâkim olan ilkelerden biri de taleple bağlılık ilkesidir. Bu ilke 6100 sayılı HMK’nın 26. maddesinde açıkça ifade edilmiştir. Buna göre, hâkim tarafların talepleri ile bağlıdır. Kanunlarda gösterilen sınırlı sayıdaki istisnalar bir kenara bırakılacak olursa talepten fazlasına veya talepten başka bir şeye karar veremez. Fakat hâkimin duruma göre talep sonucundan daha azına karar vermesinin önünde engel yoktur.

15. Taleple bağlılık ilkesi özü itibariyle hâkimin, tarafların talebiyle bağlı olduğunu ifade eder. Taleple bağlılık ilkesinin taşıdığı ilk anlam; tarafın talep etmediği husus hakkında mahkemenin karar veremeyeceğidir. Buna göre tarafın neyi talep edip etmediği ve hâkimin ne hakkında karar verip veremeyeceği dava dilekçesine bakılarak tespit edilir. Bu tespitin konusunu, istenilen hukuki sonuç oluşturur. Bu itibarla hâkimin karar verme sınırı dava dilekçesi ile belirlenmiş olur.

16. Taleple bağlılık ilkesinin taşıdığı ikinci anlam ise mahkemece tarafın talebinden fazlasına karar verilememesidir (HMK m. 26). Taleple bağlılık ilkesine yüklenen bu anlam aynı zamanda 6100 sayılı HMK’nın 24. maddesinde ifade edilen “Tasarruf ilkesi” ve 25. maddesinde yer alan “Taraflarca getirilme ilkesi” ile de bağlantılıdır.

17. Nihayet taleple bağlılık ilkesinin bir diğer anlamı ise hâkimin talep edilenin dışında, farklı bir şeye karar verememesidir. Talep edilenden farklı bir şeye karar verememe, dilekçenin talep sonucu kısmı ile verilen hükmün sonuç kısmının karşılaştırılması suretiyle tespit edilir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.12.2019 tarihli ve 2015/10-3250 E., 2019/1385 K. sayılı kararında da aynı ilke benimsenmiştir.

18. Bu ilke ve açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;

Davacı tarafından davalı aleyhine açılan eldeki davada, dava dilekçesinin talep kısmında, davalı tarafından haksız ve mesnetsiz olarak emekli maaşının tamamı üzerine konulan blokenin kaldırılmasına, bugüne kadar yapılmış olan tüm kesintilerin faiz ve masrafları ile birlikte istirdadına karar verilmesi talep edilmiştir.

19. Yargılama aşamasında davalı banka vekili 07.03.2014 tarihli dilekçesi ile, davacıdan 488TL dosya masrafı tahsil edildiğini ancak bu bedelin yasal faiziyle davalıya iade edildiği belirtmiş ve ödemeye ilişkin 07.03.2014 tarihli dekontu dosyaya sunmuştur.

20. Yerel mahkemece, her ne kadar davalı banka tarafından davacıdan dosya masrafı adı altında yapılan kesintinin davacıya iade edildiği gerekçesiyle bu alacak kalemi yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ise de, davacının dava dilekçesinde talebi dikkate alındığında dosya masrafının iadesine ilişkin istemi bulunmamaktadır. Davacının talebi münhasıran emekli maaşına konulan blokenin kaldırılması ve emekli maaşından kesilen paraların iadesine ilişkindir.

21. Bu durumda, mahkemece, davacı tarafından talep konusu edilmeyen dosya masrafı kesintisi hakkında ayrıca hüküm kurulması yerinde değildir.

22. Hâl böyle olunca tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

23. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

IV. SONUÇ:

Açıklanan nedenlerle;

Davacının temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6217 sayılı Kanun’un 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 429. gereğince BOZULMASINA,

Bozma neden ve kapsamına göre davacının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Aynı Kanun'un 440. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren on beş gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 10.11.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.