İŞÇİ İLE İŞVEREN İLİŞKİSİNDEN KAYNAKLANAN ALACAK

T.C.
İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEME
3. HUKUK DAİRESİ
E. 2017/1131
K. 2017/1412
T. 10.10.2017

* İŞÇİ İLE İŞVEREN İLİŞKİSİNDEN KAYNAKLANAN ALACAK ( Serbest Bölgede Faaliyet Gösteren Yatırımcı-Üreticinin Ürünlerinin FOB Bedelinin En Az %85'ini Yurt Dışına İhraç Etmeleri Halinde Personele Ödedikleri Ücretler Üzerinden Hesaplanan Gelir Vergisinin Tahakkuk Eden Vergiden İndirilmek Suretiyle Terkin Edileceği - Üretici ve İhracatçılara Yönelik Teşvik ve Destek Sağlandığı )

* İŞÇİNİN ÜCRETİNDEN GELİR VERGİSİ KESİLMESİ ( Gelir Stopaj Teşvikinin İşçilere Sağlanan Avantaj Olmayıp Serbest Bölgede Faaliyet Gösteren İşverenler Açısından İstihdam Maliyetini Azaltmaya Yönelik Teşvik Olduğu/Çalışanların Bu Teşvik Unsuru Üzerinden Hak İddia Etmelerinin Mümkün Olmadığı/Terkin Edilen Bu Tutar Üzerinde İşçinin Hakkı Bulunmadığından Mahkemece Davanın Reddi Yerine Kabulüne Karar Verilmesinin İsabetsiz Olduğu )

* İŞVERENİN TEŞVİK KAPSAMINDA OLMASI ( Yurt Dışı İhracat Tutarının Toplam Satış Tutarına Oranı %85 ve Üzerindeyse Vergi Dairesince Tecil Edilen Verginin Terkin Edileceği - Gelir Stopaj Teşvikinin İşçilere Sağlanan Avantaj Olmayıp İşverenlerin İstihdam Maliyetini Azaltmaya Yönelik Teşvik Olduğu/Çalışanların Bu Teşvik Unsuru Üzerinden Hak İddia Edemeyecekleri )
3218/m. Geç.3
6772/m. 7

ÖZET : Dava, gelir vergisi kesintisinin iadesi istemine ilişkindir.

Serbest bölgede faaliyet gösteren yatırımcı-üreticinin bu bölgede ürettiği ürünlerinin FOB bedelinin en az %85'ini yurt dışına ihraç etmeleri halinde ihracaata yönelik yatırım ve üretimi teşvik etmek amacıyla istihdam ettikleri personele ödedikleri ücretler üzerinden asgari geçim indirimi uygulandıktan sonra hesaplanan gelir vergisi, verilecek muhtasar beyanname üzerinden tahakkuk eden vergiden indirilmek suretiyle terkin edileceği belirtilerek üretici ve ihracatçılara yönelik teşvik ve destek sağlanmakta olup, gelir stopaj teşviki işçilere sağlanan avantaj olmayıp işverenlerin istihdam maliyetini azaltmaya yönelik teşvik oluşu dikkate alındığında çalışanların bu teşvik unsuru üzerinden hak iddia etmeleri mümkün değildir. Sonuç olarak tahakkuk edecek verginin devlete ait vergi oluşu ve devletin de serbest bölgede faaliyet gösteren işverenler açısından yatırım ve üretimi teşvik için almaktan vazgeçtiği ve terkin edilen bu tutar üzerinde işçinin hakkı bulunmadığından Mahkemece davanın reddi yerine yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi hatalıdır.

DAVA : Davacı vekili; Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davacının 10.06.2013 tarihinden beri davalı şirkette çalışmakta olduğunu, 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanununun 3. Maddesi gereğince gelir vergisinden muaf olduğunu, zira davalı şirketin serbest bölgede yer alan işletmesinin % 85 ihracat koşulunu gerçekleştirdiği için gelir vergisi ödemediğini, buna rağmen davacı şirketin müvekkil maaşlarından %15-20 gelir vergisi kesmeye devam ettiğini davalı yana bu haksız kesintileri ödemesi konusunda, Karşıyaka 5.noterliğinin 15.06.2015 tarih ve 18228 yevmiye no' lu "İhtar" 'inin taraflarınca gönderildiğini, ancak davalı yanın ne bu " İhtara" cevap verdiğini ne de alacak kalemlerini ödemediğini bu nedenle 100,00 TL. gelir vergisi kesintisinin dava tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek banka faiziyle birlikte davalı yandan alınarak davacıya verilmesine, dava giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

B) DAVALININ CEVABININ ÖZETİ

Davalı vekili; davacı yanın serbest Bölgeler Kanunu ve ilgili diğer mevzuat ile serbest bölgelerde ürettiği ürünlerin %85 ' ini ihraç eden işverenler lehine getirilen gelir vergisi istisnası gereğince; devlete ödenmeyen gelir vergisi tutarlarının kendisine ödenmesini talep ve dava ettiğini, davanın usul eksiklikleri yanında, iki gerekçe ile reddi gerektiğini, bu gerekçelerin; gelir vergisi istisnasının amacının; üretim ve ihracatın artırılması ile serbest bölgelerde faaliyet gösterilmesinin özendirilmesi ve teşvik edilmesi olduğunu, "işveren Lehine" olan bu istisnanın, davacı yan tarafından dava konusu yapılmasının mümkün olmadığını, kanunun gerekçesi, amacı, lafzı ve uygulamaya yönelik hazırlanan ilgili kamu kurumlarının genelgelerinin açık olduğunu, kamu iradesinin ücrete ilişkin gelir vergisinden "İşveren Lehine" vazgeçmiş olduğunu, davacı yanın vergi istisnası konusunda bilgilendirildiğini ve muvafakatının alınmış olduğunu, davacı yanın taleplerinin belirlenebilir nitelikte olduğunu bu nedenle HMK. 'nun 107. Maddesinde düzenlenen "belirsiz Alacak" davası açılması koşullarının oluşmadığını, davacı yandan yasal olarak yapılan gelir vergisi kesintisi miktarları birer nüshalarının çalışanlara verilen bordrolar ile belirlenebilir/hesap edilebilir nitelikte olduğunu, işlemiş faiz bakımından taleplerin de "belirsiz alacak" 'a konu edilemeyeceğini, bu nedenle ortada "belirsiz alacak" ın söz konusu olmadığını, Müvekkil şirketin, serbest bölgede faaliyet göstermesi nedeni ile ürettiği mamullerin %85 'ini yurt dışına ihraç etmesi ön koşulu ile istihdam ettiği işçilerin gelir vergisinden müstesna tutulduğunu, söz konusu teşvik' in serbest bölgeler kanununda düzenlendiğini ve işveren lehine olduğunu, bu teşvik mekanizmasına aykırı bir talebin kabul görmesinin, kamu düzenine aykırı olacağını, serbest bölgelerin kuruluş amacının; ülkemizde ihracat için yatırım ve üretimi artırmak, yabancı sermaye ve teknoloji girişini hızlandırmak, dış finansman ve ticaret imkanlarından faydalanmak olduğunu, serbest bölgeler kanununun 6. Maddesinin "muafiyet ve teşvikleri düzenlemiş olduğunu, bu maddenin çeşitli tarihlerde değişikliğe uğradığını ve temel felsefesinin her zaman üretimi, ihracatı ve istihdamı artırmayı teşvik etmek olduğunu, davacının ücretinin gelir vergisinden müstesna olduğu ve aslında hiç hesaplanmaması ve ücretinin bordrodaki net şekli ile olması gerektiği yönünde bakanlığının, kanun' un 5084 ve 5810 sayılı kanunlarla değişik 3. Maddesinin son fıkrasında yer alan "bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye maliye bakanlığı yetkilidir" hükmüne istinaden geçici 3. Maddenin 5810 sayılı kanunla değişik 2. Fıkrasında yazılı" bu bölgelerde üretilen ürünlerin FOB bedelinin en az % 85 'ini yurt dışına ihraç eden mükelleflerin istihdam ettikleri personele ödedikleri ücretler, gelir vergisinden müstesnadır" hükmündeki %85 koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediğini izleyebilmek ve denetleyebilmek maksadı ile 12.03.2009 tarih 27167 Sayılı Resmi Gazetede yayımladığı "1 seri no'lu 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanunu Genel Tebliği" ile bazı açıklama ve düzenlemelerde bulunduğu, anılan tebliğin 3.4 numaralı bendinde Serbest bölgedeki şirketlerin iki şekilde uygulama yapabilecekleri; birincisi, "tahakkuktan Terkin" uygulaması olduğu, bunda % 85 ihracat koşulunu gerçekleştiren şirketler beyan edip tecil ettirdikleri istisna tutarını YMM. raporu ile tevsik ettikleri takdirde tecil edilen vergi tutarının vergi idaresi tarafından terkin edilecek olduğu, ikinci uygulamada ise; şirketler söz konusu ücretler üzerinden gelir vergisi hesaplayarak, muhtasar beyanname ile beyan edilecek süresi içerisinde ödenecek, daha sonra %85 koşulunun gerçekleştiği YMM raporu ile tevsik edildiğinde ödenen vergilerin ilgili şirkete ret ve iade edilecek olduğu, her iki uygulamada da %85 oranında ihracat işleminin gerçekleşmesinin şart olduğu, bu oran gerçekleşmediği takdirde tecil edilen verginin gecikme zammıyla birlikte tahsil edilecek olduğunun düzenlenmiş olduğu , bu usullerde " ücretin brütleştirilmesi ve vergi kesintisinin hesaplanması ve beyanı sadece vergi güvenliğini sağlamak amacı ile vergi idaresinin Serbest Bölgelerdeki işverenlerin muafiyet koşulunu yerine getirip getirmediklerini denetleyebilmek adına yapılan bir işlem olduğu , bu nedenledir ki 3218 Sayılı Kanunun 5084 Sayılı Kanun ile eklenmiş ve 5810 Sayılı Kanun ile değişik 3. Maddesi uyarınca gelir vergisinden istisna olan Davacının, sırf Maliye Bakanlığı Uygulama Genel Tebliği uyarınca ve vergi güvenliğini sağlamak amacıyla, vergi dairesince önce hesaplanan sonra terkin edilen gelir vergisi tutarı üzerinde hak sahibi olamayacağının muhakkak olduğu, özetle; Müvekkil şirket uygulamasının vergi mevzuatına uygun olduğunu, Müvekkil şirketin , Kanun ve Tebliğ hükümlerine uygun şekilde her ay zorunlu olarak gelir vergisi kesintisi yapmakta olduğu, yıl sonuna kadar vergilerin %85 ihraç koşulunun sağlandığının YMM raporu ile tevsik ve ispat edilmesi üzerine Terkin edilmekte olduğu, Müvekkil şirketin serbest Bölgeler Kanunun geçici 3. Maddesi gereğince davacıyı konu ile ilgili bilgilendirmiş olduğu, Davacının işten ayrılırken tüm ücretlerini aldığına ilişkin müvekkil şirket i "İBRA" etmiş olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.

C) İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;"-Davanın kabulü ile;-100,00-TL Net gelir vergisi kesintisinin dava tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek banka faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek davacı tarafa ödenmesine, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasına, " karar verilmiştir.

D) İSTİNAF NEDENLERİ

Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Kocaeli serbest bölgeye ilişkin uyuşmazlıklar sonucu kanuna aykırı içtihat çıktığını, TBMM genel kurulunda bu durum görüşülerek kanun koyucunun var olan yasal durumu açıklığa kavuşturduğunuzu nedinle 3218 sayılı serbest bölgeler kanunun bazı maddeleri 24.02.2017 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe giren 6772 sayılı kanun ile değiştirildiğini,6772 sayılı kanunun geçici 3.maddesinin a ve b bentlerini değiştiren 7.maddesinin gerekçesinde de vurgulandığı üzere devletin serbest bölgede faaliyet gösteren firmalar lehine almaktan vazgeçtiği gelir vergisinin işçilere sağlanan bir avantaj olmadığının, çalışanların bu teşvik unsuru üzerinden hak iddia edemeyeceklerinin, geçmişteki uygulamanın da farklı olmadığının açıklığa kavuşturulduğunu, dolayısıyla işverene sağlanan vergi avantajının işçiler lehine hak oluşturmayacağını, devletin işveren lehine almaktan vazgeçtiği gelir vergisinin işçiye ödenmesi halinde serbest bölgelerin ekonomik çekiciliğini ortadan kalkmasına ve devletin mali politikaları açısından dayanağının bulunmayacağını, davanın reddi gerektiğini belirterek kararı istinaf etmiştir.

E) GEREKÇE

Somut olayda davacı, davalı şirketin Ege Serbest Bölgesinde faaliyet gösteren işyerinde çalıştığı anlaşılmıştır.

3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanunun geçici 3.maddesinde, 24.02.2017 tarihli resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 6772 sayılı kanun 7.maddesi ile değişiklikler yapılmıştır.

6772 sayılı kanun 7.maddesinde;"3218 sayılı Kanunun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinin ilk cümlesine "elde ettikleri kazançları" ibaresinden sonra gelmek üzere "ile serbest bölgelerde, bakım, onarım, montaj, demontaj, elleçleme, ayrıştırma, ambalajlama, etiketleme, test etme, depolama hizmeti alanlarında faaliyette bulunan ve hizmetin tamamını Türkiye'de yerleşmiş olmayan kişilerle, işyeri, kanuni ve iş merkezi yurtdışında bulunanlara veren hizmet işletmelerinin, söz konusu hizmetlere konu malların serbest bölgelerden Türkiye'ye herhangi bir şekilde girişi olmaksızın yabancı bir ülkeye gönderilmesi şartıyla bu hizmetlerden elde ettikleri kazançları" ibaresi eklenmiş ve (b) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"b) Bu bölgelerde üretilen ürünlerin FOB bedelinin en az %85'ini yurt dışına ihraç eden mükelleflerin istihdam ettikleri personele ödedikleri ücretler üzerinden asgari geçim indirimi uygulandıktan sonra hesaplanan gelir vergisi, verilecek muhtasar beyanname üzerinden tahakkuk eden vergiden indirilmek suretiyle terkin edilir. Bu oranı %50'ye kadar indirmeye ve kanuni seviyesine kadar yükseltmeye Bakanlar Kurulu yetkilidir. Bakanlar Kurulu bu yetkiyi, stratejik, büyük ölçekli veya öncelikli yatırımlar ile konusu, sektörü ve niteliği itibarıyla proje bazında desteklenmesine karar verilen yatırımlara yönelik olarak, bölge, sektör ya da faaliyet alanı itibarıyla farklılaştırarak veya kademelendirerek kullanabilir. Yıllık satış tutarı bu oranın altında kalan mükelleflerden zamanında tahsil edilmeyen vergiler cezasız olarak, gecikme zammıyla birlikte tahsil edilir." hükmü düzenlenmiştir.

3218 sayılı Kanun geçici 3.maddesinin b bendi değişiklikten önce;" Bu bölgelerde üretilen ürünlerin FOB bedelinin en az %85'ini yurtdışına ihraç eden mükelleflerin istihdam ettikleri personele ödedikleri ücretler gelir vergisinden müstesnadır. Bu oranı %50'ye kadar indirmeye ve kanuni seviyesine kadar yükseltmeye Bakanlar Kurulu yetkilidir. Yıllık satış tutarı bu oranın altında kalan mükelleflerden zamanında tahsil edilmeyen vergiler cezasız olarak, gecikme zammıyla birlikte tahsil edilir." şeklinde düzenlenmişken, 3218 sayılı Kanun geçici 3.maddesinin b bendi değişiklikten sonra; "Bu bölgelerde üretilen ürünlerin FOB bedelinin en az %85'ini yurt dışına ihraç eden mükelleflerin istihdam ettikleri personele ödedikleri ücretler üzerinden asgari geçim indirimi uygulandıktan sonra hesaplanan gelir vergisi, verilecek muhtasar beyanname üzerinden tahakkuk eden vergiden indirilmek suretiyle terkin edilir. Bu oranı %50'ye kadar indirmeye ve kanuni seviyesine kadar yükseltmeye Bakanlar Kurulu yetkilidir. Bakanlar Kurulu bu yetkiyi, stratejik, büyük ölçekli veya öncelikli yatırımlar ile konusu, sektörü ve niteliği itibarıyla proje bazında desteklenmesine karar verilen yatırımlara yönelik olarak, bölge, sektör ya da faaliyet alanı itibarıyla farklılaştırarak veya kademelendirerek kullanabilir. Yıllık satış tutarı bu oranın altında kalan mükelleflerden zamanında tahsil edilmeyen vergiler cezasız olarak, gecikme zammıyla birlikte tahsil edilir, "şeklinde değiştirilmiştir.

6772 sayılı kanun 7.maddenin gerekçesi incelendiğinde;"3218 sayılı serbest bölgeler kanununun temel amacı ihracata yönelik yatırım ve üretimi teşvik etmek olup, bu amaç çerçevesinde kanunun getirdiği teşvikler genel olarak üretici ve ihracatçılara yöneliktir. Böylece üretici ve ihracatçılara istihdam nedeniyle katlandıkları mali yüklerin hafifletilmesi açısından önemli bir destek sağlanmaktadır. Gelir stopaj teşviki işçilere sağlanan avantaj olmayıp işverenlerin istihdam maliyetini azaltmaya yönelik teşviktir. Dolayısıyla çalışanların bu teşvik unsuru üzerinden hak iddia etmeleri söz konusu olmayacaktır.Bu düzenlemeyle işçi üzerinden hesaplanan gelir vergisi stopajı teşvikinin işverene ait olduğu hususunun açıklığa kavuşturulması ve uygulamada ortaya çıkan ihtilafların giderilerek öngörülebilirliğin sağlanması amaçlanmaktadır." şeklinde belirtildiği belirlenmiştir.

Madde metni ve gerekçeye göre Serbest bölgede faaliyet gösteren yatırımcı-üreticinin bu bölgede ürettiği ürünlerinin FOB bedelinin en az %85 ini yurt dışına ihraç etmeleri halinde ihracata yönelik yatırım ve üretimi teşvik etmek amacıyla istihdam ettikleri personele ödedikleri ücretler üzerinden asgari geçim indirimi uygulandıktan sonra hesaplanan gelir vergisi, verilecek muhtasar beyanname üzerinden tahakkuk eden vergiden indirilmek suretiyle terkin edileceği belirtilerek üretici ve ihracatçılara yönelik teşvik ve destek sağlanmakta olup, gelir stopaj teşviki işçilere sağlanan avantaj olmayıp işverenlerin istihdam maliyetini azaltmaya yönelik teşvik oluşu dikkate alındığında çalışanların bu teşvik unsuru üzerinden hak iddia etmeleri mümkün değildir. Sonuç olarak tahakkuk edecek verginin devlete ait vergi oluşu ve devletin de serbest bölgede faaliyet gösteren işverenler açısından yatırım ve üretimi teşvik için almaktan vazgeçtiği ve terkin edilen bu tutar üzerinde işçinin hakkı bulunmadığından Mahkemece davanın reddi yerine yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi hatalıdır. Davalı vekilinin istinaf talebi yerinde görülmüştür.

Yukarıda açıklanan sebeplerle ve tüm dosya kapsamına göre ilk derece mahkemesinin kararı yukarıda açıklandığı üzere hatalı olup, ancak bu yanlışlığın, HMK.353/b-2 maddesi uyarınca duruşma açılmadan giderilmesi mümkün olduğundan İzmir 5.İş Mahkemesinin 2016/517 Esas-2017/173 Karar sayılı kararının ortadan kaldırılmasıyla yeniden esas hakkında karar verilmiştir.

SONUÇ : A) İzmir 5.İş Mahkemesinin 2016/517 Esas-2017/173 Karar sayılı kararının HMK. 353/b-2. maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında,

B) "1-Davanın REDDİNE,

2-Alınması gereken 31,40 TL harçtan peşin alınan 29,20 TL harcın mahsubu ile bakiye 2,20-TL harcın davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,

3-Davacının yargılama nedeniyle yaptığı giderlerin üzerinde bırakılmasına,

4-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 100,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

5-Davalı tarafından yapılan posta ve tebligat gideri toplamı 35,20 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

6-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avanslarının yatıran tarafa iadesine,

C)Davalının yatırdığı 31,40-TL peşin istinaf karar harcının isteği halinde ve hüküm kesinleştiğinde davalıya iadesine,

D) Davalının istinaf masrafı olarak yaptığı 85,70-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve 52,00 TL posta ve tebligat giderinden ibaret toplam 137,70 -TL'nin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6763 SY'nın 5. Maddesi ile değişik 5521 sayılı Yasanın8/3. maddesi gereğince KESİN olmak üzere, 10.10.2017 tarihinde OYBİRLİĞİ ile karar verildi.

kazancı.com.tr

Anahtar Kelimeler:
MahkemeHukukADLİYE
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.