Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Sekreterliği, hakim ve savcıların sosyal medya ve dijital platformlardaki paylaşımlarına ilişkin ilke ve sınırları hatırlatan bilgilendirme yazısını ilgili tüm birimlere gönderdi.

Yazıda, hakim ve savcıların ifade özgürlüğünün güvence altında olduğu ancak mesleğin niteliği gereği belirli sınırlamalara tabi bulunduğu belirtildi.

“YARGISAL SEMBOLLERİN PAYLAŞIMI YANLIŞ ALGI YARATABİLİR”

Yazıda, yargı mensuplarının fiili tarafsızlık ve bağımsızlığın yanı sıra her durumda tarafsızlık ve bağımsızlık görünümünü de koruma yükümlülüğü bulunduğu ifade edildi. Yargısal otoriteyi temsil eden sembollerin paylaşılmasının kamuoyunda yanlış algılara yol açabileceği uyarısında bulunuldu.

“GİZLİ BİLGİ VE BELGELER DİJİTAL MECRALARDA PAYLAŞILMAMALI”

Ayrıca, yargısal süreçlere, gizli bilgi ve belgelere ya da kişisel verilere ilişkin hususların dijital mecralarda ifşa edilmemesi gerektiği vurgulandı. Aynı zamanda, devam eden veya ileride görülmesi muhtemel soruşturma, dava ve toplumsal nitelik taşıyan olaylara ilişkin paylaşımların tarafsızlığı zedelediği kaydedildi. Sosyal medya üzerinden kurulan arkadaşlık, takip ve etkileşim ilişkilerinin de hakim ve savcıların kararlarının bu ilişkilerden etkilendiği izlenimi doğurmamasına özen gösterilmesi gerektiği belirtildi.

İlgili genelge şöyle;

T.C.

HÂKİMLER VE SAVCILAR KURULU

Genel Sekreterliği

Sayı : E.87742275-010.10-0019-2026-63/6603

26.01.2026

Konu : Sosyal Medya Kullanımı

DAĞITIM YERLERİNE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, yargı yetkisinin Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılacağını, hâkimlerin görevlerinde Anayasa’ya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre karar vereceklerini güvence altına almıştır. Anayasa’nın 9’uncu ve 138’inci maddelerinde ifadesini bulan bu güvence, yargı yetkisinin hiçbir organ, makam, merci veya kişinin müdahalesine açık olmadığını ortaya koymaktadır.

Ancak hâkimlere tanınan bu anayasal güvence, bir ayrıcalık olmayıp yargıya duyulan güvenin korunması amacıyla yüklenmiş bir sorumluluğun ifadesidir. Bundan dolayıdır ki yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı, yalnızca yargısal faaliyet sonucunda verilen kararlarla değil, hâkimlerin ve savcıların mesleki ve kişisel davranışlarının tamamında sergiledikleri etik duruşla anlam ve değer kazanmaktadır.

6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Kanunu uyarınca, yargı etiği ilkelerinin belirlenmesi Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nun görev ve yetkileri arasında yer almaktadır. Bu kapsamda kabul edilmiş olan Türk Yargı Etiği Bildirgesi, hâkimlerin ve savcıların görevlerini ifa ederken uymakla yükümlü oldukları etik çerçeveyi açık, sistematik ve bağlayıcı biçimde ortaya koymakta; adaletin en hassas ve doğru biçimde tecellisini sağlama sorumluluğunu taşıyan yargı mensuplarının, tüm işlem, karar ve davranışlarının insan ve toplum hayatı üzerindeki etkilerini gözeterek hareket etmelerini esas almaktadır.

Bu kapsamda, hâkimlerin ve savcıların toplum nezdindeki saygınlıklarının ve güvenilirliklerinin korunmasının aynı zamanda Türk yargısının itibarını doğrudan güçlendirdiği özellikle vurgulanmaktadır.

Dijital iletişim araçlarının yaygınlaşmasıyla birlikte, sosyal medya ve benzeri dijital ağlar yargı mensuplarının söz, davranış ve tutumlarının görünürlüğünü ve etkisini önemli ölçüde artırmıştır. Hâkim ve savcıların ifade özgürlüğü gerek ulusal gerekse uluslararası düzeyde güvence altında bulunmaktadır. Bununla birlikte, hâkimlik ve savcılık mesleğinin kendine özgü yapısı nedeniyle hâkimler ve savcıların ifade özgürlüğü bakımından birtakım sınırlamalar ve şekil kurallarının öngörülmesi, uluslararası hukuk uygulamalarında da üzerinde önemle durulan bir husustur.

Türk Yargı Etiği Bildirgesi’nde de açıkça ifade edildiği gibi; sosyal medya başta olmak üzere kitle iletişim araçları vasıtasıyla yapılan yorum, değerlendirme, paylaşım, beğeni ve etkileşimler çoğu zaman yargı mensubunun kişisel alanıyla sınırlı kalmamakta, kolaylıkla bağlamından koparılabilmekte ve yargıya duyulan güven üzerinde doğrudan etkili olabilmektedir. Bu itibarla, hâkimlerin ve savcıların sosyal medya kullanımında yalnızca fiilî tarafsızlık ve bağımsızlıkla yetinmeyip, her durumda tarafsızlık ve bağımsızlık görünümünü koruma yükümlülüğünü de gözetmeleri büyük önem taşımaktadır.

Sosyal medya ve dijital ağları kullanırken yaşanabilecek tereddütleri gidermek ve hâkimler ile savcılara yol göstermek amacıyla hazırlanan “Türk Yargı Etiği Bildirgesi Kapsamında Sosyal Medya Kullanım Rehberi”, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu’nun 08.03.2022 tarihli ve 639 sayılı kararı ile kabul edilmiş olup, 21.04.2022 tarihli ve 31816 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

Türk Yargı Etiği Bildirgesi Kapsamında Sosyal Medya Kullanım Rehberi’nde de ayrıntılı biçimde düzenlendiği üzere sosyal medya ve dijital ağlardaki hesapların oluşturulmasından, paylaşımların içeriğine, sanal arkadaşlık, takip ve etkileşim ilişkilerinden, fotoğraf, video ve benzeri görsel paylaşımlara kadar dijital dünyadaki tüm davranışlarında, hâkim ve savcıların yargıyı temsil ettiklerinin bilinciyle, seçici, ihtiyatlı ve özenli hareket etmeleri beklenmektedir. Ayrıca, bu mecralarda yapılan paylaşımların, silinmiş olsalar dahi dijital dünyada varlıklarını sürdürebileceği ve uzun süre kamuoyu algısı üzerinde etkili olabileceği hususu da göz önünde bulundurulmalıdır.

Bu kapsamda, Kurulumuza intikal eden bazı başvurular ile yazılı ve görsel basında yer alan değerlendirmelerden, hâkim ve savcılarımızın sosyal medya kullanımına ilişkin ilke ve sınırlar konusunda zaman zaman tereddüt yaşayabildikleri anlaşılmaktadır. Bu durum, Türk Yargı Etiği Bildirgesi ile Sosyal Medya Kullanım Rehberi’nin yol gösterici niteliğinin bir kez daha hatırlatılmasını ve mesleki hassasiyetlere ilişkin farkındalığın güçlendirilmesini gerekli kılmaktadır.

Bu çerçevede özellikle;

• Sosyal medya ve dijital ağlarda yapılan paylaşımların, yorumların, beğeni ve etkileşimlerin, hâkimlerin ve savcıların kişisel alanıyla sınırlı olmadığı; bunun yargı mensubu kimliği ve yargısal statüden bağımsız düşünülemeyeceği ve yargıya duyulan güveni doğrudan etkileyebileceği,

• Devam eden veya ileride görülmesi muhtemel soruşturma ve davalara, taraflara, vekillere ya da toplumsal ve siyasi nitelik taşıyan olaylara ilişkin paylaşımların, tarafsızlığı ve tarafsızlık görünümünü zedeleyebileceği,

• Yargısal sıfatla kullanılan mekânların, duruşma salonlarının, adliye binalarının ve yargısal otoriteyi temsil eden cübbe, kürsü ve benzeri sembollerin sosyal medya paylaşımlarına konu edilmesinin, paylaşımın amacı ve içeriğinden bağımsız olarak makul ve bilgili bir gözlemci nezdinde yargı yetkisinin kişisel veya sosyal ilişkilere konu edildiği izlenimini doğurabileceği ve bu nedenle bu tür paylaşımlarda ayrıca hassasiyet gösterilmesi gerektiği,

• Yargısal süreçlere, gizli kalması gereken bilgi ve belgelere veya kişisel verilere ilişkin hususların, sosyal medya ya da başka bir dijital mecrada doğrudan veya dolaylı şekilde ifşa edilmemesi gerektiği,

• Sosyal medya üzerinden kurulan arkadaşlık, takip ve etkileşim ilişkilerinin, hâkim ve savcıların işlem ve kararlarının bu ilişkilerden etkilendiği ya da etkilenebileceği yönünde bir izlenim doğurmaya elverişli hâle gelmemesi; bu tür dijital ilişkilerin kamuoyunda nasıl algılanabileceği hususunun da gözetilerek ihtiyatlı olunmasının etik sorumluluğun doğal bir gereği olduğu,

hususları özellikle dikkate alınmalıdır.

Bu kapsamda, hâkim ve savcılarımızın; Türk Yargı Etiği Bildirgesi, Türk Yargı Etiği Bildirgesi Rehberi ve Sosyal Medya Kullanım Rehberi’ni birlikte dikkate alarak, sosyal medya ve dijital ağların kullanımında azami dikkat ve özeni göstermeleri; fiilî tarafsızlığın yanı sıra tarafsız görünme yükümlülüğünü de her hâl ve şartta gözetmeleri; yargının bağımsızlığına, tarafsızlığına ve toplum nezdindeki güvenilirliğine zarar verebilecek her türlü paylaşım ve etkileşimden titizlikle kaçınmaları hususu önemle hatırlatılmaktadır.

Keyfiyetin nezdinizde görev yapan tüm hâkim ve savcılara duyurulması hususunda bilgilerini ve gereğini arz ve rica ederim.

Fuzuli AYDOĞDU

Başkanvekili

Dağıtım:
Anayasa Mahkemesi Genel Sekreterliğine (Hâkim ve savcılar yönünden)
Yargıtay Genel Sekreterliğine (Yargıtay tetkik hâkimleri ve Yargıtay savcıları yönünden)
Danıştay Genel Sekreterliğine (Danıştay tetkik hâkimleri ve Danıştay savcıları yönünden)
Uyuşmazlık Mahkemesi Genel Sekreterliğine (Hâkim ve savcılar yönünden)
Adalet Bakanlığına (Hâkim ve savcılar yönünden)
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Sekreterliğine
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Teftiş Kurulu Başkanlığına
Adlî Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanlıklarına
Cumhuriyet Başsavcılıklarına
Bölge Adliye Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanlıklarına
Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılıklarına
Bölge İdare Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanlıklarına

---

Hâkimler ve Savcılar Derneği Başkanı Mustafa Polat, genelgeye ilişkin yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı;

Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK), yargı mensuplarının hem dijital mecralardaki tutumlarının hem de kamusal kimliklerinin yargıya duyulan güven üzerindeki etkisini hatırlatan bir genelge yayımlamıştır. Bir yargı mensubu olarak, Bangalor Yargı Etiği İlkeleri, 2022 tarihli Türk Yargı Etiği Bildirgesi ve bu yeni Sosyal Medya Kullanım Rehberi ışığında öne çıkan temel esaslar şunlardır:

1. Fiziksel ve Dijital Alanda Tarafsızlık Görünümü: Yargı mensubu, her durumda tarafsızlık ve bağımsızlık görünümünü korumakla yükümlüdür. Bu yükümlülük sadece internet ortamıyla sınırlı değildir:

Çalışma Alanları: Hâkim ve savcı odalarında, duruşma salonlarında ve adliye binalarında; makul bir gözlemci nezdinde yargı yetkisinin taraflı kullanıldığı izlenimi verebilecek siyasi item, simge, amblem veya ideolojik işaretler bulundurulmamalıdır.

Sembollerin Kullanımı: Yargısal sıfatı temsil eden cübbe ve kürsü gibi makamların, siyasi veya toplumsal tartışmalara konu edilecek içeriklerle yan yana getirilmemesine azami dikkat gösterilmelidir.

2. İfade Özgürlüğü ve Mesleki Vakarın Dengesi: Hâkim ve savcıların ifade özgürlüğü anayasal güvence altındadır; ancak bu özgürlük mesleki sınırlamalar ve etik ilkeler çerçevesinde kullanılmalıdır.

Üslup: Paylaşımlarda yıkıcı, saldırgan veya kutuplaştırıcı bir dil yerine; terbiye, incelik ve sağduyu sınırları içinde kalan bir üslup benimsenmelidir.

Siyasi Mesafe: İfade özgürlüğü, siyasi mesaj içerebilecek veya bu şekilde algılanabilecek bir içerikle kullanılmamalıdır.

3. Sosyal Medya ve Dijital Etik: Dijital dünyadaki her adımın kalıcı olduğu ve yargının itibarını doğrudan etkilediği unutulmamalıdır.

İhsas-ı Rey: Görülmekte olan davalar veya ileride önlerine gelebilecek uyuşmazlıklar hakkında kişisel kanaat paylaşılmamalıdır.

Sanal Arkadaşlıklar: Dava tarafları, vekiller veya bilirkişilerle bağımsızlığı zedeleyecek bir algı oluşturacak dijital arkadaşlıklar kurulmamalıdır.

Kalıcılık Riski: Paylaşımlar silinse dahi varlığını sürdürebileceği için içerik seçiminde ihtiyatlı davranılmalıdır.

4. Teknik Güvenlik ve Aile Sorumluluğu:

Gizlilik: Kurumsal e-posta adresleri sosyal medya kaydı için kullanılmamalı, güvenlik ayarları düzenli kontrol edilmelidir.

Aile: Birinci dereceden aile bireylerinin paylaşımlarının da yargısal saygınlığa zarar vermemesi için gerekli bilgilendirmeler yapılmalıdır.

Sonuç Olarak: Adaletin sadece tecelli etmesi yetmez; aynı zamanda tarafsız bir şekilde tecelli ettiğinin hem fiziksel çalışma odalarımızdaki duruşumuzla hem de dijital dünyadaki her kelimemizle topluma hissettirilmesi gerekir.

>> 2022 tarihli Türk Yargı Etiği Bildirgesi için TIKLAYINIZ

>> Bangalor Yargı Etiği İlkeleri için TIKLAYINIZ