İcra dosyaları kapsamında tebligat; ödeme veya icra emrinin borçlu tarafa ulaşması ile borçlunun takipten haberdar edilmesi, mevcut olması halinde itiraz veya dava açma sürelerinin başlaması amaçlarını taşıyan, takibin kesinleşmesine ve haciz yolunun açılmasına vesile olan oldukça önemli bir icra takip işlemidir. Tebligat şekilleri ve bir tebligatın usulüne uygun yapılıp yapılmadığı ise başta 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Tebligat Kanunun Uygulanmasına Yönelik Yönetmelik olmak üzere ilgili mevzuatlarda hüküm altına alınmıştır. Bu hükümler çerçevesinde yasal doğrulukta gerçekleşmeyen usulsüz tebligatlar, borçluların takipten haberdar olmaması ve itiraz sürelerinin kaçırılması gibi icra takibinin hukuki sürecini doğrudan etkileyen büyük sonuçlar doğurabilmektedir.

Tüm bunlarla birlikte önemle belirtmek gerekir ki ; Tebligat Kanunu Md 32 “ Tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılır. Muhatabın beyan ettiği tarih, tebliğ tarihi addolunur.” Hükmü ile , her ne kadar bir usulsüz tebligat mevcut olsa da, muhatabın bu usulsüz tebligattan haberdar olduğu tarih ( öğrenme tarihi ), tebliğ tarihi sayılmıştır. Özellikle gecikmiş itiraz şikayeti yoluna gidilmesi gerekli olan durumlarda Tebligat Kanunun işbu maddesi büyük önem taşımaktadır.

İcra ve İflas Kanunu md 65. “ Borçlu kusuru olmaksızın bir mani sebebiyle müddeti içinde itiraz edememiş ise paraya çevirme muamelesi bitinceye kadar itiraz edebilir. Ancak borçlu, maniin kalktığı günden itibaren üç gün içinde, mazeretini gösterir delillerle birlikte itiraz ve sebeplerini ve müstenidatını bildirmeye ve mütaakıp fıkra için yapılacak duruşmaya taallük eden harç ve masrafları ödemeye mecburdur. İtiraz üzerine icra mahkemesi ancak gecikme sebebinin mahiyetine ve hadisenin özelliklerine göre takibin tatilini tensip edebilir. İcra mahkemesi, tetkikatını evrak üzerinde yapar. Lüzumu halinde iki tarafı hemen davetle mazeretin kabule şayan olup olmadığına karar verir. Duruşmaya karar verilmemesi halinde borçludan alınan masraflar kendisine iade olunur. Mazeretin kabulü halinde icra takibi durur. Aynı celsede alacaklı itirazın kaldırılmasını sözlü olarak da istiyebilir. Bu takdirde tahkikata devam olunarak gerekli karar verilir. Daha önce borçlunun mallarına haciz konulmuşsa mazeretin kabulü kararının tefhim veya tebliği tarihinden itibaren alacaklı yedi gün içinde, icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını istemez veya aynı süre içinde 67 nci maddeye göre mahkemeye başvurmazsa haciz kalkar.”

Usulsüz tebligat hallerini Tebligat Kanunu hükümleri kapsamında başlıklar şeklinde incelenmesi:

· Bilinen son adrese tebligat zorunluluğu:

Tebligat Kanunu md.10 “ Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. (Ek fıkra: 11/1/2011-6099/3 md.) Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır. Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartiyle her yerde tebligat yapılması caizdir.” Hükmü gereği , tebligat öncelikle muhatabın bilinen son adresine yapılır. Kanun koyucu , kişilerin hukuki süreçten haberdar edilmesi ve savunma hakkının yasal süresinde kullanılabilmesi amacı ile doğrudan adres kayıt sistemine göre değil öncelikle bilinen son adrese tebligat çıkarılmasına hükmetmiştir.

Bu kanun hükmüne göre örnek 13 kira bedelinin ödenmemesi sebebi ile ilamsız takip ve örnek 14 tahliye taahhüdünden kaynaklanan icra takiplerinde; borçlunun bilinen son adresini kiralanan taşınmaz adresi olarak esas alınması halinde; bu iki icra dosyalarında kiralanan taşınmaz adresi yerine doğrudan adres kayıt sisteminde kayıtlı adrese tebligat çıkarılması usulsüz tebligat sonuçlarını doğurabilir.

Takip talebinde yazan adres ve şayet mevcut ise takip dayanağı sözleşmede yazılı adres de borçlunun bilinen son adresi olarak sayılarak, usulsüz tebligat şikayeti ile karşı karşıya kalmamak için öncelikli olarak tebligatın çıkarılacağı adres olarak düşünülebilir.

· Muhatabın adreste bulunmaması halinde ve adres kayıt sistemindeki adrese tebligat :

Tebligat Kanunu md.21/2 “ Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.” Hükmü ; adres kayıt sistemindeki ( MERNİS ) adresinin “ bilinen son adres” kabul edildiği ve muhatabın o adreste hiç oturmamış veya sürekli olarak ayrılmış olsa dahi tebligatın, ( önceki bilinen son adres araştırma süreci bittikten sonra ) kapıya yapıştırmak suretiyle yapılacağını ve kapıya yapıştırılma tarihinin tebliğ tarihi sayılacağını düzenler. Ancak bu usulün yasal çerçevede kalabilmesi için, yukarıda da izah edildiği üzere öncesinde mutlaka bilinen son adrese tebligat yapılamamış olması veya adresin tebliğe elverişsiz olması şartı gerçekleşmelidir.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi : 2016/9795 Esas 2017/1346 Karar “ Somut olayda; şikayetçi borçlu adına ödeme emri tebligatının ''Kültür Mah. 4. Cad. No:1/2 İç Kapı No:2 Sivrice/Elazığ'' adresine tebliğe çıkarıldığı, tebliğ evrakı üzerinde ''Mernis Adresi'' ibaresinin yer aldığı ve dağıtıcı tarafından ''Belirtilen adres muhatabın mernis adresi olup adreste kimse olmadığından... muhatap adresten ayrılmış...Teb Kanunu 21. md göre tebliğ evrakı ... mah. muhtarı...imzasına tebliğ edildi. verildi Düzenlenen 2 nolu haber kağıdı adresteki kapıya yapıştırıldı. 24.11.2015'' kaydı ile tebliğ işleminin tamamlanmış olduğu görülmektedir.

Bu durumda, yukarıda belirtildiği üzere, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 2l/2. maddesi gereğince tebligat yapılabilmesi için, tebliği çıkaran mercice, tebligat çıkarılan adresin, muhatabın, adres kayıt sistemindeki adresi olduğu belirtilerek bu adrese TK'nun 21/2. maddesine göre tebligat yapılacağına dair tebliğ evrakı üzerine kayıt düşülmesi zorunlu olup; tebligatı çıkaran mercii tarafından söz konusu şerh verilmeden dağıtıcı tarafından TK'nun 21/2. maddesine göre tebliğ işlemi yapılamayacağı açıktır. Şikayete konu ödeme emri tebliğ evrakı üzerinde; tebligat mazbatasını çıkaran mercii tarafından TK'nun 23/1-8. ve Yönetmeliğin 16/2. maddesi kapsamında bir şerh verilmediği anlaşılmakta olup; dağıtıcının kendiliğinden ödeme emri tebliğ işlemini TK'nun 21/2. maddesi uyarınca yapması yukarıda değinilen yasa ve yönetmelik hükümlerine aykırıdır. Bu nedenle, sözü edilen tebligatın usulüne uygun yapıldığını söyleyebilme olanağı yoktur.

Öte yandan, usule aykırı tebliğin hükmü ise; Tebligat Kanunu'nun 32. ve Tebligat Yönetmeliği'nin 53. maddelerinde düzenlenmiş olup, anılan maddelerde, tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatap tebliğe muttali olmuş ise geçerli sayılıp, muhatabın beyan ettiği tarihin tebliğ tarihi olarak kabul edileceği belirtilmiştir.

O halde, mahkemece, şikayetin kabulü ile borçlunun usulsüz tebligattan haberdar olduğunu beyan ettiği ''07.01.2016'' tarihinin tebliğ tarihi olarak düzeltilmesine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.

· Aynı konutta oturan kişilere tebligat:

Tebligat Kanunu md16 ve Tebligat Kanunun Uygulanmasına Dair Yönetmelik çerçevesinde, muhatabın adreste bulunmaması halinde ikincil bir tebliğ usulüdür. Bu kapsamda memur, muhatabın adreste olmadığında, öncelikle bu yokluğun geçici olup olmadığı araştırır. Muhatabın geçici olarak o an adreste olmadığı fakat sürekli olarak o adreste oturduğu anlaşılırsa tebliğ evrakı aynı evde oturan ve görünüş itibariyle 18 yaşını doldurmuş kişiye tebliğ edilir. Bu kişilerin bulunmaması halinde tebligat kapıcı veya yönetici gibi konutla bağlantısı bulunan kişilere yapılır. Mevzuat çerçevesinde teslim edilen kişinin kimliği, muhatapla ilişkisi ve evrakı almaya ehil olduğu mazbata üzerinde açıkça yazılmalıdır. Bu şekil şartlarını karşılamayan tebligatlar usulsüz sayılır.

Tebligat Kanunu md.16Kendisine tebliğ yapılacak şahıs adresinde bulunmazsa tebliğ kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır.”

Tebligat Kanunu md. 23Tebliğ bir mazbata ile tevsik edilir. Bu mazbatanın:

1. Tebliği çıkaran merciin adını,

2. Tebliği istiyen tarafın adını, soyadını ve adresini,

3. Tebliğ olunacak şahsın adını, soyadını ve adresini,

4. Tebliğin mevzuunu,

5. Tebliğin kime yapıldığını ve tebliğ muhatabından başkasına yapılmış ise o kimsenin adını, soyadını, adresini ve 22 nci madde gereğince tebellüğe ehil olduğunu,

6. Tebliğin nerede ve ne zaman yapıldığını,

7. 21 inci maddedeki durumun tahaddüsü halinde bu hususlara mütaallik muamelenin yapıldığını, adreste bulunmama ve imtina için gösterilen sebebi, 8. (Ek: 11/1/2011-6099/6 md.) Tebligatın adres kayıt sistemindeki adrese yapılması durumunda buna ilişkin kaydı, 9. (Değişik: 19/3/2003-4829/7 md.) Tebliğ evrakı kime verilmiş ise onun imzası ile tebliğ memurunun adı, soyadı ve imzasını, İhtiva etmesi lazımdır.” Hükmü gereği tebliğ işleminin nasıl yapıldığı hususu açıkça tutanakta gösterilmedir.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2025/490 E. 2025/2522 K.7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun ''Tebligat Mazbatası'' başlıklı 23. maddesi 9. bendinde; "tebliğ evrakı kime verilmiş ise onun imzası ile tebliğ memurunun adı, soyadı ve imzası”nın tebliğ evrakında bulunmasının emredildiği, ''Tebliğ mazbatasında bulunması gereken bilgiler ve tanzimi'' başlıklı Tebligat Yönetmeliği'nin 35. maddesinin (ğ) bendinde ise ''Tebliğ evrakı kime verilmiş ise onun adı, soyadı, sıfatı ve imzası ile tebliğ memurunun adı, soyadı ve imzasını" içermesi gerektiğinin hüküm altına alındığı görülmüştür.

Somut olayda, borçlu adına TK’nın 21/2.maddesi gereğince tebliğ edilmesi şerh verilerek çıkarılan ödeme emrinin 24/07/2018 tarihinde, gösterilen adreste muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, tebliğ imkansızlığı nedeniyle taşınmış olduğundan ilgili mahalle muhtarına tebliğ edildiği, 2 nolu haber kağıdı yapıştırıldığı, şerhiyle tebliğ edildiği, tebliğ evrakı üzerinde tebliğ memurunun adı ve soyadının bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu hali ile tebliğ memuruna ait bilgiler bulunmadan yapılan tebligat, yukarıda açıklanan yasa hükümlerine aykırı olup usulsüzdür.

Usule aykırı tebliğin hükmü ise; Tebligat Kanunu'nun 32. ve Tebligat Yönetmeliği'nin 53. maddelerinde düzenlenmiş olup, tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatap tebliğe muttali olmuş ise geçerli sayılıp, hakkındaki takipten daha evvel haberdar olduğuna dair bir delil bulunmaması halinde, muhatabın beyan ettiği tarihin tebliğ tarihi olarak kabul edilmesi gerekmektedir.

Bu durumda mahkemece, borçlunun başvurusunun süresinde olup olmadığının denetlenmesi ve borçlunun hakkındaki takibi beyan ettiği tarihten daha evvel öğrendiği tespit edilemez ise işin esası incelenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.

Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik 30.maddeAdres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine meşruhat verilerek çıkarılan tebligatlar hariç olmak üzere, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde bu durumu yazarak imzalaması gerekir.”

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2020/825 E. 2020/1370 K.Somut olayın incelenmesinde; istemin reddine ilişkin ilk derece mahkemesi kararının davacının yüzüne karşı 29.08.2019 tarihinde verildiği, 09.09.2019 tarihinde süre tutum dilekçesinin yasal 10 günlük süre içerisinde sunulduğu, gerekçeli istinaf dilekçesinin ise verilmediği görülmekle beraber, mahkemenin gerekçeli kararının davacıya tebliğine ilişkin tebligat mazbatasının incelenmesinde; muhatabın o anda adres dışında olduğu bilgisini veren ve haber verilen komşunun adı ve soyadının tebliğ mazbatasında mevcut olmadığı anlaşıldığından 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesi gereğince tebliğ işleminin usulsüz olduğu, davacının temyiz dilekçesinde yerel mahkeme kararının usulsüz tebliğ edildiğini bu nedele karardan haberdar olmadığını ve esasa ilişkin temyiz itirazlarını ileri sürerek kararın bozulmasını talep ettiği görülmektedir.

Hal böyle olunca; istinaf talep eden borçluya gerekçeli kararın tebliğine ilişkin işleminin usulsüz olduğu, dolayısıyla gerekçeli istinaf dilekçesini sunamadığı, bölge adliye mahkemesince kamu düzeniyle sınırlı inceleme yapıldığı görülmekle, gerekçeli kararın borçluya usulüne uygun tebliğ edilerek, verilmesi halinde gerekçeli istinaf dilekçesine göre inceleme yapılması için bölge adliye mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.”

Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik 31.maddeTebliğ memuru;

a) Muhatap veya muhatap adına tebligat yapılabilecek kişiler, o adreste bulundukları halde hiçbirinin tebliğ anında gösterilen adreste mevcut olmamaları,

b) Muhatap ya da kendilerine tebligat yapılabilecek kişilerin tebellüğden kaçınması,

c) Muhatap, gösterilen adreste hiç oturmamış veya bu adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi tebligatın, muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine bu husus meşruhat verilerek çıkarılması,

hallerinden biri gerçekleştiği takdirde tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti veya meclisi üyesinden birine ya da kolluk amir veya memuruna imza karşılığında teslim eder. Tebliğ memuru, ek-1’de yer alan (2) numaralı örneğe uygun olarak düzenlenen ihbarnameyi gösterilen adresteki kapıya yapıştırır. (a) bendinde belirtilen halin gerçekleşmesi durumunda tebliğ memuru, tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirir.

(2) Birinci fıkranın (c) bendi gereğince yapılacak tebligatlarda tebliğ memurunca 30 uncu maddeye göre araştırma yapılmaz.”

· Muhatabın iş yerine/tüzel kişilere tebligat:

Ayrıca muhatabın iş yeri adresi, bilinen son adres niteliğini taşıyor ise, yine tebliğ öncelikli olarak bu adrese yapılabilir. Tebliğ memuru iş yerine gittiğinde , muhatap iş yerinde bulunmazsa, iş yeri yetkilisi, çalışanı veya evrakı muhataba ulaştırabilecek durumda olan yetkili kişi bulunuyorsa; bu kişilere tebligat yapabilir. Fakat yukarıda bahsedilen hususların tamamının tebliğ mazbatasında açıkça yazılması gereklidir. Şayet tebliğ memuru iş yerine muhataba ulaşamaz ve tebliğ edecek yetkili kimse de bulamaz ise bu durumu da açıkça tebliğ mazbatasına yazar. Eğer iş yeri terk edilmiş veya kapanmış vaziyette ise ve fiilen tebligat mümkün değil ise bu durumda adresin terk edildiği kabul edilerek Mernis adresine yönelme ve T.K. 21/2 kapsamında muhtara teslim veya kapıya yapıştırma usulü ile tebligat yoluna gidilir.

Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik md.21 Tüzel kişiler adına tebligatı almaya yetkili kişiler, herhangi bir sebeple mutat iş saatlerinde işyerinde bulunmamaları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde olmaları durumunda tebliğ, tüzel kişinin o yerdeki sürekli çalışan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır.

(2) Ancak, kendisine tebliğ yapılacak memur veya müstahdemin, tüzel kişinin o yerdeki teşkilatı veya personeli içinde görev itibariyle tebligatın muhatabı olan tüzel kişinin temsilcisinden sonra gelen bir kimse veya evrak müdürü gibi esasen bu tür işlerle görevlendirilmiş bir kişi olması gereklidir.

(3) Bu kişilerin de bulunmaması halinde, bu husus tebliğ mazbatasında belirtilir ve tebliğ, o yerdeki diğer bir memur veya müstahdeme yapılır.

· Vekile yapılması zorunlu tebligat:

Bir icra dosyasında taraf kendini bir vekil ile temsil ediyorsa, tebligat Tebligat Kanunu md.11 gereği kural olarak vekile yapılır. Bu kural kamu düzenine ilişkin olup, vekile tebligat zorunluluğu bulunan dosyalarda borçlu asile tebligat yapılması halinde işbu tebligat usulsüz sayılacaktır.

İstisna olarak ıslah, yemine davet gibi kişiye sıkı sıkıya bağlı haklara ilişkin ve bizzat taraf iradesinin önemli olduğu hususlarda asile tebligat yapılması gerekir.

Bir diğer ve önemli istisna ise nafaka dosyalarındadır. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2025/4488 E. 2025/5031 K. Sayılı ilamı ile “ Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.04.2005 tarihli ve 2005/17-7 Esas 2005/37 sayılı kararında belirtildiği üzere 5358 sayılı Kanunla değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 344.maddesinde düzenlenen ve şikayete tabi bulunan nafaka hükmüne uymama suçunun oluşması için nafaka ödemesinin kesinleşmiş bir mahkeme kararına dayanması, aylık nafaka tahsili için icra takibine başlanılması ve icra emrinin borçluya/sanığa tebliğ edilmiş olması gerektiği….” Hüküm kurulmuş olup, nafaka dosyalarında borçlunun ceza alması için borçlu asile tebligat yapılması gerektiği hususunda karar verilmiştir.

· Er/Erbaş ve Diğer Askeri Kişilere tebligat:

Tebligat Kanunun Uygulanmasına Dair Yönetmelik

MADDE 22 – (1) Er ve erbaşlara yapılacak tebliğ, kıta komutanı ve kurum amiri gibi en yakın üste yapılır.

· (2) Nöbetçi amiri veya subayı, tebliğ memurunun en yakın üste tebliğ yapmasını temin eder.

MADDE 23 – (1) 22 nci maddenin kapsamı dışında kalan askeri şahıslara, birlik veya kurumda tebligat yapılması gerektiğinde, tebliğin yapılmasını nöbetçi amiri veya subayı temin eder. Muhatap bu kişiler tarafından derhal bulundurulamaz veya tebellüğden kaçınırsa ya da diğer bir sebeple tebliğin temini mümkün olmazsa, tebliğ o nöbetçi amiri veya subayına yapılır.

MADDE 24 – (1) Sefer halinde olan birlik veya kuruma mensup askeri şahıslara tebligat, bağlı bulundukları Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlıkları aracılığıyla yapılır.

(2) Tebligatı, kıta komutanı, kurum amiri gibi en yakın üst yapar.

· Elektronik Tebligat:

Elektronik tebligat, 7201 sayılı Tebligat Kanunu m.7/a ‘da düzenlenmiş olup, Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi ( UETS ) üzerinden muhatabın elektronik adresine yapılan ve ulaştığı tarihi izleyen 5. Günün sonunda tebliğ edilmiş sayılan bir tebligat türüdür.

Tebligat Kanunu md.7/a :”Aşağıda belirtilen gerçek ve tüzel kişilere tebligatın elektronik yolla yapılması zorunludur.

1. 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli (I), (II), (III) ve (IV) sayılı cetvellerde yer alan kamu idareleri ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşlar.

2. 5018 sayılı Kanunda tanımlanan mahallî idareler.

3. Özel kanunla kurulmuş diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kanunla kurulan fonlar ve kefalet sandıkları.

4. Kamu iktisadi teşebbüsleri ile bunların bağlı ortaklıkları, müessese ve işletmeleri.

5. Sermayesinin yüzde ellisinden fazlası kamuya ait diğer ortaklıklar.

6. Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları.

7. Kanunla kurulanlar da dahil olmak üzere tüm özel hukuk tüzel kişileri.

8. Noterler.

9. Baro levhasına yazılı avukatlar.

10. Sicile kayıtlı arabulucular ve bilirkişiler.

11. İdareleri, kamu iktisadi teşebbüslerini veya sermayesinin yüzde ellisinden fazlası kamuya ait diğer ortaklıkları; adli ve idari yargı mercileri, icra müdürlükleri veya hakemler nezdinde vekil sıfatıyla temsile yetkili olan kişilerin bağlı bulunduğu birim. Birinci fıkra kapsamı dışında kalan gerçek ve tüzel kişilere, talepleri hâlinde elektronik tebligat adresi verilir. Bu durumda bu kişilere tebligatın elektronik yolla yapılması zorunludur. Birinci ve ikinci fıkra hükümlerine göre elektronik yolla tebligatın zorunlu bir sebeple yapılamaması hâlinde bu Kanunda belirtilen diğer usullerle tebligat yapılır. Elektronik yolla tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır. Bu Kanun uyarınca yapılan elektronik tebligat işlemleri, Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi tarafından kurulan ve işletilen Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi üzerinden yürütülür. Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi, sistemin güvenliğini ve bu sistemde kayıtlı verilerin muhafazasını sağlayacak her türlü tedbiri alır. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir.”

Buna göre, tebligatın sisteme düşmesi ile birlikte muhataba bildirim yapılmış sayılır ve 5 günlük süre sonunda tebliğ sonucu doğar. Usulsüzlük halleri ise özellikle yanlış kişiye tebligat, yanlış UETS adresine tebligat, elektronik tebligat adresi bulunan tarafa normal tebligat yapılması ve sistemden kaynaklanan bazı aksaklıklar sayılabilir.

· Usulsüz tebligat şikayeti :

Usulsüz tebligat şikayet; icra dosyalarında 7201 Sayılı Tebligat Kanunu’na aykırı şekilde tebligat yapıldığı iddiası ile başvurulan hukuki yoldur. Şikayet İcra ve İflas Kanunu kapsamında icra hukuk mahkemesine öğrenme tarihinden itibaren 7 gün içerisinde yapılır.