T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/1081
KARAR NO : 2026/87

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I


İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 10.01.2023
NUMARASI : 2021/742 E. - 2023/11 K.
DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit
KARAR TARİHİ : 22.01.2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 22.01.2026

İzmir 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 10.01.2023 tarih 2021/742 E. - 2023/11 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :

DAVA: Davacılar vekili, davacıların murisi ...'nun davalı bankanın Ödemiş Şubesinden 50.000,00 TL tutarında kredi kullandığını, murise kredi kullandırılırken .... Emeklilik A.Ş bünyesinde hayat sigorta poliçesi düzenlendiğini, murisin sağlığında bu kredi borcuna mahsuben toplam 33.995,00 TL ödeme yaptığını, murisin 28.06.2017 tarihinde vefat ettiğini, davalı bankanın bakiye alacağını hayat sigortacısından tahsil etmesi gerekirken ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takibe geçtiğini iddia ederek, İzmir 14. İcra Müdürlüğü'nün 2019/3478 E. sayılı dosyası nedeniyle borçlu olmadıklarının tespitine, %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP:

Davalı vekili, kredi borçlusu...'nun müvekkili banka ile imzaladığı genel kredi sözleşmesine istinaden kredi kullandığını, kredinin geri ödemesinin yapılmaması üzerine kredi hesabının kat edildiğini ve borçlulara 19.09.2017 tarihli ihtarname gönderildiğini, ihtarnameye rağmen kredi borcunun ödenmemesi üzerine müvekkili banka lehine ipotek bulunan taşınmazlarla ilgili olarak İzmir 25. İcra Müdürlüğünün 2019/3478 E. sayılı dosyasında ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibine başlatıldığını, borçlu ...’nun vefat ettiğinin tespit edilmesi üzerine mirasçılık belgesi gereğince icra takibinin mirasçılarına yöneltildiğini, murise kullandırılan kredinin tüketici kredisi olmadığını, ticari nitelik taşıyan tarım kredisi olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :

Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, genel kredi sözleşmesinin 31.05.2012 tarihinde muris ... tarafından 50.000,00 TL kefalet tutarıyla ... ve ...müteselsil kefilliğiyle imzalandığı, el yazısı ile yazılmış olduğu, tarımsal kredinin 2 eşit taksitte geri ödemesinin kararlaştırıldığı, dava dışı .... Sigorta A.Ş. tarafından kredili hayat sigortası ile muris lehine vefat teminatı verildiği, davalı bankanın dain-i mürtehin olduğu, murisin 28.06.2017 tarihinde vefat ettiği, poliçe öncesinde KOAH tanısı olduğu ve poliçe öncesine dayanan mevcut rahatsızlıkları bulunduğundan mevcut rahatsızlığını önceden beyan etmesi gerektiğinden tazmin talebinin yerine getirilmeyeceğinin beyan edildiği, Adli Tıp İhtisas Kurulu 27.07.2022 tarihli mütalaasında kişinin kendisinde KOAH bulunduğunu bilmesinin beklendiğinin belirtildiği, poliçe kapsamında bu şartlara göre tazmin yükümlülüğünün yerine getirilmeyeceği kanaatiyle, murise kullandırılan kredinin 19.09.2017 tarihinde kat edildiği, davalı bankanın davacılardan İzmir 14. İcra Müdürlüğü'nün 2019/3478 esas sayılı dosyasında 04.03.2019 tarihi itibariyle 21.630,07 TL asıl alacak + 8.758,35 TL temerrüt faizi + 217,83 TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 30.606,25 TL alacaklı olduğu, davacıların sorumluluğunun ipotekli taşınmazlar ve ipotek limiti ile sınırlı olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile İzmir 14. İcra Müdürlüğü'nün 2019/3478 E. sayılı dosyasında vaki itirazın kısmen iptali ile 21.742,89 TL asıl alacak ile 29.626,72 TL temerrüt faizi yönünden davacıların borçlu olmadıklarının tespitine, (Davacıların ipotekli taşınmazlar ve ipotek limiti ile sınırlı olarak sorumlu tutulmasına,) fazlaya ilişkin talebin reddine, kabul edilen miktar yönünden davacılar lehine %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir.

Karara karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulmuştur.

İSTİNAF NEDENLERİ :

Davacılar vekili, ilk derece mahkemesince eksik inceleme ile takdirde hata yapılarak hüküm kurulduğunu, davanın tamamının kabulüne karar verilmesi gerekirken, kısmen reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı lehine 7.907,73 TL vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davalının icra takibinde %60 oranında faiz talebinde bulunmasının haklı ve yasal olmadığını, bu faiz oranına itiraz ettiklerini, takipteki asıl alacağın 43.372,96 TL olduğunu, bu miktar üzerinden yasal faize hükmedilmesi ve bu miktara göre karşı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili, kredi borçlusu murisin müvekkili banka ile imzaladığı genel kredi sözleşmesine istinaden Ödemiş şubesinden kredi kullandığını, kredinin geri ödemesinin yapılmaması üzerine kredi hesabının kat edildiğini ve borçlulara 19.09.2017 tarihli ihtarname gönderildiğini, ihtarnameye rağmen kredi borcunun ödenmemesi üzerine müvekkili banka lehine ipotek konulan taşınmazlarla ilgili olarak İzmir 14. İcra Müdürlüğünün 2019/3478 E. sayılı dosyasında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibine başlandığını, murisin vefat ettiğinin tespit edilmesi üzerine mirasçılık belgesi gereğince icra takibinin mirasçılara yöneltildiğini, davacılarca açılan eldeki menfi tespit davasında eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak karar verildiğini, bilirkişi raporunun hüküm tesisine elverişli olmadığını, takibe konu borcun hesaplanmasında maddi hataya düşüldüğünü, hesap katı ihtarına dayanak hesaplama tablosunda 3. sıradaki kredi kalemi hesaplamasının bilirkişi raporunda dikkate alınmadığını, tabloda belirtilen anapara kalemlerinin dikkate alınmak suretiyle yeniden hesaplama yapılması için bilirkişiden ek rapor alınmasını talep ettiklerini, ancak ek raporda bu kredi kalemine dair banka tarafından evrak sunulmadığından bahsedildiğini, tablo ve ilgili tüm verilerin müvekkili bankanın ilgili şubesince sunulmuş olduğunu, buna rağmen eksik ve hatalı rapor düzenlendiğini, müvekkili banka aleyhine %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu istinaf sebebi olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE :

Dava, vefat eden sigortalının mirasçıları olan davacıların muris tarafından kullanılan kredi borcu nedeniyle borçlu olmadıklarının tespiti istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.

Davacıların murisi... ile davalı banka arasında imzalanan 31.05.2012 tarihli 50.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi uyarınca muris ...'ya tarımsal kredi kullandırıldığı, dava dışı ... Sigorta A.Ş. tarafından düzenlenen kredili hayat sigortası sertifikası ile 18.08.2016-18.08.2018 dönemi için muris lehine 23.000,00 TL vefat teminatı verildiği, davalı bankanın poliçede daini mürtehin olarak yer aldığı, davacıların murisinin 28.06.2017 tarihinde vefat ettiği anlaşılmaktadır.

Taraflar arasında, kredi borcunun hayat sigortası poliçesi kapsamında ödenip ödenmeyeceği noktasında uyuşmazlık vardır. Düzenlenen "Kredili Hayat Sigortası" başlıklı poliçede davalı bankanın aracı ve lehtar sıfatı bulunmakta olup, buna bağlı olarak sigorta bedeli üzerinde asıl hak sahibi konumundadır. Davalı bankanın krediden kaynaklanan alacağını sigorta şirketinden tahsil etmesi gerekirken davacılardan talep etmiş olması TMK’nın 2. maddesi dairesinde hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğundan, ilk derece mahkemesince bu yönde bir inceleme yapılarak, davalı bankanın dava dışı sigorta şirketinden alacağını tahsil etme yoluna gidip gitmediği, bu hususta hukuki yolları tüketip tüketmediği araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ile hüküm kurulması isabetli görülmemiştir. (Yargıtay 17 HD 31.01.2018 tarihli 2015/6480 E. 2018/467 K. sayılı ilamı)

Mahkemenin kabulüne göre de, davalı banka tarafından davacıların murisine ve dava dışı kefillere 19.09.2017 tarihli kat ihtarnamesi gönderilerek kat tarihi itibariyle 31.098,95 TL anapara, 10.170,47 TL faiz, 660,50 TL komisyon, 1.082,23 TL KKDF, 360,75 TL BSMV olmak üzere toplam 43.372,96 TL alacağın ödeme tarihine kadar işleyecek %60 temerrüt faizi ile birlikte tebliğ tarihinden itibaren 1 gün içinde ödenmesinin ihtar olunduğu, borcun ödenmemesi üzerine davalı banka tarafından davacılar aleyhine İzmir 14. İcra Müdürlüğünün 2019/3478 Esas sayılı dosyasında 04.03.2019 tarihinde, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla 43.372,96 TL asıl alacak, 217,83 TL ihtar masrafı, 38.385,07 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 81.975,86 TL üzerinden icra takibi başlatıldığı anlaşılmaktadır. İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunda, davaya konu tarımsal kredi hesabına yıllık bazda %26,82 akdi ve %60 temerrüt faizi talep edilebileceği, 15.000,00 TL anapara tutarı, 6.314,35 TL akdi faiz (18.08.2016-18.08.2018 dönemi %26,82) ve 315,72 TL BSMV tutarı anaparaya eklenmek suretiyle takibe esas asıl alacak tutarının 21.630,07 TL olduğu, 04.03.2019 takip tarihi itibariyle 21.630,07 TL asıl alacak, 8.758,35 TL temerrüt faizi (18.08.2017-04.03.2019 dönemi %60), 437,92 TL BSMV %5 ve 217,83 TL ihtar tutarı olmak üzere toplam 31.044,17 TL alacak hesaplandığı, ancak takip talebinde BSMV talep edilmemiş olması nedeniyle davalı bankanın takip talebinde toplam 30.606,25 TL alacaklı olduğu yönünde görüş bildirilmiştir. Taraf vekillerinin itirazları üzerine alınan ek raporda, kat ihtarnamesinde ve takip talebinde banka alacağının üç ayrı krediden kaynaklanmakta olduğuna dair açıklama bulunmadığı, cevap dilekçesi ekinde sadece 15.000,00 TL anapara tutarlı tarım kredisine ilişkin belge sunulduğu, ihtiyaç kredisi ve tarım kart kredisine ilişkin belge ve bilgi sunulmadığı, bu nedenle sadece 15.000,00 TL asıl alacak üzerinden hesaplama yapıldığı bildirilmiştir. İlk derece mahkemesince bilirkişi asıl ve ek raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ne var ki, gerek 19.09.2017 tarihli kat ihtarnamesinde ve gerekse takip talebinde asıl alacak miktarı 15.000,00 TL ve 6.100,05 TL'lik iki ayrı ihtiyaç kredisi ile 9.998,90 TL tarım kart olmak üzere toplam 31.098,95 TL ana para ve bu tutara eklenen birikmiş faiz, komisyon, kaynak kullanımı destekleme fonu kesintisi ve BSMV tutarı olmak üzere toplam 43.372,96 olarak gösterilmiş olup, mahkemece bilirkişiye gerekirse banka kayıtları üzerinde inceleme yetkisi verilerek, bankanın icra takibine dayanak olarak gösterdiği tüm alacak kalemleri yönünden değerlendirme yapılarak davalı bankanın davacılardan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise tutarı konusunda hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve hatalı değerlendirme içeren bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması hatalı olmuştur. Taraf vekillerinin bu yöndeki istinaf sebebi de yerindedir.

Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca taraf vekillerinin istinaf başvurularının esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM :

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE,

2-İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 10.01.2023 tarih 2021/742 E. - 2023/11 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,

3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

4-İstinaf yoluna başvuranlar tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının istek halinde kendilerine iadesine,

5-Karar tebliği ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,

Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere 22.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.