09.08.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6728 sayılı Kanunun 63. maddesi ile 5941 sayılı Çek Kanunu’nun 5. maddesi değiştirilmiştir. Çek Kanunu’nun 5. maddesinde; karşılıksız çekte ceza sorumluluğu, çek hesabı açma ve çek düzenleme yasağı düzenlenmektedir. Aşağıda; Çek Kanunu m.5’de tanımlanan karşılıksız çek düzenleme suçunun unsurlarından, ceza sorumluluğundan, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı ile bunların sonuçlarından, Kanunun 6. maddesinde yer alan etkin pişmanlık, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının kaldırılmasından bahsetmek yerine, uygulamada ortaya çıkan sorunlardan beşi hakkında görüşlerimize yer vereceğiz.
 
1. Görevli Mahkeme: Bir yandan Çek Kanunu m.5 değiştirilip derhal yürürlüğe koyularak, savcılık yerine icra mahkemesinin görevi başlatılmış, diğer yandan hatalı şekilde icra mahkemesine şikayetin 31.12.2017’de geçerli olacağı algısına yol açabilecek bir düzenleme öngörülmüştür. Çek Kanunu m.3/6’da geçen “cumhuriyet başsavcılığına talepte” ibaresinin “icra mahkemelerine şikayette” şeklinde değiştirilmesi, Çek Kanunu m.5’de yapılan değişikliğin doğal bir sonucu olarak ve m.3/6’yı m.5’e uygun hale getirmek maksadına dayanmaktadır. Çek Kanunu m.3’de değişiklik yapan 6728 sayılı Kanunun 62. maddesi, hem Çek Kanunu m.3/6’da değişiklik yapılmasını ve hem de aynı maddeye 10. fıkra eklenmesini öngördüğünden ve yürürlük konusunda iki değişikliği ayıran bir düzenleme yerine doğrudan 62. maddenin 31.12.2017 tarihinde yürürlüğe gireceği belirtildiğinden, uygulamada tereddüt yaşandığı görülmektedir. Karşılıksız çekte ceza sorumluluğu, başvuru mercii ve yaptırımların düzenlendiği Çek Kanunu m.5 olduğundan hareketle, icra mahkemelerinin görevinin 09.08.2016 tarihi itibariyle başladığının kabulü gerekir.
 
2. Şikayet Süresi: Karşılıksız çek suçunda şikayet süresi, Çek Kanunu m.5/1’in atfı ile 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.347’ye göre belirlenecektir. “Şikayet süresi” başlıklı İcra ve İflas Kanunu m.347’ye göre; “Bu bapta yer alan fiillerden dolayı şikayet hakkı, fiilin öğrenildiği tarihten itibaren üç ay ve her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl geçmekle düşer”. Kanun koyucu karşılıksız çek suçunun takibini şikayete bağlı tutmuştur. Ancak bu şikayet süresi ile ilgili Türk Ceza Kanunu m.73/1’de yer alan fiilin ve failin kim olduğunun bilindiği veya öğrenildiği günden itibaren başlayacak altı aylık şikayet süresi değil, İcra ve İflas Kanunu m.347’de düzenlenen üç aylık ve her durumda bir yıllık şikayet süresi uygulanacak, şikayet hakkına sahip olan bu süreye riayet etmediği takdirde şikayet hakkı düşecek, yani mahkeme tarafından şikayet hakkının kaybedildiği re’sen dikkate alınacaktır.
 
İcra ve İflas Kanunu m.347’de öngörülen üç aylık şikayet süresi; şikayet hakkına sahip olan kişinin karşılıksız çek düzenleme suçunun işlendiğini öğrendiği tarihten itibaren başlayacak, ancak bu süre her durumda suça konu eylemin işlendiği tarihten itibaren bir yılı geçemeyecektir, yani diyelim ki şikayetçinin fiili öğrendiği tarih, fiilin icra tarihinden itibaren 11. ayın sonu ise, bu öğrenmeden itibaren üç aylık süre başlamayacak, şikayetçinin kalan şikayet süresi azami bir ay olacaktır. Çeki bankaya ibraz edip karşılıksızdır ibaresini yazdıran çek hamilinin suçu öğrendiği an çekin karşılıksız kaldığı gündür, ancak bu süre cirantalar için değişebilir. Tüm bunlara rağmen nihai süre, şikayet hakkına sahip olan tarafından suçun öğrenilme tarihi ne olursa olsun, fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yılı geçemez. Şikayette üç aylık süreye uyulup uyulmadığında şikayetçinin beyanına itibar edilmeli, bunun aksi iddia eden tarafından kanıtlanmalıdır. Şikayet hakkının son bulacağı bir yıllık süre için ise, herhangi bir iddiaya ve ispata gerek yoktur, çünkü suçun işlendiği andan itibaren başlayan süre bir yılın tamamlanması ile bitecektir.
 
3. Duruşmada Hazır Bulunma: Karşılıksız çekte yargılama usulü İcra ve İflas Kanunu m.349’a göre yapılacaktır. Esas itibariyle sanığın sorgusu yapılmazsa dava bitirilmez. İcra ve İflas Kanunu m.349/5’in ikinci cümlesine göre, karşılıksız çek suçunu işlediği iddia edilen sanığın icra mahkemesine doğrudan veya istinabe yoluyla gelmemesi veya avukat göndermemesi veya lüzumlu olduğu durumda kolluk marifetiyle de getirilememesi halinde, dava yokluğunda görülüp bitirilir. Bu usul, tazyik hapislerinin uygulandığı ve kendisine özgü yargılama usulünün benimsendiği İcra ve İflas Kanunu’na has bir özelliktir.
 
Kanunun 349. maddesinin 6. fıkrasında, şikayetçinin duruşmaya gelmemesi ve vekil de göndermemesi halinde şikayet hakkının düşmesi öngörülmüştür. Kanun koyucu, takibi şikayete bağlı bir suçta şikayetçinin işini takip etmesini ve davasına sahip çıkmasını istemiştir.
 
4. Sorumlu Kişi: Çekte düzenleme tarihi olup, çekin üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre yasal ibraz süresi içinde ibraz edilen çekin ödenmesi, karşılığının bulunmaması halinde de “karşılıksızdır” işlemine tabi tutulması gerekir. Çekte vade yoktur. Ancak ticari hayatta, çekte vadenin sıklıkla uygulandığı ve hatta vadesi olmayan çeke de rastlanmadığı söylenebilir (bu tür çeklere “post date/ileri tarihli çek” denilmektedir). Bu nedenle, düzenleme tarihinin ileri tarih olduğu ve bu süreye göre kanuni ibraz süresinde çekin bedelinin tahsili maksadıyla bankaya ibrazının zorunlu olduğu bir gerçektir. Kural olarak; çek karşılığını banka hesabında bulundurmakla yükümlü olan kişi, çek hesabının sahibidir ve çek hesabı sahibi gerçek kişi kendisi adına çek düzenlemesi için bir başka kişiyi yetkilendiremez. Aksi halde, düzenlenen bu çekten dolayı yine çek hesabı sahibinin hukuk ve ceza sorumluluğu doğar. Gerçek kişilerde ceza sorumluluğu çek hesabının sahibine ait olmakla birlikte, tüzel kişilerde durum farklıdır. Şirketlerde çeki imzalayan değil, düzenleme tarihine göre karşılığını bankada bulundurmak zorunda olan kişi hakkında ceza sorumluluğunun doğacağı tartışmasızdır. Çekin düzenlendiği sırada şirketin yetkilisi (A) iken, düzenleme tarihine göre ödenme süresi geldiğinde (B) olmuş ve çekin karşılığı bankada hazır bulundurulamamış veya bulundurulmamışsa, bu durumda ceza sorumluluğu çeki imzalayan (A) hakkında değil, düzenleme tarihine göre kanuni ibraz süresi içinde çekin karşılığının ödenmediği tarihte şirket yetkilisi olan (B) yönünden doğacaktır.
 
5.  Karşılıksız Çek Şekli Suç mudur? Karşılıksız çek düzenleme suçu ile dolandırıcılık suçu birbirinden farklıdır. Türk Ceza Kanunu m.157 ve 158’de düzenlenen dolandırıcılık suçunda; failin fiil öncesinde mağduru iğfal kabiliyetini haiz hileli hareketlerle esaslı hataya düşürmesi, yani yapmayacağı bir işi yaptırması veya almayacağı bir kararı aldırması suretiyle zarara uğratması gerekir. Karşılıksız çekte ise, çekin düzenlendiği sırada çeki düzenleyenin çeki ödeme niyeti ve hatta çekin düzenlenme tarihi itibariyle kanuni ibraz süresi içinde ödeme kabiliyetine inancı vardır. Failde bu niyet ve inanç yoksa ve mağduru kandırmak suretiyle çeki bir ödeme aracı olarak düzenleyip vermişse, bu durumda sıradan karşılıksız çek düzenleme suçundan değil, bunu aşan ve mağduru aldatmaya yönelik, eylemin başından itibaren dolandırma kastının kendisini gösterdiği bir durumdan bahsedilebilecektir. Aynı husus, taksirli veya hileli iflas suçları için de gündeme gelebilir ki, iflas aşamasında olduğunu bilen tacirin buna rağmen çek düzenleyip vermesi sıradan bir karşılıksız çek düzenleme suçu olarak kabul edilemez.
 
Bununla birlikte, kişinin çeki düzenlediği sırada iflas etme durumunda olmaması, aktif ve pasifi itibariyle malvarlığını borcunu karşılama ve düzenlene çeki ödeme ihtimalinin bulunması, çekin düzenleme tarihine göre kanuni ibraz süresinde şirketin iflas aşamasına gelerek iflasının talep edilmesi veya firma için iflas ertelemesinin alınması hallerinde, dolandırıcılık, taksirli veya hileli iflas olmayacağı gibi, failin karşılıksız çek düzenleme suçunu işleme kastı olmadığından bahisle Çek Kanunu m.5/1’de düzenlenen suçun da oluşmayacağı dikkate alınmalıdır. Çünkü karşılıksız çek düzenleme suçu şekli bir suç değildir; Ceza Hukuku “şekli suç” kavramını reddeder. Bir suçun işlenmesinde aranan asıl kusur kast, kanun koyucunun açıkça öngördüğü durumda da taksirdir.
 
Kanun koyucu karşılıksız çek suçu için kast derecesinde sübjektif kusuru öngördüğünden, düzenlediği çekin kanuni ibraz süresi içinde karşılığını hazırlaması gereken çek keşidecisinin veya yetkilisinin bu bedeli elinde olmayan sebeplerle ve kusuru olmaksızın bankada hazır bulunduramaması durumunda, karşılıksız çek düzenleme suçunun oluşmayacağı ileri sürülebilir. Her ne kadar çekte vadenin olmadığı söylense de Çek Kanunu m.5’in birinci fıkrasının birinci cümlesi incelendiğinde; “Üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanuni ibraz süresi içinde ibrazında, çekle ilgili olarak ‘karşılıksızdır’ işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkında, hamilin şikayeti üzerine, her bir çekle ilgili olarak binbeşyüz güne kadar adli para cezasına hükmolunur.” denilerek, çekte vadenin fiilen ve hatta Kanun hükmü ile kabul edildiği görülmektedir. En azından çekte vade, karşılıksız çek düzenleme suçunun gerçekleşmesi bakımından benimsenmiştir.

 
(Bu köşe yazısı, sayın Prof. Dr. Ersan ŞEN tarafından www.hukukihaber.net sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısının bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.)