Giriş

Dijital teknolojilerin yaygınlaşmasıyla birlikte uyuşmazlıkların ispatında ses kayıtları, görüntüler, mesajlaşma kayıtları ve ekran görüntüleri önemli bir delil kaynağı haline gelmiştir. Özellikle akıllı telefonların ve çevrim içi iletişim araçlarının günlük hayatın ayrılmaz parçası haline gelmesi, dijital verilerin yargılama süreçlerinde kullanımını giderek artırmıştır.

Ancak bu durum, iki temel anayasal değerin çatışmasına yol açmaktadır:

- Özel hayatın gizliliği ve kişisel verilerin korunması hakkı

- Hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma hakkı

Bu nedenle dijital verilerin mahkemeye sunulması, yalnızca ispat hukuku açısından değil; anayasa hukuku, ceza hukuku, kişisel verilerin korunması hukuku ve usul hukuku bakımından da çok katmanlı bir değerlendirme gerektirir.

Bu çalışmada; ses kayıtları, ekran görüntüleri ve diğer dijital verilerin mahkemeye sunulmasının hukuki rejimi, mevzuat hükümleri, Yargıtay içtihatları ve doktrindeki görüşler çerçevesinde incelenecektir.

1. Anayasal Çerçeve ve Hukuka Aykırı Delil Yasağı

Dijital delillerin değerlendirilmesinde ilk referans noktası Anayasal güvencelerdir.

1.1 Özel Hayatın Gizliliği

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 20. maddesi uyarınca:

“Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir.”

Aynı maddede ayrıca kişisel verilerin korunması hakkı açıkça tanınmış ve kişisel verilerin ancak;

- kanunda öngörülen hallerde veya

- kişinin açık rızasıyla

işlenebileceği belirtilmiştir.

Bu nedenle kişisel veri niteliğindeki ses, görüntü ve yazışmaların izinsiz elde edilmesi, doğrudan özel hayatın gizliliği hakkı ile ilişkilidir.

1.2 Hukuka Aykırı Delil Yasağı

Anayasa 38/6 hükmü açık bir delil yasağı getirmiştir:

“Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez.”

Bu ilke, usul kanunlarında da tekrar edilmiştir:

- HMK m.189/2:
“Hukuka aykırı olarak elde edilmiş deliller mahkeme tarafından dikkate alınamaz.”

- CMK m.217/2:
“Yüklenen suç, hukuka uygun şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir.”

Bu düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde hukuka aykırı delil yasağı, mahkemelerin re’sen gözetmesi gereken mutlak bir kuraldır.

2. Dijital Verilerin Usul Hukuku Açısından Niteliği

2.1 Dijital Verilerin Belge Niteliği

Hukuk Muhakemeleri Kanunu 199. maddesi dijital verileri açık biçimde belge kapsamında kabul etmektedir.

Maddeye göre:

“Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metinler, fotoğraflar, planlar, çizimler, görüntü ve ses kayıtları ile elektronik ortamdaki veriler belge niteliğindedir.”

Bu hüküm gereği;

- ses kayıtları

- video kayıtları

- WhatsApp yazışmaları

- ekran görüntüleri

- e-postalar

- dijital fotoğraflar

ispat hukuku bakımından belge niteliğinde takdiri delil olarak kabul edilmektedir.

2.2 Dijital Delillerin Teknik İncelenmesi

Dijital verilerin manipüle edilebilir olması nedeniyle mahkemeler genellikle bilirkişi incelemesine başvurmaktadır.

Özellikle şu hususlar teknik inceleme gerektirir:

- verinin gerçek olup olmadığı

- üzerinde oynama yapılıp yapılmadığı

- sesin veya görüntünün kime ait olduğu

- meta veriler ve kayıt zamanı

Bu nedenle dijital delillerin değerlendirilmesinde adli bilişim incelemesi kritik öneme sahiptir.

3. Kişisel Verilerin Korunması Hukuku (KVKK) Boyutu

3.1 Yargı İstisnası

Kişisel Verilerin Korunması Kanunu m.28/1-d hükmüne göre:

“Kişisel verilerin soruşturma, kovuşturma, yargılama veya infaz işlemlerine ilişkin olarak yargı makamları tarafından işlenmesi halinde KVKK hükümleri uygulanmaz.”

Bu düzenleme “yargı istisnası” olarak adlandırılmaktadır.

Dolayısıyla;

kişisel verilerin mahkemeye sunulması KVKK kapsamında idari yaptırım doğurmaz.

Ancak burada önemli bir ayrım bulunmaktadır:

Yargı istisnası, verinin hukuka aykırı elde edilmesini meşrulaştırmaz.

3.2 Hak Arama Amacıyla Veri İşleme

KVKK m.5/2-e hükmüne göre;

“Bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için veri işlemenin zorunlu olması” halinde açık rıza aranmaz.

Bu nedenle;

- mahkemeye delil sunmak

- dava açmak

- hukuki hakkı korumak

amacıyla kişisel veri işlenmesi hukuka uygun veri işleme şartlarından biri olarak kabul edilmektedir.

4. Türk Ceza Kanunu Açısından Hukuki Riskler

Dijital kayıtların elde edilme yöntemi, bazı durumlarda ceza hukuku bakımından suç oluşturabilir.

Başlıca suç tipleri şunlardır:

4.1 Haberleşmenin Gizliliğini İhlal (TCK m.132)

Kişiler arasındaki haberleşmenin izinsiz kaydedilmesi veya ifşa edilmesi suçtur.

Örneğin:

- WhatsApp konuşmalarının gizlice kaydedilmesi

- telefon görüşmesinin karşı tarafın bilgisi olmadan kayda alınması

bu suçu oluşturabilir.

4.2 Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi (TCK m.133)

Aleni olmayan konuşmaların tarafların rızası olmadan kaydedilmesi suçtur.

Ancak Yargıtay bazı durumlarda istisna kabul etmektedir.

4.3 Özel Hayatın Gizliliğini İhlal (TCK m.134)

Kişinin özel yaşamına ilişkin görüntü veya seslerin kaydedilmesi suçtur.

Örneğin:

- gizli kamera

- casus yazılım

- gizli mikrofon

kullanılması bu suça yol açabilir.

5. Yargıtay Uygulamasında Kritik Nüanslar

5.1 Ani Gelişen Durum İstisnası

Yargıtay Ceza Genel Kurulu içtihatlarına göre;

kişinin kendisine karşı işlenmekte olan bir suçun ispatı için ani gelişen durumda yaptığı kayıt hukuka uygun kabul edilebilir.

Örneğin:

- tehdit

- hakaret

- şantaj

gibi durumlarda yapılan kayıtlar delil olarak kabul edilebilmektedir.

5.2 Planlı Kayıt Tuzağı Yasağı

Eğer kayıt;

- karşı tarafı konuşturmak amacıyla planlanmışsa

- provokasyon içeriyorsa

- bir kurgu dahilinde yapılmışsa

hukuka aykırı delil sayılır ve hükme esas alınamaz.

5.3 Ekran Görüntülerinin Delil Değeri

WhatsApp mesajları ve ekran görüntüleri uygulamada sık kullanılan delillerdir.

Ancak Yargıtay şu hususlara dikkat çekmektedir:

- Ekran görüntüleri tek başına kesin delil değildir.

- karşı tarafın itirazı halinde teknik inceleme yapılmalıdır.

- orijinal cihaz üzerinden inceleme yapılması gerekebilir.

5.4 Dijital Delillerin Muhafazası

Yargıtay bazı kararlarında;

özel hayatı ilgilendiren hassas verilerin mühürlü zarf içinde muhafaza edilmesi gerektiğini belirtmiştir.

Bu uygulama özellikle;

- cinsel içerikli kayıtlar

- özel görüntüler

gibi delillerde uygulanmaktadır.

6. Boşanma Davalarında Ortak Konut Kayıtları

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi bazı kararlarında;

eşlerin ortak yaşadığı konutta alınan kayıtların özel hayatın gizliliğini ihlal etmeyebileceğini kabul etmiştir.

Bunun gerekçesi:

ortak konutun her iki eşin kullanım alanı olmasıdır.

Ancak şu yöntemler her durumda hukuka aykırı kabul edilmektedir:

- casus yazılım kullanılması

- gizli kamera yerleştirilmesi

- özel cihazlarla izleme yapılması

Sonuç

Dijital deliller, modern yargılamada giderek artan bir önem kazanmaktadır. Ancak bu delillerin kullanılabilmesi için hukuka uygunluk denetimi kritik bir aşamadır.

Genel çerçeve şu şekilde özetlenebilir:

- Ses, görüntü ve yazışmalar HMK m.199 uyarınca belge niteliğindedir.

- Hukuka aykırı elde edilen deliller Anayasa m.38/6 gereği kullanılamaz.

- Mahkemeye sunulan veriler KVKK kapsamında yargı istisnasına tabidir.

- Ancak elde edilme yöntemi TCK kapsamında suç oluşturuyorsa delil geçersizdir.

Bu nedenle dijital deliller bakımından temel ilke şu şekilde ifade edilebilir:

“Bir verinin mahkemeye sunulabilmesi ile delil olarak kabul edilmesi farklı kavramlardır.”

Bir dijital veri mahkemeye sunulabilir, ancak hukuka aykırı elde edilmişse hükme esas alınamaz.

Dolayısıyla dijital delillerin değerlendirilmesinde kişisel verilerin korunması, özel hayatın gizliliği ve adil yargılanma hakkı arasında hassas bir denge kurulması zorunludur.