Suç işleyen çocuk sayısındaki artış, çocuk faillere yönelik ceza politikasıyla ilgili birçok düzenlemenin yeniden tartışılmasına neden olmaktadır. Özellikle organize suç örgütleri tarafından çocukların suç işlemede araçsallaştırılmasının birçok güvenlik sorununa neden olduğu bilinmektedir. Bu tartışmalar kapsamında çocuklara kelepçe takma yasağının da gözden geçirilmesi faydalı olacaktır.

Bilindiği üzere kelepçe, kolluğun temel zor kullanma araçları arasındadır. PVSK m. 16’da kelepçe, maddi güç kapsamında açıkça yazmaktadır. Kelepçe, yakalanan kişilerin hareket kabiliyetini kısıtlamak için kullanılan elleri veya ayakları bağlamak için kullanılmaktadır. Uygulamada kelepçe denildiğinde el kelepçesi anlaşılmaktadır. Kanunda kelepçenin şekli ve türüne dair herhangi bir açıklama olmasa da kelepçe denildiğinde kurum envanterine kayıtlı olan ellere takılan kelepçe anlaşılması gerekir.

Soruşturma evresinde şüpheli, kovuşturma evresinde sanık olarak anılan kişiler, yakalandıklarında veya bir yerden başka bir yere nakledilirken kelepçeye ihtiyaç duyulabilmektedir. Yakalanan kişilere kelepçe takılması veya takılmaması da kamuoyunda ciddi tartışmalara neden olabildiğinden dolayı kelepçe takılması, kanunda özellikle düzenlenmiştir. CMK m. 93’e göre “Yakalanan veya tutuklanarak bir yerden diğer bir yere nakledilen kişilere, kaçacaklarına ya da kendisi veya başkalarının hayat ve beden bütünlükleri bakımından tehlike arz ettiğine ilişkin belirtilerin varlığı hâllerinde kelepçe takılabilir” denilmektedir.

Kanundaki düzenleme kolluğa kelepçe takma konusunda takdir hakkı tanımaktadır. Kişinin yaşı, cinsiyeti, fiziki gücü, şüpheli sayısı, olayın gelişimi dikkate alınarak kelepçe kullanımına karar verilebilir. Örneğin Anayasa Mahkemesi M. F. D. Başvurusu (Başvuru Numarası: 2019/11805) kararında “… 35. Başvurucunun polis merkezine getirildiği sırada herhangi bir yaralanması yokken polis merkezinde fiziksel şiddete maruz kaldığı iddiası bakımından soruşturma dosyası incelendiğinde güvenlik güçlerine tekme ve kafa atarak saldırmaya çalıştığı için başvurucuya kademeli olarak güç kullanıldığı, ayrıca kendisine ve güvenlik güçlerine zarar vermesini önlemek için kelepçe takıldığı anlaşılmıştır. Kamera kayıtlarında da başvurucunun alkollün etkisiyle saldırgan tavırlar sergilediği görülmüştür. Başvurucunun bu agresif tavrı nedeniyle kolluk görevlilerinin başvurucuyu kontrol altına almaya çalışması, bu amaçla güç kullanması, başvurucunun kendisine ve çevresine zarar vermemesi için güvenlik kaygısıyla kelepçeli olarak tutulmasında bir sorun görülmemiştir. 36. Diğer yandan başvurucuda meydana gelen yaraların niteliği dikkate alınarak güvenlik güçlerinin kullandığı gücün orantısız olduğu sonucuna ulaşılmasının mümkün olmadığı değerlendirilmiştir …” demektedir.

Kelepçe takılmasıyla ilgili olarak çocukların özel bir durumu vardır. Çocuk Koruma Kanunu m.18’e göre çocuklara kelepçe ve benzeri aletler takılması yasaktır. Ancak, zorunlu hâllerde çocuğun kaçmasını, kendisinin veya başkalarının hayat veya beden bütünlükleri bakımından doğabilecek tehlikeleri önlemek için kolluk tarafından gerekli önlemler alınabilir.

Kanundaki bu ifadelerin, uygulama açısından açık ve belirli olmadığını ifade etmek gerekir. Özellikle çok sayıda suç kaydı olan ve fiziki olarak güçlenmiş çocukların kolluğa karşı direndiği de bilinmektedir. Dolayısıyla çocuklara yönelik kelepçe yasağının yeniden gözden geçirilmesi gerekmektedir veya açık ve belirli bir şekilde alternatif bir zor kullanma aracına ihtiyaç olduğu görülmektedir. Kaldı ki AİHM, çocuk hükümlünün mahkemeye sevki sırasında kelepçe takılarak hareketlerinin kısıtlanmasını Sözleşme'nin 3. maddesi kapsamında bir muamele olarak görmemektedir. Nakil sırasında kendisini veya başkasını yaralamasının engellenmesi amacıyla sabıkası bulunan başvurucu çocuğun yetişkinler gibi kelepçeli olarak sevkinin sağlanması, Sözleşme bakımından sorun oluşturmamaktadır (D.G./İrlanda, B. No: 39474/98, 16/8/2002) (bkz. Anayasa Mahkemesi Ö.U. Başvurusu (Başvuru Numarası: 2016/62587).