banner590

09 Kasım 2020

KAST - TAKSİR KOMBİNASYONU

Kanunda kasta dayanan kusur sorumluluğu doğrudan kast/olası kast olarak, taksire dayanan kusur sorumluluğu bilinçli taksir/bilinçsiz taksir olarak ve karma suçlar da neticesi sebebiyle ağırlaşmış suçlar olarak düzenlenmiştir:

Doğrudan Kast, kanunda suç olarak tarif edilmiş fiilin bilerek ve isteyerek işlenmesidir. Kişi burada suçun haksızlık teşkil ettiğine dair unsurları biliyor ve buna rağmen eylemi gerçekleştirmektedir. Örneğin, A’nın B’yi öldürmek kastıyla silahıyla ateş etmesi.

Olası Kast, suçun kanuni tanımındaki fiilin gerçekleşebileceğinin “öngörülmesine” rağmen, sonucun meydana gelmesinin göze alınmasıyla fiilin işlenmesidir. Mesela, A’nın B’yi öldürmek kastıyla kalabalık bir alanda ateş etmesi ve kurşunun olay yerinde bulunan C’ye isabet etmesi durumunda, A ‘’olursa olsun’’ düşüncesiyle hareket etmiş olup, olası kast hali bulunmakadır.

Bilinçsiz Taksir, öngörülebilir bir netice, dikkat ve özen yükümlülüğüne uyulmayarak öngörülememesi durumunda mümkün olmaktadır. Fail burada sonucu istememekte ve öngörememektedir.

Bilinçli Taksir, burada meydana gelen netice fail tarafından istenmemekte ancak öngörülebilir olduğu halde, bilgi ve deneyimine vb. güvenerek olmayacağını düşünerek fiilin işlenmesidir.

Kast-taksir kombinasyonu ise, hareketin kast derecesiyle başladığı ardından neticenin kastedilenden daha ağır veya başka bir suça sebebiyet verdiği durumlardır.Kişi suç teşkil eden bir fiiili işlerken,kastettiği neticeden daha ağır veya başka bir netice gerçekleşmiş olabilir. Bu durum TCK’da Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Suçlar olarak düzenlenmiştir. Burada failin neticeden sorumlu tutulabilmesi için en azından taksir derecesinde kusuru bulunmalıdır.

“Kusursuz suç ve ceza olmaz” ilkesine önem veren çağdaş ceza hukukunda sorumluluğun temelini kusur oluşturmaktadır. Kusurlu olan sorumludur ve ancak kusuru oranında cezalandırılır. Bu nedenle 5237 Sayılı TCK’ da objektif sorumluluk halleri sınırlandırılmış, bir fiilin kastedilenden daha ağır veya başka bir neticenin oluşmasına sebebiyet vermesi halinde, failin netice bakımından en azından taksirle hareket etmiş olması durumunda sorumlu tutulabileceği hüküm altına alınmıştır.1 Bu nedenle TCK kusur esasına dayanan sorumluluğu esas almakta ve bir fiilin suç tipinde öngörülenden daha ağır veya başka bir neticeye yol açtığı durumlarda, ortaya çıkan ağır netice veya başka bir netice bakımından failin sorumlu tutulabilmesini en azından taksirinin bulunmasına bağlamaktadır.

TCK Madde 23- : “Bir fiilin kastedilenden daha ağır veya başka bir neticenin oluşumuna sebebiyet vermesi halinde, kişinin bundan dolayı sorumlu tutulabilmesi için, bu netice bakımından en azından taksirle hareket etmesi gerekir.” Kast-Taksir kombinasyonunun olduğu bu suçlarda asıl suç tipine kasıtla, ağırlaşmış veya başka suça ise taksirle sebebiyet verilmiştir.Bu suç tipinde failin kast ettiği suç ve neticesinde gerçekleşen daha ağır veya başka suç vardır. Kast edilen suç ile neticesinde ağırlaşmış suç arasında illiyet bağı bulunmaktadır. Burada fail kast ettiğinden daha ağır bir neticeye sebebiyet vermiştir. Örneğin, A, B’yi yaralamak kastıyla mağdurun karın boşluğuna hafif bir biçimde vurması hâlinde mağdur inhibisyon sonucu ölebilir.Bu durumda TCK md.87/4’deki ölüm neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçu meydana gelecektir.

Neticesi sebebiyle ağırlaşmış suçlarda failin temel suç tipine göre daha fazla cezaya çarptırılmasının nedeni, temel suç tipinin ağır neticeyi veya başka bir neticeyi doğurma riskini taşımasına rağmen yine de işlenmiş olmasıdır.2 Fail kastını aşarak en az taksir seviyesinde kusurla hareket etmiş ve ağır veya başka sonuca sebebiyet vermiştir. Sonuç olarak, fail kasten suç oluşturan bir eylemde bulunmuş ancak en az taksir seviyesinde kusurla, kast edilenden daha ağır veya başka bir neticeye sebebiyet vermişse, kast ile netice arasında nedensellik bağı bulunuyorsa bu durumda fail neticesi sebebiyle ağırlaşmış suçtan sorumlu olacaktır.

Stj. Av. İlayza Özdemir

------------------------

(1) (Centel/ Zafer/ Çakmut, Türk Ceza Hukukuna Giriş, s. 411; Yıldız, Ali Kemal, 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu Seminer Notları, istanbul Barosu Yayınları, istanbul 2007, s. 45; Çolak, Haluk, Güncel Ceza Hukuku ve yeni Türk Ceza Kanunu, Bilge Yayınevi, Ankara 2005, s. 104; Parlar, Ali/ Hatipoğlu, Muzaffer, Kast ve Taksir, Kazancı Matbaacılık, 1. Bası, istanbul 2005, s. 506)

(2) (Koca/ Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, s. 233; Erdem, Mustafa Ruhan, “Netice Yüzünden Ağırlaşan Suçlar”, 3. Yılında Yeni Ceza Adalet Sistemi (Editör: Bahri Öztürk), Seçkin Yayınları, Ankara 2009, s. 105


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.