Özel Güvenlik Görevlisi; görev tanımları, görev alanları ve görev süreleri içerisinde gerçek veya tüzel kişiliklerin can ve/veya mal güvenliklerini sağlamak ve korumakla görevli kimseler olarak tanımlanabilir. Özel güvenlik görevlileri de, tıpkı genel kolluk görevlileri gibi görevlerini ifa ederken yasal mevzuat çerçevesinde sınırları çizilmiş kurallara ve kaidelere uymak zorundadırlar. Bu noktadaki yasal mevzuatlar ise, 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerinin Uygulanmasına Dair Kanun ile Özel Güvenlik Hizmetlerinin Uygulanmasına Dair Kanunun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliktir.

Özel güvenlik görevlisi olabilmek için kanuınun aradığı belli başlı şartlar mevcuttur. Buna göre özel güvenlik görevlisi olmak isteyenlerin şu şartları birlikte taşıması gerekir:

a) Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak.

b) Silahsız olarak görev yapacaklar için en az sekiz yıllık ilköğretim veya ortaokul; silahlı olarak görev yapacaklar için en az lise veya dengi okul mezunu olmak.

c) 18 yaşını doldurmuş olmak.

d) 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olsa bile;

1) Kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkûm olmamak. 2) Affa uğramış olsa bile Devletin güvenliğine, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine, özel hayata ve hayatın gizli alanına ve cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ile uyuşturucu veya uyarıcı madde suçları, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kaçakçılık ve fuhuş suçlarından mahkûm olmamak.

3) Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine, özel hayata ve hayatın gizli alanına, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ile uyuşturucu veya uyarıcı madde suçlarından dolayı hakkında devam etmekte olan bir soruşturma veya kovuşturma bulunmamak.

f) Görevin yapılmasına engel olabilecek vücut ve akıl hastalığı ile engelli bulunmamak.

g) 5188 sayılı yasanın 14 üncü maddesinde belirtilen özel güvenlik temel eğitimini başarıyla tamamlamış olmak.

h) Güvenlik soruşturması olumlu olmak.

Elbette özel güvenlik görevlileri de mesleklerini ve görevlerini ifa edebilmeleri adına kanun koyucu tarafından birtakım yetkilerle donaltılmış ve kendilerine çeşitli yükümlülükler yüklenmiştir. Özel güvenlik görevlileri görevlerini ifa ederken şu yetkilere sahiptir:

a) Koruma ve güvenliğini sağladıkları alanlara girmek isteyenleri duyarlı kapıdan geçirme, bu kişilerin üstlerini dedektörle arama, eşyaları X-ray cihazından veya benzeri güvenlik sistemlerinden geçirme.

b) Toplantı, konser, spor müsabakası, sahne gösterileri ve benzeri etkinlikler ile cenaze ve düğün törenlerinde kimlik sorma, duyarlı kapıdan geçirme, bu kişilerin üstlerini dedektörle arama, eşyaları X-ray cihazından veya benzeri güvenlik sistemlerinden geçirme.

c) Ceza Muhakemesi Kanununun 90 ıncı maddesine göre yakalama.

d) Görev alanında, haklarında yakalama emri veya mahkûmiyet kararı bulunan kişileri yakalama ve arama.

e) Yangın, deprem gibi tabiî afet durumlarında ve imdat istenmesi halinde görev alanındaki işyeri ve konutlara girme.

f) Hava meydanı, liman, gar, istasyon ve terminal gibi toplu ulaşım tesislerinde kimlik sorma, duyarlı kapıdan geçirme, bu kişilerin üstlerini dedektörle arama, eşyaları X-ray cihazından veya benzeri güvenlik sistemlerinden geçirme.

g) Genel kolluk kuvvetlerine derhal bildirmek şartıyla, aramalar sırasında suç teşkil eden veya delil olabilecek ya da suç teşkil etmemekle birlikte tehlike doğurabilecek eşyayı emanete alma.

h) Terk edilmiş ve bulunmuş eşyayı emanete alma.

ı) Kişinin vücudu veya sağlığı bakımından mevcut bir tehlikeden korunması amacıyla yakalama.

j) Olay yerini ve delilleri koruma, bu amaçla Ceza Muhakemesi Kanununun 168 inci maddesine göre yakalama.

k) Türk Medeni Kanununun 981 inci maddesine, Borçlar Kanununun 52 nci maddesine, Türk Ceza Kanununun 24 ve 25 inci maddelerine göre zor kullanma.

Özel güvenlik görevlileri, sayılan bu yetkilerini yalnızca görevli oldukları süre içinde ve görev alanlarında kullanabilirler. Tüm bunlara ek olarak silahlı olarak görev ifa edecek olan özel güvenlik görevlilerinin de silah bulundurma ile elbette şartları oluştuğunda silah kullanma yetkileri vardır. Ancak özel güvenlik görevlileri silahlarını görev alanı dışına çıkaramazlar. Görev alanı ise; işlenmiş bir suçun sanığı veya suç işleyeceğinden kuvvetle şüphe edilen kişinin takibi, dışarıdan yapılan saldırılara karşı tedbir alınması, para ve değerli eşya nakli ve cenaze töreni gibi güzergâh ifade eden durumlarda güzergâh boyu olarak kabul edilir. Görev alanı, zorunlu hallerde Özel Güvenlik Komisyonu'nun kararıyla genişletilebilir. Kişi korumasında çalışan özel güvenlik görevlilerinin görev alanı ise; koruduğu kişi ile birlikte olduğunda ülke geneli, koruduğu kişi olmaksızın kişi koruma izni verilen ilin sınırlarıdır.  Hangi koruma ve güvenlik hizmeti için ne miktar ve özellikte ateşli silah bulundurulabileceği, özel güvenlik komisyonu tarafından belirlenecektir. Özel güvenlik komisyonu, kanunda belirtilen özel güvenlikle ilgili kararları almak üzere valinin görevlendireceği bir vali yardımcısının başkanlığında, il emniyet müdürlüğü, il jandarma komutanlığı, ticaret odası başkanlığı, sanayi odası başkanlığı temsilcisinden oluşur. Hemen belirtmek gerekir ki; eğitim ve öğretim kurumlarında, sağlık tesislerinde, talih oyunları işletmelerinde, içkili yerlerde silahlı özel güvenlik görevlisi çalıştırılmasına izin verilmez. Yine özel güvenlik görevlileri, özel toplantılarda, spor müsabakalarında, sahne gösterileri ve benzeri etkinliklerde silahlı olarak görev yapamazlar.

Koruma ve güvenlik hizmetinde kullanılacak silah ve teçhizat, ilgili kişi veya kuruluş tarafından temin edilecektir. Zira özel güvenlik şirketleri ateşli silah alamaz ve bulunduramazlar. Ancak özel güvenlik şirketlerine, para ve değerli eşya nakli, geçici süreli koruma ve güvenlik hizmetlerinde kullanılmak üzere, özel güvenlik eğitimi veren kurumlara, silah eğitiminde kullanılmak üzere, komisyonun kararı ve valinin onayı ile silah alma, kullanma ve taşıma izni verilebilmesi mümkündür.

Özel güvenlik görevlisi, Türk Ceza Kanunu'nda yer alan meşru müdafa hükümleri kapsamında ancak kendisine veya başkasına yönelik can, mal ve her türlü hakka yönelik haksız bir saldırıyı def etmek amacıyla son çare olarak silah kullanma yetkisine sahiptir.

Özel güvenlik görevlileri de genel kolluk gibi görevini yerine getirirken, kendisinin güvenlik görevlisi olduğunu belirleyen belgeyi/kimliğini gösterdikten sonra, kişilere kimliğini biraz evvel anılan sınırlar çerçevesinde sorabilir. Kaldı ki, bu ifa edilen görevin de doğası gereğidir. Ancak bu kişilere kimliğini ispatlamaları hususunda gerekli kolaylık da gösterilir.

Arama kavramı, sözlüksel anlamı itibariyle “arama işi, taharri, birini veya bir şeyi bulmaya çalışmak, araştırmak, yoklamak”şeklinde ifade edilmektedir.¹ Ceza muhakemesi anlamında arama işlemi, suç delillerinin elde edilmesi, suçların işlenmesinin engellenmesi, şüpheli, sanık veya hükümlünün yakalanması amacıyla belirli yerlerde, şüpheli, sanık ya da üçüncü kişinin konutunda, iş yerinde, ona ait diğer yerlerde, eşyasında veya üzerinde yapılan araştırma işlemi şeklinde tanımlanmaktadır.² Arama işlemi, gizli olanı bulma için yapılmaktadır. Bu nedenle gözle görülen veya açıkta bırakılan şeylerin aranmasından söz edilemez. Yani arama işlemi bir amaca bağlı olarak gizli olanı ortaya çıkarmak amacıyla yapılır. Burada gözle görünen şeyin aranmasından değil el konulmasından bahsedilebilir. Özel güvenlik görevlileri bakımından mevzuat dahilinde arama işlemi ancak; toplantı, konser, spor müsabakası, sahne gösterileri ve benzeri etkinlikler ile cenaze ve düğün törenlerinde kimlik sorma, duyarlı kapıdan geçirme, bu kişilerin üstlerini dedektörle arama, eşyaları X-ray cihazından veya benzeri güvenlik sistemlerinden geçirme ve yine hava meydanı, liman, gar, istasyon ve terminal gibi toplu ulaşım tesislerinde kimlik sorma, duyarlı kapıdan geçirme, bu kişilerin üstlerini dedektörle arama, eşyaları X-ray cihazından veya benzeri güvenlik sistemlerinden geçirmek ile görev alanlarında haklarında yakalama, tutuklama ve mahkümiyet kararı bulunanları yakalayarak aramak  şeklinde mümkündür. Özel güvenlik görevlileri genel kolluk kuvvetlerine derhal bildirmek kaydıyla, aramalar sırasında suç teşkil eden veya delil olabilecek ya da suç teşkil etmemekle birlikte tehlike doğurabilecek eşyayı emanete almak durumundadırlar.  Yine bu arama işlemlerinin de ölçülülük ilkesine uygun olarak yapılması gerektiği unutulmamalıdır.

Yakalama, kamu güvenliğine, kamu düzenine veya kişinin vücut veya hayatına yönelik var olan bir tehlikenin giderilmesi için denetim altına alınması gereken veya suç işlediği yönünde hakkında kuvvetli iz, eser, emare ve delil bulunan kişinin gözaltına veya muhafaza altına alma işlemlerinden önce özgürlüğünün geçici olarak ve fiilen kısıtlanarak denetim altına alınması işlemidir. Özel güvenlik görevlileri bakımından yakalama işlemi; görev alanında, haklarında yakalama emri veya mahkûmiyet kararı bulunan kişiler bakımından, kişilerin vücudu veya sağlığı bakımından mevcut bir tehlikeden korunmaları ve olay yeri ile delillerin koruması amacıyla ve CMK md. 90 gereği herkes tarafından arama yapılabileceği hallerle sınırlı olmak üzere mümkündür. CMK’nun 90/1 ve YGAİAY’nin 5. Maddesi bazı hallerde herkese yakalama yetkisi vermektedir.  Kişiye suçu işlerken rastlanması durumu suçüstü hali olarak da ifade edilebilir. Suçüstü hali ise şu durumlarda söz konusu olabilir:³

a) İşlenmekte olan suç, suç üstü halini ifade eder.

b) Henüz işlenmiş olan fiil ile fiilin işlenmesinden hemen sonra kolluk, suçtan zarar gören veya başkaları tarafından takip edilerek yakalanan kişinin işlediği suç, suç üstü halini ifade eder.

c) Fiilin pek az önce işlendiğini gösteren eşya veya delille yakalanan kimsenin işlediği suç, suç üstü halini ifade eder.

Son olarak önemle belirtmek gerekir ki, anılan yetkilerin kanuna, yönetmeliğe ve sair ilgili mevzuata uygun ve çizilen sınırlar dahilinde kullanılması önem arz etmektedir. Zira, aksi halde örneğin arama işlemi yahut yapılan yakalama işlemi ve sonrası tesis edilen işlemlerin hukuka aykırı olması nedeniyle, herhangi bir suç unsuru yahut delil elde edilmiş olsa dahi, söz konusu deliller hukuka aykırı yollarla elde edilmiş kabul edileceğinden ve hukuka uygun işlem tesis edilmemiş olacağından yapılacak soruşturma ya da yargılamada kullanılamayabilecektir. Bu nedenle, görev alanında tesis edilen bu işlemlerin uygulanmasında ve yetkilerin kullanılmasında, etkin bir soruşturmaya katkı için, tesis edilen işlemlerin hukuka uygun ve çizilen sınırlar çerçevesinde tesis edilmesi zaruridir. Kaldı ki, aksi halde işlemi tesis eden ilgili görevli de, cezai yahut idari soruşturma ile karşı karşıya kalabilecektir. 

Av. Tolga KESKİN

_____________________________

¹ Türkçe Sözlük, Türk Dil Kurumu Yayınları, 2009, s.113.

² Bkz. YCGK, E: 2016/75, K: 2019/18, T: 17.01.2019.

³ Dr. Suat Çalışkan- Av. Tolga Keskin, Hukuki ve İdari Yönleriyle Çarşı ve Mahalle Bekçisinin El Kitabı