1. Giriş
Ceza muhakemesinin temel amacı maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasıdır. Bununla birlikte hukuk devleti ilkesinin bir gereği olarak maddi gerçeğe ulaşılırken kullanılan yöntemlerin de hukuka uygun olması gerekir. Bu bağlamda delillerin elde edilme biçimi, adil yargılanma hakkının önemli unsurlarından birini oluşturmaktadır. Özellikle teknolojik araçların gelişmesiyle birlikte ses ve görüntü kayıtlarının delil olarak kullanılması uygulamada önemli tartışmalara yol açmıştır.
Türk hukukunda delillerin hukuka uygun şekilde elde edilmesi anayasal güvence altındadır. Anayasa’nın 38. maddesinin altıncı fıkrasında “kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulguların delil olarak kabul edilemeyeceği” açıkça düzenlenmiştir. Bu hüküm, ceza muhakemesinin temel ilkelerinden biri olan hukuka aykırı delil yasağını ortaya koymaktadır.
Ses ve görüntü kayıtlarının delil olarak kullanılmasına ilişkin temel sorun, bu kayıtların hangi koşullarda hukuka uygun sayılacağı ve hangi durumlarda “yasak delil” niteliği taşıyacağıdır. Yargıtay içtihatları ve öğreti incelendiğinde, gizli ses kayıtlarının kural olarak hukuka aykırı kabul edildiği; ancak bazı istisnai durumlarda hukuka uygun sayılabildiği görülmektedir.
2. Hukuka Aykırı Delil Yasağının Normatif Temeli
2.1. Anayasal Düzenleme
Hukuka aykırı delil yasağının temel dayanağı Anayasa’nın 38/6. maddesidir. Söz konusu hükme göre;
“Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular delil olarak kabul edilemez.”
Bu düzenleme, ceza yargılamasında hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin kullanılmasını yasaklamakta ve adil yargılanma hakkının korunmasını amaçlamaktadır.
2.2. Ceza Muhakemesi Kanunu Düzenlemeleri
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nda da hukuka aykırı delil yasağına ilişkin çeşitli hükümler bulunmaktadır.
CMK m.206/2-a
“Ortaya konulması istenen delil, kanuna aykırı olarak elde edilmişse reddolunur.”
CMK m.217/2
“Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir.”
CMK m.230/1-b
“Hükmün gerekçesinde, hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen deliller ayrıca ve açıkça gösterilir.”
Bu düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, hukuka aykırı şekilde elde edilen delillerin yalnızca değerlendirme dışı bırakılması değil, aynı zamanda hükme esas alınamayacağı açıkça ortaya konulmuştur.
3. Gizli Ses Kaydının Kural Olarak Hukuka Aykırılığı
Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, kişilerin aralarındaki konuşmaların rıza olmaksızın gizlice kaydedilmesi kural olarak hukuka aykırıdır. Bu tür kayıtlar hem özel hayatın gizliliği hem de haberleşme hürriyeti bakımından ihlal teşkil etmektedir.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi kararlarında, kişinin yaptığı konuşmanın gizlice kaydedilmesinin hukuka aykırı olduğu ve bu şekilde elde edilen kayıtların delil olarak kullanılamayacağı belirtilmiştir. Benzer şekilde Yargıtay 12. Ceza Dairesi de gizli ses kayıtlarının kural olarak hukuka aykırı delil niteliğinde olduğunu ifade etmiştir.
Dolayısıyla genel ilke, rıza dışı şekilde yapılan ses kayıtlarının delil olarak kullanılamayacağıdır.
4. Meşru Savunma ve Zorunluluk Hali İstisnası
Her ne kadar gizli ses kayıtları kural olarak hukuka aykırı kabul edilse de Yargıtay içtihatlarında bazı durumlarda bu kayıtların hukuka uygun sayılabileceği kabul edilmiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 21.05.2013 tarihli ve 2012/1270 E., 2013/248 K. sayılı kararı, bu konuda temel içtihat niteliği taşımaktadır.
Bu karara göre, bazı durumlarda gizli kayıtlar meşru savunma veya zorunluluk hali kapsamında değerlendirilebilir.
Bu istisnanın uygulanabilmesi için üç temel şartın birlikte gerçekleşmesi gerekir:
1. Kişiye karşı işlenmekte olan bir suçun bulunması
2. Olayın ani gelişen bir durum olması
3. Başka şekilde delil elde etme imkanının bulunmaması
Bu şartların gerçekleşmesi halinde yapılan kayıtlar, delillerin kaybolmasını önlemeye yönelik zorunlu bir tedbir olarak kabul edilmekte ve hukuka uygun sayılmaktadır.
5. Hukuka Aykırı Delili Belirleyen Ölçüt: Plan ve Provokasyon
Yargı kararlarında ses kaydının hukuka aykırı hale geldiği durumlar da açık biçimde ortaya konulmuştur.
Özellikle aşağıdaki durumlarda kayıtlar hukuka aykırı kabul edilmektedir:
- Önceden hazırlanmış bir plan kapsamında kayıt yapılması
- Karşı tarafın suç işlemeye yönlendirilmesi
- Olayın ani gelişen bir durum olmaması
Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında, karşı tarafı konuşmaya yönlendirerek suç unsuru içeren sözleri söylemeye teşvik etmenin “tuzak delil” niteliği taşıdığı ve hukuka aykırı olduğu belirtilmiştir.
Benzer şekilde Yargıtay 18. Ceza Dairesi, olaydan bir gün sonra planlı şekilde yapılan konuşma kaydının hukuka aykırı delil niteliğinde olduğunu kabul etmiştir.
6. Teknik Araçlarla İzleme ve Hâkim Kararı Şartı
Telekomünikasyon yoluyla iletişimin denetlenmesi ve teknik araçlarla izleme faaliyetleri CMK m.135 ve m.140 hükümleri ile sıkı kurallara bağlanmıştır.
Bu düzenlemelere göre;
- İletişimin dinlenmesi
- Kayda alınması
- Teknik araçlarla izleme
Ancak hâkim kararıyla mümkündür.
Yargıtay 10. Ceza Dairesi kararlarında, hâkim kararı olmaksızın yapılan kayıtların hukuka aykırı delil niteliğinde olduğu açıkça belirtilmiştir.
7. Hukuk Yargılamasında Ses Kaydı Delili
Hukuka aykırı delil yasağı yalnızca ceza yargılaması bakımından değil, hukuk yargılaması bakımından da geçerlidir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 189/2. maddesi şu hükmü içermektedir:
“Hukuka aykırı olarak elde edilmiş deliller mahkeme tarafından dikkate alınamaz.”
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi kararlarında hukuka aykırı şekilde elde edilen ses kayıtlarının yazılı delil başlangıcı olarak dahi kabul edilemeyeceği belirtilmiştir.
Bununla birlikte Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bazı boşanma davalarında ortak konutta yapılan kayıtların hukuka uygun sayılabileceğini kabul etmiştir.
8. Sonuç
Türk hukukunda gizli ses ve görüntü kayıtları kural olarak hukuka aykırı delil niteliği taşımaktadır. Anayasa ve Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri uyarınca hukuka aykırı şekilde elde edilen deliller yargılamada kullanılamaz.
Bununla birlikte Yargıtay içtihatlarında belirli durumlarda bu kuralın istisnası kabul edilmiştir. Özellikle;
- Kişinin kendisine karşı işlenmekte olan bir suçun bulunması
- Olayın ani gelişen bir durum olması
- Başka şekilde delil elde etme imkanının bulunmaması
Şartlarının birlikte gerçekleşmesi halinde yapılan ses kayıtları hukuka uygun kabul edilebilmektedir.
Ancak planlı şekilde yapılan kayıtlar, karşı tarafı suça yönlendirmeye dayanan tuzak deliller veya geçmiş bir olayı kanıtlamak amacıyla yapılan kayıtlar hukuka aykırı kabul edilmektedir.
Dolayısıyla ses kayıtlarının delil olarak kullanılabilmesi, somut olayın özellikleri çerçevesinde meşru savunma, zorunluluk hali ve hukuka uygunluk kriterleri doğrultusunda değerlendirilmelidir.
Av. Alper BAYRAM
Kaynakça
İçtihatlar
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2012/5, K. 2013/248.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2012/18561, K. 2013/31135.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2015/10139, K. 2016/12340.
Yargıtay 18. Ceza Dairesi, E. 2017/6841, K. 2017/15004.
Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2023/10377, K. 2023/9609.
Yargıtay, 12. Ceza Dairesi, E. 2015/10139, K. 2016/12340, T. 02.11.2016
Yargıtay, 9. Ceza Dairesi, E. 2023/8584, K. 2023/6467, T. 18.10.2023
Yargıtay, 20. Ceza Dairesi, E. 2015/14915, K. 2015/4764, T. 19.11.2015
Yargıtay, 4. Hukuk Dairesi, E. 2011/4664, K. 2012/10806, T. 20.06.2012
Yargıtay, Ceza Genel Kurulu, E. 2019/660, K. 2022/580, T. 22.09.2022
Yargıtay, Ceza Genel Kurulu, E. 2016/1062, K. 2019/441, T. 16.05.2019
Yargıtay, 4. Hukuk Dairesi, E. 2018/5125, K. 2019/1595, T. 20.03.2019
Yargıtay, 16. Ceza Dairesi, E. 2015/185, K. 2015/5279, T. 28.12.2015
Danıştay, 10. Daire, E. 2021/2689, K. 2024/6775, T. 24.12.2024
Danıştay, 10. Daire, E. 2021/2826, K. 2023/9050, T. 27.12.2023