T.C.

Yargıtay

9. Ceza Dairesi

2023/8584 E., 2023/6467 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2023/11 E., 2023/42 K.
SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Tebliğnamede katılanlar vekilinin temyiz isteminin reddine ilişkin verilen ek kararın onanması yönünde görüş bildirilmişse de katılanlar vekilinin bu ek karara yönelik temyiz isteminin bulunmadığı anlaşılmıştır.

Sanık hakkında bozma üzerine verilen kararın, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin 01.12.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanun'un 94 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.03.2022 tarihli, 2021/328 Esas, 2022/47 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (c) bendi ve 62 nci maddesi uyarınca 20 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. Kararın sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekili tarafından istinafı üzerine Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 12.05.2022 tarihli, 2022/802 Esas, 2022/964 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

3. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesi kararının sanık müdafii ve Bakanlık vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 09.11.2022 tarihli ve 2022/11993 Esas, 2022/10121 Karar sayılı kararı ile "Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, ilk derece mahkemesinin soruşturma ile kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdiriyle anılan hükme ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı nazara alındığında yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; Olayın intikal şekli ve zamanı, ... ... ... Devlet Hastanesi ile Kocaeli Adli Tıp Şube Müdürlüğünce düzenlenen raporlarda, anal sfinkter tonusu ve anal plilerin doğal bulunduğu, herhangi bir ekimoz, mukoza ve sfinkter yırtığı gibi travmatik değişim saptanmadığının belirtilmesi, savunma ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında, sanığın mağdureye yönelik eyleminin organ sokmak suretiyle gerçekleştirdiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmayıp, mevcut haliyle eyleminin çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturduğu ve eylemine uyan 5237 sayılı TCK’nın 103/1-1.c, 103/3.c maddeleri uyarınca cezalandırılması gerektiği gözetilmeden, suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması karşısında, söz konusu hükme yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddine karar verilmesi, " gerekçesiyle bozulmasına ve dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bozma üzerine Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.02.2023 tarihli, 2023/11 Esas, 2023/42 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında, 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (c) bendi ve 62 nci maddesi uyarınca 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
İntikalin, iddia edilen olayın üzerinden üç yıl gibi bir süre sonra gerçekleşmesinin, olayın bir kurgudan ibaret olduğunu gösterdiğine, ses kaydının hukuka aykırı olarak elde edildiğine ve delil olarak kullanılmasının mümkün olmadığına, mağdurenin annesinin, sanığa iftira atmasını gerektirecek şekilde aralarındaki husumetin varlığı göz önüne alındığında, mağdurenin soyut beyanları dışında sanığın atılı suçu işlediğine dair delil bulunmadığına ve sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmünün kaldırılması gerektiğine yöneliktir.

B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan cezalandırılmasına ve sanık hakkında takdiri indirim uygulanmaması ayrıca kurum lehine vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğine yöneliktir.

III. OLAY VE OLGULAR

Mağdurenin annesi ile sanığın olay tarihinde evli olduğu, mağdurenin, sanığın 2014 yılında iken kendisine yaptığı nitelikli cinsel istismar eylemini annesine anlatması sonrası sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı istismar suçundan soruşturma işlemlerine başlanıldığı;
Mağdure ifadelerinde özetle; 2014 yılında üvey babası ... ile tek kaldığı bir gün kendisine pis pis gülerek “seninle bir oyun oynayalım mı” dediğini, kendisini kucağına alarak yatak odasına götürdüğünü, yatak odasında alt kıyafetlerini çıkardığını, daha sonra kendisinin de pantolonu ve iç çamaşırını çıkarttığını, vücudunun üst kısmında bulunan kıyafetlerini yukarı kaldırarak karın kısmını ve göğüslerini öpmeye başladığını, yaşı küçük olduğu için tam olarak ne yaptığını anlamadığını, daha sonra kendisinin dudaklarından öpmeye başladığını, sırtını kendisine çevirerek cinsel organını poposuna sürtmeye başladığını, poposuna yüklenerek içeri girdiğinde canının çok yandığını ve çığlık atmaya başladığını, kendisi çığlık atınca üvey babası ...’in telaşlandığını, üzerini giyerek kendisini salona getirdiğini, salonda bulunan Kuran-ı Kerim’e el basıtarak “bu olayı kimseye söyleme söylersen çarpılırsın” diyerek korktuğunu, kendisinin de korkusundan kimseye söleyemediğini, cinsel istismarı ispatlamak için 2017 yılı Kasım ayında gizlice ses kaydı yaptığını beyan ettiği,

Sanığın aşamalardaki beyanlarında; suçlamayı kabul etmediğini, ses kaydındaki olayın, mağdurenin başka erkeklerle mesajlaştığını öğrenmesi üzerine gerçekleştirilen bir konuşma olduğunu, mağdureni annesinin, nafaka almak için mağdureyi yönlendirdiğini ve kendisine iftira atıldığını beyan ettiği anlaşılmakla;
Sanığın ses kaydı ve ses kaydıyla uyumlu mağdurenin beyanları, mağdurenin beyanlarına itibar edilebileceği yönündeki raporun içeriği, mağdurenin ruh sağlığında gerçekleşen bozulma, mağdurenin üvey babası hakkında bu denli ağır bir suçlamada bulunmasının hayatın olağan akışına aykırı olması, mağdurenin annesi ile sanığın tanışmasına vesile olan ve ses kaydının içeriğini doğrulayan tanık Cihangir’in beyanları, sanığın, mağdurenin annesinin nafaka talebi nedeniyle mağdureye iftira attırdığı savunmasının aksine mağdurenin annesinin nafaka talebinin bulunmayışı hususları birlikte değerlendirildiğinde sanığın suçtan kurtulmaya yönelik olduğu değerlendirilen beyanlarına itibar edilmemiş ve sanığın üvey kızı mağdureye karşı çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği kabul edilmiştir.

Mağdure tarafından sanığın konuşmalarını kayıt altına alınmasının hukuka aykırı olduğu ancak delil olarak değerlendirilmesinin YCGK'nın 21.05.2013 tarih ve 2012/5 esas 2013/248 sayılı kararında da belirtildiği üzere, " kişinin kendisine karşı işlenmekte olan bir suçla ilgili olarak, bir daha kanıt elde etme olanağının bulunmadığı ve yetkili makamlara başvurma imkanının olmadığı ani gelişen durumlarda karşı tarafla yaptığı konuşmaları kayda alması halinin hukuka uygun olduğunun kabulü zorunludur. Aksi takdirde kanıtların kaybolması ve bir daha elde edilememesi söz konusudur." hükmü ile mümkün olduğunun anlaşılmakla; mağdurenin elinde başka bir delilinin olmayışı nedeniyle ses kaydı mahkeme huzurunda yan delil olarak değerlendirilmiştir.

IV. GEREKÇE

A. Sanık Müdafii ve Katılan Bakanlık Vekilinin Sübuta İlişkin Temyiz İtirazları Yönünden
Bozma üzerine, İlk Derece Mahkemesinin gerekçesi ve tüm dosya kapsamına göre, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırılarak vicdanî kanıya ulaşıldığı , eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, kurulan hükümde hukuka aykırılık görülmemiştir.

B. Sair Temyiz İtirazları Yönünden
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Ailenin Korunması ve Çocuk Hakları" başlıklı 41 inci maddesinde ailenin huzur ve refahı ile özellikle anne ve çocukların korunmasına yönelik olarak her türlü istismar ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma görevinin Devlete ait olduğu açıkça belirtilmiştir. Aile ve çocukların korunması hakkı Anayasa ile güvence altına alınmış bir haktır. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un amaç ve temel ilkelerinin belirlenmesine ilişkin birinci maddesinden anlaşılacağı üzere bu Kanun, Anayasa ve uluslararası sözleşmelere uygun olarak çıkarılmış bir kanundur. Kanun'un 20 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği belirtilmiştir. Tüm bu kanuni düzenlemeler dikkate alındığında Bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup, Bakanlığa yüklenen bir kamu görevidir. Bu kapsamda değerlendirme yapıldığında 5271 sayılı Kanun'un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartı katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı ve vekili lehine koşulları sağlanmadığından vekalet ücretine hükmedilmemesi isabetli olduğundan, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık görülmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.02.2023 tarihli, 2023/11 Esas, 2023/42 Karar sayılı kararında sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekilince, öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkremesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

18.10.2023 tarihinde karar verildi.