T.C.

Yargıtay

3. Hukuk Dairesi

2026/3662 E., 2026/2712 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/209 E., 2023/288 K.

Mahkeme kararının bir kısım (... ve ...) davacılar vekili ve davalı vasisi tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece kararın bozulmasına dair verilen kararın davalı vasisi tarafından düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacılar vekili; davacıların müşterek murisleri ... ile davalı arasında, davalının hissedar olduğu taşınmazın satışı konusunda 30.09.1970 tarihinde harici bir satış anlaşması yapıldığını, anlaşmaya konu olan taşınmaz üzerindeki davalının hissesi kadar bir taşınmaz parçasının zilyetliğinin, aynı tarihte müşterek murise geçtiğini, satış bedelinin tamamının peşinen ödendiğini, murisin vefatından sonra da söz konusu taşınmazı nizasız ve fasılasız olarak kullana geldiklerini ancak Orhangazi Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/166 E. sayılı dosyası ile 2501 parsel sayılı taşınmaz için ortaklığın giderilmesi davası açıldığını ve davanın halen derdest olduğunu ileri sürerek; harici satış anlaşması ile davalıdan satın alınan taşınmaz bölümünün kendilerine ait olduğunun tespiti ile, bu kısmın bedelinin taşınmazın tümünün toplam değeri üzerinden hesaplanmasına, Orhangazi Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/166 E. sayılı ortaklığın giderilmesi davasında satıştan elde edilecek gelirin hesaplanacak olan orandaki kısmın kendilerine ait olduğunun tespitine ve bu bedellerin müvekkillere ödenmesine karar verilmesini talep etmiş, 16.04.2019 tarihli ıslah dilekçesiyle; 2501 sayılı parselin ifrazı sonucu oluşan 2907, 29 08... parsel sayılı taşınmazların davalıya ait toplam 11.219,25 m²'lik hissesinin 1/3'ünün davacı ...'a 1/3'ünün de ...'a ait olduğunun tespit edilerek, bu kısmın değeri olan 200.353,46 TL nin ana taşınmazın tümünün toplam değerine oranının her davacı için ayrı ayrı %8,33 olduğundan Orhangazi Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/166 E. sayılı ortaklığın giderilmesi davasında satıştan elde edilecek gelirin bu orandaki kısmının davacılara ait olduğunun tespiti ile davacı müvekkillerine ödenmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vasisi; ıslah yoluyla zamanaşımı def'ini ileri sürmüş, ayrıca senedin sahte olduğunu, imzanın davalıya ait olmadığını, davacıların taşınmazda işgalci olduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI

Mahkemenin 28.01.2015 tarihli kararıyla; taşınmazın kadastro tutanağının 28.01.1971 tarihinde kesinleştiği, davacılar veya murisleri yönünden artık ferağ imkanının ortadan kalktığı ve davacılar veya murislerinin ferağdan ümitlerinin kesildiği tarihin "Gayri Menkul Satış Senedi"ndeki ifade kapsamında, kadastro tutanağının kesinleştiği tarih olan 28.01.1971 tarihi olduğu, bu tarihten itibaren başlayan 10 yıllık zamanaşımının da 28.01.1981 tarihi itibariyle sona erdiği, davanın; davacıların tüm talepleri yönüyle zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmiş, karar süresi içinde davacılardan ... ve ... tarafından temyiz edilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

Dairemizin 12.04.2017 tarihli ilamıyla; davanın davacıların murisi ile davalı arasında imzalanan adi yazılı taşınmaz satım sözleşmesi ile satın alınan taşınmaz hakkında diğer hissedarlar tarafından ortaklığın giderilmesi davası açılmış olması nedeniyle, bedelin tahsili istemine ilişkin olduğu, davacıların satın alma tarihinden bu yana zilyetliklerine bir itirazın olmadığı, zamanaşımının ancak zilyetliğin son bulduğu tarihte işlemeye başlayacağı, Mahkemece; işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir.

Bozmaya uyan Mahkemenin 17.05.2019 tarihli kararıyla; satış sözleşmesinde, satışa konu taşınmazın parsel olarak bildirilmediği, tepealtı mevkii ve ahlat sırtı mevkiinde iki taşınmazın 1.200,00 TL bedel ile satılarak bedelin nakden alındığının sözleşmede ifade edildiği, satıcıların babaları ... ile anneleri ...'dan kendilerine intikal eden hisseleri sattığı, ancak tapuda devir işlemlerinin yapılmadığı, satış tarihinden itibaren davacıların zilyet olduğu, dava tarihi itibariyle dava konusu parselin ... nolu parsel olduğu, daha sonra ifraz edilerek 29 07... parseller olduğu, gerekçesiyle, davacılar ... ile ...'ın davasının kabulü ile; 2501 parsel sayılı taşınmazın (ifrazdan sonra 2907, 2908, 2909 parsel sayılı taşınmazların) Fen bilirkişisinin 02.01.2019 tarihli rapor ve krokisinde gösterilen davalının hissesine düşen toplam 11.219,25 m²'lik kısmın 1/3'ünün davacı ...'a, 1/3'ünün davacı ...'a ait olduğunun tespiti ile bu kısmın toplam bedelinin davacıların veraset ilamındaki 32/96 payına göre 100.176,83 TL olduğunun, ortaklığın giderilmesi davasından satıştan elde edilen gelirin bu orandaki kısmının ayrı ayrı davacı ...'a ve davacı ...'a ait olduğunun tespiti ile davacıya ödenmesine; davacılar ... ve ... yönünden kararın temyiz edilmeyerek kesinleşmiş olması nedeni ile bu davacılar yönünden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiş olup, karar davalı vasisi tarafından temyiz edilmiştir.

Dairemizin 03.03.2020 tarihli ilamıyla, imza inkarında bulunulduğundan dava konusu sözleşmedeki imzanın davalının eli ürünü olup olmadığına ilişkin Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınması; imzanın davalıya ait olmadığının anlaşılması halinde davanın reddine karar verilmesi, sahte olmadığının anlaşılması halinde; davaya konu 30.09.1970 tarihli gayrimenkul satış senedinde, iki adet taşınmaz (6,5 dönüm ve 3,5 dönüm) satışa konu edildiği, her iki taşınmaz için 12.000 ETL bedel belirlendiği davacılar tarafından sözleşmede 6,5 dönüm olarak sınırlandırılan 2501 parsel sayılı taşınmaz bedeli, dava konusu edilerek eldeki davanın açıldığı, 2501 parsel sayılı taşınmazın geldisi olan 641 nolu taşınmazın kadastro tutanağının 28.01.1971 tarihinde kesinleştiği, ifraz ve intikal ile 2501 parsel numarasını aldığı, hissedarların davalı ... vd. olduğu, davacılar tarafından dosyaya ibraz edilen 13.04.2015 tarihli temyiz dilekçesi ile, denkleştirici adalet uyarınca tarafların aldıklarını geri vermesi gerektiği yönünde talepte bulunulduğu, Mahkemece, davacılar tarafından, 30.09.1970 tarihli sözleşme ile dava konusu taşınmaz için ödenen paranın talep edilmesinin, sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince ve denkleştirici adalet ilkesinin esas alınması suretiyle tahsili talebine ilişkin olduğu kabul edilerek, satış bedeli olarak kabul edilen değerin dava konusu edilen taşınmaz ve davalı hissesine tekabül edecek miktar esas alınmak suretiyle, çeşitli ekonomik etkenlerin (enflasyon, ÜFE, TÜFE, faiz, altın ve döviz kurlarındaki artışlar, memur maaş ve işçi ücretlerindeki artışlar vs) ortalamaları alınmak suretiyle ifanın imkansız hale geldiği tarihte ulaşacağı alım gücünün belirlenmesi için konusunda uzman bilirkişiden Mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor aldırılması ve bu yolla belirlenecek miktara hükmedilmesi gerekirken, kadastro sonrası davalı ve diğer hissedarlar üzerine tescil gören ve davalı hissesine tekabül eden miktar esas alınmak suretiyle, taşınmazın tespit edilen rayiç bedeli üzerinden davalı aleyhine yazılı şekilde hüküm tesisinin doğru görülmediği gerekçesiyle, hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 29.03.2022 tarihli ATK raporunda söz konusu imzaların ...'in eli ürünü olduğunun belirlendiği, dava konusu “30.09.1970 tarihli gayrimenkul satış senedinde” satıcının ..., ... vekili ..., ... ve ...'ın alıcının ise ... olduğu, parsel numarası belirtilmemekle iki adet taşınmazın 12.000 TL’ye satışının yapıldığı, bedelinin nakden alındığı, taşınmazların 6,5 dekar tarla ve 3,5 dekar olduğu, satış senedine konu olan 6.5 dönüm taşınmazın 2501 parsel sayılı taşınmaz olduğu, taşınmazın ifraz işlemi ile 641 nolu taşınmazdan geldiği, 641 nolu taşınmazın kadastro tutanağının 28.01.1971 tarihinde kesinleştiği, toplam miktarının 44.975 dönüm olduğu, maliklerinin ... , ... , ... , ... ve ... olduğu, bilahare ifraz ve intikal ile 2501 parsel numarasını aldığı, hissedarların ..., ..., ... vd. olduğu, davalının toplam taşınmaz hissesinin 8.414,44 m² ve 2.804,81 m² olduğu, davacılar tarafından sadece sözleşmede 6,5 dönüm olarak sınırlandırılan 2501 parsel sayılı taşınmaz bedelinin talep edildiği; 10 dönümlük taşınmazın 12.000,00 TL'ye satın alındığı, dava konusu taşınmazın dönüm itibari ile 7.800,00 TL'ye alındığının kabulü ile ilgili miktarın satış tarihi olan 30.09.1970 tarihinden itibaren enflasyon, ÜFE, TÜFE, faiz, altın ve döviz kurlarındaki artışlar, memur maaş ve işçi ücretlerindeki artışlar vs ortalamaları alınmak suretiyle 24.066,32 TL olduğu, davalının hissesi oranında (3/16 oranında paylı mülkiyeti ile 120/1920 iştiraken hissesi toplamı 480/1920 = 1/4 olmakla) 6.016,58 TL'den sorumlu olacağı, davacıların ise 1/3 hissedar olması sebebi ile davalının hissesine düşen toplam 11.219,25 m²'lik kısmın 1/3'ünün davacılara ait olduğunun tespiti ile bu kısmın toplam bedelinin davacıların veraset ilamındaki 32/96 payına göre 2.005,52 TL olduğunun, ortaklığın giderilmesi davasından satıştan elde edilen gelirin bu orandaki kısmının davacılara ait olduğunun tespiti ile davacı ...'a ve davacı ...'a ayrı ayrı ödenmesine, davacılardan ... ve ... yönünden kararın temyiz edilmeyerek kesinleşmiş olması nedeni ile bu davacılar yönünden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına,
karar verilmiş; karar süresi içinde davacılar Vedat ve Ahmet vekili ve davalı vasisi tarafından temyiz edilmiştir.

IV. TEMYİZ

Dairece bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin sebeplerin incelenmesinin artık mümkün olmadığı anlaşılmakla, bir kısım davacılar vekilinin tüm davalı vasisinin aşağıdaki temyiz nedeni yapılan hususlar dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmediği, Mahkemece; bozma ilamında belirtildiği şekilde rapor alınarak satış bedeli olarak kabul edilen değerin ifanın imkansız hale geldiği tarihte ulaşacağı alım gücüne ilişkin hesaplamaların yapılarak miktarın belirlenmiş olmasına göre, satış bedelinden davalının hissesine düşen bedelin, her bir davacı için ayrı ayrı hüküm kurulmak suretiyle, davalıdan alınarak davacılara verilmesine, şeklinde karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, bozmaya uyulduğu halde; Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğuna uyulmayarak davalının hissesine düşen toplam 11.219,25 m²'lik kısmın 1/3'ünün davacılara ait olduğunun tespiti ile bu kısmın toplam bedelinin davacıların veraset ilamındaki 32/96 payına göre 2.005,52 TL olduğunun, ortaklığın giderilmesi davasından satıştan elde edilen gelirin bu orandaki kısmının davacılara ait olduğunun tespiti ile davacı ...'a ve davacı ...'a ayrı ayrı ödenmesine şeklinde karar verilerek, kadastronun kesinleşmesi sonrasında davalı ve diğer hissedarlar üzerine tescil gören ve davalı hissesine tekabül eden miktarın 1/3'ünün davacılara ait olduğunun tespitine dair hüküm kurulması doğru olmadığı gibi, ortaklığın giderilmesi davasından satıştan elde edilen gelirin bu orandaki kısmının davacılara ait olduğunun tespiti hükmü kurulması da doğru görülmediği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vasisi karar düzeltme isteminde bulunmuştur.

V. KARAR DÜZELTME

A. Karar Düzeltme Sebepleri

Davalı vasisi; bozma kararı verilmesinin memnuniyet verici olduğunu, reddedilen temyiz nedenlerinin karşılanmadığını, bilirkişi raporların (ATK raporu imza konusunda ve denkleştirici adalet konusunda) hukuka aykırı ve kasıtlı düzenlendiğini, bozma ilamında belirtilen hususlar gözetilmeden karar verildiğini ileri sürerek hükmün bozulmasını istemiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, harici satış sözleşmesine dayanan alacak istemine ilişkindir.
Karar düzeltme yoluyla incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vasisinin karar düzeltme isteminin reddine karar verilmiştir.

VI.KARAR

Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde bulunmayan karar düzeltme isteminin REDDİNE,
Aşağıda yazılı bakiye karar düzeltme harcı ile para cezasının karar düzeltme isteyene yükletilmesine,
04.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.