Özet
Trafik kazaları, hem ceza hukuku hem de özel hukuk bakımından çok yönlü sonuçlar doğuran olaylardır. Karayollarında meydana gelen kazalar, sürücülerin, araç işletenlerin, sigorta şirketlerinin ve bazı durumlarda araç maliklerinin sorumluluğunu gündeme getirebilir. Kazanın sonucunda ölüm, yaralanma veya maddi hasar meydana geldiğinde, olay yalnızca bir trafik ihlali olarak değil; aynı zamanda taksirle işlenmiş bir suç, haksız fiil ve sigorta hukuku kapsamında bir tazminat uyuşmazlığı olarak değerlendirilir. Türk hukukunda bu alandaki temel düzenlemeler 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nda yer almaktadır. Bu çalışma, trafik kazalarında cezai ve hukuki sorumluluğun yanında, tazminat hesaplaması ve sigorta şirketinin sorumluluk alanını da açıklamaktadır.
1. Giriş
Trafik kazaları, modern yaşamın en sık karşılaşılan hukuki uyuşmazlık türlerinden biridir. Karayolu ulaşımının yoğunlaşmasıyla birlikte, meydana gelen trafik kazalarının yalnızca maddi hasarla sınırlı kalmadığı; yaralanma, ölüm, kalıcı sakatlık, iş gücü kaybı ve ekonomik yıkım gibi sonuçlar doğurduğu görülmektedir. Bu nedenle trafik kazaları, tek başına idari bir olay olarak değil, ceza hukuku, borçlar hukuku, sigorta hukuku ve trafik hukuku bakımından birlikte değerlendirilmesi gereken çok katmanlı bir hukuki sorun alanıdır.
Bir trafik kazasında sürücünün davranışı bazen ceza hukuku bakımından taksirle öldürme veya taksirle yaralama suçunu oluştururken, aynı olay aynı zamanda haksız fiil niteliği taşıyabilir ve zarar gören açısından tazminat hakkı doğurabilir. Ayrıca aracın zorunlu mali sorumluluk sigortası bulunuyorsa, sigorta şirketi de poliçe limitleri ve yasal sınırlamalar çerçevesinde sorumluluk altına girebilir. Bu sebeple trafik kazalarının hukuki niteliği incelenirken, sadece kusur değil; zarar, illiyet bağı, sigorta teminatı ve tazminat kalemleri de birlikte ele alınmalıdır.
2. Trafik Kazalarında Cezai Sorumluluk
2.1. Taksir Kavramı
Ceza hukuku bakımından trafik kazalarının büyük kısmı taksirli davranışlardan kaynaklanır. Taksir, failin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareket etmesi sonucunda istenmeyen bir neticenin meydana gelmesidir. Fail sonucu istemez; ancak gerekli dikkat ve özeni göstermediği için hukuken sorumlu tutulur.
Trafik kazalarında taksir çoğu zaman şu davranışlarla ortaya çıkar:
● hız sınırına uymama,
● kırmızı ışık ihlali,
● alkollü araç kullanma,
● dikkatsiz şerit değiştirme,
● geçiş üstünlüğüne riayet etmeme,
● araç kullanımında cep telefonu ile dikkat dağılması,
● hava ve yol şartlarına uygun sürüş yapmama.
2.2. Taksirle Öldürme ve Taksirle Yaralama
Trafik kazasında ölüm meydana gelirse, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 85. maddesi uygulanır. Yaralanma meydana gelmesi hâlinde ise TCK m. 89 devreye girer. Özellikle çoklu yaralanma veya ölüm-yaralanma birlikte gerçekleşmişse ceza ağırlaşabilir.
[MEVZUAT] TCK m. 85 – Taksirle öldürme
(1) Taksirle bir insanın ölümüne neden olan kişi, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Fiil, birden fazla insanın ölümüne ya da bir veya birden fazla kişinin ölümü ile birlikte bir veya birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmuş ise, kişi iki yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
[MEVZUAT] TCK m. 89 – Taksirle yaralama
(1) Taksirle başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) Fiil, mağdurun bazı ağır sonuçlarla karşılaşmasına neden olmuşsa ceza artırılır.
(3) Fiilin birden fazla kişinin yaralanmasına neden olması hâlinde, altı aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(5) Taksirle yaralama suçunun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır. Ancak, bilinçli taksir hâlinde şikâyet aranmaz.
2.3. Bilinçli Taksir
Bilinçli taksirde fail, neticenin doğabileceğini öngörmesine rağmen “olmaz” düşüncesiyle hareket eder. Trafik kazalarında alkollü sürüş, aşırı hız, yarış niteliğinde araç kullanımı, yoğun sis ve yağışta dikkatsiz sürüş gibi eylemler bilinçli taksir değerlendirmesine yol açabilir. Bu ayrım, ceza miktarını etkilediği gibi, olayın ağırlığını da gösterir.
3. Trafik Kazalarında Hukuki Sorumluluk
3.1. Haksız Fiil Sorumluluğu
Trafik kazalarının özel hukuk boyutunda temel dayanak, TBK m. 49’daki haksız fiil sorumluluğudur. Bir kişi kusurlu ve hukuka aykırı bir davranışla başkasına zarar verirse bu zararı gidermekle yükümlüdür.
[MEVZUAT] TBK m. 49 – Genel olarak
Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
Haksız fiil sorumluluğunun doğması için genel olarak dört unsur aranır:
1. Hukuka aykırı fiil
2. Kusur
3. Zarar
4. Uygun illiyet bağı
Trafik kazasında bu unsurlar birlikte gerçekleşmişse sürücü, zarar görene karşı tazminatla sorumlu olur.
3.2. İşletenin Sorumluluğu
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre araç işleteni, aracın işletilmesi sonucu doğan zararlardan sorumludur. Bu sorumluluk çoğu zaman tehlike sorumluluğu niteliği taşır. Yani araç işletilmesinden kaynaklanan risk, işletenin hukuki alanında değerlendirilir.
[MEVZUAT] KTK m. 85 – İşletenin hukuki sorumluluğu
Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.
İşleten ve araç işleticisi teşebbüs sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.
Bu düzenleme sayesinde zarar görenin yalnızca sürücüye değil, işletene ve uygun koşullarda teşebbüs sahibine de başvurabilmesi mümkündür.
4. Trafik Kazalarında Tazminat Sorumluluğu
Trafik kazaları sonrasında zarar görenin talep edebileceği tazminatlar, zararın türüne göre değişir. Tazminat sorumluluğu, trafik kazasının sonuçlarına uygun şekilde belirlenir.
4.1. Maddi Tazminat
Maddi tazminat, somut ve hesaplanabilir zararların karşılanmasını amaçlar. TBK m. 53 ve m. 54, ölüm ve bedensel zarar hâlinde istenebilecek kalemleri açıkça göstermektedir.
[MEVZUAT] TBK m. 53 – Ölüm
Ölüm hâlinde uğranılan zararlar özellikle şunlardır:
1. Cenaze giderleri.
2. Ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar.
3 Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar.
[MEVZUAT] TBK m. 54 – Bedensel zarar
Bedensel zararlar özellikle şunlardır:
1. Tedavi giderleri.
2. Kazanç kaybı.
3. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar.
4. Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar.
Maddi tazminat kalemleri arasında şunlar yer alır:
● tedavi giderleri,
● geçici iş göremezlik zararı,
● sürekli iş göremezlik / maluliyet zararı,
● destekten yoksun kalma tazminatı,
● cenaze ve defin giderleri,
● araç hasarı,
● değer kaybı,
● eşya zararları,
● bakım ve refakat giderleri.
4.2. Manevi Tazminat
Manevi tazminat, trafik kazası nedeniyle duyulan acı, elem, üzüntü ve yaşam kalitesindeki bozulmanın kısmen giderilmesi için istenir. TBK m. 58 ve KTK m. 90 birlikte değerlendirilir.
[MEVZUAT] TBK m. 58 – Kişilik hakkının zedelenmesi
Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir.
Manevi tazminatın miktarı, olayın ağırlığına, kusur oranına, yaralanmanın derecesine, kalıcı iz veya sakatlık bulunup bulunmadığına, ölüm halinde yakınların yaşadığı manevi yıkıma göre hâkim tarafından takdir edilir.
4.3. Tazminatın Hesaplanması
Trafik kazası tazminat davalarında hesaplama yapılırken genellikle şu unsurlar dikkate alınır:
● mağdurun yaşı,
● gelir durumu,
● mesleği,
● çalışma gücü kaybı oranı,
● kusur oranları,
● yaşam süresi beklentisi,
● bakıma muhtaçlık durumu,
● SGK tarafından karşılanan giderler,
● poliçe limiti.
Mahkemeler, özellikle aktüerya hesapları ve maluliyet raporları ile sonuca gider. Kusur oranı, tazminatın miktarını doğrudan etkiler. Bu nedenle eksik veya hatalı kusur değerlendirmesi tazminat hesabını da sakatlar.
5. Sigorta Sorumluluğu
5.1. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMMS)
Trafik hukukunda en önemli güvencelerden biri zorunlu mali sorumluluk sigortasıdır. Bu sigorta, işletenin üçüncü kişilere verdiği zararı poliçe limitleri dahilinde teminat altına alır.
[MEVZUAT] KTK m. 91 – Zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptırma zorunluluğu
İşletenlerin, bu Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.
Bu düzenleme ile amaçlanan, trafik kazalarında zarar gören üçüncü kişilerin tazminat alacaklarını güvence altına almaktır.
5.2. Sigortacının Doğrudan Sorumluluğu
Zarar gören, bazı şartlarda doğrudan doğruya sigorta şirketine başvurabilir. Bu hak, KTK m. 97’de düzenlenmiştir. Başvuru yapılmadan doğrudan dava açılması çoğu durumda usul sorunlarına yol açabilir.
[MEVZUAT] KTK m. 97 – Doğrudan doğruya talep ve dava hakkı
Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya tahkime başvurabilir.
Bu hüküm, sigorta şirketine karşı dava açmadan önce başvuru şartının önemini gösterir. Uygulamada bu şart yerine getirilmediğinde dava usulden reddedilebilir veya başvuru eksikliği tartışma konusu olabilir.
5.3. Sigorta Şirketinin Sorumluluğunun Kapsamı
Sigorta şirketinin sorumluluğu sınırsız değildir. Genellikle:
● poliçe limiti,
● teminat kapsamı,
● başvuru usulü,
● zarar kaleminin sigorta teminatına girip girmediği,
● yasal istisnalar
gibi unsurlar sorumluluğun sınırını belirler. Bu sebeple sigorta şirketine yöneltilecek taleplerin hukuki dayanağı ve hesap yöntemi titizlikle oluşturulmalıdır.
Sigorta şirketi, işletenin sorumluluğunu poliçe sınırları içinde üstlenir; ancak sigorta sözleşmesi, kanun ve genel şartlar çerçevesinde bazı zarar kalemleri kapsam dışında kalabilir. Özellikle manevi tazminat, uygulamada çoğu kez zorunlu trafik sigortası kapsamında değerlendirilmez.
5.4. Sigorta, İşleten ve Sürücü Arasındaki İlişki
Trafik kazalarında çoğu zaman üçlü bir sorumluluk ilişkisi bulunur:
1. Sürücü: haksız fiil faili olabilir.
2. İşleten / araç maliki: tehlike sorumluluğu veya kusura bağlı sorumluluk altında olabilir.
3. Sigorta şirketi: poliçe limiti dahilinde zarar görene karşı sorumlu olabilir.
Bu nedenle zarar görenin davayı kime yönelteceği, hangi zarar kalemini talep edeceği ve poliçe kapsamının ne olduğu dikkatle analiz edilmelidir.
6. Tazminat ve Sigorta Sorumluluğuna İlişkin Yargısal Yaklaşım
İçtihatlarda trafik kazalarında işletenin, sürücünün ve sigortacının sorumluluğunun birbirinden ayrı fakat bağlantılı biçimde değerlendirildiği görülmektedir. Özellikle kusur, illiyet bağı ve poliçe limiti vurgusu öne çıkmaktadır.
6.1. Kusur ve tehlike sorumluluğu
T.C. İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi kararında trafik kazalarından kaynaklanan bedensel zarar tazminatlarında işleten ile sigortacının sorumluluğunun paralel olduğu, işletenin tehlike sorumluluğu kapsamında değerlendirildiği belirtilmiştir. Kararda ayrıca, kazanın meydana gelmesinde mücbir sebep veya ağır kusur ispat edilmedikçe sorumluluğun doğacağı vurgulanmıştır.
Trafik kazalarından kaynaklanan bedensel zararın tazmini davalarında, davalı işleten ile davalı sigortacının sorumluluğu paralel olup (kaza tarihinde yürürlükte olan sigorta genel şartları ve poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydı ile) 2918 sayılı KTK'nın 85 vd. maddelerinde düzenlenen tehlike sorumluluğu, davalı sürücünün sorumluluğu ise 6098 sayılı TBK'nun 49 vd. maddelerinde düzenlenen haksız fiilden kaynaklı kusur sorumluluğu niteliğinde olup işleten sürücünün kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur. 2918 sayılı yasanın 3. maddesi kapsamında işleten ve sigortacı, zarara sebep kazanın ''mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri gelmiş'' olduğunu ispat etmediği sürece meydana gelen zarardan sorumludurlar.
6.2. Sigorta teminatı ve poliçe limiti
T.C. Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi kararında, sigorta şirketinin sorumluluğunun sözleşme ve poliçe limiti ile sınırlı olduğu, manevi tazminatın ise ayrı değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmiştir.
T.C. ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Somut olayda vakıa trafik kazası olmakla bu durum bir haksız fiil teşkil eder Fail olan sürücünün kusurlu olması onun ve kanuni - akdi diğer sorumluların tazminattan sorumlu olabilmeleri için şarttır Bunun yanında bir zararın meydana gelmesi ve bununla fiil arasında illiyetin bulunması gerekir Bu şartların sağlanması davalı asilin haksız fiil kapsamında sigorta şirketinin ise sigorta sözleşmesi kapsamında sorumluluğunu gündeme getirir Alınan rapora göre davalı sürücü kazanın meydana gelmesinde tek başına kusurludur Davacının malul kalmasına bakıldığında madden ve bu süreçte geçirdiği tedavi hayatında yaşadığı zorluk ve acı dikkate alındığında manen zarara uğradıklarının kabulü gerekir Bu zarardan davalı asil haksız fiil sorumluluğu davalı sigorta şirketi ise sigorta sözleşmeleri kapsamında sorumludur.
6.3. Doğrudan başvuru ve sigortacının temerrüdü
Bölge adliye mahkemesi kararlarında, sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapıldıktan sonra yasal sürede cevap verilmemesi hâlinde temerrüt doğabileceği belirtilmektedir.
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
Az önce yapılan açıklama kapsamında; dava konusu talepler yönünden açılan iş bu maddi ve manevi tazminat davasının haksız fiil hükümleri çerçevesinde koşullarının oluşup oluşmadığının incelenerek sonuca gidilmesi gerekmektedir Bu kapsamda talebin haklılığına kanaat getirebilmek için davacıların gerek DYK maddi gerekse de manevi zararını, sorumluluk atfedilen davalı/davalıların hukuka aykırı ve kusurlu davranışları olduğunun ve davacı zararı ile bu kusurlu davranış arasında illiyet bağının varlığının tespit edilmesi gerekmektedir Bu kapsamda Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre trafik kazası nedeni ile oluşan davacılar DYK maddi zararından davalı ... ile işleten sıfatına haiz araç maliki ve sürücünün, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğu amirdir... Bununla birlikte ZMMS sigortacısının sorumluluğu ise poliçe limitleri dahilinde olacaktır
İçtihatın manuel bir şekilde kontrol edilmesini öneririz.
6.4. Kusur oranına göre sorumluluk
T.C. İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi kararında, trafik kazalarında işleten ve sigortacının sorumluluğunun, zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusuru gibi sorumluluğu kaldıran sebepler ispat edilmedikçe devam ettiği belirtilmiştir.
T.C. İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Trafik kazalarından kaynaklanan bedensel zararın tazmini davalarında, işleten ile sigortacının sorumluluğu paralel olup 2918 sayılı KTK'nın 85 V.d. maddelerinde düzenlenen tehlike sorumluluğu, sürücünün sorumluluğu ise 6098 sayılı TBK'nun 49 V.d. maddelerinde düzenlenen haksız fiilden kaynaklı kusur sorumluluğu olup, işleten sürücünün kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur. 2918 sayılı yasanın 3. maddesi kapsamında işleten ve sigortacı, zarara sebep kazanın ''mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri gelmiş'' olduğunu ispat etmediği sürece meydana gelen zarardan sorumludurlar
7. Trafik Kazalarında Manevi Tazminat ve Sigorta Teminatı Ayrımı
Trafik kazalarında maddi zararların büyük bölümü zorunlu trafik sigortası kapsamında değerlendirilebilirken, manevi tazminat bakımından farklı bir hukuki durum ortaya çıkar. Türk uygulamasında manevi tazminat çoğu zaman sigorta teminatı dışında bırakılmaktadır. Bunun nedeni, zorunlu mali sorumluluk sigortasının temel amacının üçüncü kişilerin somut maddi zararlarını karşılamak olmasıdır.
Bu nedenle:
● Maddi tazminat → sigorta şirketine yöneltilebilir.
● Manevi tazminat → çoğu durumda sürücü ve işletene yöneltilebilir.
● Sigorta poliçesinin özel hükümleri varsa ayrıca değerlendirilmelidir.
Bu ayrım, dava stratejisi bakımından çok önemlidir. Yanlış hasım gösterilmesi, eksik dava açılması veya yanlış zarar kaleminin sigortacıdan istenmesi uyuşmazlığı uzatabilir.
8. Ceza Hukuku ile Tazminat Hukuku Arasındaki Bağlantı
Bir trafik kazasında ceza davası açılması, tazminat davasını ortadan kaldırmaz. Aynı şekilde tazminat davası açılması da ceza yargılamasını engellemez. İki süreç birbirinden bağımsızdır; ancak maddi olgular açısından birbirini etkileyebilir.
Örneğin sürücü hakkında taksirle yaralama veya taksirle öldürme davası yürürken, zarar gören ayrıca tazminat davası da açabilir. Ceza dosyasındaki kusur raporları, mahkemece alınan bilirkişi görüşleri ve olay yeri tespitleri tazminat davasında da dikkate alınır.
Bu nedenle trafik kazası sonrası hem ceza hem hukuk süreci birlikte planlanmalıdır.
9. Uygulamada Dikkat Edilmesi Gerekenler
Trafik kazası sonrası hak kaybı yaşanmaması için özellikle şu hususlar önemlidir:
-
Olay yeri fotoğrafları ve kamera kayıtları derhal korunmalıdır.
-
Kaza tespit tutanağı dikkatle incelenmelidir.
-
Sigorta şirketine başvuru süresi kaçırılmamalıdır.
-
Tedavi belgeleri, epikriz raporları ve maluliyet belgeleri saklanmalıdır.
-
Kusur oranına ilişkin bilirkişi raporu denetlenmelidir.
-
Poliçe limiti kontrol edilmelidir.
-
Destekten yoksun kalma tazminatı varsa hak sahipleri doğru belirlenmelidir.
Bu adımlar, hem maddi tazminatın doğru hesaplanmasını hem de sigorta sorumluluğunun eksiksiz işletilmesini sağlar.
10. Sonuç / Özet
Trafik kazaları, hem ceza hukuku hem de özel hukuk bakımından önemli sonuçlar doğurur. Ceza hukuku açısından taksirle öldürme ve taksirle yaralama gündeme gelirken, özel hukuk bakımından haksız fiil ve işletenin tehlike sorumluluğu devreye girer. Bunun yanında trafik kazalarında tazminat sorumluluğu, zarar görenin uğradığı maddi ve manevi kayıpların giderilmesini amaçlar.
Sigorta sorumluluğu bakımından zorunlu mali sorumluluk sigortası, zarar gören üçüncü kişilerin korunmasında temel güvencedir. Ancak sigorta şirketinin sorumluluğu poliçe limiti, teminat kapsamı ve başvuru şartları ile sınırlıdır. Manevi tazminat ise çoğu durumda sigorta teminatı dışında kalır ve doğrudan sürücü ile işletene yöneltilir.
Sonuç olarak trafik kazalarında ceza, tazminat ve sigorta boyutları birlikte değerlendirilmelidir. Kusur, zarar ve illiyet bağı doğru kurulmadan sağlıklı bir hukuki sonuca varılamaz. Bu nedenle olayın tüm teknik ve hukuki yönleriyle incelenmesi zorunludur.
Kaynakça
Mevzuat
● 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu
https://www.mevzuat.gov.tr/File/GeneratePdf?mevzuatNo=5237&mevzuatTur=1&mevzuatTertip=5
● 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu
https://www.mevzuat.gov.tr/File/GeneratePdf?mevzuatNo=6098&mevzuatTur=1&mevzuatTertip=5
● 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu
https://www.mevzuat.gov.tr/File/GeneratePdf?mevzuatNo=2918&mevzuatTur=1&mevzuatTertip=5
● Karayolları Trafik Yönetmeliği
https://www.mevzuat.gov.tr/File/GeneratePdf?mevzuatNo=8182&mevzuatTur=7&mevzuatTertip=5
İçtihatlar
● T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
● T.C. ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
● İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
● T.C. İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ