Spor çağlar içinde sürekli değişen, insanlığın en eski ve en yaygın sosyal etkinliklerinden birisidir. Spor bireylere ve toplumlara fiziksel ve zihinsel sağlık, eğlence, sosyalleşme, disipline olma, takım çalışması yatkınlık gibi birçok fayda sağlar. Spor etkinliklerinin güvenli bir ortamda gerçekleştirilmesi, sporun devamlılığı, spor ruhunun yaşatılması ve nesillere aktarılması açısından büyük önem arz etmektedir. Sporda şiddet, o an müsabakanın düzenini bozmak ya da sporucu ve seyircinin sağlığını riske atmakla birlikte sporun doğasına da zarar verir ve toplumda da bir infial havası yaratarak, toplumun belli kesimlerinin birbirlerine karşı düşmanlık ya da saldırganlık göstermesine dahi sebep olabilmektedir. Bu yönüyle sporda şiddetin önlenmesine ilişkin sorunlar, kişi güvenliği ile birlikte kamu düzeni de gözetilerek çözüme kavuşturulmalıdır. Bu doğrultuda 6222 sayılı sporda şiddet ve düzensizliğin önlenmesine dair kanun kapsamında da düzenlemelerin çoğunun genel güvelik ile birlikte kamu düzenini de korumayı amaçladığı görülmektedir. Bu yazımız ile mezkur kanunun 13. maddesinde düzenlenen “Spor Alanlarına Yasak Madde Sokulması ve Müsabaka Düzeninin Bozulması” suçunu irdeleyeceğiz.

I. GENEL OLARAK

6222 sayılı sporda şiddet ve düzensizliğin önlenmesine dair kanun 13. maddesinde “Spor Alanlarına Yasak Madde Sokulması Ve Müsabaka Düzeninin Bozulması Suçu” düzenlemektedir. Suçun kanun metni aşağıdaki gibidir;

MADDE 13

(1) Bulundurulması esasen suç oluşturan silahları müsabaka, seyir, özel seyir ve antrenman alanları ile takım veya taraftarların toplu olarak seyahat ettikleri araçlara sokan kişi hakkında, 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunun ek 1 inci maddesi hükümlerine göre cezaya hükmolunur.

(2) Esasen bulundurulması suç oluşturmamakla beraber 12 nci maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamına giren alet veya maddeleri müsabaka, seyir, özel seyir ve antrenman alanları ile takım veya taraftarların toplu olarak seyahat ettikleri araçlara sokan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(3) 12 nci maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamına giren alet veya maddeleri seyircilere temin etmek amacıyla müsabaka, seyir, özel seyir ve antrenman alanları ile takım veya taraftarların toplu olarak seyahat ettikleri araçlara sokan veya bu yerlerde seyircilere temin eden kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(4) 12 nci maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamına giren alet veya maddeleri müsabaka, seyir veya antrenman alanlarında kullanarak müsabaka veya antrenman düzeninin bozulmasına sebebiyet veren kişi, fiili daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(5) Müsabaka, seyir veya antrenman alanlarına sokulması yasak olmayan maddeleri kullanarak müsabaka veya antrenman düzeninin bozulmasına sebebiyet veren kişi, fiili daha ağır bir cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, yüz gün adli para cezasıyla cezalandırılır.

(6) Müsabaka, seyir, özel seyir ve antrenman alanları ile takım veya taraftarların toplu olarak seyahat ettikleri araçlara müsabaka öncesinde veya sırasında uyuşturucu veya uyarıcı madde ya da 12 nci maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesine aykırı olarak müsabaka, seyir ve antrenman alanlarına alkollü içecek sokan kişi, fiili daha ağır bir cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, otuz gün adli para cezası ile cezalandırılır.

Görüldüğü üzere kanun koyucu bu madde kapsamında 6 farklı fıkra ile birden fazla fiile ilişkin düzenleme getirilmiştir. Bu açıdan mezkur maddenin tek bir suç yani bileşik suç olarak mı değerlendirilmesi gerektiği yoksa her bir fıkranın kendi içerisinde ayrı bir suç olarak mı değerlendirilmesi gerektiği hususu doktrinde tartışmalıdır. Kanaatimizce eylem ve konu bakımından farklı düzenlemeler içeren mezkur fıkraların ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekmektedir.

SUÇLA KORUNAN HUKUKSAL DEĞER

Kanun koyucu ilgili düzenleme ile spor etkinliklerinin baştan sona güvenli ve devamlı şekilde icra edilmesini sağlamayı, seyirci, sporcu ve diğer tüm ilgililerin beden bütünlüğünü ve ayrıca toplum sağlığını korumayı amaçlamaktadır.   

II. MADDİ UNSURLAR

A. SUÇUN KONUSU

Bu madde kapsamında suçun konusu dört ana başlık ile ele alınabilir. Bunlardan ilki “Bulundurulması esasen suç oluşturan silahlardır” . Bu silahlar birinci fıkradaki suçun konusunu oluşturmaktadır. TCK m.6/f kapsamında “silah” deyiminden Ateşli silahlar, Patlayıcı maddeler, saldırı ve savunmada kullanılmak üzere yapılmış her türlü kesici, delici veya bereleyici alet, saldırı ve savunma amacıyla yapılmış olmasa bile fiilen saldırı ve savunmada kullanılmaya elverişli diğer şeyler, yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı, boğucu, zehirleyici, sürekli hastalığa yol açıcı nükleer, radyoaktif, kimyasal, biyolojik maddeler, anlaşılacağı düzenleme altına alınmıştır. Ayrıca silaha ilişkin başkaca düzenlemeler 6136 sayılı Kanun ve 2521 sayılı Yönetmelikte de yer almaktadır. Doktrinde, birinci fıkrada belirtilen “Bulundurulması esasen suç oluşturan silahlar” kavramının yukarıda belirtilen tüm silahların kapsadığı kabul edilmektedir.

Bu görüşe genel olarak katılmak ile birlikte kanun metninde “Bulundurulması esasen suç oluşturan” şeklinde bir belirlemede bulunulmuş olması sebebiyle,  TCK’da ve Yargıtay kararlarında sıkça karşılaştığımız “Saldırı ve savunma amacıyla yapılmış olmasa bile fiilen saldırı ve savunmada kullanılmaya elverişli diğer şeyler” kavramının birinci fıkrada düzenlenen suçun konusunu oluşturmayacağı kanaatindeyiz.  Şöyle ki bu aletler esasen silah sayılmamakla birlikte bir suçun icrasında kullanıldığında silah vasfı kazanmakta olduğu için bu aletleri bulundurmak esasen suç sayılmamaktadır. Bu doğrultuda mezkur aletler yalnızca ikinci ana başlığımız olan “Esasen Bulundurulması Suç Oluşturmamakla Beraber 12. Maddenin Birinci Fıkrasının (B) Bendi Kapsamına Giren Alet Veya Maddeler” kapsamında yer aldığı takdirde ikinci, üçüncü ve dördüncü fırkada yer alan suçların konusunu oluşturacaktır. Bu hususa örnek olarak “somun anahtarı” ya da “bilye”[1] örnek gösterilebilir. Mezkur eşyalar esasen bulundurması suç olmayan lakin kasten yaralama ya da kasten öldürme gibi bir suçun işlenmesinde kullanıldığı takdirde silah sayılan aletlerdendir. Bu iki eşya esasen taşıması yasak olmamakla birlikte 12. Maddenin birinci fıkrasının (B) bendinde düzenlenen “Ezici, Bereleyici” aletlerden sayılacağından birinci fıkradaki suçun değil ikinci fıkradaki suçun konusunu oluşturacaktır.

Konu kapsamında irdeleyeceğimiz bir diğer başlık ise, maddenin 5. fıkrası kapsamında yer alan “Müsabaka, seyir veya antrenman alanlarına sokulması yasak olmayan” maddelerdir. Bu bakımdan değerlendirildiğinde 12. maddede sayılmayan maddeler ve 1. fıkra kapsamında değindiğimiz “bulundurması esasen suç oluşturan silahlar” dışında kalan tüm maddeler 5. fırkada düzenlenen suçun konusunu oluşturabilir. Buna göre meyve, ayakkabı veya kartopu fıkra kapsamında suçun konusunu oluşturabilecektir[2] Örneğin; 2011 yılında iki ulusal milli takım (Türkiye ve Kazakistan) arasındaki futbol karşılaşması esnasında tribünde yer alan sanığın kolundaki saati saha içine attığı iddiası üzerine yapılan yargılamada; sanığın, saatin kordonunun kopması sebebiyle kolundan sahaya düştüğü şeklindeki savunması, somut olayda aksine kesin bir delilin olmaması ve şüpheden sanık yararlanır ilkesi sebebiyle kabul edilmiş ve bu dosya kapsamında kol saati Yargıtay’a göre suç konusu olarak değerlendirilmemiştir.[3] Lakin dosya kapsamında suçun kanuni tanımına uygun biçimde suçu oluşturacak şekilde bu kol saati sahaya atılsa idi elbette ki 5. fıkrada yer alan suçun konusu olması mümkündür.[4]

Bu konu başlığı altında değinebileceğimiz son husus ise, maddenin son fıkrasında düzenlenen suçun konusunu oluşturan “Uyuşturucu veya Uyarıcı maddeler” veya “Alkollü İçecektir”. Hangi maddelerin uyuşturucu veya uyarıcı madde kabul edileceği hususu ise 2313 sayılı Kanun ile TCK 188. Maddesi esas alınarak tespit edilecektir. Yine suçun konusu kabul edilen alkollü içeceklerin neler olduğu da Tarım ve Orman Bakanlığı ilgili mevzuatı kapsamında belirlenmektedir[5]. Kanun kapsamında Uyuşturucu veya Uyarıcı maddelerin sportif alanlara sokulması tamamen yasaklanmışken, alkollü içecekler bakımından aynı durum söz konusu değildir. Bu sebeple bir federasyon alkollü içeceklerin sportif alanlara girişini serbest bıraktığı takdirde, alkollü içecekler artık bu suçun konusu olamayacaktır.

B. FAİL VE MAĞDUR

6222 sayılı kanunun 13. maddesinde yer alan suçların faili, kusur yeteneği olan her gerçek kişi olabilecektir. Diğer bir ifade ile 13. maddede düzenlenen suçlar, sportif faaliyetin gerçekleştirildiği başta müsabaka, seyir alanları ve antrenman sahaları olmak üzere bu kısımlara girebilen tüm kişilerce işlenebilir. Bu kişiler, seyirciler olabileceği gibi, sporcular, antrenörler, takım sahipleri, çalışanları yada tesis işletenler dahi olabilir. Bununla birlikte ilgili yasaklı maddeleri “takım veya taraftarların toplu olarak seyahat ettikleri araçlara sokma” ihtimali olan şoför, yolcu veya seyyar satıcı da fail olabilecektir[6] Bu suçların mağduru ise belirli bir birey değil toplumdur. Sportif alanda yer alan bireyler başta olmak üzere tüm toplum mezkur suçun mağduru olarak gösterilebilir.

C. FİİL, NETİCE VE NEDESELLİK BAĞI

Fiil, suçun kanuni tanımına uygun ve neticeyi meydana getirebilecek iradi olan icrai veya ihmali bir insan davranışıdır. Kanun metninden yola çıkarak, birinci, ikinci, üçüncü ve altıncı fıkralarda yer alan suçların ortak fiili olarak “sokmak” eyleminin gösterilebileceği pek açıktır. Yukarıda saydığımız suça konu maddelerin sportif alanlara “sokmak” ya da bir başka değişle bu alanların içine getirmek, bulundurmak fiili bu suçların oluşması için gerekli davranıştır. Öte yandan bu fiil ile ilgili olarak mezkur maddelerin belirtilen alanlara sokulması yeterli olup ayrıca kullanılması gerekmemektedir. Kanunda bu eylemin ne şekilde gerçekleştirileceğine ilişkin özel bir belirleme yapılmamış olması sebebiyle buradaki fiil serbest hareketlidir. Öte yandan üçüncü fıkrada yer alan bir diğer fiil ise “temin etmek” fiilidir. Bu fıkra kapsamında sayılan maddeler amaç bakımından diğer seyircilere “temin etmek” kastıyla hareket edilmesi gerekmektedir. Burada tanımlanan suç yalnızca bu iki hareketten birinin gerçekleştirilmesi ile meydana geleceğinden üçüncü fıkra seçimlik hareketli bir suçtur [7].

Dördüncü ve beşinci fıkra bakımından fiil, madde metninde sayılan cisimleri “kullanmaktır”. Dördüncü fıkra bakımından, 12. maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamına giren alet veya maddeleri, beşinci fıkra bakımından ise sportif alanlara sokulması aslen yasak olmayan maddeleri “kullanmak” fiili cezalandırılmaktadır. Lakin madde metnine bakıldığında burada yalnızca kullanmak eylemi belirtilmemiş onun yerine “kullanarak müsabaka veya antrenman düzeninin bozulmasına sebebiyet vermek” şeklinde bir belirlemeye gidilmiştir. Bu nedenle fiil unsurunun “kullanmak” değil “kullanarak müsabaka veya antrenman düzeninin bozulmasına sebebiyet vermek” olduğu düşüncesi akıllara gelebilir. Ancak literatür de, “kullanarak müsabaka veya antrenman düzenini bozmak” ibaresi suçun bir unsuru olarak değil, failin yalnızca cezalandırılmasını etkileyen bir objektif cezalandırılabilme şartı olarak kabul edilmiştir[8] Objektif cezalandırabilme şartı suçu oluşturan unsurlardan bağımsız bir durum olması sebebiyle, yasaklı madde kullanılmış olsa dahi, Müsabaka veya antrenman düzeni bozulmaz ise, suçun unsurları oluşsa dahi fail cezalandırılmayacaktır.

Neticeye baktığımızda suçun maddi unsurlarından biri olup failin hareketi ile dış dünyada yarattığı suç tanımına uygun değişikliktir[9] Yeni TCK dönemi ile, her suçta netice aranması durumu sona ermiş, yeni düzenlemeler ile, yalnızca hareketlerin icra edilmesiyle oluşan suçlar düzenleme altına alınmıştır. Örneğin hakaret (TCK m. 125), tehdit (TCK m. 126) ve iftira (TCK m. 267) suçlarında eyleminin varlığı suçun oluşumu için yeterli olup ayrıca bu fiilin dış dünyada bir değişikliğe yol açması beklenmez[10] 13. Madde açısından ise, birinci, ikinci, üçüncü ve altıncı fıkralarda düzenlenen suçlar bakımından kanun koyucu herhangi bir netice gerçekleşmesi koşulunu aramamıştır. Bu yönüyle bu suçlar, sırf hareket suçudur. Kanun koyucu tarafından yasaklı eşyaların sportif alanlara sokulması tek başına bir tehlike olarak görülmüş olması sebebiyle bu suçlar soyut tehlike suçlarıdır. Dördüncü ve beşinci madde yönünden de ayrıca bir netice gerçekleşmesi aranmamaktadır. Bu noktada objektif cezalandırılabilme unsuru olan “müsabaka veya antrenman düzeninin bozulmasına sebebiyet vermek” durumunu netice ile karıştırmamak gerekmektedir. Bu nedenle bu iki fıkra da diğer fıkralar gibi sırf hareket suçudur lakin aralarındaki fark dördüncü ve beşinci fıkrada düzenlenen suçların “Somut Tehlike” suçu olmasıdır. Zira burada müsabaka düzeninin bozulması gerçek ve somut bir tehlike olarak kabul edilmektedir[11] Tüm fıkralar bakımından ise herhangi bir netice ön görülmediğinden ayrıca nedensellik bağı bakımından bir araştırmaya ihtiyaç durulmamaktadır.

III. MANEVİ UNSURLAR

Kastın iki unsuru bulunmaktadır. Bunlar bilme ve istemedir. Bilme failin iradesiyle yaptığı hareketinin ve ondan doğabilecek sonucun ne olduğunu bilmesi, tanıması ve bu konuda bilinçli davranmasıdır. İsteme ise, failin bildiği öngördüğü hareketi ve o hareketten doğan neticeyi arzulaması ve elde etmeye yönelik irade göstermesidir. İstemeye dair irade fail tarafından açıkça ortaya konulabileceği gibi, zımni, yani örtülü olarak da kendisini gösterebilir. 13. maddede düzenlenen altı suç tipi de kasten işlenebilecek suçlardır. Fail suçun konusunu oluşturan maddeleri sportif alanlara bilerek ve isteyerek sokmalı ya da bu maddeleri kullanmalıdır. Bu itibarla; kişinin müsabaka alanına cebinde unuttuğu bir çakı ile girmesi durumunda manevi unsur eksik olduğundan suç oluşmayacaktır[12] Öte yandan 3. fıkra ile ilgili olarak, “seyircilere temin etme” ibaresi yer aldığından, özel kast ile işlenebilen suç belirlemesi yapılabilir. Failin “seyircilere temin etme” saiki kesin olarak tespit edilebilir olmalıdır, aksi halde ikinci fıkra uyarınca bir yargılama yapılacaktır. Öte yandan özel bir düzenleme bulunmaması sebebiyle, bu suçlar taksir ile işlenmesi halinde cezaya tabi olmayacaktır.

Yargıtay da bu husus ile ilgili olarak, bir kararında; Stadyuma meşale soktuğu iddiasıyla yargılanan sanığın, aslında meşalenin kendisine değil bir arkadaşına ait olduğu, arkadaşının markete gitmesi sebebiyle geçici olarak meşalenin kendisinde kaldığı, ancak ilk başta konfeti olduğunu düşündüğü bu maddenin, polis araması sırasında meşale olduğunu anladığı, şeklindeki savunması karşısında, “Arkadaş” olarak belirttiği kişinin soruşturulması, gerek görülürse dosyaların birleştirilerek bu şekilde inceleme yapılması gerekirken, eksik inceleme ile sanığın beraatine karar verilmesini hukuka aykırı bulmuştur.[13] Yani Yargıtay manevi unsur yönünden ayrıntılı bir araştırma yapılması gerektiği kanaatindedir.

IV. HUKUKA AYKIRILIK UNSURU

Bir hareketin karşılığında yaptırım uygulanabilmesi için bu hareketin, yalnızca ceza hukuku alanında değil tüm hukuk kapsamında bir hukuka aykırılık barındırması gerekmektedir. Başka bir anlamda, hareket suçun diğer tüm unsurlarını içerse dahi eğer fiili hukuka uygun hale getiren bir neden var ise suç oluşmayacaktır. Bu sebeple 13. maddede düzenlenen suçta hukuka aykırılığı ortadan kaldıran nedenlerin var olup olmadığı araştırılmalıdır. Hukuka uygunluk nedenleri TCK m.24’de “Kanun hükmü ve amirin emri” m.25’de “Meşru Savunma ve zorunluluk hali” m.26’da ise “Hakkın kullanılması ve ilgilinin rızası” şeklinde düzenlenmiştir.

Yukarıda sayılanların dışında başkaca hukuka uygunluk halleri de mevcuttur. 6222 sayılı kanun kapsamında özel olarak herhangi bir hukuka uygunluk halinden söz edilmemişse de, 13. Maddenin ilk fıkrasında atıfta bulunulan 6136 sayılı kanunun, Ek Madde 1’de düzenlenen hukuka uygunluk hali örnek olarak gösterilebilir. Ek madde 1’in B bendinde geçen “her türlü spor karşılaşma veya yarışmalarının yapıldığı yerlerde” ateşli silahların taşınamayacağı hüküm altına alınmaktadır. Aynı maddenin 3. fıkrasında ise a ve b bentlerinde sayılan yerlerde Cumhurbaşkanı, bakanlar gibi bir takım devlet görevlileri ile “yerlerin güvenliği için görevli bulunan polis ve jandarma personelinin” silah taşımasına izin verilmiştir. Bu husus bir hukuka uygunluk nedeni olarak ortaya çıkmaktadır.  

Yine aynı madde kapsamında amirinin emrini yerine getiren bir kolluk görevlisi şartları oluştuğu takdirde “Amirin emrinin uygulanması” şeklinde düzenlenen hukuka uygunluk halinden, yahut futbolcuların tedavisi için sahaya, kesici delici alet veya uyuşturucu madde getiren bir doktor “hakkın kullanılması” şeklinde düzenlenen hukuka uygunluk halinden yararlanabilecektir. Yukarıda sözü edilen durumlar diğer tüm hukuka uygunluk halleri açısından da pek tabii uyarlanabilir vaziyettedir.

V. NİTELİKLİ HALLER

Kanun koyucu tarafından 6222 sayılı kanunun 13. Maddesinde düzenlenen suç türlerinin nitelikli hali düzenlenmemiştir.

VI. SUÇUN ÖZEL GÖRÜNÜŞ BİÇİMLERİ

A. TEŞEBBÜS

TCK’nun 35. maddesinde teşebbüs “ Kişi, işlemeyi kastettiği bir suçu elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp da elinde olmayan nedenlerle tamamlayamaz ise teşebbüsten dolayı sorumlu tutulur.” şeklinde düzenlenmiştir. Madde metninden de anlaşılacağı üzere suça elverişli hareketleri başlatan fail, kendi elinde olmayan nedenlerle suçu tamamlayamazsa, suça teşebbüsten sorumlu tutulur. Neticeli suçlarda, hareket ve neticenin birbirinden ayrılması sebebiyle teşebbüs mümkünken, sırf hareket suçlarında yalnızca icra hareketlerinin bölünebilir olması durumunda teşebbüsün mümkün olduğu söylenebilir.[14] Örneğin; failin, telefonda konuştuğu kişiye tam hakaret ettiği esnada bağlantı problemi sebebiyle hakaretin karşı tarafa ulaşamaması[15] durumunda icra hareketinin bölünebilir olmasından ve teşebbüsün söz konusu olacağından bahsedilebilir. Bu doğrultuda, yukarıda netice kısmında belirtildiği üzere 13. maddede yer verilen suçlar sırf hareket suçlarıdır. Mezkur suçlarda teşebbüs hükümlerinin uygulanabilmesi için icra hareketlerinin bölünebilir olması gerekmektedir. Sokma, kullanma ya da temin etme şeklinde düzenlenen hareketler bölünebilir olması sebebiyle bu suçlar bakımından teşebbüs hükümlerinin uygulanabileceği söylenebilir. Örneğin yasak maddenin giriş kapılarından değil de duvar üzerinden atılmak suretiyle müsabaka alanına sokulmaya çalışılması esnasında başarısız olunursa fail hakkında teşebbüs hükümleri uygulanacaktır[16] Ayrıca Yargıtay’ın uygulamasına da bakıldığında, yasaklı maddeyi stadyuma sokmaya çalışırken polis kontrol noktasında durumun fark edilmesi sonucunda teşebbüs hükümlerinin uygulanacağı söylenebilir.

B. İŞTİRAK

6222 Sayılı kanunun 13. maddesinde düzenlenen suçlar bakımından TCK’da düzenlenen üç iştirak türünün de uygulanabilir olduğu, başka bir deyişle, suçların tek veya birden fazla kişiyle veya başkasının etkisi veya yardımıyla işlenebilir olduğunu söylemek mümkündür. Kanunca yasaklanan maddeyi spor alanına birlikte sokan kişiler TCK 37. madde uyarınca; yasaklı maddeyi spor alanına sokması için bir kişiyi azmettiren fail TCK 38. madde uyarınca; maddenin spor alanına sokulmasına yardım eden kişi ise TCK 39. madde uyarınca cezalandırılacaktır. [17] Bu doğrultuda suça iştirak eden kişi de herhangi bir kişi olabilir, failin arkadaşı, görevli, sporcu, çalışan gibi aklınıza gelebilecek tüm örnekler şerik için de gösterilebilir durumdadır. Öte yandan bu suç türlerinde taksirli bir hareket ile suça iştirak mümkün değilken, ihmali davranışlar ile iştirak mümkündür. İncelenen suçlar bakımından bir örnek vermek gerekirse; güvenliği sağlama görevi olan kolluk güçleri eğer, yasak maddenin spor alanına sokulmasına, bu alanda kullanılmasına veya başkasına temin edilmesine göz yumar veya engel olmaz ise bu suça ihmal suretiyle iştirak etmiş olacaktır[18]

C. İÇTİMA

6222 sayılı Kanun’un 13/4,5 ve 6. fıkralarındaki suçlara bakıldığında ise ortak olarak, “fiili daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde” ifadesinin yer aldığı görülmektedir. Doktrinde bu durum sebebiyle söz konusu fıkralar, görünüşte içtima türü olan tali norm şeklinde değerlendirilmiş ve asli norm olarak işaret edilen suç ve cezanın uygulanması kabul görmüştür[19]

 Örneğin seyircinin maçın hakemini hedef alarak tribünden sahaya fırlattığı meşalenin hakeme isabet etmesi durumunda fail, TCK m. 86 uyarınca kasten yaralama ve 6222 sayılı Kanun uyarınca müsabaka düzeninin bozulması suçu işlemiş olmasına rağmen asli norm- tali norm ilişkisi sebebiyle yalnızca TCK m. 86 kapsamında ceza alacaktır. Birinci fıkra açısından ise suçun cezalandırılması için 6136 sayılı Kanunun kullanılacağının belirtilmesinin bu nokta bir asli norm tali norm ilişkisi oluşturuyor olması nedeniyle fikri içtima değil görünüşte içtima hükümlerinin uygulanacağından söz edilebilir. Birinci fıkra kapsamında yalnızca bu yasaklı silahları spor alanlarına sokma ve bulundurma fiilleri düzenleniyor olması nedeniyle, bu silahı spor alanlarına soktuktan sonra ayrıca kullanarak başkaca bir suçun işlenmesi halinde fail her iki suçtan da ayrı ayrı cezalandırılır. Üçüncü fıkra açısından ise, suçun düzenlenme biçimi gereğince, yasaklı maddeleri taraftarlara temin eden kişinin aynı zamanda bu maddeyi spor alanlarına sokarak ikinci fıkradaki suçu da işlemiş olması gerektiği için burada ikinci fıkra ile arasında bir tüketen tüketilen norm ilişkisi vardır. Bu doğrultuda fail suçlardan cezası en ağır olanı yani üçüncü fıkrada düzenlenen suçta cezalandırılacaktır. İkinci fıkrada yer alan suç açısından ise herhangi bir fikri ya da görünürde içtima halinin düzenlenemediği söylenebilir.

VII. YAPTIRIM VE MUHAKEME USULÜ

Kanun koyucu 13. madde kapsamında düzenlenen suçlar açısından yaptırım olarak hapis ve adli para cezası öngörmüştür. Birinci fıkra kapsamında suç işleyen kişi 6136 sayılı Kanunun Ek 1 maddesine göre ceza verilecek yani suç unsuru olan silahı spor alanlarına sokmak başka yerlere kıyasla iki katı cezalandırılacaktır. İkinci, üçüncü ve dördüncü fıkralar bakımından ise kanun koyucu yalnızca hürriyeti bağlayıcı hapis cezasını alt ve üst sınırlarını belirterek tek seçenek yaptırım olarak belirlemiştir. Beşinci ve altıncı fıkra açısından ise suçun alt veya üst sınırı olmaksızın 30 gün adli para cezası olduğu görülmektedir. Bu fıkralar bakımından hâkime bir takdir hakkı tanınmamış, suçun unsurlarının gerçekleştiği ve başkaca bir suç oluşmadığı durumda faile 30 gün adli para cezası verileceği belirtilmiştir. Öte yandan yine 6222 sayılı Kanunun 17/a ve 18/1 maddelerinde düzenlenen Spor Kulüplerinin, Federasyonların ve Bünyesinde Sportif Faaliyetler İcra Edilen Tüzel Kişilerin Yönetim ve Denetim Organlarında Göre Yapmaktan Yasaklanma ve Seyirden Yasaklanma hususlarının da unutulmaması gerekmektedir. Bu doğrultuda kanunda düzenlenen suçlardan dolayı bir yıl yada daha fazla hapis cezası alanların yöneticilikten yasaklanması güvenlik tedbiri uygulanabilecektir. Ayrıca 18. maddenin ilk fıkrasında “Kişinin, bu Kanunda tanımlanan veya yollamada bulunulan ilgili kanunlardaki suçlardan dolayı mahkemece kurulan hükümde, hakkında güvenlik tedbiri olarak spor müsabakalarını seyirden yasaklanmasına karar verilir” ifadesi bulunmaktadır. Öte yandan şikâyete tabi olmayan bu suçlar bakımından yetkili ve görevli mahkeme suçun işlendiği yer asliye ceza mahkemesidir.

SONUÇ

Şiddet genel olarak hayatın her alanında olduğu gibi, spordan da uzaklaştırılması gereken ve spor ruhuna ve doğasına zarar veren bir kötülüktür. Genel amacı bu şiddeti bertaraf etmek olan 6222 sayılı kanunun 13. maddesinde düzenlenen suçlar kanaatimizce çeşit ve kapsam bakımından yeterli iken maalesef ki yaptırım konusunda yetersizdir. Hatta ve hatta çoğu zaman failler asıl yaptırımdan çekinmezken Seyirden Yasaklama güvenlik tedbiri verilecek olmasından fazlasıyla çekinmektedir. Spor alanlarının her sporsever için güvenli olması için bu maddede yer alan suçun yaptırımlarının daha da üst sınırlara çekilmesi caydırıcılığı arttıracaktır. Öte yandan ise hukukumuzun bu alanının henüz yeni oluşmakta olduğunu da unutmamak gerekir. Spor alanındaki zorluklara cevap vermenin en güzel yolu, spor hukukunda uzmanlaşmış eğitim kadroları ve bu alanda gelecek yeni yasal düzenlemeler olacaktır. Sonuç olarak, eğitim ve yasalaşma aracılığıyla erken yaşlardan itibaren sporculuk kültürünü teşvik etmek, uzun vadede sporlardaki şiddeti azaltmak için hayati öneme sahiptir.

(Bu köşe yazısı, Avukat Maşallah MARAL tarafından www.hukukihaber.net sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısının bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.)

KAYNAKÇA

AKBULUT, Berrin, Türk Ceza Hukuku Temel Bilgiler, 2. Baskı, Seçkin Yayıncılık, Ankara 2020

AVCI, Adem, Türk Ceza Hukukunda Sporda Düzensizlik ve Şiddet, 1. Baskı, On İki Levha Yayıncılık, İstanbul 2020

GÜLŞEN, Recep, Spor Hukuku Genel Esaslar, Adalet Yayınevi, Ankara 2020.

İÇEL, Kayıhan/ Akıncı, Füsun Sokullu/ Özgenç, İzzet/ Sözüer, Adem/ Mahmutoğlu, Fatih S./ Ünver, Yener, İçel Suç Teorisi, 2. Kitap, 1. Baskı, İstanbul 1999

KARA, Eyüp, Teori ve Uygulamada Spor Suçları, 1. Baskı, Adalet Yayınevi,  Ankara 2021

KOCA, Mahmut, “6222 Sayılı Sporda Şiddetin ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanunda Düzenlenen Suçlar ve Kabahatler, Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesi Kanunu”, in: Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesi Kanunu, Ed. Şahin, Cumhur/ Özgenç, İzzet/ Üzülmez, İlhan, 2. Baskı, Seçkin Yayıncılık, Ankara 2012.

ZAFER, Hamide, Ceza Hukuku Genel Hükümler TCK m. 1-75, 8. Baskı, Beta Yayınları, İstanbul 2021

İYİGÜN, Süleyman, Spor alanlarına yasak madde sokulması ve müsabaka düzeninin bozulması suçları, Yayınlanmış Yüksek Lisans Tezi, Hacettepe Üniversitesi, Ankara 2023.

-------------------------

[1] KARA, Eyüp, Teori ve Uygulamada Spor Suçları, 1. Baskı, Adalet Yayınevi,  Ankara 2021 s.28.

[2] GÜLŞEN, Recep, Spor Hukuku Genel Esaslar, Adalet Yayınevi, Ankara 2020.

[3] Yargıtay 19. CD, 22.06.2016, 2015/14368 E., 2016/20101 K.

[4] İYİGÜN, Süleyman, Spor Alanlarına Yasak Madde Sokulması Ve Müsabaka Düzeninin Bozulması Suçları, Yayınlanmış Yüksek Lisans Tezi, Hacettepe Üniversitesi, Ankara 2023.

[5] KARA, a.g.e, s. 35

[6] AVCI, Adem, Türk Ceza Hukukunda Sporda Düzensizlik ve Şiddet, 1. Baskı, On İki Levha Yayıncılık, İstanbul 2020 s.125.

[7] KOCA, “6222 Sayılı Sporda Şiddetin ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanunda Düzenlenen Suçlar ve Kabahatler”, s. 65.

[8] İYİGÜN, a.g.e s.40

[9] İÇEL, Kayıhan/ Akıncı, Füsun Sokullu/ Özgenç, İzzet/ Sözüer, Adem/ Mahmutoğlu, Fatih S./ Ünver, Yener, İçel Suç Teorisi, 2. Kitap, 1. Baskı, İstanbul 1999, s. 77.

[10] AKBULUT, Berrin, Türk Ceza Hukuku Temel Bilgiler, 2. Baskı, Seçkin Yayıncılık, Ankara 2020

[11] AVCI a.g.e s.187

[12] KOCA a.g.e s.67

[13] Yargıtay 19. CD, 30.11.2016, 2015/33469 E., 2016/22875 K.

[14] AKBULUT a.g.e. s.334

[15] AKBULUT a.g.e. s.264

[16] AVCI a.g.e. s.187

[17] İYİGÜN a.g.e s.63

[18] Zafer, Hamide, Ceza Hukuku Genel Hükümler TCK m. 1-75, 8. Baskı, Beta Yayınları, İstanbul 2021,  s. 555

[19] KOCA a.g.e s. 68