Suç Eşyasının Satın Alınması veya Kabul Edilmesi suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun İkinci Kitap, İkinci Kısım, Onuncu Bölüm içerisinde Malvarlığına Karşı Suçlar başlığı altında 165. maddesinde düzenlenmiştir.
5237 sayılı TCK’nın “Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi” kenar başlıklı 165. maddesi şu şekildedir:
(1) Bir suçun işlenmesiyle elde edilen eşyayı veya diğer malvarlığı değerini, bu suçun işlenmesine iştirak etmeksizin, satan, devreden, satın alan veya kabul eden kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
Suç Eşyasının Satın Alınması veya Kabul Edilmesi Suçunda Şikâyet
Suç Eşyasının Satın Alınması veya Kabul Edilmesi suçunun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı değildir. Bu nedenle 5271 sayılı CMK’nın 160/1 maddesi gereğince Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bu suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar.
5237 sayılı TCK’nın 167/2 maddesi gereğince Suç Eşyasının Satın Alınması veya Kabul Edilmesi suçu, haklarında ayrılık kararı verilmiş olan eşlerden birinin, aynı konutta beraber yaşamayan kardeşlerden birinin, aynı konutta beraber yaşamakta olan amca, dayı, hala, teyze, yeğen veya ikinci derecede kayın hısımlarının zararına olarak işlenmesi halinde; ilgili akraba hakkında şikâyet üzerine verilecek ceza, yarısı oranında indirilir. Bu durumda suç şikâyete tâbi olacaktır. Zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla şikâyet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden itibaren 6 ay içinde şikâyette bulunması gerekir. Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olan suç hakkında yetkili kimse 6 ay içinde şikâyette bulunmadığı takdirde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz. Mağdurun şikâyetçi olması hâlinde ise failin cezasında yarı oranında (1/2) indirim yapılacaktır.
Suç Eşyasının Satın Alınması veya Kabul Edilmesi Suçu İçin Öngörülen Yaptırım
5237 sayılı TCK’nın 165/1 maddesine göre, Suç Eşyasının Satın Alınması veya Kabul Edilmesi suçu için 6 aydan 3 yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezası öngörülmüştür.
5237 sayılı TCK’nın “Adlî para cezası” kenar başlıklı 52/1 maddesine göre adlî para cezası 5 günden az olamaz. Bu nedenle Suç Eşyasının Satın Alınması veya Kabul Edilmesi suçu için de 5 günden az olmamak üzere 10.000 güne kadar adlî para cezası öngörülmüştür.
5237 sayılı TCK’nın 52. maddesinin 2. fıkrasında, 1 gün karşılığı en az 20,00; en fazla 100,00 Türk Lirası olan adlî para cezası, 12/03/2024 tarih ve 32487 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7499 sayılı Kanun’un 9. maddesi ile 1 gün karşılığı en az 100,00; en fazla 500,00 Türk Lirası olarak değiştirilmiş ve bu değişiklik 7499 sayılı Kanun’un 40/1-a maddesi gereğince 01/06/2024 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Buna göre suç tarihi 01/06/2024 öncesi olan Suç Eşyasının Satın Alınması veya Kabul Edilmesi suçlarında 1 gün karşılığı olarak en az 20,00; en fazla 100,00 Türk Lirası adlî para cezası verilmesi gerekirken, suç tarihi 01/06/2024 ve sonrası olan suçlarda 1 gün karşılığı olarak en az 100,00; en fazla 500,00 Türk Lirası adlî para cezası verilmesi gerekir.
Suç Eşyasının Satın Alınması veya Kabul Edilmesi Suçunda Önödeme
Önödeme, 5237 sayılı TCK’nın 75. maddesinde düzenlenmiştir. TCK’nın 75/1 maddesine göre;
Uzlaşma kapsamındaki suçlar hariç olmak üzere, yalnız adlî para cezasını gerektiren veya kanun maddesinde öngörülen hapis cezasının yukarı sınırı altı ayı aşmayan suçların faili;
a) Adlî para cezası maktu ise bu miktarı, değilse aşağı sınırını,
b) Hapis cezasının aşağı sınırının karşılığı olarak her gün için yüz Türk Lirası üzerinden bulunacak miktarı,
c) Hapis cezası ile birlikte adlî para cezası da öngörülmüş ise, hapis cezası için bu fıkranın (b) bendine göre belirlenecek miktar ile adlî para cezasının aşağı sınırını,
Soruşturma giderleri ile birlikte, Cumhuriyet savcılığınca yapılacak tebliğ üzerine on gün içinde ödediği takdirde hakkında kamu davası açılmaz.
Suç Eşyasının Satın Alınması veya Kabul Edilmesi suçunda, 6 aydan 3 yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezası öngörüldüğünü yukarıda belirtmiştik. Öngörülen hapis cezasının yukarı sınırı 6 aydan fazla olduğu için ve bu suç 5237 sayılı TCK’nın 75/6-a maddesinde sayılan suçlardan biri olmadığı için Suç Eşyasının Satın Alınması veya Kabul Edilmesi suçlarında önödeme hükümleri uygulanmaz.
Suç Eşyasının Satın Alınması veya Kabul Edilmesi Suçunda Uzlaştırma
5271 sayılı CMK’nın 253/1 maddesinde belirtilen suçlarda, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören gerçek veya özel hukuk tüzel kişisinin uzlaştırılması girişiminde bulunulur.
5271 sayılı CMK’nın 253/1-b-9 maddesi gereğince, şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın 5237 sayılı TCK’nın 165. maddesinde yaptırım altına alınan Suç Eşyasının Satın Alınması veya Kabul Edilmesi suçu uzlaşmaya tâbi bir suçtur.
Bu suçtan yürütülen soruşturmada kamu davası açılması için yeterli şüphenin bulunması hâlinde dosya uzlaştırma bürosuna gönderilir. Büro tarafından görevlendirilen uzlaştırmacı, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar görene uzlaşma teklifinde bulunur. Uzlaşma sonucunda şüphelinin edimini def’aten yerine getirmesi halinde, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir.
Suç Eşyasının Satın Alınması veya Kabul Edilmesi Suçunda Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi Kararı Verilebilir mi?
5271 sayılı CMK’nın 171. maddesinin 2. fıkrasına göre, uzlaştırma ve önödeme kapsamındaki suçlar hariç olmak üzere, Cumhuriyet savcısı, üst sınırı üç yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı, yeterli şüphenin varlığına rağmen, kamu davasının açılmasının beş yıl süre ile ertelenmesine karar verebilir.
Görüldüğü üzere Cumhuriyet savcısı tarafından kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilebilmesi için ilgili suçun uzlaştırma ve önödeme kapsamında olmaması gerekir. Yukarıda da belirttiğimiz üzere Suç Eşyasının Satın Alınması veya Kabul Edilmesi suçu uzlaştırma kapsamındadır. Bu nedenle bu suçla ilgili olarak şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez.
Suç Eşyasının Satın Alınması veya Kabul Edilmesi Suçunda Görevli Mahkeme
Suç Eşyasının Satın Alınması veya Kabul Edilmesi suçunda 6 aydan 3 yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezası öngörüldüğünü yukarıda belirtmiştik. Öngörülen ceza üst sınırı 10 yıldan fazla hapis cezası olmadığından 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun gereği bu suç için görevli yargı organı Asliye Ceza Mahkemeleridir.
Suç Eşyasının Satın Alınması veya Kabul Edilmesi Suçunda Tutuklama
Anayasa’nın 19. maddesi uyarınca bir kişinin tutuklanabilmesi, öncelikli olarak suç işlediği hususunda "kuvvetli belirti" bulunmasına bağlıdır. Bu, tutuklama tedbiri için aranan olmazsa olmaz unsurdur.
5271 sayılı CMK’nın “Tutuklama nedenleri" kenar başlıklı 100/1 maddesine göre, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir.
5271 sayılı CMK’nın 100/4 maddesine göre, sadece adlî para cezasını gerektiren suçlarda veya vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç olmak üzere hapis cezasının üst sınırı 2 yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez.
Bu bağlamda, hakkında 5237 sayılı TCK’nın 165/1 maddesinde yaptırım alınan Suç Eşyasının Satın Alınması veya Kabul Edilmesi suçundan soruşturma ya da kovuşturma olan fail ile ilgili diğer şartların da varlığı hâlinde tutuklama kararı verilebilir. Ancak burada şu hususa da değinmek gerekir. Anayasa'nın 13. maddesinde temel hak ve özgürlüklere yönelik sınırlamaların ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı belirtilmiştir. Yine 5271 sayılı CMK’nın 100/1 maddesine göre işin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez. Bu nedenle tutuklamaya ilişkin kararlarda dikkate alınacak hususlardan biri de tutuklama tedbirinin isnat edilen suçun önemi ve uygulanacak yaptırımın ağırlığı karşısında ölçülü olmasıdır.
Suç Eşyasının Satın Alınması veya Kabul Edilmesi Suçunda Azami Tutukluluk Süreleri
Suç Eşyasının Satın Alınması veya Kabul Edilmesi suçunda görevli yargı organının asliye ceza mahkemeleri olduğunu yukarıda belirtmiştik.
5271 sayılı CMK’nın 102/1 maddesine göre, ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde tutukluluk süresi en çok 1 yıldır. Ancak bu süre, zorunlu hallerde gerekçeleri gösterilerek 6 ay daha uzatılabilir. Bu bağlamda Suç Eşyasının Satın Alınması veya Kabul Edilmesi suçunda da tutukluluk süresi en çok 1 yıldır. Ancak bu süre, zorunlu hallerde gerekçeleri gösterilerek 6 ay daha uzatılabilir. Uzatma kararları, Cumhuriyet savcısının, şüpheli veya sanık ile müdafiinin görüşleri alındıktan sonra verilir.
5271 sayılı CMK’nın 102/4 maddesine göre, soruşturma evresinde tutukluluk süresi, ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işler bakımından 6 ayı, ağır ceza mahkemesinin görevine giren işler bakımından ise 1 yılı geçemez. Bu nedenle Suç Eşyasının Satın Alınması veya Kabul Edilmesi suçunda soruşturma evresinde tutukluluk süresi en fazla 6 aydır. Ancak toplu olarak işlenen suçlar bakımından bu süre en çok 1 yıl 6 ay olup, gerekçesi gösterilerek 6 ay daha uzatılabilir. Toplu suç, 5271 sayılı CMK’nın 2/1-k maddesine göre, aralarında iştirak iradesi bulunmasa da 3 veya daha fazla kişi tarafından işlenen suçu ifade eder.
Suç Eşyasının Satın Alınması veya Kabul Edilmesi Suçunda Şahsi Cezasızlık Sebebi veya Cezada İndirim Yapılmasını Gerektiren Şahsi Sebepler
5237 sayılı TCK’nın 167/1 maddesi gereğince Suç Eşyasının Satın Alınması veya Kabul Edilmesi suçunun, haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birinin, üstsoy veya altsoyunun veya bu derecede kayın hısımlarından birinin veya evlat edinen veya evlatlığın, aynı konutta beraber yaşayan kardeşlerden birinin zararına olarak işlenmesi halinde, ilgili akraba hakkında cezaya hükmolunmaz. Bu durumda şüpheli hakkında yürütülen soruşturma sonunda 5271 sayılı CMK’nın 171/1 maddesi gereğince Cumhuriyet savcısı kovuşturmaya yer olmadığı kararı verebilir. Cumhuriyet savcısı tarafından kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmediği ve iddianame düzenlendiği durumda ise mahkemece yapılan yargılama neticesinde fail hakkında 5271 sayılı CMK’nın 223/4-b maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi gerekir.
5237 sayılı TCK’nın 167/2 maddesine göre, Suç Eşyasının Satın Alınması veya Kabul Edilmesi suçu haklarında ayrılık kararı verilmiş olan eşlerden birinin, aynı konutta beraber yaşamayan kardeşlerden birinin, aynı konutta beraber yaşamakta olan amca, dayı, hala, teyze, yeğen veya ikinci derecede kayın hısımlarının zararına olarak işlenmesi halinde; ilgili akraba hakkında şikâyet üzerine verilecek ceza, yarısı oranında indirilir. Bu durumda suç şikâyete tâbi olacaktır. Mağdurun şikâyetçi olması hâlinde ise failin cezasında yarı oranında (1/2) indirim yapılacaktır.
Suç Eşyasının Satın Alınması veya Kabul Edilmesi Suçunda Basit Yargılama Usulü Uygulanabilir mi?
Basit yargılama usulü, 5271 sayılı CMK’nın 251. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı 2 yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir. Kanun metninden de açıkça anlaşılacağı üzere basit yargılama usulünün uygulanmasına karar vermek, mahkemenin takdirindedir. Basit yargılama usulünde, duruşma yapılmaksızın ve Cumhuriyet savcısının görüşü alınmaksızın hüküm verilir. Sanık hakkında mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir (1/4) oranında indirilir.
Suç Eşyasının Satın Alınması veya Kabul Edilmesi suçu için öngörülen ceza miktarı ve türü dikkate alındığında, asliye ceza mahkemesi tarafından basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilemez.
Suç Eşyasının Satın Alınması veya Kabul Edilmesi Suçunda Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) Kararı Verilebilir mi?
5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinin 5. fıkrası gereğince, sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, 2 yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, müsadereye ilişkin hükümler hariç, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi hâlinde sanık, 5 yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulur. Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir. Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması hâlinde, mahkeme hükmü açıklar.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için gereken şartlar 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinin 6. fıkrasında belirtilmiştir. Buna göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için;
a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,
b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması,
c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın; aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi,
gerekir.
Bu bağlamda sanık hakkında Suç Eşyasının Satın Alınması veya Kabul Edilmesi suçundan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, 2 yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise diğer şartların varlığı hâlinde HAGB kararı verilebilir.
Suç Eşyasının Satın Alınması veya Kabul Edilmesi Suçundan Verilen Hapis Cezası Ertelenebilir mi?
5237 sayılı TCK’nın “Hapis cezasının ertelenmesi” kenar başlıklı 51. maddesinin 1. fıkrasına göre, işlediği suçtan dolayı 2 yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm edilen kişinin cezası ertelenebilir. Ancak, erteleme kararının verilebilmesi için kişinin;
a) Daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkûm edilmemiş olması,
b) Suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaatin oluşması
gerekir.
Cezası ertelenen hükümlü hakkında, 1 yıldan az, 3 yıldan fazla olmamak üzere bir denetim süresi belirlenir. Bu sürenin alt sınırı, mahkûm olunan ceza süresinden az olamaz. Denetim süresi yükümlülüklere uygun veya iyi halli olarak geçirildiği takdirde ceza infaz edilmiş sayılır.
Bu bağlamda, sanık hakkında Suç Eşyasının Satın Alınması veya Kabul Edilmesi suçundan hükmedilen hapis cezası 2 yıl veya daha az süreli hapis cezası ise diğer şartların varlığı hâlinde bu ceza ertelenebilir.
Suç Eşyasının Satın Alınması veya Kabul Edilmesi Suçunda Dava Zamanaşımı
5237 sayılı TCK’nın 66/1 maddesine göre, Kanunda başka türlü yazılmış olan haller dışında kamu davası;
a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda otuz yıl,
b) Müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmibeş yıl,
c) Yirmi yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi yıl,
d) Beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda onbeş yıl,
e) Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıl, geçmesiyle düşer.
Suç Eşyasının Satın Alınması veya Kabul Edilmesi suçunda 6 aydan 3 yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezası öngörüldüğünü yukarıda belirtmiştik. Öngörülen ceza miktarı ve türü dikkate alındığında Suç Eşyasının Satın Alınması veya Kabul Edilmesi suçunda dava zamanaşımı 8 yıldır.
Suç Eşyasının Satın Alınması veya Kabul Edilmesi Suçunda Koşullu Salıverilme
Bilindiği üzere mahkûmiyet hükümleri kesinleşmedikçe infaz olunamaz. Bu anlamda Suç Eşyasının Satın Alınması veya Kabul Edilmesi suçundan yargılanıp hapis cezasına mahkûm edilen kişiler için de cezanın infaz edilebilmesinin ön koşulu mahkûmiyet hükmünün kesinleşmesidir.
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 107/1 maddesine göre koşullu salıverilmeden yararlanabilmek için mahkûmun kurumdaki infaz süresini iyi hâlli olarak geçirmesi gerekir. Aynı Kanun’un 107. maddesinin 2. fıkrası gereğince süreli hapis cezalarına mahkûm edilmiş olanlar cezalarının yarısını infaz kurumunda çektikleri takdirde, koşullu salıverilmeden yararlanabilirler.
Bu bağlamda Suç Eşyasının Satın Alınması veya Kabul Edilmesi suçundan hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar için de koşullu salıverilme oranı 1/2’dir.
Ancak burada şu hususa da değinmekte fayda var. Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği’nin “Doğrudan açık kuruma alınacak hükümlüler” kenar başlıklı 5/1-a maddesine göre, kasıtlı suçlardan toplam 3 yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm olanların cezaları doğrudan açık kurumlarda yerine getirilir. Bu bağlamda Suç Eşyasının Satın Alınması veya Kabul Edilmesi suçundan 3 yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm olan hükümlülerin de cezaları doğrudan açık ceza infaz kurumlarında yerine getirilir.