I. GİRİŞ VE KAVRAMSAL ÇERÇEVE

Miras hukuku, bir kişinin ölümüyle malvarlığının kimlere ve nasıl intikal edeceğini düzenleyen hukuk dalıdır. Bu intikal sürecinde kanun koyucu, mirasbırakana malvarlığı üzerinde tasarruf yetkisi tanırken, yakın hısımları korumak amacıyla bu yetkiye "saklı pay" (mahfuz hisse) sınırlaması getirmiştir. Türk Medeni Kanunu'nun 560. maddesi ve devamında düzenlenen tenkis davası, işte bu sınırın aşıldığı durumlarda devreye giren, mirasbırakanın iradesi ile kanuni koruma arasındaki dengeyi yeniden tesis eden bir hukuk mekanizmasıdır.

Bu çalışmanın amacı, tenkis davasının hukuki niteliğini, terekenin tespiti sorununu, net tereke hesabını ve tenkiste sıra kuralını Yargıtay'ın güncel ve yerleşik içtihatları ışığında, uygulayıcılara (hakim, savcı, avukat) yönelik akademik bir perspektifle ele almaktır.

II. TENKİS DAVASININ HUKUKİ NİTELİĞİ: İNŞAİ ETKİ VE SONUÇLARI

A. Yenilik Doğurucu (İnşai) Dava Olarak Tenkis

Tenkis davası, doktrinde ve yargısal uygulamada tartışmasız bir şekilde "yenilik doğurucu" (inşai) bir dava olarak kabul edilmektedir. Bu nitelendirme, davanın sonucunda verilen hükmün, mevcut bir hukuki durumu değiştirerek yeni bir hukuki durum yaratması anlamına gelir. Tenkis davası ile mirasbırakanın yaptığı tasarrufların "iptali" veya "geçersizliği" değil, bu tasarrufların "saklı payı ihlal eden kısmının" etkisiz hale getirilmesi ve yasal sınırlara çekilmesi amaçlanır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2019/178 E., 2022/738 K. sayılı kararında bu hususu şu şekilde formüle etmiştir:
"Tenkis davası, mirasbırakanın saklı payları zedeleyen ölüme bağlı veya sağlararası karşılıksız kazandırmaların yasal sınıra çekilmesini amaçlayan, öncesine etkili, yenilik doğurucu (inşai) davalardandır. Bu dava ile mirasbırakanın yaptığı tasarrufların iptali değil, değiştirilmesi, tasarruf edilebilir sınıra çekilmesi amaçlanmıştır."

Bu tanım, tenkis davasını "iptal davası"ndan (örneğin ehliyetsizlik nedeniyle vasiyetnamenin iptali) ve "miras sebebiyle istihkak davası"ndan kesin çizgilerle ayırır. Tenkis davasında tasarruf, kural olarak geçerlidir; ancak saklı payı ihlal ettiği oranda hukuki sonuç doğurması engellenir.

B. Geçmişe Etkili (Ex Tunc) Sonuç

Tenkis hükmü, inşai niteliği gereği geçmişe etkilidir. Yani tenkis kararı verildiğinde, hukuki sonuç mirasın açıldığı (mirasbırakanın ölümü) andan itibaren doğmuş sayılır. Bu durum, tenkis edilen malvarlığı değerlerinin iadesinde, semerelerin ve faizin başlangıç tarihinin belirlenmesinde kritik öneme sahiptir.

III. TEREKENİN TESPİTİ VE "NET TEREKE" KAVRAMI

Tenkis davasının en karmaşık aşaması, saklı payın ihlal edilip edilmediğinin belirlenmesidir. Bu belirleme, "net tereke" kavramının doğru analiz edilmesine bağlıdır. Yargıtay uygulamasına göre, saklı payların zedelendiğinden söz edilebilmesi için, kazandırma konusu tereke ile kazandırma dışı terekenin tümüyle bilinmesi zorunludur.

A. Terekenin Aktifi

Terekenin aktifi, sadece mirasbırakanın ölüm anında fiilen malvarlığında bulunan değerlerden ibaret değildir. TMK m. 507 ve Yargıtay içtihatları uyarınca terekenin aktifi şu kalemlerden oluşur:

1. Mirasbırakanın Ölüm Tarihinde Bıraktığı Malvarlığı: Menkul ve gayrimenkul mallar, nakit paralar, alacaklar, hisse senetleri vb.

2. İadeye Tabi Kazandırmalar (Denkleştirme): TMK m. 669 uyarınca, mirasbırakanın altsoyuna yaptığı ve aksi belirtilmemişse denkleştirmeye tabi olan çeyiz, kuruluş sermayesi gibi kazandırmalar.

3. Tenkise Tabi Kazandırmalar: TMK m. 565'te sayılan, mirasbırakanın ölümünden önceki bir yıl içinde yaptığı bağışlamalar, saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla yaptığı kazandırmalar vb.

Yargıtay 16. Hukuk Dairesi (Kapatılan), 2011/5494 E., 2011/4909 K. sayılı kararında bu yapıyı şöyle özetler: "Miras bırakanın, ölüm tarihinde bırakmış olduğu mameleki kıymetler ile iadeye ve tenkise tabi olarak yaptığı kazandırmalar terekenin aktifini oluşturur."

B. Terekenin Pasifi

Net terekeye ulaşmak için aktiften düşülmesi gereken pasif kalemler şunlardır:

1. Mirasbırakanın Borçları: Ölüm anında mevcut olan her türlü özel hukuk borcu.

2. Cenaze Giderleri: Mirasbırakanın sosyal statüsüne uygun defin masrafları.

3. Terekenin Mühürlenmesi ve Yazımı Giderleri: Resmi defter tutma masrafları.

4. Üç Aylık Geçim Giderleri: Mirasbırakanın bakmakla yükümlü olduğu kişilerin (örneğin eş ve çocuklar) üç aylık iaşe bedeli.

C. Net Tereke Formülü

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarında (Örn: 2018/1148 E., 2018/3419 K.) belirtildiği üzere formül şöyledir:
Net Tereke = (Ölüm Tarihindeki Malvarlığı + Denkleştirmeye Tabi Kazandırmalar + Tenkise Tabi Kazandırmalar) - (Borçlar + Cenaze Giderleri + Tereke Masrafları + 3 Aylık İaşe)

Bu hesaplama sonucunda elde edilen rakam üzerinden, mirasçıların saklı payları hesaplanır. Eğer mirasbırakanın tasarrufları sonucunda mirasçıya kalan değer, hesaplanan saklı payın altında kalıyorsa, aradaki fark kadar "tenkis" (indirim) yapılması gerekir.

IV. TENKİS HESABI VE SABİT TENKİS ORANI

Tenkis davasında en sık yapılan hata, tenkis hesabının sadece ihlal edilen miktar üzerinden yapılmasıdır. Oysa Yargıtay, "Sabit Tenkis Oranı" yöntemini benimsemiştir.

A. Sabit Tenkis Oranı Nedir?

Sabit tenkis oranı, saklı payı zedelenen mirasçının alması gereken miktar ile ona fiilen kalan miktar arasındaki farkın, tenkise tabi kazandırmaların toplam değerine oranlanmasıyla bulunur.

Formül:
Sabit Tenkis Oranı = (Saklı Pay Toplamı - Mirasçılara Düşen Pay) / Tenkise Tabi Kazandırmalar Toplamı

Bu oran bulunduktan sonra, her bir kazandırma (vasiyetname veya bağış) bu oranla çarpılarak, o kazandırmadan ne kadar indirim yapılacağı belirlenir. Bu yöntem, birden fazla kazandırmanın olduğu durumlarda adaleti sağlar.

B. Değerlendirme Tarihi Sorunu

Tenkis hesabında malların hangi tarihteki değerinin esas alınacağı hayati önem taşır.

1. Terekenin Tespiti Aşamasında: Malların ölüm tarihindeki nitelikleri ve değerleri esas alınır.

2. Tenkis Hesabı Aşamasında: Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre, tenkise tabi malın karar tarihindeki (daha doğrusu keşif tarihindeki) değeri esas alınarak hesaplama yapılır. Bu, enflasyonist ortamda saklı paylı mirasçının korunması açısından zorunludur.

Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, 2010/8673 E., 2010/7490 K. sayılı kararında; "Tenkis davasında terekenin aktif ve pasifinin değerlendirilmesi... için terekenin aktifinde bulunan gayrimenkullerin değerinin ölüm tarihine göre ayrı ayrı belirlenmesi gerekir... Murisin ölüm tarihine göre de 4721 sayılı Kanunla düzenlenen saklı pay miktarları esas alınmalı; faizin başlangıcının karar tarihi olması gerekmektedir." diyerek bu ikili ayrıma dikkat çekmiştir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken ince nokta, saklı payın oran olarak ölüm tarihine göre belirlenmesi, parasal değerin ise karar tarihine (keşif tarihine) taşınmasıdır.

V. TENKİSTE SIRA (TERTİP) KURALI

Tenkis davasında hakim, keyfi bir şekilde indirim yapamaz. TMK m. 570, tenkiste uyulması zorunlu bir sıra öngörmüştür. Bu sıra "kamu düzenine" ilişkindir ve hakim tarafından resen gözetilmelidir.

1. Ölüme Bağlı Tasarruflar: Tenkis, öncelikle vasiyetname gibi ölüme bağlı tasarruflardan yapılır. Saklı pay bu şekilde karşılanabiliyorsa, sağlararası kazandırmalara dokunulmaz.

2. Sağlararası Kazandırmalar: Ölüme bağlı tasarrufların tenkisi yetmezse, sağlararası kazandırmalara geçilir. Burada kural, "en yeni tarihliden en eskiye doğru" gitmektir. Yani mirasbırakanın ölümüne en yakın tarihte yaptığı bağıştan başlanarak geriye doğru gidilir.

3. Kamu Tüzel Kişilerine ve Derneklere Yapılan Bağışlar: En son sırada bunlar tenkis edilir.

VI. BÖLÜNMEZ MAL VASİYETİNDE TENKİS (TMK m. 564)

Uygulamada sıkça karşılaşılan bir diğer sorun, değerinde azalma meydana gelmeksizin bölünmesi imkansız olan bir malın (örneğin bir dairenin) vasiyet edilmesidir. Bu durumda TMK m. 564 devreye girer.

Eğer vasiyet edilen malın değeri, tasarruf edilebilir kısmı aşıyorsa; vasiyet alacaklısı (lehine kazandırma yapılan kişi) iki seçenekten birini kullanabilir:

1. Bedel İadesi: Malı alır, ancak saklı payı ihlal eden fazla kısmı nakit olarak mirasçılara öder.

2. Malı İade ve Bedel Talebi: Malı mirasçılara bırakır, ancak tasarruf edilebilir kısım kadar olan değeri nakit olarak talep eder.

Bu seçim hakkı, vasiyet alacaklısına aittir.

VII. SONUÇ VE DEĞERLENDİRME

Tenkis davası, mirasbırakanın mülkiyet hakkı ve tasarruf özgürlüğü ile kanun koyucunun aileyi koruma amacı (saklı pay) arasındaki çatışmanın yargısal çözümüdür. Bu davanın adil bir şekilde sonuçlandırılması;

1. Davanın inşai niteliğinin kavranmasına,

2. Terekenin aktif ve pasifinin eksiksiz tespit edilmesine (Net Tereke),

3. Sabit tenkis oranı formülünün doğru uygulanmasına,

4. Tenkiste sıra kuralına riayet edilmesine bağlıdır.

Hukuk uygulayıcıları için en kritik nokta, terekenin sadece ölüm anındaki mallardan ibaret olmadığını, mirasbırakanın sağlığında yaptığı ve kanunen tenkise tabi tutulan kazandırmaların da (TMK 565) terekeye "hesaben" dahil edilmesi gerektiğini unutmamaktır. Yargıtay'ın istikrar kazanmış içtihatları da bu yöndedir ve tenkis davalarında matematiksel kesinlik ile hukuki nitelemenin bir arada yürütülmesini zorunlu kılmaktadır.