Cezaevindeki hükümlüler 7/24 tek bir şeyi düşünürler: Ne zaman çıkacağım? Tüm düşünceleri ve eylemleri bu hedefe odaklanmıştır. Cezalarının ne zaman biteceğini bilirler ve bu her zaman akıllarındadır.
Son on yıl içinde “gittikçe büyüyen bir endüstri” haline gelen Türk Cezaevlerine özgü stratejiler ve beklentilerin neler olduğu? Toplumdaki kişi ve meskenlerin güvenliği için etkili cezaevi hizmetler yelpazesi nasıl olmalıdır? soruları her ülke gündeminde güncelliğini korumaktadır. İşte bu sorulara özgü bir paket oluşturmak üzere yedi başlık altında toplanan aşağıdaki ilkeler dizinine yer verilmiştir.
· Hükümlülerin yeniden topluma entegre olması için kişiye özgü potansiyelleri değerlendirme;
- Suçluda davranış değişimini hedefleyen programlara yer verilmesi;
- Suçluların salıverilmesine yönelik ciddi hazırlıkların yapılması; ve
- Salıverilen hükümlünün denetimli serbesti rejiminde hukuka uyarlık içinde topluma entegre edilmesidir.
2. Suçluların kurumda makul, güvenli ve insanca kontrolü:
- Mahpusluğun elverdiğince en az kısıtlayıcı düzeyde geçirilmesi ilkesi ışığında suçluların güven- li bir ortamda muhafazası;
- Suçluların sağlık, korunma ve güvenliğini sağlayıcı bakım ve gözetime önem verilmesi;
- Kapsamlı bir şekilde toplum merkezli cezaevi hizmetlerine ağırlık verilmesi; ve
- Hükümlü ve tutuklu nüfusun etkili bir şekilde yönetimine odaklanılmasıdır.
3. Cezaevlerinde hukuka saygınlığın gerçekleşmesi:
- Kurumdaki işlemlerin ceza ve infaz hukukuna uygunluğu denetlenmeli;
- İç denetim kanalları açık tutulmalı; ve
- İzleme kurullarının raporları ciddiye alınmalıdır.
4. İnfaz hizmetlerinin ceza adaleti sisteminin (CAS) aktif bir öğesi olduğu bilincinin yer etmesi:
- Halka danışılma yanında halkın katılımı da sağlanmalı;
- İnfaza ilişkin deneyim ve sonuçların halkla paylaşılması; ve
- İlkelere ve beklentilere uyarlılık içerisinde saydam ve sorumlu bir yönetim anlayışı ve kültürü- nün yer etmesi için çalışılmasıdır.
5.Sağlıklı bir çevre oluşturulması:1
- Suçluların fiziki ve akıl sağlığına yönelik kapsamlı sağlık bakım stratejisi oluşturulması;
- Bulaşıcı hastalıklar, uyuşturucu madde/ilaç suiistimaline karşı kapsamlı, bütünleşmiş bir strateji geliştirilmesi;
- Personel ve hükümlü/tutuklular için güvenli ve sağlıklı bir çevre oluşturulması; ve
- Kadın hükümlüler için özel ihtiyaçlarının gerektirdiği bakım ve barınma sağlanmasıdır.2
6.Güvenli ve emniyetli infaz kurumları oluşturulması:
- Mahpusların elverdiğince en az kısıtlayıcı güvenlik seviyesinde muhafazası;
- Ranzaların önemli ölçüde azaltılması;
- Şiddet olaylarında azalma sağlanması;
- Personel, suçlu ve ziyaretçilerde güvenlik duygusunun geliştirilmesi;
- Personel-mahpus oranı üzerinde durulması; ve
- Zamanlıca yapılacak “risk değerlendirmesi”3 ile müdahalelerin belirlenmesidir.
7.Salıverilme sonrası topluma güvenli uyumun hedeflenmesi:4
- Kurumlarda güvenli bir şekilde topluma intibakı sağlayıcı nitelikte program çeşitlemelerine ağırlık verilmesi;
- Hükümlülerin salıverilme öncesi topluma hazırlayıcı nitelikli çalışmalar yapılması ve bu çalışmalara katılım için motive edilmeleridir.
Özetle, cezaevi ilkeleri, insan onuruna, güvenliğine ve rehabilitasyonuna öncelik verir; mahkumların kaynaklarından bağımsız olarak saygıyla muamele görmelerini, işkenceden korunmalarını ve insani koşullara sahip olmalarını zorunlu kılmakta; temel standartlar arasında ayrımcılık yapmama, savunmasız grupların ayrılması ve yeniden entegrasyonu kolaylaştırmak için cezaevi yaşamının toplum normlarıyla uyumlu hale getirilmesi yer almaktadır.
Bu ilkeler doğrultusunda cezaevlerinde hükümlülere uygulanacak tretman açısından öncelikli (yeniden suç işleme riski en yüksek) olanlar ile tretman modalitesini saptamak için aşağıda yoğunluk derecesine göre sıralanan gereksinme kategorileri (kriminojenik faktörler) göz ününe alınmalıdır.
Yukarıdaki tablo uyarınca kapsamlı, psiko-sosyal bir hükümlü profili inşa edilerek suçlu davranışa katkısı olan ve yeniden suç işlemeye (mükerrirliğe) yöneltici sorun alanları belirlenmeli; risklere ve gereksinmelere odaklanan zorunlu bir infaz planı hazırlanmalıdır.
Bu konuda cezaevindeki kişilerin temel haklarına saygıyı değerlendirmeyi amaçlayan karma bir endeks olarak Cezaevi Yaşam Endeksi referans alınabilir. Hürriyetten yoksunluğa özgü uluslararası belgelere dayanmakta olan bu endeks cezaevindeki kişilerin yaşam koşullarıyla ilgili 61 göstergeyi içerir ve bunlar beş boyuta ayrılmıştır: “Yemek, uyku, duş”, “Tıbbi bakım”, “Korunma”, “Aktif olma” ve “Bağlantı kurma”.5
|
Toplam Mahpus Sayısı |
412.991 |
|
Kapasite |
304.956 |
|
Açık Cezaevi |
114.418 |
|
Kapalın Cezaevi |
298.573 |
|
Hükümlü |
348.735 |
|
Tutuklu |
64.256 |
Mart 2026-CİSST*
Kuşkusuz, hükümlülere uygulanan infaz planındaki tretman programlarının kalite ve etkinlik açısından irdelenmesi; araştırma bulguları ile kanıtlanan programlara ağırlık verilmesi; uygulanan programların izlenmesi ve değerlendirilmesi siyaseti benimsenmelidir. Bu konuda şu dört temel ilke göz önünde bulundurulmalıdır:
- Risk ilkesi: Bu ilke mükerrirlik riski en yüksek olan suçlular, en fazla tretmana ihtiyacı olanlar ile bu müdahaleden yararlanma olasılığı en fazla olanları ifade etmektedir. Tretman kaynakları yüksek risk grubunda yer alan hükümlülere tahsis edilmelidir. Bu ilkenin önemi tretman kaynaklarının hiçbir zaman sınırsız olmaması ile planlamacı ve siyaset yapımcılarının kaynakların etkili bir şekilde kullanılması gereğinde saklı bulunmaktadır. Araştırma bulguları, mükerrirlik riski düşük hükümlülerin sorunları için tüketilen tretman kaynaklarının etkili olmadığını göstermiştir. Bu söylemin en rasyonel çıkarımı bu gruptaki hükümlüler için tahsis edilen kaynakların minimum ölçüde olmasıdır.6
- Gereksinme ilkesi: İnfaz sisteminde yalnızca kriminojen ihtiyaçlara odaklanılmasını ifade eden bu ilke uyarınca mükerrirliği önlemek üzere suçluluk eylemine ilişkin dinamik risk faktörleri hedeflenmelidir. Diğer faktörler, tretmana özgü olası hedefler gibi gözükse de suçlunun mükerrirliğini azaltmakta etkili olmayacaktır. İşte gereksinme ilkesi de kriminojen etmenlerin bir değerlendirilmesini içermektedir. Bu etmenlere ait cetvele aşağıda yer verilmiştir:
|
Kriminojenik faktörler |
Non-kriminojenik faktörler |
|
-Suça yönelik (suçlu davranışı destekleyen -Anti-sosyal kişilik (düşük irade kontrolü, -Suça eğilimli olanlarla arkadaşlık, -Sosyal (eğitim, iş açısından) başarısızlık, -Aile durumu (evlilik, sorunlu bir evlilik, -Uyuşturucu madde bağımlılığı, ve -Boş zamanları değerlendirme yoksunluğu. |
-Kişilik tablosu, -Duygusal rahatsızlık (kaygı, -Major akıl hastalıkları (Şizofreni, -Hırs/ihtiras eksikliği, -Mağdurluk özgeçmişi, -Fiziki faaliyet eksikliği. |
- Denklik ve duyarlık ilkesi: Bu ilke tretmanın suçluya en uygun biçimde sunulmasını içermektedir. Bu önerme, tretman stilinin hükümlünün öğrenim ihtiyaçları ile uyumlu ve onun alışık olduğu stilde olmasıdır. Temel postulat, insanların özel öğrenim stilleri olduğu ve tretmanın etkinliği için bu öğrenim stillerinin göz önüne alınması gerektiğidir. Bu doğrultuda ülkemizde uygulanan algısal davranış programları en etkili olanlarıdır. Bu programlarda kullanılan öğrenim stili suçluların öğrenim stili ile uyum içerisinde, katılımcı öğrenim pratikleri, yetenek geliştirme ile tekrara dayalı bulunmaktadır.
- Profesyonel takdir: Bu ilke, hükümlülerin gözlem ve sınıflandırılmaya tabi tutulması sürecinde uygulanan test/enstrümanların her suçlu için geçerli olamayacağı göz önüne alınarak, gerektiğinde birey veya durumun özelliklerinin alınacak kararda göz önünde bulundurulmasına yöneliktir. Yalnız bu takdirin keyfi nitelikte olmayıp, dikkatlice kullanılması ve gerekçelendirilmesi gerekmektedir.
Bu siyasete ışık tutmak açısından tretman ölçütlerine özet olarak aşağıda yer verilmiştir:
- Araştırma bulguları ile desteklenen belirgin bir değişim modeli (programın suçlunun gelecekte- ki davranışında değişim yaratmak üzere kanıta dayalı gerçekçi bir model) olması;
- Uygun suçluların seçilmesi (programa değişim ihtiyacı olan ve riski azaltılabilecek hükümlülerin alınması);
- Dinamik risk faktörlerinin hedeflenmesi (programın ihtiyaç duyulan ve etkilenebilecek risk alanlarını öngörmesi);
- Bir hedefler dizinin (odaklanılacak risk alanlarının) seçimi;
- Etkili yöntemlerin belirlenmesi (çalıştığı kanıtlananların kullanılması);
- Yetenek geliştirmeye odaklanılması (suçtan uzak bir yaşam sürdürmek için yeteneklerin öğretilmesi);
- Sıralama, yoğunluk ve süresinin saptanması (riskin azaltılması doğrultusunda maksimum etki için zaman çizelgesinin hazırlanması);
- Meşguliyet ve motivasyon sağlanması (kişinin olumlu yanıtlar vermek üzere cesaretlendirilmesi);
- Program ve hizmetlerde devamlılığın sağlanması (tretman ve izlemenin etkilerini maksimize etmek üzere etkinliklerin koordine edilmesi);
- Programların devamlı olarak izlenmesi (uygulanan programın kontrol edilmesi); ve
- Değerlendirmenin yapılması (hangi programın çalıştığının kontrol edilmesi ve geliştirilmesidir).
İşte yukarıdaki ilkeleri göz önüne alan kaliteli infaz programlarının kullanılması sonucu hükümlülerin üretken vatandaş olmasına yardımcı olunması ve suçların genelde azalması mümkün görülmektedir. Nitekim, etkili infaz programlarının, hükümlülerin yeniden cezaevi konuğu olmaları olasılığını azalttığını göstermiştir. Bu konuda yabancı ülke tretman programlarını kopyalamak yerine ülkemize özgü kültürel normları entegre eden programlar üzerine yapılacak araştırmalarla, hükümlülere yönelik programların etkisini anlamak ve olumlu sonuçlar veren bileşenlerin belirlenerek programların niteliğini geliştirme amaçlanmalıdır.
Performans Göstergeleri
Şimdi sizlerle 1978 yılında geliştirip uygulamaya koyduğum (merkezi) güvenlik amaçlı arama timi ile cezaevlerinde yıllık performans ölçümlemelerine değinmek istiyorum. O tarihte Afyon merkezli olarak oluşturulan elektronik destekli arama timi ile cezaevlerinde gerçekleştirilen aramalar, kurumsal güvenlik için bunun ne derece gerekli olduğunu kanıtlamıştır. Kurum personelince yapılan aramalar korku, tehdit veya menfaat gibi çeşitli nedenlerle istenilen sonucu sağlamaktan uzak olduğundan kurumla hiçbir ilişkisi olamayan/mahpusları tanımayan arama timi kurum personeli için de güvence olmakta; kurum personelince görülmesine karşın bildirilmeyen uyuşturucu madde/ilaç, kesici alet veya silahın yaratacağı riskler giderilmektedir. Etkili olduğuna inandığım ve uzun yıllardır İsveç’te uygulaması olan bu arama timlerinin şimdilerde bölgesel olarak oluşturulması kurum güvenliği için yerinde bir tedbir olacaktır.
Cezaevlerine özgü ilkeler bağlamında önemli bir öğe de hizmette kalite için kurumsal performansın ölçülmesi ve bu konuda kamuya hesap verilmesidir. Vergilerle beslenen bu kurumlar hakkında halkın bilgi edinme hakkı gereği bu değerlendirme yapılmalıdır.7 Bu amaçla aşağıda açık uçlu faktörlere özgü amaçlanan hedefler ile gerçekte var olanın saptanması ve üçüncü kolonda da sonuç değerlendirmesine yer verilmesi planlanmış bulunmaktadır (Cezaevlerinde kontrol endeksi). Önceden vurgulandığı üzere, amaç, her zaman, kurumdaki hizmetin ne derece verildiğinin önemli birer göstergesi olan müessir fiil, adam öldürme veya firar gibi olayların etkili proaktif eylemlerle sıfıra indirgenmesi olmalıdır.
Hedef Gerçek Sonuç
· Tehlikeli suçluların kurumlardan firarını önlemek 0
· Kapalı cezaevleri ile nakil sırasında firar edenlerin cezaevleri nüfusuna oranı % 0.05
· Firarların açık cezaevlerindeki 1.000 hükümlüye oranı <1/1.000
· Disiplin cezasını gerektirir nitelikte personel, mahpus ve diğerlerine karşı işlenen müessir fiillerin cezaevleri nüfusuna oranı %9.0
· İlaç/uyuşturucu madde Suiistimalindeki pozitif test oranı %8-10
· E/F/L tiplerinde oda/koğuş kapasitesinden fazla hükümlü/tutuklu barındıranların nüfusa oranı %15
· Mahpusların amaçlı faaliyetler için bir haftalık sürede geçirdiği zaman dilimi 24 saat
· Salıverilen hükümlülerden matematikte dört işlemi bilmeyenlerin oranı %1
· Salıverilen hükümlülerden okuma yazma %1 bilmeyenlerin oranı
· Sanat/eğitim türü meslek edinme programlarını tamamlayan hükümlülerin toplam hükümlüye oranı %20
· Çalışan hükümlülerin toplam hükümlü nüfusuna oranı %50
· Her personel üyesinin bir yılda hasta olarak geçirdiği gün ortalaması 15
· Mahpusların 20 iş gününde yanıt verilen %75 dilekçeleri ortalama oranı
İşte yukarda taslak olarak verilen bu göstergeler gelişmelere göre güncelleştirilmeli ve çıtanın olabildiğince yükseltilmesi amaçlanmalıdır. Bu bağlamda infaz sisteminin meşruiyeti de konu edinilmelidir. Meşruiyet, kuşkusuz, bireysel kararlardan ziyade sistemin veya tümden infaz rejiminin ahlaki olarak kabul görülebilirliğidir. Bu nitelik de toplumdaki değerler sistemi ile yakından ilişkili olup; infaz sisteminin meşruiyeti bu değerlere göre irdelenmelidir.
Hükümlülerde Risk Ölçümü
Risk değerlendirilmesi odağında yatan soru, salıverilecek hükümlünün toplumda tehlikeli bir davranış gösterip göstermeyeceğidir. “Tehlike/ tehlikeli” terimi kişinin zarar görme riskinde olduğunu göstermek için kullanılırken, “tehlikelilik” terimi, karşıt olarak, bazı eylem, durum veya kişileri tasvir için kullanıl- makta ve halk zarar görme riskiyle karşı karşıya gelmektedir.
Hükümlülere özgü risk değerlendirilmesinde, cezaevinden salıverilme (şartlı/bihakkın) sonrası kişinin topluma uyumunu riske atabilecek içsel/ dışsal faktörlerin belirlenmesi (örneğin iş olanakları, maddi/ manevi destek sistemleri, yeni suç işleme eğilimi, tehlikelilik v.s.) gerekmektedir. Bu bağlamda “tehlikelilik” faktörlerden yalnızca biri olarak belirmektedir.
Risk değerlendirilmesinde, bazı potansiyel risk faktörleri ile tehlikelilik arasında ilişkisel illüzyona da tanık olunmaktadır. Bunun en belirgin örneği de akıl hastası kişilerin, şiddet ve tehlikeli olmalarının akıl hastası olmayanlara göre fazla olduğuna çoğu insanların inanmalarıdır. Ne var ki, bu türden kuvvetli bir ilişkiye işaret eden çok az kanıt vardır.
Davranışları tahmin etmek her zaman aynı derecede kolay olmamaktadır. Eğer davranış toplumda sıkça var olan bir davranış türü ise, örneğin çay içme, o davranışa özgü tahmin yapılması çok kolay olurken; bir şahsın çay içip içmediğini tahmin etmeniz istenildiğinde verilecek yanıtın “evet” olmasının doğruluk derecesi oldukça yüksek olurken, sıkça görülmeyen davranış türlerinde tahmin olasılığı düşük olmaktadır. Nitekim kasten öldürme oranı Türkiye’de yaklaşık 100.000’de 34 ise,8 kimin katil ve kimin maktul olacağını tahmin etmek oldukça zor ve belki de imkânsız görülmektedir.
Tehlikeli davranış gösterisini tahmine özgü değişkenler/tahmin cetvelleri arasında Webster tarafından geliştirilen TKR-20 9 projesi güvenilir bir nitelik sergilemektedir. Tarihsel, klinik ve risk değişkenleri, tehlikelilik ve risk değerlendirilmesi sürecinde yararlı görülmektedir. Tarihsel değişkenler hükümlünün öz geçmişindeki sabit veya statik olanlarıdır. Klinik değişkenler, kişinin içinde bulunduğu mevcut faktörlere ilişkin beden ve ruh sağlığı uzmanlarının değerlendirmeleri; risk değişkenleri (dinamik) ise, uzmanların salıverilecek hükümlülerin farklı ortamlarda riskin üstesinden nasıl gelebileceklerini tahmin etmelerine yardımcı olanlardır.
İşte bu üç gruptaki değişkenler sırasıyla şöyledir:
I.Evre: Tarihsel/Statik Değişkenler
(1) Önceki şiddet olgusu. Gelecekteki şiddet eyleminin en iyi belirleyicilerinden biri kişinin geçmişteki şiddet içeren davranışlardır. Bir kişinin gelecekte saldırgan bir davranışta bulunma olasılığı bu türden geçmişteki her olgu oranında artış göstermektedir. Bu nedenle, kişinin geçmişte şiddet eylemleri gösterisine ait kanıt güçlü olduğunda tehlikeli davranışta bulunma olasılığı da fazla olacaktır.
(2) Yaş: Birincisi, yaşla gelecekteki şiddet gösterimi arasında ters bir ilişki vardır. Suçlu genç yaşta olduğunda suçlunun gelecekte şiddete başvurma olasılığı da fazladır. İkincisi ise, ilk şiddet olgusunda kişi ne kadar genç ise, şiddet suçlusu olma veya olmaya devam etmesi olasılığı da o derece fazladır. Şiddet olgusunun gelecekteki şiddet gösterimi için dayanak olmasındaki güçlük, çoğu suçlunun genç olmasından kaynaklanmaktadır. Bu nedenle, dikkatler özellikle şiddet eylemin biçimine odaklanmalıdır. Genelde, sıkça işlenen oldukça yoğun ölçekli şiddet eylemleri serisi, ara sıra işlenen şiddet olgularına göre fazlaca tahmine esas olmaktadır.
(3) Dengeli bir yaşam stili: İstikrarlı bir iş hayatı, aile bağları ve sosyal desteğe sahip hükümlüler şartla salıverme süresince düşük bir risk oluşturmaktadır.10 Yalnız yaşam stilindeki dengenin şiddet eylemleri için düşük bir risk oluşturması karşısında doğrudan bir ilişkisi olduğu pek açık değildir.
(4) Alkol veya uyuşturucu madde/ilaç suiistimali: Madde suiistimali ile şiddet eylemleri arasında genelde bir ilişki vardır. Gelecekteki şiddet veya tehlikeli davranışı tahmin bakımından kişinin geçmişteki şiddet eylemlerinin ne ölçüde uyuşturucu maddeye ilişkili olduğu özellikle önemli görülmektedir. Şiddetin kendisini kontrol etmenin ne kadar zor olduğu göz önüne alındığında, suçluların hem şiddet eğilimleri ve hem de madde suiistimali sorunlarının üstesinden gelebilmesinin ne derece zor olduğunu düşünmek hiç de abartı olmayacaktır.
(5) Akıl hastalığı: Genelde kişilik bozuklukları ve özelde psikopatlık, şiddet riskine ilişkili görülmekte iken, diğer akıl hastalıkları örneğin şizofreni gerçekte şiddetle ters ilişki içinde olabilir.11 Genelde çoğu akıl hastası kişilerin şiddet eylemleri için bir risk oluşturmadığı veya en kötüsünden, aralarında ilişkinin çok zayıf bir ilişki olduğu söylenebilir. Bu nedenle, akıl hastalığı geçmişi olan bir kişinin ilerde saldırgan olup olmayacağını tahmin etmek üzere geçmişte işlediği şiddet eylemi ile akıl hastalığı arasında bir ilişkisi olup olmadığına bakılmalıdır.
(6) Psikopatlık: Geçmişinde şiddet yoğunlaşmasına tanık olunan psikopat kişilerin mükerrir şiddet suçlusu olma riski oldukça fazladır. Psikopat suçlunun yaşamında tanık olduğu toplumsal tepki, işlediği suçun sosyal, kişisel ve ailevi sonuçları, çekilen hürriyeti bağlayıcı ceza ve sonrasındaki sosyal tecrit gibi ikincil faktörler, onun anormal kişiliğini daha da anormal yapmaktadır.12
(7) Okuldaki uyumsuzluklar: Kişinin ilk/orta öğretimdeki (a) Akademik yeteneksizliği ve başarısızlığı (b) Sınıftaki davranışı ve okuldaki genel uyumsuzluğu şiddet eylemleri için artan derecede bir risk oluşturabilmektedir. Bu iki faktörü özellikle okul döneminde tam olarak değerlendirmek zor görülmekte ise de ilerdeki şiddet eylemleri için güçlü bir ilişkiye işaret ettikleri bilinmelidir.
(8) Kişilik bozuklukları: Kişilik bozuklukları şiddet açısından artan derecede bir riske işaret etmektedir. Bu durum özellikle anti-sosyal kişilik bozukluğu (psikopatlık) ve sınırdaki kişilik bozuklukları için geçerlidir.
(9) Hükümlünün salıverilme sonrası başarısızlığı: Daha önce işlediği bir suçtan şartla salıverilen hükümlünün başarısızlığı, özellikle sergilediği şiddet eylemleri, bu kez de yeni bir suçtan cezaevinde bulunan hükümlünün salıverilmesi sonrası başarısız olacağını gösteren güvenilir bir faktördür.
(9) Ebeveynden ayrılık: Dengeli bir yaşam ve okuldaki uyuma ilişkili olarak, on beş yaş öncesi ebeveyninden ayrılmış bulunan suçlular genelde şiddet eylemleri için artan bir risk oluşturmaktadırlar. Bu durum yalnızca ölüm dışı nedenlerle ebeveyninden soyutlanmış kişiler için geçerli görülmektedir.
II. Evre: Klinik/Mevcut Değişkenler
(11) İç görü: Bu faktör kişinin kendi akıl hastalığına ait iç görüsüdür. Bu faktör daha genel bir anlatımla, suçlunun işlediği suçtan sorumluluğu kabul etmesine ve ne ölçüde suçlu davranışının ciddiyetini takdir etmesine ilişkin bulunmaktadır. Bu nedenle, işlediği bir suçtan dolayı suçu, toplumda/ceza adaleti sisteminde/davranışın diğer dış nedenlerinde arama yaklaşımı önemlidir.
(12) Düşünceler: Suçlunun taşımakta olduğu düşüncelerin toplumsal veya toplum karşıtı olup olmadığı belirlenmelidir. Suçlunun ne ölçüde düşmanca, empulsif, tutarsız, sorumsuz, saldırgan v.s. olduğuna dikkat edilmelidir. Burada sözü edilen “şiddet eylemine özgü risk” olduğundan suçlunun önceki şiddet eylemi hakkındaki düşüncelerini saptamak önemlidir. Suçlu kişi üzüntü ve nedamet duymakta mıdır? Veya eylemlerini küçümsemekte, şiddet ve niteliğini yadsımakta mıdır?
(13) Semptomlar: İstisnai bir görüntü sergileyen şiddet veya saldırgan davranışlara ait semptomlara değinilmektedir: Suçlu özellikle dehşet saçan bir davranış sergiledi mi? Suçlunun beslediği şiddete yönelik fantezileri var mı? Suçlunun sergilediği şiddetin herhangi bir şekilde bazı algısal veya muhakeme yetersizliğine ilişkisi var mıdır?
(14) Duygusal denge: Duygusal dengesizlik, şiddet olgusu için klinik risk faktörü olarak görülmektedir. Bu nedenle, suçlunun ne ölçüde duygusal denge sergilediği veya güven içinde olduğunu değerlendirmek önemlidir. Ek olarak, suçlunun geçmişindeki şiddet eylemine ilişkin risk faktörlerinin önemini göz önüne alarak, kişinin duygusal dengesizliğinin önceki şiddet gösterisine ilişkin olup olmadığı ciddi bir şekilde değerlendirilmelidir.
(15) İyileşmeye yatkınlığı: Bu faktör suçlu kişinin geçmişte ve şimdiki iyileştirme girişimlerine ne derece yanıt verdiğine ilişkin bulunmaktadır. Bu bağlamda, hükümlünün risk faktörlerinden (örneğin uyuşturucu madde/ilaç suiistimali, beslediği düşüncelerden) kaynaklanan sorunları halletmek için cezaevlerinde yürütülen programlara katılma/ kullanma yeteneği dikkatlice değerlendirilmelidir.
III. Evre: Risk/Gelecekteki Değişkenler
(16) Geçerli plan/programlar: Geçmişte şiddet eylemi sergilemiş bir suçlunun yaşamında hiçbir şeyin değişmemiş olması halinde gelecekte benzer eylemleri sergilememesi için hiçbir neden yoktur. Salıverilen hükümlülerin özel gereksinmelerine (uyuşturucu madde suiistimali, duygusal dengesizlik v.s.) uyarlı programlarla risk faktörleri etkisi azaltılırken, maddi/manevi destek sistemleri artırılmalıdır. Aksi takdirde mükerrir suçluluk kaçınılmaz olmaktadır. Mükerrirlik olgusuna ait verilere bakıldığında görülen tablo şöyledir: 1/6/2000 tarihi itibariyle ülkemiz Adli Sicil veri tabanı taramasında 1994 yılında hakkında ceza fişi oluşturulan 480.289 hükümlüden %19,5 inin (94.074) 1994-1999 yıllarında birden çok suç işlediği ve ortalama suç sayısının 2 olduğu saptanmış; bunların %6,7 si hapis ve para cezasına, %52,6’sı para cezasına ve %40,5’i de hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkûm edildiği görülmüştür.
Engin Avcı ve Aslıhan Kovancı tarafından bu konuda yapılan çalışmada şartlı salıverilen tüm mahkûmların %61'inin (452.346) üç yıllık takip süresi boyunca yeniden suç işlediği ve bu suçların toplam suçların %19'unu (8.143.240) oluşturduğu sonucuna varılmıştır. Bu hükümlülerin %31'i ilk 6 ay içinde, %49'u bir yıl içinde, %73'ü iki yıl içinde ve %87'si üç yıl içinde yeniden tutuklandı.
Bu çalışma, Covid-19 pandemisi önlemleri nedeniyle şartlı tahliye edilen mahkumlar baz alınarak, üç yıllık takip süresi için Türkiye'deki genel yeniden suç işleme oranının %61 olduğunu; hırsızlık, dolandırıcılık ve uyuşturucuyla ilgili suçların en çok yeniden işlenen suç türleri olduğunu; ayrıca, tahliye edilen mahkumların takip süresi boyunca suç oranlarında %20'lik bir artışa neden olduğunu ortaya koymuştur.13 Bu doğrultudaki araştırmalar periyodik olarak UYAP veri tabanında kolaylıkla yapılabilir.
(17) Temas imkânı: Yukardaki 16’ıncı faktördeki bilgiyi takiben, salıverilen suçlunun şiddete yönelme riski, kendisini riske sokacak veya uyuşturucu maddeyi sağlayacak kişilerle teması ölçüsünde artacaktır: Suçlunun olası mağdurlar, silahlar, birlikte suç işleyeceği kişilerle teması olabilecek mi? Suçlunun yeniden uyuşturucu madde/ ilaç suiistimal etme riski var mı? Suçlunun suiistimali kontrol konusundaki düşünce ve planları var mı?
(18) Destek: Suçluların şiddete yönelme riskini azaltmasında yardımcı olacak bir destek sisteminin varlığı oldukça önemlidir. Destek sistemi bir eş, aile ve dürüst arkadaşları kapsamakta ise de yalnız onlarla da sınırlı olmayıp; gerektiğinde profesyonel destek sağlanabilmelidir.
(19) Duyarlı olabilme: Suçlu kendisine sunulan programlara, verilen destek veya yardıma ilgisiz kaldığında dünyadaki tüm plan ve destek sistemleri kendisi için yetersizlik ifade edecektir. Cezaların infazı sırasında hükümlülerin davranışlarını değiştirmeye istekli olması ve programlardan yararlanması gerekmektedir-iş birliği. Programların gerçekçi olmaması veya hükümlünün isteksiz olması halinde risk faktörlerinin devreye gireceğine kuşku duyulmamalıdır.
(20) Stres: Bu faktör, saldırgan kişide var olan şiddet eylemi riskini artırmaktadır. Bazı stres faktörlerini (örneğin iş, ihtiyaç duyulan hizmetlerin varlığı) tahmin etmek nispeten kolay ise de diğerlerini (örneğin destek sağlayan bir kişinin ölümü) tahmin etmek zor veya imkânsız görülmektedir. Yalnız, stres ve şiddet arasındaki ilişki kadar suçlunun yaşamındaki olası stres faktörlerine ait incelemeler suçlunun cezaevinden salıverilme sonrası şiddet riski oluşturmasını belirlemede yardımcı olabilecektir.
İşte TKR-20 değişkenler serisi ile edinilen bilgi psiko-metrik bir ölçümleme vasıtası olmak yerine tehlike ve şiddete ilişkin güvenilir nitelikte bir tahmine rehberlik yapmaktadır (risk ve ihtiyaçlara duyarlık).
Bu nedenle, bu tahmin işleminde yapılan toplama işlemi, bir puanlama saptamak yerine belli bir hükümlüye özgü değişkenlerin ne ölçüde yoğunluk sergilediğini belirlemektir. Bu süreçte, tüm değişkenlerin her suçlu için aynı derece de önemli olmadığı bilinmelidir: Okuldaki uyumsuzluk veya ebeveyninden ayrılık bazı suçlularda özellikle yararlı bilgi sağlarken, diğerlerinde bu bilgi suçlunun geneldeki duygusal ve davranış sorunlarını anlama da yararlı olabilir. Aşağıda tarihsel (T), klinik (K) ve risk(R) değişkenlerini içeren tabloya yer verilmiştir.
TKR-20 Değişkenler Dizini
|
Tarihsel |
Klinik |
Risk |
|
T1-Önceki Şiddet |
K1- İç görü |
R1-Geçerlilik |
|
T2-İlk suç yaşı |
||
|
T3-İlişkideki denge |
K2-Düşünceler |
R2-Temas |
|
T4-İşteki denge |
||
|
T5-Alkol veya uyuşturucu |
K3.Semptomlar |
R3-Destek |
|
T6-Akıl hastalığı |
||
|
T7-Psikopatlık |
K4-Dengeli |
R4-Uyum |
|
T8-Erken uyumsuzluk |
||
|
T9-Kişilik bozukluğu |
||
|
T10-Önceki tahliyede başarısızlık |
K5-Tretmana yatkınlık |
R5-Stres |
|
Geçmiş |
Şimdi |
Gelecek |
|
I.Evre |
II.Evre |
III.Evre |
İnsanlık Onuru
Kuşkusuz, tüm soyut değerler gibi, insanlık onuru da yeşerdiği mekânda anlam kazanacaktır. Anayasa’- da yer alan insanlık onuru, özgürlük, eşitlik, hukuk devleti demokrasi ve sosyal devlet ilkeleri, moral tonu içeren pozitif hukuk ilkeleridir. Optimize edici emirler olan bu ilkelerin olabildiğince gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Bu ilkeler birlikte hukuki bir ideale (demokratik sosyal hukuk devletine) yönelmişlerdir.
· Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun (5275)
6(1)b. Hürriyeti bağlayıcı cezanın zorunlu kıldığı hürriyetten yoksunluk, insan onuruna saygının korunmasını sağlayan maddî ve manevî koşullar altında çektirilir.
· Birleşmiş Milletler Mahpusların Islahı için Asgari Standart Kurallar Nelson Mandela Kuralları Temel İlkeler
Kural 1. Bütün mahpuslar, doğuştan sahip oldukları insanlık onuru ve değeri gözetilerek saygı ile muamele görecektir.
· Avrupa Cezaevi Kuralları
49. Cezaevinde iyi düzen, emniyet, güvenlik ve disiplin gereklerinin hesaba katılması, aynı zamanda 25. Kural gereğince mahpuslara, insanlık onurlarına saygı gösteren yaşam koşulları sağlanması ve dolu bir faaliyetler programı sunulması yoluyla sürdürülmelidir
Özgürlükten yoksun bırakarak hapsetmenin kendisi bir ceza olup, kurumda hükümlülere uygulanan rejim hapsetmenin doğasında var olan sıkıntıyı daha da ağırlaştırmamalıdır. Özgürlikten yoksunluğun var olduğu her mekânda uygulanan gayri insani muamele/işkence bir tretman öğesi olarak kabul edilemez. Burada temel ilgi alanı insanlık onurudur. İnsanlık onuru hukukun zımni olarak kabul ettiği temel varsayımlardan biridir. Hukuk düzeni işlevlerini yerine getirebilmesi için varsayımlara mutlaka gereksinim duymaktadır.
İşte insanlık onuru ceza infaz sisteminin temel ve düzenleyici ilkesi olmalıdır. Bu ilkeyi sadece bir özlem vizyonu veya yasal güvence olarak değil, düzenleyici bir ilke olarak benimseyerek, hapis cezasının amacından tutun da hapisteki günlük yaşam deneyimine kadar her yönü kapsamalıdır.
İnsanlık onuru kavramını yalnızca aşırı adaletsiz davranışları önleyen bir kavram olmaktan çıkarıp, bir cezaevi sisteminin tepeden tırnağa nasıl örgütlenmesi gerektiğini belirleyen temel bir ilkeye dönüştürmesi; infaz sisteminin uyması gereken bir standart ve tüm cezaevi siyaseti ve uygulamalarının sınırlarını belirleyen bir kılavuz haline getirmelidir. Önemli olan, insan onuruna bağlılığın, güvenlik ve emniyet gibi temel cezaevi önceliklerini baltalamamasıdır. Aslında, insan onuru, duvarların ardındaki herkesin-hem personelin hem de mahkumların- güvende tutulmasını gerektirmektedir.
Pratik anlamda, hapis cezasını yönetmek için insan onurunu yol gösterici ideal olarak benimsemek, cezaevi yaşamının ve yönetiminin birçok yönünün değişmesini gerektirecektir; buna personel eğitimi ve felsefesi, tutuklulara sunulan programlar ve tedavi, mahkumların yaşadığı maddi koşullar ve hatta kurumun fiziksel tasarımı ve düzeni de dahildir. Cezaevleri, insan onuruna saygıyı kolaylaştıran, aynı zamanda onu zedeleyebilecek diğerlerini en aza indiren veya bunlardan kaçınan politikalar ve uygulamalar oluşturmak, iyileştirmek veya genişletmek zorunda kalacaktır.
Almanya gibi yalnızca birkaç ülke, cezaevi politikalarını ve uygulamalarını olumlu bir şekilde şekillendirecek biçimde insan onuruna bağlılık göstermektedir. Orada, sadece gözaltı tesislerinin değil, aynı zamanda cezaevi yöneticilerinin ve personelinin de uyması gereken standartları belirleyen Alman Cezaevi Yasası, açıkça şunu öngörüyor: “(1) Cezaevlerindeki yaşam, genel yaşam koşullarına mümkün olduğunca yakın olmalıdır, (2) Hapis cezasının olumsuz etkileri ortadan kaldırılmalıdır ve (3) Hapis cezası, mahkûmun özgür hayata yeniden entegre olmasına yardımcı olacak şekilde tasarlanmalıdır.”
İnsanlar toplumdan uzaklaştırılmak üzere hapse mahkûm edilirler; ideal amaç, tahliye olduktan sonra üretken ve yasalara uygun bir yaşam sürmeleri için rehabilite edilmeleridir. Ne yazık ki, cezaevi ortamları her zaman bu amaca uygun değildir. Bazı kurumlarda standartların altında ve güvensiz yaşam koşulları tanık olunmaktadır.
İskandinav Ülkeleri ve Almanya
Cezaevlerindeki kültürü dönüştürebilecek, daha rehabilitasyon odaklı ortamlar yaratabilecek ve herkes için daha fazla güvenlik sağlayabilecek modeller bulmak amacıyla Batı Avrupa ve İskandinav ülkelerine yönelime tanık olunmaktadır. Danimarka, Almanya,14 Norveç ve İsveç gibi ülkeler, cezaevini rehabilitasyon ve topluma başarılı bir dönüşü teşvik etme fırsatı olarak görmektedir. Amaç, daha fazla ceza vermek olmayıp, cezaevi dışındaki yaşama mümkün olduğunca benzeyen destekleyici bir ortam yaratmaktır. Bu, yoğun rehabilitasyon hizmetleri, iyi eğitimli bir cezaevi personeli ve daha insancıl cezaevi koşulları aracılığıyla gerçekleştirileceğine vurgu yapılmaktadır.
Örneğin Norveç'te, cezaevi görevlileri, gözetim ve bakımları altındaki kişilerin rehabilitasyonunda aktif rol oynamak üzere eğitilir; bu eğitim, sağlık odaklı programlara katılımlarını, yoğun mentorluk sağlamayı ve olumlu sosyalleşmeyi modellemeyi içerir. Görevliler, bireyleri güçlü yönlerini kabul etmeye ve bunlardan yararlanmaya, olumsuz ve zararlı davranışlara yol açan düşünce biçimlerini yeniden gözden geçirmeye yönlendirmek için tasarlanmış bir danışmanlık yöntemi olan teşvikler ve motivasyonel görüşme tekniklerini kullanırlar.
Oslo Üniversitesi'nde doktora sonrası araştırmacı ve İskandinavya Hapishane Projesi değerlendirme sinin baş araştırmacılarından Synøve Andersen'e göre, İskandinavya'nın ıslah politikalarına yönelik artan küresel ilgi, kısmen ülkenin %20-30 gibi ABD'dekinden önemli ölçüde daha düşük olan mükerrir suçluluk oranlarına ve Norveç'in Bastøy ve Halden hapishanelerine yönelik medya ilgisine bağlanabilir.
Kanıta Dayalı Denetim
Suçlunun değerlendirilmesi, etkili toplum denetiminin temel taşı olmalıdır. Denetim süresi boyunca, görevliler sürekli olarak risk, ihtiyaç ve yanıt verme değerlendirmesi yapmalı ve başarıyı teşvik eden bireyselleştirilmiş denetim stratejileri geliştirmelidir. Denetim süreci, kuşkusuz, dinamiktir. Görevliler, motivasyonu artırmak ve suçla bağlantılı faktörleri hedeflemek için temel ıslah uygulamaları olarak bilinen bir dizi beceri edinmelidir.
Temel Ceza İnfaz Uygulamaları, mükerrirlik riskini azaltmayı amaçlayan beceri veya tekniklerdir. Bunlar arasında ilişki kurma becerileri, suçlu düşünce kalıplarını değiştirme teknikleri ve bireylerin sosyal becerilerini ve sorun çözme yeteneklerini geliştirmelerine yardımcı olmak yer almaktadır.
Risk değerlendirmelerinde daha yüksek puan alan bireyler genellikle daha yoğun hizmetlere ihtiyaç duyarken, daha düşük puan alanlar ise daha az ilgiye ihtiyaç duyabilir ve mahkeme veya denetimli serbestlik memuruyla sınırlı bir etkileşim içinde olabilirler. Her bireyin risk seviyesini dikkate alarak, görevliler düşük riskli bireyleri aşırı denetlemekten kaçınarak zamanlarını ve kaynaklarını en çok desteğe ihtiyaç duyan kişilere yöneltebilirler.
İhtiyaç İlkesi -Müdahaleler, bilişsel süreçler (düşünme kalıpları), madde kullanımı ve suç davranışıyla ilgili bağlantılar ve faaliyetler gibi, özellikle suçlulukla bağlantılı faktörlere göre uyarlandığında en başarılı sonuçları verir.
Kuşkusuz, bugün karşılaştığımız sorunlarla mücadele 80 yıl önce karşılaştığımızın aynısıdır: Kuşkusuz, sorunlarla başa çıkabilmek için doğru seçenekler yaratılmalı; “güçlü olan haklıdır” ideolojisine seçenek- ler gündeme getirilmelidir. Önemli olan ekonomik ve sosyal sorunları (işsiz/fuzuli insan kabarıklığı) olan bu insanlara ne yapıldığıdır. Bunlara ya sosyal yardım desteğini arttırırsınız ya da açlıktan ölmele- rine izin verirsiniz. Ya da şehir varoşlarına toplar ya da cezaevlerine kapatırsınız. Bizler son iki seçeneği seçmiş gibi mi gözükmekteyiz? Bazı araştırmacılara göre, varoş ve cezaevlerinin çok benzer yönleri vardır (Wacquaint, 2001). İnsanlara başarılı olmalarına yardım konusunda bildiklerimiz onlar başarısız olduklarında değişimleri için bildiklerimiz den daha fazlasıdır. Bu nedenle kanıta dayalı koruyucu önlemlerin etkili olmanın ötesinde de ekonomik oldukları dikkate alınmalıdır. Bu nedenle aşağıda yer verilen 6 K formülü suçlulukla mücadele (suçluluğu önleyici hizmetler ile cezaevlerindeki tretman uğraşları) için önemli parametreler olarak göz önünde bulundurulmalıdır:
1.K: Kişiye özel tanı,
2.K: Kestirimci/tahmine yönelik cetveller,
3.K: Koruyucu önlemler,
4.K: Kapsayıcı-kişi ötesinde ailenin de tretman kapsamına alınması,
5.K: Katılımcılık-hedefteki kişilerin tretman sürecine motive edilmesi ve iş birliği,
6.K: Kanıta dayalı yaklaşım.
Çıkarım olarak, ceza adaleti ve siyasetinde yeni projelerin önemi vurgulanmalıdır. Eskimiş, şimdiye kadar sonuç alınmamış programlara körü körüne bağlı kalmak kadar yanlış olan bir şey yoktur. Yeni yaklaşımlara yelken açılmalı ve başarısızlık riski de göz önüne alınmalı; her zaman geleneksel yaklaşımı seçme eğilimine karşı savaş da açılmalıdır: Ceza adaletine özgü oldukça müşterek bir başarısızlık kaynağının da farklı bir şey denememek isteksizliği olduğu bilinmelidir. Motive edici başlıca sorular şunlar olmalıdır:
- CAS’ta gözlediğimiz mevcut sonuçlar normatif anlamda “en iyi” midirler? Sonuçların kamu güvenliğini sağlamada ne derece adil ve ne derece etkili olduğu irdelenmelidir.15
- Sorunlar ısrarlı ve girift nitelikli midir? ve sosyal yenilikçi yaklaşımları gerektirmekte midir?
- Veriler ölçülmeden ve analiz edilmeden mi kararlar alınmaktadır?16
Sonuç
İnfaz sistemine “standartlaşma” ve “muteberlik” olarak iki strateji egemen olmalıdır. Standartlaşmanın amacı, aynı kriminojenik risk faktörlerine maruz kalan hükümlülere aynı tretman olanağının tüm yurtta sağlanması; muteberlikte ise, sağlanan infaz rejiminin etkili tretman için teorik ve ampirik temelli ölçütleri karşılamasıdır.17 Nihai amaç hükümlülere sağlanacak “sorunlarla baş edebilme yeteneği” ile doğru yola girmelerini sağlamak/mükerrir olmalarını önlemektir.18 Bu doğrultuda aynı derecede etkili infaz sonrası bakım ve rehberlik hizmetleri de geliştirilmelidir. Kuşkusuz, zaman ve çaba önemli iki parametredir: İnsanın düşünce ve davranış stillerini değiştirmesi zaman ve devamlı çabayı gerektirmek- tedir. Bunun en çarpıcı örneği sigara içmeyi terk kararıdır. Bazı insanlar karar sonrası hemen terk edebilirken, diğerleri arasında 4-5 terk kararı girişiminden sonra terke tanık olunmakta, bir grup insanın da ölüm riskine karşın terk etmediği görülmektedir. Benzer gelişmeye mükerrir/itiyadı suçlularda da tanık olunmakta; suçtan arınma zamanla gerçekleşmektedir. Araştırma bulgularına göre, 25-35 yaşlar arasındaki eski hükümlüler arasında bu gelişmeyi tetikleyen faktörler arasında; sorunlu arkadaşlardan uzak kalmak, içki/uyuşturucu madde sorunun üstesinden gelebilmek, ciddi bir işe başlamak, anlamlı ve duygusal açıdan devamlı (yeni) bir beraberlik, evlilik veya sonuçta bir aile oluşturabilmek yer almakta- dır.
Bu doğrultuda Avrupa Konseyi/Avrupa Birliği Ortak Programı bağlamında yer alan “Türkiye’de Model Cezaevi Uygulamalarının Yaygınlaştırılması ve Cezaevi Reformunun Desteklenmesi Projesi” nin 19önemli olduğunu, hürriyeti bağlayıcı cezaların infazının ve mahpuslara yönelik muamelenin güvenlik ve disiplin şartlarını dikkate almayı gerektirdiği, cezaevi koşullarının insan onurunu rencide etmeyecek ve mahpuslara anlamlı meslekî faaliyetler ile tedavi programları sunacak, onları tekrar topluma entegre olmaya hazırlayacak mahiyette olmasını sağlamak gerektiğini vurgulamak isterim.
“Hiç kimsenin bir ulusun cezaevlerine düşene kadar söz konusu ulusu tanıyamayacağı söylenir. Uluslar en üst düzeydeki üyelerine değil, en alt düzeydeki üyelerine nasıl davrandıklarıyla ölçülmelidir.” N. Mandela.
Long Walk to Freedom, Little Brown, 1994, London.
Ceza infaz kurumlarında bulunan kişi sayısı, 31 Aralık- 2012-2024
Prof. Mustafa Tören Yücel
-----------------
1 Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü. Sağlık Hizmetleri El Kitabı, Ank., 2006. Ayrıca bkz. Z. Kıraç ve M. Eren. “Türkiye Hapishaneleri ve Hasta Mahkumlar” Güncel Hukuk, Mayıs 2014/5-125, ss.14-17. Bkz. A. Liebling and H. Arnold, Prisons and their Moral Performance: A Study of Values, Quality and Prison Life, Oxford: Clarendon Press, 2011. Avrupa Cezaevi Kuralları- Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi Rec (2006)2-rev Tavsiye Kararı.
2 Bkz. United Nations. Cezaevi Müdürleri ve Politika Yapıcıları için Kadınlar ve Hapsedilme Üzerine El Kitabı, New York, 2008; United Nations Rules for the Treatment of Women Prisoners and Non-custodial Measures for Women Offenders (The Bangkok Rules)
3 Gözlem ve Sınıflandırma Merkezleri ile Hükümlülerin Değerlendirilmesine Dair Yönetmelik- Risk değerlendirme ölçeği
MADD 30– (1) Hükümlü hakkında hazırlanacak iyileştirme programlarına, yapılacak iyi hâl değerlendirmelerine ve salıverilme sonrasına dair değerlendirmelere esas olmak üzere, nesnel bir risk değerlendirme ölçeği geliştirilerek(!?) hükümlülere uygulanır ve sonuçları risk değerlendirme raporunda gösterilir. UNODC. Handbook on the Management of High-Risk Prisoners, 2016. Yüksek riskli mahkumların yönetimi, s. 141: Risk değerlendirmeleri, hükümlülerin kaçma riskini, kaçmaları durumunda halka oluşturacakları riski, cezaevindeki düzen ve disipline oluşturacakları riski ve cezaevindeyken halka sürekli olarak oluşturabilecekleri riski kapsamalıdır. Hüküm Sonrası Risk Değerlendirmesi (PCRA) adı verilen bilimsel bir araç kullanırlar. The Federal Post Conviction Risk Assessment (PCRA): A Construction and Validation Study: Değerlendirme aracını oluşturmak ve ilk doğrulamayı yapmak için geniş veri bankası oluşturulmalıdır. Gözetim personeli tarafından saptanan vaka örneklerinden elde edilen verilerle beslenmelidir. Analizler ile değerlendiriciler arası uyum oranlarının yüksek olmasına yönelik hizmet içi eğitimlere öncelik verilmeli ve gelecekteki araştırmalar ve politika çıkarımları için öneriler sunulmalıdır.
4 Adalet Bakanlığı-Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü. Salıverilme Öncesi Mahkûm Gelişim Programı Ank., 2006.
5 Bkz. Prison Insider: The Prison Life Index; Mustafa T. Yücel. https://hukukihaber.net/Cezaevi-Paradoksu Cezaevlerindeki Hastalıklar- Ölümler-İntiharlar TÜRK CEZAEVLERİ RAPORU (2016-2024)
* Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği
6 Bkz. Breaking the Cycle: Government Response, Cm.8070, Ministry of Justice, June 2011, London. Önceki bir mahkûmiyet zamana dayalı bir risk faktörüdür. Yapılan araştırmalar, yetişkinlerde suç işlemeksizin geçirilen 10 yıl (çocuklarda 5 yıl) sonrası risk faktörü bakımından genel nüfustakilerden anlamlı bir farklık sergilemediğini göstermekte; salıverilmeyi takip eden bir veya iki yıllık süre ise kritik bir nitelik sergilemektedir.
7 Bkz. A. Cangür. Ceza İnfaz Personelinin Örgüt Sorunsalında Performans Yönetimi TODEİ Kamu Yönetimi Lisans Üstü Uzmanlık Programı, Ank.,2002; 1999 yılında İngiltere’de İç İşleri Bakanlığınca kurulan, suçluların yeniden suç işleme olasılığını azaltmak için uygulanan tretman programlarının yüksek nitelikli ve etkili olmasını sağlamakla görevli İnfaz Hizmetleri Değerlendirme Kurulu için bkz. Home Office. Accrediting Offender Programmes: A process-based evaluation of the Joint Prison/ Probation Services Accreditation Panel. Nr.273, London, Nov.2003. Ayrıca bkz. A. Liebling and H. Arnold, Prisons and their Moral Performance: A Study of Values, Quality and Prison Life, Oxford: Clarendon Press, 2011. Ayrıca bkz. İ. Saymaz. “Telefonda Cezaevinde Linç İtirafı” Hürriyet (29/12/2017), s.17. Cezaevlerindeki Hastalıklar- Ölümler-İntiharlar Türk Cezaevleri Raporu (2016-2024), Stichting Justice Square Yayınları, 2025. Ayrıca bkz. Suat Çalışkan. “Hükümlü ve Tutukluların Cezaevinde İntihar Etmesi: Önlemler, yaklaşım ve müdahale ilkeleri” Hukuki Haber
8 Adalet İstatistikleri 2024. 2024 yılında kasten öldürme 29,388 olup, geçen yıldan devirle toplam 79 562’dir. 2023-2024 yılında ceza mahkemelerinde kasten öldürmeden (TCK 81-83) açılan dosya endeksi de +%8’ dir. Ayrıca bkz. Mustafa T. Yücel. https://hukukihaber.net/Adam-Öldürme-Suçu-Anatomisi. Tolga Şardan. “Yoktan yere ölüm”ün kol gezdiği ülke” T24 (6/03/ 2026).
9 Risk değerlendirilmesi: Risk faktörlerini kullanarak bir nüfustaki olasılığı tahmin sürecidir. Sonuç: Örneğin suç, şiddet suçu, cinsel suç işleyenlerin değerlendirilmesi Uygulanan nüfus: Örneğin sanıklara ceza tayini, şartla tahliye, denetimli serbestideki hükümlü grubu olabilir. Çıkarım olarak, “insan yargısını ne zaman bir formülle ikame edebilirsek, en azından onu düşünmeliyiz.” Sigorta şirketlerindeki risk derecelendirilmesi infaz alanında yer alabilir. Bu tür risk değerlendirme cetvelleri uygun şekilde kullanılması halinde hiç olmamasından çok iyidir.
Webster & D. Eaves. The HCR-20: A Scheme for the Assessment of Dangerousness and Risk. 1993. Bu türden tahmin cetvelinin ne kadar gerekli olduğunu saptamak için bkz. Ç. Aydın “İyi halden izinliymiş” Hürriyet (10/09/2019), s.3:Açık cezaevinde iken izinli olarak İstanbul’a gelen katil E.Y’nin gasp, yaralama, uyuşturucu, ateşli silah bulundurmak ve hırsızlık olmak üzere 19 sabıka kaydı varmış (!?).
10 “Engelli ve Eski Hükümlülere Hibe” Sözcü (4/06/2019) s.10: Eski hükümlülere proje- leri için 50 bin TL’ye kadar hibe desteği verilmektedir. Yüksek risk grubundaki suçluyu düşük risk grubundaki suçlulardan ayırmak için ayrıca bkz. LSI-R:SV: LSI-R:SV değerlendirmesi, suçlu niteliklerine ve suçlu durumlarına ilişkin nicel bir ankettir. Hükümlülerin gözetim ve tretman seviyeleri hakkında karar vermekle ilgilidir. Bu tahmin cetvelleri kısa sürede risk derecesini saptama, kaynakların tahsisinde yardımcı olmayı, sınıflandırma ve denetimli serbestlik uygulamaları, uygun güvenlik seviyesi sınıflandırmaları yapma ve tretmanı değerlendirmek üzere kullanılmaktadır. Jehle, Lewis ve diğerleri. “Avrupa'da Tehlikeli Suçlularla Başa Çıkma: İngiltere ve Galler, Almanya, Hollanda, Polonya ve İsveç'teki Düzenlemelerin Karşılaştırmalı Bir İncelemesi”, Ceza Hukuku Forumu (Criminal Law Forum) Cilt 32, 2021, ss. 181–245.
11 M.T. Yücel. Adalet Psikolojisi, Ank. 2013, ss.39-62.
12 İki olay:1) Kocaeli Gebze ilçesi’nde öldürülen Pippa Bacca adıyla tanınan İtalyan sanatçının katili Murat Karataş bir psikopat, iki çocuk babası eşinden ayrı yaşayan-sabıkası oldukça kabarık/hakkında poliste çokça şikâyet kaydı olan ve çevresinde de ‘psikopat’ olarak bilinen (sık sık olay çıkaran saldırgan bir kişi olarak tanınan) bir suçlu idi. 2) 7 ay önce 18 yaşından küçük olan kız arkadaşını kaçırmaktan tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılan İ. Çakmak iki ay askerlik yaptıktan sonra psikolojik sorunu nedeniyle çürük raporu almış; en son evine zorla girerek tecavüz girişiminde bulunduğu öğretmenin direnmesi üzerine eşarpla boğarak öldürmüş. “Bana direnince eşarpla boğdum” Hürriyet (16/01/2012) s.6. Bu tür kişiler, topluma aykırı düşünce ve eylemlerini alışkanlık haline getirmişlerdir. Deneyimlerden ders almasını bilmezler, asla kaygı duymazlar; yani, bunların duygu tellerinde bozukluk vardır. Duygu körlüğü olan bu psikopatlar, nabızları düşük olup, amigdale’leri (korku, saldırı ve sosyal etkileşimde yer alan beynin bir kısmı) aktive olmuyor. Ayrıca bkz. K. Dutton. Olağan Psikopatlar (The Wisdom of Psychopaths) Çev. C. Duran, domingo, 12. Baskı, 2018.
13 E. Avcı, A. Kovancı. Türkiye’de Mükerrer Suçluluk: Şartlı Tahliye Edilen Tutuklu ve Hükümlüler Üzerine Bir Araştırma. ETÜ Sentez İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi. Sayı: 14, 2024, ss. 45-63; Ayrıca bk. https://hukukihaber.net/Mükerrir-Suçluluk-Olgusu; A. Çetin. Türkiye’deki Cezaevlerinin Durumu, Jandarma Dergisi, Sayı 110, Haziran 2006, pp. 20- 24. Heinz Zipf, Die Behandlung des R¸ckfalls und der Vorstrafen nach Aufhebung des ß 48 StGB, in FESTSCHRIFT F‹R TR÷NDLE 439 (1989).
14 Alman cezaevlerinin kapasitesi oldukça düşüktür. En büyük cezaevi 1,200 kapasiteli Tegel Cezaevidir. Çoğu Alman cezaevleri kapasitesi 300-500 kişiliktir. Her mahpusun kendi müstakil hücresi olup (100 m2lik); telefonu ile tuvalet olanakları yanında yemeklerini mahpuslar kendi hücresinde yapmaktadır. Cezası altı ay ve az olanlar açık cezaevlerine sınıflandırılmak- tadır. Tek kişilik hücreler olduğu için şiddet olayları da oldukça az olmaktadır. Personelin yetkinliği açısından gardiyanların çok iyi bir eğitim geçmişi olan kişiler arasından seçilmiş olmasıdır. Bu mesleğe giriş üniversite giriş sınavlarında en zorlu üniversitelere girmek gibidir. Alman Anayasa’sı 1. md. “İnsanlık onuruna saygı gösterilmesi, korunması tüm devlet otoritelerinin görevidir.”
15 Bkz.Mustafa T.Yücel. https://hukukihaber.net/Sosyal-Adalet-ve-Ceza-Adaleti - https://hukukihaber.net/Tutukama-Enflasyonu
16 Ulvi Saran “Tahliyelere rağmen, cezaevi nüfusumuz dünyada ilklerde...” Karar (9/01/2026), Ulvi Saran. “Aşırı cezaevi doluluğu, hangi gerçeklerin aynası? Af çözüm mü?” Karar (25/07/2025). Deniz Zeyrek. Cumhurbaşkanı Erdoğan Gürlek’e neden “sus” dedi? Nefes 27 Mart 2026
Güne BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen’in NEFES’e gönderdiği mektubu okuyarak başladım. Türkmen dokuz gündür yaşamak zorunda kaldığı ortamı şöyle anlatıyor:
“25 kişilik koğuşta 63 kişi kalıyoruz. Mutfak kısmından tuvaletin ağzına kadar serilen yerlerdeki yataklarda yatıyoruz. Haftada sadece 2 gün sıcak su var ve 1 gün duş sırası geliyor. O da 10 dakika. 63 kişi tek bir tuvalet ile tek bir banyoyu kullanıyor. Tek yatakta iki kişi uyuyoruz. Çarşaflar leş gibi. Oturacak yer yok. Hem çok soğuk hem hijyen koşulları çok kötü. Geçici koğuştan gelenlerin hepsi yara bere içinde, çünkü tahta kurusu var.”
Belli ki son çıkan infaz düzenlemesiyle 100 binden fazla mahkûm salıverildiği halde cezaevlerimiz hâlâ istiap haddinden fazla mahkûma ev sahipliği yapıyor. Cezaevlerindeki aşırı kalabalık, dünya genelinde kötü cezaevi koşullarının en önemli nedenlerinden biridir. Cezaevi sistemlerinin karşı karşıya olduğu en büyük sorunlardan biri olduğu söylenebilir; sonuçları en kötü ihtimalle hayatı tehdit edebilir, en iyi ihtimalle ise cezaevlerinin işlevlerini yerine getirmesini engelleyebilir.
17 S. Pişkinsüt Filistin Askısından Fezlekeye Bilgi yayınevi, Ank., 2001, s.419; M. Türker. “Türk Cezaevlerinde İnsan Haklarının Korunması için Adalet Bakanlığına Pratik bir Öneri” Manisa Barosu Dergisi Y.17, S.66(Temmuz 1998) s.25 vd.
18 Ayrıca bkz. E. Zamble&V.L. Quinsey. The Criminal Recidivism Process. Cambridge, M.A.: Cambridge University Press, 1997; P. Gendreau “The principle of effective intervention with offenders” Choosing correctional options that work: Defining the demand and evaluating the supply (Ed. By A.T. Harland) Thousand Oaks, CA:Sage Publications, 1996, pp.117-130; N.James. Risk and Needs Assessment in the Criminal Justice System, Congressional Research Service, Oct. 13, 2015. Siyaset oluşturanlar, cezaevi müdavimlerini mükerrirlikten uzaklaştırmaya ilişkin sonuçlara ve denetimli serbest rejiminde bulunan hükümlülerin sosyal bütünleşmesine ilişkin sonuçlara (geri besilere) dayanmalıdır (Yazarın notu). Mustafa T. Yücel https://hukukihaber.net/Ceza-Yaptırımı-İlkeleri
19 2009/15487 Türkiye'de Model Cezaevi Uygulamalarının Yaygınlaştırılması ve Cezaevi Reformunun Desteklenmesi Projesi (01/03/2009-30/09/2012). Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Ceza ve İnfaz Alanındaki Tüm Tavsiye Kararları, 2011, Ankara. Tihek. İnsan Hakları ve Ceza Adaleti Sistemi Açısından Ceza İnfaz Kurumlarının İzlenmesi Sempozyumu www.tihek.gov.tr Tebliğ Kitabı. "Türkiye’deki Tutuklu ve Hükümlülere Yönelik Disiplin ve Ödül Uygulamalarının İyileştirilmesi Projesi”. Z.Öztek (Ed.). Ceza İnfaz Kurumlarında Sağlık Hizmetleri El Kitabı, İkinci baskı, TC Adalet Bakanlığı ve Avrupa Konseyi Ortak Yayını, Şen Matbaa, Ankara, 2012. "Türkiye’deki Tutuklu ve Hükümlülere Yönelik Disiplin ve Ödül Uygulamalarının İyileştirilmesi Projesi” “Türkiye’de Sivil İzleme Kurullarının Etkinliğinin Avrupa Standartları Doğrultusunda Artırılması Projesi”. Bu bağlamda 647 sayılı Cezaların İnfazı Kanunu (1965) ile Cezaevleri Genel Müdürlüğünce yayınlanan 1978 yılı Genelgeler “infaz sistemi” adına önemli gelişmelerdir.