T.C.
Yargıtay
1. Ceza Dairesi
2025/1 E., 2025/2473 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2024/1833 E., 2024/1398 K.
SUÇLAR : Nitelikli kasten öldürme, nitelikli kasten öldürmeye azmettirme
HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık ... müdafii, sanık ... müdafii, sanık ... müdafii, sanık ... ve müdafii, sanık ... müdafii, sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299/1. maddesi gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Ankara Batı 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.06.2024 tarihli ve 2023/124 Esas, 2024/461 Karar sayılı kararı ile;
1.Sanık ... hakkında maktul ...'ı nitelikli öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 37/1. maddesi delaletiyle; aynı Kanun'un 82/1-a, 53 ve 58. maddeleri uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanmasına,
2. Sanıklar ... ve ... hakkında maktul ...'ı nitelikli kasten öldürmeye azmettirme suçundan 5237 sayılı Kanun'un 38/1. maddesi delaletiyle; aynı Kanun'un 82/1-a ve 53. maddeleri uyarınca ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına,
3.Sanıklar ..., ..., ..., ... hakkında maktul ...'ı nitelikli kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Kanun'un 37/1. maddesi delaletiyle aynı Kanun'un 82/1-a ve 53. maddeleri uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
B. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 30.09.2024 tarihli ve 2024/1833 Esas, 2024/1398 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik Cumhuriyet savcısı, katılanlar vekili, sanık ... müdafii, sanık ... müdafii, sanık ... müdafii, sanık ... müdafii, sanık ... müdafii, sanık ... müdafii, sanık ... müdafii, sanık ... ve müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri özetle; suçun beden bakımından kendini savunamayacak kişiye karşı işlenmesi nedeniyle sanıkların 5237 sayılı Kanun'un 82/1-e maddesi uyarınca mahkumiyetleri gerektiğine ilişkindir.
2. Sanık ... müdafilerinin temyiz sebepleri özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, hukuka aykırı elde edilmiş delile dayanılarak karar verildiğine, dinleme kayıtlarının usulsüz olduğuna, cezalandırılmaya yeterli, geçerli ve inandırıcı deliller olmaksızın mahkumiyet hükmü verildiğine, sanığın maktule zarar vermeyi gerektirecek bir neden ve husumet bulunmadığına, suçun sanık tarafından işlenmediğine, azmettirme koşullarının oluşmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine, iştirakin derecesine, haksız tahrik hükümlerinin ve takdiri indirim uygulanmamasının hatalı olduğuna ilişkindir.
3. Sanık ... ve müdafiinin temyiz sebepleri özetle; meşru savunma ve meşru savunmada sınırın aşılması koşullarının bulunduğuna, haksız tahrik nedeniyle azami indirim uygulanması gerektiğine, takdiri indirim hükümlerinin uygulanmama gerekçesinin yerinde olmadığına ilişkindir.
4. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; müşterek faillik koşullarının oluşmadığına, sanığın olay yerine 150 metre mesafede olması nedeniyle eylem üzerinde hakimiyetinin bulunmadığına, iştirakin derecesine, sanığın suçu işlediğine dair somut, şüpheden uzak ve mahkumiyetine yetecek somut delil bulunmadığından beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
5. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; sanık hakkında yapılan iletişimin tespiti ve neticesinde çıkarılan kayıtların sanık aleyhine delil olarak kullanılmasının hukuka aykırı olduğuna, eksik incelemeye, maddi gerçeğin somut delille ortaya konulamadığına, somut olayda azmettirme suçunun unsurlarının oluşmadığına, kabul anlamına gelmemekle birlikte haksız tahrik koşullarının oluştuğuna, suçun sanık tarafından işlenmediğine, beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
6. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; müşterek faillik koşullarının oluşmadığına, suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığına, hukuka aykırı olarak elde edilen iletişim tespit kayıtlarının sadece aleyhe yorumlanabilecek bölümleri alınarak, ön yargıyla, somut bir delile dayanılmadan cezalandırılmaya yeterli, her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı deliller olmaksızın mahkumiyet kararı verildiğine, beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
7. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; hukuka aykırı elde edilmiş iletişimin tespitine yönelik kayıtların delil olarak kullanıldığına, suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığına, şüphenin giderilemediğine, beraat kararı verilmesi gerektiğine, iştirakin yardım eden kapsamında değerlendirilebileceğine, takdiri indirim hükümlerinin somut gerekçeler gösterilmeden uygulanmadığına ilişkindir.
8. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; hukuka aykırı elde edilmiş iletişim kayıtlarına dayanılarak karar verildiğine, sanığın suçu işlediğine dair şüpheden uzak, somut delil bulunmadığına, suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine, takdiri indirim hükümlerinin uygulanmamasının haksız ve hukuksuz olduğuna ilişkindir.
III. GEREKÇE
1. Aralarında çeşitli akrabalık ve hemşehrilik ilişkileri bulunan sanıklar ile maktulün birbirlerini yakından tanıdıkları, maktul ... ve yakınlarının açıp işlettikleri ve kumar oynandığı iddia edilen kahvehane benzeri yerin kapanmasıyla maktulün müşterileriyle birlikte sanıklardan ... tarafından işletilen Salon ... isimli iş yeri ile gelir gider ortaklığı yaptığı; ancak maktul ile sanık ... arasında anlaşmızlık çıktığı, yine sanık ... ile maktul arasında da anlaşmazlık olduğunun anlaşıldığı, Salon ...'da çıkan anlaşmazlık üzerine sanık ...'in maktul ...'i darp ettiği ve zoraki bir şekilde uzaklaştırılan maktul ...'in bu durumu içine sindiremeyip sanıklar ... ile ...'a husumet beslediği, zaman zaman gelip tartıştığı, iş yerinin önünde silahla ateş ettiği, maktulün rahatsızlık veren bu davranışları devam ederken maktul ve sanıklar hakkında uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan sürmekte olan iletişimin dinlenmesi kayıtlarında detayları bulunduğu üzere; 17.12.2021 günü saat 19:58'de geçen konuşmada sanık ...'ın sanık ...'a "... veya ... biri sıksın ayaklarına", "bak on kişi sıkmasın, bi kişi", "diz kapağından aşağısına sıksınlar ibnenin tamam", sen de kapıda oturun ... köşede otur olum böyle merdivenden içeri attığı dakka ayaklarına sıkın de” dediği, aynı gün saat 21:45'te yapılan görüşmede sanık ...'nin sanık ...'e, ...'i ...'ın vuracağını söylediğini ilettiği, sanık ...'in de "ben de ona aslan gibi bakarım, o da aslan gibi işini bitirsin” dediği, sanık ...'nin ...'ten aldığı talimatları diğer sanıklara iletip eylemi organize ettiği, olay yerinden sanık ...'ten gerekli talimatları aldığı, sanık ...'ın olay saatinden önce aracını kahvenin önüne park edip silahlı olarak maktul ...'in kahveye gelmesini beklediği, sanıklar ..., ..., ... ve ...'ın da çevrede bekleyip vaziyet aldıkları, aynı gün saat 23:55'te sanık ...'la sanık ... arasında yapılan görüşmede sanık ...'in, kahvenin önünde olduğunu söyleyen ...'a "kendine dikkat et, neyse gerekeni yapıştır", "sana bir şey demediği sürece karışma, havaya sıksın" dediği, sanık ...'ın da "tamam" diyerek onayladığı, aynı gün saat 23:57'de yapılan görüşmede "karışma, o havaya sıkan adamdan bi yol olmaz, sen karışma", sana doğrulttu mu hemen direkt yapıştır", "ayağa mayağa değil ha" dediği, maktul ...'in gece yarısına doğru elinde silahla kahvenin bulunduğu yere geldiği, cadde üzerinde aralıklarla dört el ateş ettiği, sanık ... 'ın silah sesleri duyulurken sanık ...'ı arayıp ateş etmesi için baskı yaptığı, "...sıkmayacaksan bana ver ben sıkayım..." diyerek kararlılık gösterdiği, maktulün durumunu gören ve olay yeri yakınında olan iki polis memuru ve bir bekçiden oluşan kolluk ekibinin gelerek maktule müdahale ettiği, silahını alıp maktulü yere yatırdıkları, kelepçe takacakları sırada, beklediği araçtan inen ve sessizce yaklaşan sanık ...'ın ani bir hareketle tabancasını çıkarıp kolluğun etkisiz hale getirdiği maktulün başına bir el ateş ettiği, bu şekilde maktulü öldüren ...'ın aynı kolluk ekibi tarafından yakalanıp ekip aracına alındığı, devam eden 18.11.2021 günü saat 00:06'da sanık ...'ı arayan sanık ...'ın nefes nefese ve heyecanlı bir şekilde "...tamam mı, kurtulduk mu kardeş" dediği, sanık ...'ın da "Tamam, ... kapat hadi, ben ...'i ayarlıyım" dediği, ...'ın "sen de orda durma" demesine ...'ın "tamam ben arabayı alam gidem dur da seni" diyerek ...'a ait üzerinde anahtarı bulunan aracı aldığı, ...'ı olay yerinden almayı teklif ettiği, mümkün olmayınca arabayı alıp olay yerinden ayrılarak ...'ın kardeşi ...'e teslim ettiği, saat 00:10'da ...'la sanık ... arasında geçen görüşmede sanık ...'in, nerede olduğunu soran ...'a "abi ben geliyordum, gelme dediler bana. Ne oldu, sıktı mı ..." diye sorduğu, ...'nin "Ben hastanedeyim, ... rahatsız benim, onu getirdim de, ... herhalde ...'a ikisi birbirine ateş etmişler" demesi üzerine sanık ...'in "Ben adamın a.ına koyarım, vurdurttururum demedim mi abi, adamın a.ına koyarım, yarın ...'ı da vuracam bak, kim kimin ekmeğiyle oynuyor,...", "...'in kafasına sıkmış ..." dediği, olaydan sonra sanıkların toplanıp ... ile birlikte durum değerlendirmesi yaptıkları, saat 02:24'te sanık ... ile sanık ... arasında yapılan görüşmede, sanık ...'in "vallaha kimi öldü diyo, kimi yaralı diyo" dediği, sanık ...'nin "kafadan nasıl vurmuş eşşoğleşşek ya", "kafadan mı vurmuş" dediği, sanık ...'in "abi hiç belli değil, ...nun bebeleri biliyodur bizim çocuklar hep benim yanımda, evdeyiz", "... var ... var, ... vardı çıktı, ... var, ... var, ... var, ... Hep burdayız" dediği, sanık ...'nin "..niye kafadan vurmuş bu dangalak ya mahvoldu" dediği, sanık ...'in de "... şimdik onu muhakeme edek abi" diye cevap verdiği, daha sonra sanık ... için avukat görevlendirdikleri, soruşturma sürecinde cezaevinde ziyaret ettikleri olayda;
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, eylemin sanıklar ... ve ...'in azmettirmesi ile sanıklar ..., ..., ... ve ... tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, suçun kanuni tanımındaki fiili gerçekleştiren sanıklar ..., ..., ..., ...'ün fail olarak kabulünde isabetsizlik bulunmadığı, sanıklar ... ve ...'ın failin suçu işleme hususundaki kararının oluşmasını sağladıkları, alınan raporların yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, meşru savunma ve meşru savunmada sınırın aşılması ile 5237 sayılı Kanun'un 82/1-e koşullarının bulunmadığı, dosya içeriğinden varlığı anlaşılan, maktulden sanıklara yönelen haksız söz veya davranış bulunmadığı, takdiri indirimin Mahkemenin takdir yetkisi kapsamında, yasal, yerinde ve yeterli gerekçelerle uygulanmamasına karar verildiği anlaşıldığından Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı, sanık ... müdafiileri, sanık ... müdafiii, sanık ... ve müdafii, sanık ... müdafii, sanık ... müdafii, sanık ... müdafii, sanık ... müdafiinin anılan temyiz sebeplerinin incelenmesinde bozma nedenleri dışında hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3. Sanıklar ... ve ... Hakkındaki Hükümler Yönünden;
Usulüne göre alınmış dinleme kayıtlarında, sanık ... ile sanık ... arasında geçen konuşmalarda, sanık ...'in "... veya ... biri sıksın ayaklarına", "bak on kişi sıkmasın, bi kişi", "diz kapağından aşağısına sıksınlar..." şeklindeki ifadelerden sanık ...'in azmettirmesinin maktulün ayak bölgesinden vurulmasına yönelik olduğunun anlaşılması, yine olayın gerçekleştirilmesinden sonra sanık ... ile ... arasında geçen konuşmada, sanık ...'in de, "Ne oldu, sıktı mı ...", "Ben adamın a.ına koyarım, vurdurttururum demedim mi abi,... kim kimin ekmeğiyle oynuyor,...", "...'in kafasına sıkmış ..." diyerek sanık ...'ın maktulün kafasına sıkmasını beklemediği yönünde şaşkınlığını belirtmesi karşısında, olay yerinde bulunmayan sanıklar ... ve ...'in maktulün öldürülmesi konusunda sanığı azmettirdiklerine dair mahkumiyetlerine yeterli delilin bulunmadığı, azmettirenin ancak azmettirdiği eylemden sorumlu olacağı, üzerinde anlaşılan fiile bağlı olmayan sonuçların azmettirene yüklenemeyeceği göz önüne alınarak, sanıklar ... ve ...'in eylemlerinin maktulü yaralamaya azmettirmek olarak nitelendirilmesi ve azmettirenin sorumluluğunun meydana gelen sonuç açısından azmettirdiği suçun en ağır şekli ile sınırlı olması gerektiğinden; sanıklar ... ve sanık ...'ın 5237 sayılı Kanun'un 87/4-2. cümle uyarınca eylemin niteliği ve vahametine göre üst sınıra yakın bir ceza belirlenmesi suretiyle kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçundan ayrı ayrı cezalandırılmaları gerekirken, yazılı şekilde tasarlayarak öldürmeye azmettirme suçundan hükümler kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.
4. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden;
Sanık ...'ın, sanık ...'ten aldığı talimatları diğer sanıklara iletip eylemi organize ettiği, eylemi gerçekleştirecek olan sanığı bulmaya çalıştığı, sanık ... ...'ın kabul etmemesi üzerine sanık ...'ın gönüllü olması ile eylemin sanık ... tarafından işleneceğini ...'e bildirdiği bir nevi alt azmettiren olarak suça iştirak ettiği anlaşıldığından, sanık ...'nin eyleminin de sanıklar ... ve ... gibi; 5237 sayılı Kanun'un 38. maddesi delaletiyle aynı Kanun'un 87/4-2. cümlesi kapsamında kasten yaralama sonucu ölüme neden olmak suçuna ilişkin olduğunun kabulünde zorunluluk bulunduğu dikkate alınarak 5237 sayılı Kanun'un 87/4-2. cümle uyarınca eylemin niteliği ve vahametine göre üst sınıra yakın bir ceza belirlenmesi suretiyle kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçundan cezalandırılmaları gerekirken, yazılı şekilde tasarlayarak öldürme suçundan hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.
5.Sanıklar ..., ..., ... ve ... Hakkındaki Hükümler Yönünden;
Tasarlamanın oluşması için, bir kimseye karşı belli bir suçu işleme kararının verilmesi, suç işleme kararı ile fiilin icrası arasında makul bir sürenin geçmesi, bu süre içerisinde sebat ve ısrar göstererek kararından dönülmemesi gerekmekte olup, sanıklar ... ile ... arasında olay günü saat 19:58'de geçen konuşmada maktulün öldürülmesinden değil ayaklarından vurulmasından söz edilmiş olması, o aşamada eylemin kim tarafından işleneceğinin dahi belirsiz olması, ilk konuşmadan sonra geçen dört saatlik süre içinde öldürme kararının ne şekilde, kim tarafından ve ne aşamada alındığının belli olmaması karşısında, tasarlamanın koşulları oluşmadığından, sanıklar ..., ..., ... ve ...'ün ayrı ayrı 5237 sayılı Kanun'un 81. maddesi uyarınca mahkumiyetlerine karar verilmesi gerektiği halde yazılı şekilde tasarlama nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 82/1-a maddesi uyarınca mahkumiyet kararı verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı, sanık ... müdafiileri, sanık ... müdafiii, sanık ... ve müdafii, sanık ... müdafii, sanık ... müdafii, sanık ... müdafii, sanık ... müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 30.09.2024 tarihli ve 2024/1833 Esas, 2024/1398 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un
302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, Sayın Başkan Vekili ...'ın ve Sayın Üye ...'ın, sanık ...'ın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 82/1-e maddesi kapsamında olduğu yönündeki karşı oyları ve oy çokluğuyla, diğer hükümler yönünden oy birliğiyle BOZULMASINA,
Hükmolunan ceza miktarları ve tutuklulukta geçen süreler dikkate alınarak sanık ... ve ...'ın tahliye taleplerinin REDDİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca Ankara Batı 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
26.03.2025 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
Tüm dosya kapsamından anlaşılacağı üzere,
Sanıklar ile maktul arasında çeşitli ticari ilişkiler nedeniyle husumet bulunduğu maktulün olay günü olay yerine geleceğini bilen sanıkların polise ihbarda bulunduğu silahı ile olay yerine gelen maktulün gelen polis ekiplerince yakalanarak yüz üstü yere yatırılarak ters kelepçe takılacağı sırada oradaki bir araçta bulunan sanık ...'ın bu durumu fırsat bilerek araçtan inip maktulün yanına gittiği maktule müdahale etmekte olan polislerin gelen sanığı maktulün bir yakını sanarak yakınlaşmasına izin verdikleri, sanığın önceden hazırladığı silahı ile maktulün baş bölgesine ateş ederek öldürdüğü olayda, sanık ...'ın eyleminin vasıflandırılması konusunda sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz şöyle ki;
TCK'nin 82/1-e maddesinde düzenlenen "beden bakımından kendini savunmayacak" durumunda bulunmak farklı nedenlerle meydana gelmiş olabilir.
1- Kişi de önceden var olan bir bedensel sakatlık
2- Yaşlılık
3- Hamilelik
4- Aşırı şişmanlık nedeniyle hareket kısıtlılığı
5- Yorgunluk nedeniyle oluşun hareket kısıtlılığı
6- Hastalık nedeniyle oluşan hareket kısıtlılığı
7- Baygınlık veya uyku hali
8- Alkol veya uyuşturucu etkisi nedeniyle oluşan hareket kısıtlılığı gibi sebepler beden bakımından kendine savunamamaya örnek olarak verilebilir. Kişideki bu haller maktulün veya mağdurun kendi iradesi veya kusuru ile oluşabileceği gibi, üçüncü bir kişinin fiili sonucunda ve maktulün iradesi dışında meydana getirilmiş olabilir.
Somut olayımızda da maktulün iradesi dışında maktul yere yatırılarak kelepçe takılması için elleri arkada bağlanmıştır. Maktul henüz polis aracında veya karakola alınmadığı için polisin garantörlüğü de henüz başlamamıştır. Ancak maktul elinde olmayan sebeplerle serbestçe hareket etme imkanından yoksun olduğu için bu durum fail için eylemi gerçekleştirme bakımından kolaylık sağlarken maktul bakımından ise kendini suça karşı savunamayacak bir durum yaratmıştır. Dolayısıyla olayda TCK 82/1-e maddesinin uygulanması için tüm yasal koşulların oluştuğunu ve sanık ... yönünden bu nedenle bozma kararı verilmesini düşündüğümüzden Sayın çoğunluğun görüşüne muhalefet ediyoruz. 20.05.2025





