T.C.
Yargıtay
4. Hukuk Dairesi
2021/26076 E., 2024/10643 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/1803 Esas, 2021/2268 Karar
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 17. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/87 Esas, 2019/91 Karar
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 13.01.2004 tarihinde Sabah Gazetesinin internet sitesinde yayınlanan haber nedeniyle müvekkilinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını, müvekkilinin hizmet sektöründe tanınmış bir kişi olduğunu; şeref, itibarının korunması ve geleceğini şekillendirebilmesi için unutulma hakkı kapsamında habere erişimin engellenmesi gerektiğini belirterek haberin yayından kaldırılması ve erişimin engellenmesi isteminde bulunmuştur.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; mahkemenin görevli olmadığını, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun'a göre Sulh Ceza Hakimliğinin görevli olduğunu, haberin görünür gerçeğe uygun ve basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, kişilik haklarına bir saldırı olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davaya konu edilen yazı içeriğinde davacının adı ve soyadının uyuşturucu madde ile birlikte açıkça yazıldığı, davacının geçmişinde yaşanan olumsuz tecrübelere dair habere, toplum tarafından istenen her anda kolaylıkla ulaşılmasının davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu, 2004 tarihli yayının güncelliğini yitirdiği, haberin kamu yararına bir katkı sağlamadığı gerekçesi ile davanın kabulüne, 13.01.2004 tarihli haberin yayından kaldırılması ve yayına erişimin engellenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu haberin yapıldığı tarihten davanın açıldığı tarihe kadar 10 yıllık bir sürenin geçtiği gözetildiğinde haberin güncelliğini yitirdiği, yayına konu olayın haberin verildiği tarihte görünür gerçeğe uygun olduğu anlaşılmış ise de, toplumun halen habere ulaşmasının kişi hakkında yanlış algılamaya neden olabileceği, davacının siyasetçi veya sanatçı gibi kamunun ilgisine haiz kişilerden olmadığı, haberin yayında kalmasının topluma sağlayacağı bir katkının ya da üstün bir kamu yararının bulunmadığı, haberin kolayca ulaşılabilen internet ortamında yayınlanmaya devam edilmesinin davacının şeref ve itibarını zedeleyici nitelikte olduğu, davacının “unutulma hakkına" dayalı talebinin ve İlk Derece Mahkemesinin kabul kararının yerinde olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; mahkemenin görevli olmadığını, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun'a göre Sulh Ceza Hakimliğinin görevli olduğunu, haberin görünür gerçeğe uygun olduğunu, basın ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, adli merciye intikal etmiş bir olay ile ilgili haber yapıldığını, kişilik haklarına bir saldırı olmadığını belirtmiştir.
B. Gerekçe
Uyuşmazlık; 13.01.2004 tarihinde Sabah Gazetesinin internet sitesinde yayınlanan haberin "unutulma hakkı" kapsamında yayından kaldırılması ve erişimin engellenmesi talebine ilişkindir.
TMK'nın "Kişiliğin korunması" kısım başlıklı 24 üncü maddesi şöyledir:
“Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hakimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir. Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır.”
Türk Medeni Kanunu’nun 25 inci maddesi şöyledir:
"Davacı, hâkimden saldırı tehlikesinin önlenmesini, sürmekte olan saldırıya son verilmesini, sona ermiş olsa bile etkileri devam eden saldırının hukuka aykırılığının tespitini isteyebilir. Davacı bunlarla birlikte, düzeltmenin veya kararın üçüncü kişilere bildirilmesi ya da yayımlanması isteminde de bulunabilir..."
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere; Sabah Gazetesinin internet sitesinde 13.01.2004 tarihinde davacı hakkında yapılan haberin halen arşivde yayınlanmaya devam ettiği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.6.2015 tarihli ve E.2014/4-56, K.2015/1679 sayılı kararında "...Unutulma hakkına gelince; unutulma hakkı ve bununla ilişkili olan gerektiği ölçüde ve en kısa süreliğine kişisel verilerin depolanması veya tutulması konuları, aslında kişisel verilerin korunması hakkının çatısını oluşturmaktadır. Her iki hakkın temelinde bireyin kişisel verileri üzerinde serbestçe tasarruf edebilmesini, geçmişin engeline takılmaksızın geleceğe yönelik plan yapabilmesini, kişisel verilerin kişi aleyhine kullanılmasının engellenmesini sağlamak yatmaktadır. Unutulma hakkı ile geçmişinde kendi iradesi ile veya üçüncü kişinin neden olduğu bir olay nedeni ile kişinin geleceğinin olumsuz bir şekilde etkilenmesinin engellenmesi sağlanmaktadır. Bireyin geçmişinde yaşadığı olumsuz etkilerden kurtularak geleceğini şekillendirebilmesi bireyin yararına olduğu gibi toplumun kalitesinin gelişmişlik seviyesinin yükselmesine etkisi de tartışılmazdır. Unutulma hakkı; üstün bir kamu yararı olmadığı sürece, dijital hafızada yer alan geçmişte yaşanılan olumsuz olayların bir süre sonra unutulmasını, başkalarının bilmesini istemediği kişisel verilerin silinmesini ve yayılmasının önlemesini isteme hakkı olarak ifade edilebilir." şeklinde unutulma hakkının ifade edildiği, dava konusu haberin unutulma hakkı kapsamında değerlendirilmesi gereken bir yayın olduğu, bu nedenle mahkemenin internet haberinin yayından kaldırılmasına dair kabul kararının yerinde olduğunun anlaşılmasına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.





