T.C.

Yargıtay

7. Hukuk Dairesi

2013/3024 E., 2013/7074 K.

"İçtihat Metni"

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi

YARGITAY İLAMI

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:

Davacı, işyerinde iki pompacı olduklarından 24 saat çalışıp 24 saat istirahat ettiğini, çalışmalarının kuruma eksik bildirildiğini, ulusal bayram ve genel tatillerde çalıştırıldığını ve karşılığının ödenmediğini, işçilik haklarının ödenmesini talep ettiğini, herhangi bir ödeme yapılmadığı gibi iş akdinin 21.04.2008 tarihinde şartların bu olduğu çalışmak istemiyorsa gidebileceği söylenerek feshedildiğini bildirerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin, fazla mesai, resmi tatil alacaklarının ödetilmesini talep etmiştir.

Davalı savunmasında, davacının kendi isteği ile istifa edip ayrıldığını, bordrolarda gösterilen dışında çalışması olmadığını, ve tüm alacakları aldığına dair ibraneme verdiğini belirtmiştir.

Mahkemece davacının, ibranamedeki imzaların kendisine ait olmadığını, istifa dilekçesi altındaki imzanın ise kendisine ait olduğu beyan etmiş ise de alınan 23.11.2010 tarihli bilirkişi raporunda, 13.04.2008 tarihli işten çıkış dilekçesindeki imza ile 21.04.2008 tarihli ibranamedeki imzaların davacıya ait olduğu belirtildiğinden davacının, istifa etmek suretiyle işten ayrıldığı ve tüm alacaklarının aldığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiştir.

İşçinin istifa dilekçesindeki iradesinin fesada uğratılması da sıkça karşılaşılan bir durumdur. İşverenin tazminatların derhal ödeneceği sözünü vermek ve benzeri baskılarla işçiden yazılı istifa dilekçesi vermesini talep etmesi ve işçinin buna uyması halinde, gerçek bir istifa iradesinden söz edilemez. Bu halde feshin işverence gerçekleştirildiği kabul edilmelidir.

İşverenin baskı uygulaması sonucu düzenlenen istifa dilekçesine değer verilemez. Dairemizce bu gibi hallerde feshin işverence gerçekleştirildiği, bununla birlikte işveren feshinin haklı olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir

İşçinin haklı nedenle derhal fesih nedenleri mevcut olduğu ve buna uygun biçimde bir fesih yoluna gideceği sırada, iradesi fesada uğratılarak işverence istifa dilekçesi alınması durumunda da istifaya geçerlilik tanınması doğru olmaz. Bu durumda işçinin haklı olarak sözleşmeyi feshettiği sonucuna varılmalıdır.

İstifa belgesine dayanılmakla birlikte, işçiye ihbar ve kıdem tazminatlarının ödenmiş olması, Türkiye İş Kurumuna yapılan bildirimde işveren feshinden söz edilmesi gibi çelişkili durumlarda, her bir somut olay yönünden bu çelişkinin istifanın geçerliliğine etkisinin değerlendirilmesi gerekir.

İstifa belgesindeki ifadenin genel bir içerik taşıması durumunda, işçinin dava dilekçesinde somut sebepleri belirtmesinde hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır. Bu halde de istifanın ardındaki gerçek durum araştırılmalıdır.

İbra sözleşmesi çalışma ilişkilerinde “ibraname” adıyla yaygın bir uygulama alanı bulmaktadır. İbra sözleşmelerinin geçerliliği sorunu, İş hukukunda “işçi yararına yorum” ilkesi çerçevesinde değerlendirilmiş ve ağırlıklı olarak Yargıtay kararları ışığında bir gelişim izlemiştir.

İbra sözleşmesi, varlığı tartışmasız olan bir borcun sona erdirilmesine dair bir yol olmakla, varlığı şüpheli ya da tartışmalı olan borçların ibra yoluyla sona ermesi mümkün değildir. Bu nedenle, işçinin hak kazanmadığı ileri sürülen bir borcun ibraya konu olması düşünülemez. Savunma ve işverenin diğer kayıtları ile çelişen ibra sözleşmelerinin geçersiz olduğu kabul edilmelidir

Miktar içeren ibra sözleşmelerinde ise, alacağın tamamen ödenmiş olması durumunda borç ifa yoluyla sona ermiş olur. Buna karşın kısmi ödeme hallerinde, ibraya değer verilmemekte ve yapılan ödemenin makbuz hükmünde olduğu kabul edilmektedir. Miktar içeren ibranamenin çalışırken alınmış olması makbuz etkisini ortadan kaldırmaz

Miktar içermeyen ibra sözleşmelerinde ise, geçerlilik sorunu titizlikle ele alınmalıdır. İrade fesadı denetimi yapılmalı ve somut olayın özelliklerine göre ibranamenin geçerliliği konusunda çözümler aranmalıdır. Fesihten sonra düzenlenen ve alacak kalemlerinin tek tek sayıldığı ibranamede, irade fesadı haller ileri sürülüp kanıtlanmadığı sürece ibra iradesi geçerli sayılmalıdır.

Yine, işçinin ibranamede yasal haklarını saklı tuttuğuna dair ihtirazi kayda yer vermesi ibra iradesinin bulunmadığını gösterir .

İbranamede yer almayan işçilik alacakları bakımından, borcun sona erdiği söylenemez. İbranamede yer alan işçilik alacaklarının bir kısmı yönünden savunma ile çelişkinin varlığı ibranameyi bütünüyle geçersiz kılmaz. Savunma ile çelişmeyen kısımlar yönünden ibra iradesine değer verilmelidir Başka bir anlatımla, bu gibi durumlarda ibranamenin bölünebilir etkisinden söz edilebilir. Bir ibraname bazı alacaklar bakımından makbuz hükmünde sayılırken, bazı işçilik hak ve alacakları bakımından ise çelişki sebebiyle geçersizlikten söz edilebilir. Aynı ibranamede çelişki bulunmayan ve miktar içermeyen kalemler bakımından ise borç ibra yoluyla sona ermiş sayılabilir.

Bu açıklamalar tahtında somut olayda, davacı dosyaya sunulan istifa dilekçesinin gerçek iradesini yansıtmadığını , işverenin çalışma esnasında okuma fırsatı vermeden birtakım belgeleri imzalattığını, ibranamedeki belirtilen alacaklarını da almadığını iddia etmiştir. Davalı ise davacının istifa ettiğini ve imzaladığı ibraname ile tüm alacaklarını aldığını savunmuştur. Mahkemece davacı tarafça kabul edilmeyen 21.04.2008 tarihli ibranamenin altındaki imzanın davacıya ait olduğunun bilirkişi incelemesi sonucunda anlaşılmış olması nedeniyle davacının istifa etmek suretiyle işten ayrıldığı ve tüm alacaklarını imzaladığı ibranameden anlaşıldığı üzere aldığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiştir. Her ne kadar mahkeme geçerli bir istifa ve ibranameyi kabul etmişse de davacının istifa dilekçesinde hiçbir neden belirtmemesi, davalı işverenle herhangi bir husumeti olmayan davacı tanığı ...’un işverenin çalışma saatlerinde okuma fırsatı vermeden 5-6 sefer birtakım evraklar imzalattığı yönündeki beyanı ve dosya kapsamından anlaşılacağı üzere davacının fazla mesai, ulusal bayram ve genel tatil alacağı olup bu durumun davacıya iş sözleşmesini haklı nedenle kıdem tazminatına hak kazandıracak şekilde sona erdirme imkanı vermesi karşısında davacının tazminatlarına hak kazanamayacak şekilde istifa etmiş olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunun kabul edilmesi gerekir. Bu nedenle davacının istifa dilekçesine itibar edilemez. Ayrıca işveren davacının istifa ettiğini savunmasına karşın ibranamede kıdem ve ihbar tazminatlarını aldığını belirttiği çelişkili savunması ile davalının ibranamede davacının aldığını belirttiği alacak kalemlerine ilişkin olarak herhangi bir ödeme belgesi sunamamış olması karşısında ibranameye de itibar edilemeyeceği açıktır.

Mahkemece davacının istifa edip tüm alacaklarını aldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 18.04.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.