T.C.
Yargıtay
7. Hukuk Dairesi
2023/1658 E., 2024/1765 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/2450 E., 2022/2031 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkeme kararının kaldırılmasına, konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 16. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/13 E., 2021/177 K.
Taraflar arasındaki el atmanın önlenmesi ve ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulüne, İlk Derece Mahkeme kararının kaldırılmasına, konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu bağımsız bölümün davacıya ait olup davalı tarafından haksız şekilde kullanıldığını ve ihtarnameye rağmen müdahalenin sonlandırılmadığını belirterek el atmanın önlenmesi ve ecrimisile karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili duruşmadaki beyanında özetle; dava konusu taşınmazın başından beri davalıya ait olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle;
1. Dava konusu taşınmaza yönelik davalının eşi (dava dışı) ... tarafından tapu iptali ve tescil davası açıldığı,
2. Bakırköy 3. Aile Mahkemesince, davacı eş tarafından davalı ... adına yapılan tapu devir işlemine açık rızanın olduğunun davalı ... tarafından ispatlanamadığı, açık rıza alınmadan yapılan işlemin geçerli olduğunun kabul edilemeyeceği gerekçesiyle ... adına kayıtlı tapu kaydının iptali ile diğer davalı ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verildiği ve kararın 18.11.2020 tarihinde kesinleştiği,
3. Tapu iptali ve tescil davasının yenilik doğurucu bir hüküm olacağı kabul edilmekle bekletici mesele yapıldığı,
4. Yargılama esnasında mülkiyetin değiştiği ve mahkeme kararı ile davalı tarafa geçtiği,
5. İlgili davanın geriye etki edeceği kabul edilerek ve dava tarihi itibarıyla haklılık durumu gözetilerek yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması gerektiği gerekçesiyle davanın konusuz kalması sebebiyle dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava tarihi itibarıyla vekil edeninin dava açmakta haklı olduğunu, davalının dava açılmasına sebebiyet verdiğini, davacının dava tarihi itibarıyla haklılık durumu nazara alınmadan hüküm kurulduğunu, el atmanın önlenmesi ve ecrimisil davalarında tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle;
1. Davanın konusuz kaldığından bahisle dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı,
2. Dava tarihi itibarıyla davacının dava açmakta haklı olduğu,
3. Davalının dava açılmasına sebebiyet verdiği gözetilerek yargılama giderlerinden sorumlu tutulması gerektiği,
4. El atmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerinin birlikte açılması halinde dava konusu taşınmazın dava tarihindeki değeri ile talep edilen ecrimisil bedeli toplamı üzerinden tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istekleri yönünden ayı ayrı vekalet ücretine karar verilmesinin de doğru görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın konusuz kalması sebebiyle dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir .
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen karara karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın Bakırköy 3. Aile Mahkemesinin 2013/751 Esas sayılı dosyası üzerinden verilen tapu iptali ve tescil kararı sonucu konusuz kaldığını, ilgili davada bağımsız bölümün davalı adına tescil edilmesine karar verildiğini, söz konusu kararının geçmişe etkili olduğunu, taşınmazın en baştan itibaren davalıya ait olup müvekkilinin üçüncü kişi olmadığını, devrin geçersiz kabul edildiğini, davacının dava tarihi itibarıyla haklı olmadığını, haksız ve kötü niyetli olarak taşınmazı iade etmediğini, Bölge Adliye Mahkemesinin yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden vermiş olduğu kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, el atmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 683 ve 995 inci maddeleri,
3. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 331 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu bağımsız bölümün dava tarihi itibarıyla davacı adına kayıtlı olduğu, yargılama sırasında davalının eşi (dava dışı) ... tarafından TMK’nın 194 üncü maddesine dayalı tapu iptali ve tescil davası açıldığı, Bakırköy 3. Aile Mahkemesinin 11.05.2017 tarihli ve 2017/165 Esas, 2017/327 Karar sayılı kararı ile davacı adına kayıtlı tapu kaydının iptali ile davalı adına kayıt ve tesciline karar verildiği, bekletici mesele yapılan dava dosyasının Yargıtay denetiminden geçerek 18.11.2020 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
3. Somut olayda, davacı dava tarihi itibarıyla malik olduğuna göre 6100 sayılı Kanun'un 331 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinden davalının sorumlu tutulmasında isabetsizlik bulunmamaktadır.
4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.03.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi.
K A R Ş I O Y
“Aile Konutu” kenar başlığını taşıyan TMK’nın 194 üncü maddesi şu şekilde düzenlenmiştir: “Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz."
Eşlerden birinin aile konutu üzerinde tek başına mülkiyet hakkına sahip olması halinde bu eşin aile konutunu devretmesi TMK m. 194’e göre diğer eşin açık rızasına bağlıdır.
TMK m. 194 ile kanun koyucu tarafından, evli kişiler için bazı hukukî işlemlerde birlikte hareket etme ve birlikte karar verme yükümlülüğü getirmiştir. Bu düzenleme ile evli kişilerin bazı hukukî işlemlerde tek başına hareket etme özgürlüğü sınırlandırılmıştır. TMK m. 194 hükmü, m. 193’de ifade edilen "eşlerin birbiriyle ve üçüncü kişilerle her türlü hukukî işlemi yapabilecekleri ilkesinin" bir sınırlamasıdır.
Eşin işleme onay vermeden yapılan bir satışta, hukuki işlem hükümsüzdür. Sonradan onay vermesi halinde işlem baştan itibaren (ex tunc) geçerli hale gelir. Rızası aranan eş, hukukî işleme icazet verinceye kadar yapılan hukukî işlem askıda hükümsüz bir işlem sayılır.
Bir konut, unsurlarının varlığı halinde aile konutu niteliğini kendiliğinden kazanır. Bu niteliğin varlığı TMK m. 194/3’teki şerhin varlığına bağlı değildir. Unsurları mevcut ise tapuda şerh düşülmemiş olsa bile bu konutun aile konutu niteliği mevcuttur. TMK m. 194/3’teki şerh de bu nedenle açıklayıcı bir şerhtir. Aile konutu olarak özgülenen taşınmaza ilişkin tapu kütüğüne konutla ilgili gerekli şerh düşülmemiş olsa bile, taşınmazın aile konutu olduğu ve malik olmayan eşin rızasının bulunmadığı durumlarda hiçbir şekilde işlem tarafı üçüncü kişinin iyi niyeti korunmaz. Kanun koyucunun amacı da bu kişiyi korumak değildir.
TMK m. 194’de diğer eşin rızasının alınmamasının sonucu düzenlenmemiştir. Kanun metninde "feshedemez", "sınırlayamaz" ve "devredemez" ifadeleri yer almaktadır. Aile konutunu malik olan eşten diğer eşin rızası olmaksızın devralan kişi mülkiyeti kazanamaz. Burada devralanın iyi niyetine bakılmaz. Tescil yolsuz ancak askıdadır. Konut üzerinde hak sahibi olan eş ile işlem yapan kişi tapu siciline güven ilkesinden yararlanamaz. Bu kişi iyi niyetli olsa dahi adına yapılan tescil ile hak iktisap edemez. Zira TMK m. 194 işlem hayatını koruma amacı güden bir hüküm olmadığından, iyi niyetin korunmasına da gerek yoktur.
Davacı tarafından davalı aleyhine eldeki dava açılarak el atmanın önlenmesi talep edilmiş ise de, davacı adına bulunan tapu kaydı, Bakırköy 3. Aile Mahkemesinin 2013/751 sayılı kararı ile bağımsız bölüm aile konutu olduğundan iptaline karar verilmiştir. El atmanın önlenmesi istemi yönünden davacı dava açmakta, yukarıda açıklanan sebeplerden dolayı baştan beri haklı değildir. Bu sebeple davalı yargılama giderinden sorumlu tutulmamalıdır. Hükmün bozulması gerektiğinden Sayın çoğunluğun onama kararına iştirak edememekteyiz.





