T.C.
Yargıtay
7. Hukuk Dairesi
2023/882 E., 2024/1548 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/404 E., 2022/2576 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Silivri 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2013/26 E., 2019/196 K.
Taraflar arasındaki vasiyetnamenin iptali terditli tenkis davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili ve katılma yoluyla bir kısım davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili; 22.06.2012 tarihinde ölen muris ...'a ait olduğu iddia olunan el yazılı vasiyetnamenin yazı, imza ve tarihin muris tarafından yazılmadığı gerekçesiyle şeklen geçersiz olmasının yanı sıra ehliyetsizlik ve irade sakatlığı nedenleriyle de iptalini aksi durumda tenkisini istemiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ..., davayı kabul etmiştir.
2. Davalılar vekili, müvekkili Nalan'ın davayı kabul ederken amacının vasiyetnamenin iptali olmadığını, para elde etmek olduğunu, davacılar vekilinin kesin süre içinde davacı ...'ın vasi sıfatıyla diğer davacıyı temsilen verdiği vekaletnameyi dosyaya sunmadığını, lehlerine usuli kazanılmış hak doğduğunu, davanın davacı ... yönünden açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiğini, diğer davacı ...'ın ise davayı ispatlayamadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Adli Tıp raporları ile murisin fiil ehliyetine haiz iken düzenlendiği vasiyetnamenin kendi eli ürünü olduğunun ispatlandığı, irade sakatlığının ise ispatlanamadığı gerekçesiyle vasiyetnamenin iptali talebinin kabul edilemeyeceği ve davacıların murise ait taşınmazları ölüm tarihinden sonra üzerlerine intikal ettirmeleri nedeniyle hukuki yarar yokluğundan tenkis talebinin de kabul edilemeyeceği açıklanarak davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve katılma yoluyla Nalan dışındaki davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacılar vekili, Adli Tıp Kurumu'nun imzanın murise ait olduğu yönünde kesin kanaat bildirmediğini, muhtemel rapor verdiğini, bu hususta ispat yükünün davalılarda olduğunu, ayrıca raporda tarih incelemesinin yapılmadığını, el yazılı vasiyetnamenin düzenlendiği tarihte Sulh Hukuk Mahkemesine sunulmamasının TMK'nın 538/2 hükmüne aykırı olduğunu, davalılardan Nalan'ın kabul beyanının göz ardı edildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Bir kısım davalılar vekili katılma yoluyla sunduğu istinaf dilekçesinde, davalı ...'ın kabulünün murisin iradesine saygı ilkesi karşısında önem arz etmediğini, vasiyetnamenin murisin eli ürünü olduğunun ispatlandığını, irade sakatlığının ispatlanamadığını, davacının tenkise ilişkin hiçbir delil sunmadığını, davacıların tenkise konu malları adlarına intikal ettirdiklerini, vekile kısıtlı davacı ... adına vekaletname sunması için 03/01/2019 tarihinde kesin süre verildiğini, sunulmaması üzerine 19/03/2019 tarihli duruşmada ikinci kez kesin süre verildiğini, ikinci kez kesin süre verilemeyeceğini ileri sürerek öncelikle davacının istinaf başvurusunun reddine aksi halde davacı ... bakımından davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, istinaf başvurusundaki gerekçeleri ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, şekle aykırılık, ehliyetsizlik, irade sakatlığı nedenleriyle vasiyetnamenin iptali aksi halde ikinci kademede tenkis istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 308 ve devamı, 281, 369, 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 560 ve devamı, 6, 516, 538, 557, 599 ve 705 inci maddeleri
2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 308 inci maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Kabul, davacının talep sonucuna, davalının kısmen veya tamamen muvafakat etmesidir."
3. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 311 inci maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Feragat ve kabul, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur."
4. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Bilirkişi raporuna itiraz" başlıklı 281 inci maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler"
5. Bilirkişi raporuna süresi içinde itiraz etmeyen temyiz aşamasında da itiraz edemez. ( ... Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, Cilt II, Dördüncü Baskı, Ankara, 1980, sayfa 1891)
6. 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 538 inci maddesi şöyledir:
"El yazılı vasiyetnamenin yapıldığı yıl, ay ve gün gösterilerek başından sonuna kadar mirasbırakanın el yazısıyla yazılmış ve imzalanmış olması zorunludur.
El yazılı vasiyetname, saklanmak üzere açık veya kapalı olarak notere, sulh hâkimine veya yetkili memura bırakılabilir."
7. 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 516 ncı maddesi şöyledir:
"Mirasbırakan, mirasının tamamı veya belli bir oranı için bir veya birden çok kişiyi mirasçı atayabilir.
Bir kişinin, mirasın tamamını veya belli bir oranını almasını içeren her tasarruf, mirasçı atanması sayılır. "
8. 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 560 ıncı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Saklı paylarının karşılığını alamayan mirasçılar, mirasbırakanın tasarruf edebileceği kısmı aşan tasarruflarının tenkisini dava edebilirler."
9. Türk Medeni Kanunu'nun 560 ve devamı hükümlerinde düzenleme alanı bulan tenkis davası; miras bırakanın, saklı payı ihlâl eden sağlar arası veya ölüme bağlı kazandırmalarının, yasal sınıra indirilmesini sağlayan yenilik doğurucu bir dava niteliğindedir. Bu dava sonucunda verilen kararla; miras bırakanın yapmış olduğu tasarruflar, mirasın açıldığı tarihten itibaren hüküm doğurmak üzere, saklı payı aştığı ölçüde geçersiz olacaktır. Bir diğer anlatımla tenkis, saklı payın yaptırımıdır (H.Hatemi, Miras Hukuku, İstanbul, 2004, s.23).
10. Bu dava ile, miras bırakanın yaptığı tasarrufların iptali değil, değiştirilmesi, tasarrufların, tasarruf edilebilir kısma çekilmesi amaçlanmıştır. Bu niteliğiyle tenkis davası bir eda davası olarak kabul edilemez. Miras bırakanın tasarrufu önceden yerine getirilmişse, davalının elinde bulunan malların iadesinin sağlanabilmesi için ayrıca eda isteminin de bulunması gerekmektedir. İndirme ve bu indirmenin iadesi istemi ayrı ayrı dava konusu yapılabileceği gibi, her iki istek aynı davada da ileri sürülebilir. Tenkis davası, tasarrufa konu malın lehtarın eline geçmiş olması halinde, eda istemini de kapsar. Tenkis kararı bu hali ile iki bölümde değerlendirilmelidir. Birinci bölüm, miras bırakanın tasarruflarının saklı payı ihlali ve saklı pay sınırına çekilmesini, indirilmesini belirleyen o tasarrufları değiştiren, (inşa) yenilik doğurucu bölümdür. İkinci bölüm ise, lüzumu halinde saklı payı tamamlamayı, mal varlığında meydana gelen eksikliğin giderilmesini amaçlayan eda bölümünü kapsamaktadır.
11. Öte yandan, belirli mal vasiyeti ile mirasçı atanmasını içeren vasiyetnamelerin söz konusu olması halinde tenkis hesabı birbirinden farklıdır. Türk Medeni Kanunu’nun 564 üncü maddesi ancak belirli mal vasiyeti söz konusu olduğunda uygulanabileceğinden mirasçı ataması (nasbı) halinde bu maddenin uygulanması olanağı bulunmamaktadır. Mirasçı olarak atanan kimseye karşı açılan tenkis davasının kabulü halinde davacıların saklı payları oranında tenkise karar vermek yeterlidir.( Yargıtay 2. HD.’nin 18.5.1995 tarihli, 4699-5842 sayılı kararı, 2. HD.’nin 13.06.2007 tarihli, 2006/16512-2007/10134 sayılı kararı ).
12. 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 599 uncu maddesi şöyledir:
"Mirasçılar, mirasbırakanın ölümü ile mirası bir bütün olarak, kanun gereğince kazanırlar.
Kanunda öngörülen ayrık durumlar saklı kalmak üzere mirasçılar, mirasbırakanın aynî haklarını, alacaklarını, diğer malvarlığı haklarını, taşınır ve taşınmazlar üzerindeki zilyetliklerini doğrudan doğruya kazanırlar ve mirasbırakanın borçlarından kişisel olarak sorumlu olurlar.
Atanmış mirasçılar da mirası, mirasbırakanın ölümü ile kazanırlar. Yasal mirasçılar, atanmış mirasçılara düşen mirası onlara zilyetlik hükümleri uyarınca teslim etmekle yükümlüdürler"
13. 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun "Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması" başlıklı 705 inci maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması, tescille olur.
Miras, mahkeme kararı, cebrî icra, işgal, kamulaştırma hâlleri ile kanunda öngörülen diğer hâllerde, mülkiyet tescilden önce kazanılır."
3. Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Vasiyetnamenin iptali talebi yönünden yapılan temyiz incelemesinde;
3. Her ne kadar davacı vekili, vasiyetnamenin mirasbırakanın eli ürünü olup olmadığı hususunda aldırılan bilirkişi raporuna yönelik temyiz itirazları ileri sürmüş ise de; anılan bilirkişi raporuna süresi içerisinde itiraz etmediği dikkate alınarak bu yöndeki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak davalılardan Nalan'ın davayı kabul beyanının bulunduğu gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
4. Tenkis talebi yönünden yapılan temyiz incelemesinde;
5. Mahkemece, mirasbırakanın ölümü tarihinde terekesinde bulunan taşınmazların daha sonra davacılar adına intikal etmesi gerekçe gösterilerek hukuki yarar yokluğundan tenkis talebi reddedilmiş ise de, 4721 sayılı Kanun'un 599 uncu maddesine göre mirasçılar, mirası mirasbırakanın ölümü ile bir bütün olarak kanun gereğince kazanırlar. Aynı Kanunun 705 inci maddesine göre, taşınmazın mirasçılar adına intikali sadece açıklayıcı mahiyettedir.
6. Bundan ayrı, yukarıda "İlgili Hukuk" başlığı altında açıklandığı üzere; tenkis davalarını talep sonucunu salt malın iadesine yönelikmiş gibi kabul etmek suretiyle yalnızca bir eda davası niteliğine indirgeyebilmek mümkün değildir. 4721 sayılı Kanun'un 560 ıncı maddesinde de açıklandığı üzere; tenkis davası öncelikle, saklı payı aşan tasarrufun indirilmesi amacına yöneliktir. Bir diğer anlatımla, tenkis davaları öncelikle, saklı payı ihlâl eden kazandırmanın, yasal sınıra indirilmesini sağlayan yenilik doğurucu bir dava niteliğindedir. Bu dava sonucunda verilen kararla; miras bırakanın yapmış olduğu tasarruflar, mirasın açıldığı tarihten itibaren hüküm doğurmak üzere, saklı payı aştığı ölçüde geçersiz olacaktır. Zira tenkis, saklı payın yaptırımıdır.
7. Somut olayda, mirasbırakan el yazılı vasiyetnamesi ile davacı ... ile birlikte davalıları mirasçı atamış olup; tenkis, mirasçı atamaya ilişkin tasarrufu saklı pay sınırına çekmeyi amaçlayan bir indirim davası olduğundan yazılı gerekçe ile tenkis talebinin reddi doğru görülmemiştir.
8. Tekrar önemle vurgulamak gerekir ki, mirasçı olarak atanan kimseye karşı açılan tenkis davasının kabulü halinde dava edilen saklı paylar oranında tenkise karar vermek yeterlidir.
Açıklanan hususlar dikkate alınarak yeniden bir karar verilmesi için hükmün bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Bölge Adliye Mahkemesince verilen istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararın ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesinin kararının BOZULMASINA,
Peşin yatırılan harcın yatırana iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.03.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.





