T.C.

Yargıtay

7. Hukuk Dairesi

2025/4724 E., 2025/4562 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/123 E., 2024/359 K.

Ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Temyiz edilmeden kesinleşen hükmün Adalet Bakanlığının 30.09.2025 gün ve 39152028-153.01-1181-2025-E, 2103/22499 sayılı talebi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 363. maddesi gereğince kanun yararına bozulması istenilmiş olmakla, dosya ve içerisindeki bütün belgeler incelendikten sonra gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının el birliği ortaklığının bulunduğu 1 06... parsel sayılı taşınmazda davalıya yapılan pay satışı ile ilgili ön alım hakkını kullanmak istediğini belirterek dava konusu taşınmazda davalının payının iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında terekeye temsilci atanarak taraf teşkili sağlanmıştır.

II.CEVAP

Davalı cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazda fiili taksim bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. MAHKEME KARARI

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında dava konusu taşınmazda fiili taksim bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Adalet Bakanlığı temyiz dilekçesinde; Mahkeme kararının kanun yararına temyizen incelenmesini istemiştir.

C. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

1. 6100 sayılı Kanun’un 363/1 hükmü uyarınca ilk derece mahkemelerinin kesin olarak verdikleri kararlar ile istinaf incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlarına karşı, yürürlükteki hukuka aykırı bulunduğu ileri sürülerek Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına temyiz yoluna başvurulur.

2. Temyiz talebi Yargıtayca yerinde görüldüğü takdirde, 6100 sayılı Kanun’un 363/2 hükmü uyarınca karar kanun yararına bozulur ve bu bozma, kararın hukuki sonuçlarını ortadan kaldırmaz.

3. Ön alım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle ön alım hakkını kullanması 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinde yer alan dürüst davranma kuralı ile bağdaşmaz. Kötüniyet iddiası 14.02.1951 tarihli ve 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi, Mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi hâlde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı hâlinde davanın reddi gerekir.

4. Dosya içeriği ve toplanan delillerden dava konusu taşınmazda fiili taksim bulunmadığı, nitekim Mahkemece 30.09.2022 tarihinde fen, ziraat ve gayrimenkul değerleme uzmanı refakatiyle yapılan keşif sırasında tutanağa geçen gözlemde; dava konusu taşınmazın boş tarla olduğu, ekili zirai ürün bulunmadığı, taşınmaz üzerinde herhangi bir sınır çizgisinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

5. Hâl böyle olunca dava konusu taşınmaz üzerinde fiili taksim olgusunun bulunmadığı benimsenerek ön alım hakkı ile ilgili diğer hususların varlığı incelenerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan hükmün bozulması gerekmiştir.

V. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Adalet Bakanlığının 6100 sayılı Kanun'un 3631 hükmüne dayalı kanun yararına temyiz talebinin kabulü ile kararın sonuca etkili olmamak üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA,

Dava dosyasının Mahkemesine, kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına gönderilmesine,

23.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.