T.C.
Yargıtay
9. Hukuk Dairesi
2016/31425 E., 2020/15883 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı işyerinde hafta içi 08.00-18.30 saatleri arasında, cumartesi günleri ise 08.00-14.00 saatleri arasında çalıştığını, genel tatil günlerinde de çalıştığını fakat bu çalışmalarının karşılığı fazla mesai ve genel tatil ücretlerinin ödenmediğini beyanla davacının ödenmeyen fazla mesai, ücret ve genel tatil alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının idari kadroda görevli olduğunu, müvekkili şirkette mesainin 08:00-17:00 saatleri arasında olduğunu, buna yönelik imzalı puantaj kayıtları ve işyeri kayıtları bulunduğunu, işyerinde mevcut idari kadro elemanlarının çok nadir olarak ve kısa zamanlı fazla çalışma yaptıklarını, davacının fazla çalışmanın bulunduğu aylar fazla çalışma ücretinin yasal yollardan ödendiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davanın reddine karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2-Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp ispatlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle ispatlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları şahit beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada gözönüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkan dahilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
Akrabalık veya diğer bir yakınlık başlı başına tanık beyanını değerden düşürücü bir sebep sayılamaz ise de, işveren aleyhine dava açan kişiler davacı tanığı olarak dinlenmiş ise bu işçilerin tanıklıklarına kural olarak itibar edilmemesi; birbirlerine tanıklık eden kişilerin beyanlarına ihtiyatla yaklaşılması ile bu tanıkların beyanlarının diğer yan delillerle birlikte değerlendirilerek sonuca gidilmesi gerekir. (Hukuk Genel Kurulu 2015/22-1595 E., 2016/783 K.)
İşçilerin birbirlerine tanıklık yapmak suretiyle menfaat birliği içine girmeleri hâlinde beyanlarına ihtiyatla yaklaşılması ve salt beyanları ile sonuca gidilmemesi gerekir. Ancak yan deliller var ise dava açmış olsalar bile tanıkların beyanı diğer delillerle birlikte değerlendirilmelidir.
Somut uyuşmazlıkta, davacının dinletmiş olduğu tanıkların davalı işverene karşı derdest davalarının bulunduğu gerekçesi ile davacının dava konusu fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının ispat edilemediği kabul edilmiş ise de davacının söz konusu alacakların ispatı noktasında salt tanık beyanlarına dayanmadığı, dosyaya davacının çalışma dönemine dair işyeri servis araçlarının hareket saatlerini gösterir araç takip kayıtlarının sunulduğu, tanık beyanları ile bu kayıtlar birlikte değerlendirildiğinde; davacının haftalık 8 saat fazla mesaisi ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinin bir bölümünde çalıştığı hususlarını ispatladığı anlaşılmış olup yanılgılı değerlendirme ile söz konusu alacakların reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
3-İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı, ayrıca davacının çalıştığı işyerinin faaliyet gösterdiği alanda uzman bir bilirkişiden de görüş alınarak davacının fesih tarihindeki gerçek ücreti saptanmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.
Somut olayda, davacı işçi net 1.500,00 TL ücret aldığını iddia etmiş, davalı ise davacının net 1.200,00 TL ücret aldığını savunmuştur. Davacı tanıkları işyerinde ücretin bir kısmının bankaya yatırıldığını, bir kısmının ise elden ödendiğini, davacının net 1.500,00 TL ücret aldığını ifade etmiştir.
Dosyaya sunulan 2015 yılı Şubat ayı işyeri dönem bordrosunda da davacının net 1.500,00 TL ücret aldığının belirtildiği anlaşılmış olup davacının yapmış olduğu iş, kıdemi, tanık beyanları ile işyeri dönem bordrosu birlikte değerlendirildiğinde davacının net 1.500,00 TL ücret aldığı kabulü ile dava konusu son 13 günlük fark ücret alacağına hükmedilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 12/11/2020 gününde oybirliği ile karar verildi.




