Türk hukukunda belirli ekonomik kriterleri karşılayan yabancıların istisnai yolla Türk vatandaşlığını kazanabilmesine imkân tanınmıştır. Özellikle 400.000 Amerikan Doları tutarında taşınmaz edinimi, sermaye yatırımı yapılması, istihdam oluşturulması veya ekonomik katkı sağlayan diğer faaliyetlerin gerçekleştirilmesi halinde ilgili yabancı, eşi ve 18 yaşından küçük çocukları Türk Vatandaşlığı kazanmaktadır. Bu yazımızda Türk Vatandaşlığının kazanılma usulleri detaylıca açıklanmayacak olup, Türk Vatandaşlığı kazanıldıktan sonra; özellikle Türk Vatandaşlığı başvuru sürecinde yapılan muvazaalı işlemler nedeniyle Türk Vatandaşlığının iptal edilmesi hususu anlatılacaktır.
TÜRK VATANDAŞLIĞI KAZANMA KARARININ İDARİ İŞLEM NİTELİĞİ
İdare hukuku bakımından idari işlem; idarenin kamu gücü kullanarak, tek taraflı irade açıklamasıyla hukuk düzeninde değişiklik meydana getiren işlemleridir. Vatandaşlığın kazanılmasına ilişkin kararlar da bu kapsamda değerlendirilmektedir. Zira yabancının yatırım şartlarını yerine getirmesi, vatandaşlık statüsünü kendiliğinden doğuran bir işlem değildir. Vatandaşlık bağının kurulması, yetkili idari makamın irade açıklaması sonucunda gerçekleşmektedir. 400.000 Amerikan Doları bedel tutarında yatırım yapmak suretiyle Türk Vatandaşlığı kazanma işlemi 5901 Sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 12. Maddesi uyarınca Cumhurbaşkanı kararıyla tesis edilen kurucu idari işlem niteliğindedir.
TÜRK VATANDAŞLIĞI KAZANMA KARARININ DAYANAĞI: TAŞINMAZ YATIRIM TESPİT BELGESİ VE UYGUNLUK BELGESİ
Yatırım yoluyla Türk vatandaşlığının kazanılmasında, vatandaşlık başvurusunun temelini oluşturan husus, yabancı yatırımcının mevzuatta öngörülen yatırım şartlarını yerine getirdiğinin yetkili idari makamlar tarafından tespit edilmesidir. Bu kapsamda yatırım tespit belgesi, (eski adıyla uygunluk belgesi) vatandaşlık kazanma kararının oluşum sürecinde önemli idari belgeler olarak karşımıza çıkmaktadır. Türk Vatandaşlığı başvuru sürecinin başlatılabilmesi için, başvurucunun öncelikle 400.000 Amerikan Doları yatırım yaptığının, Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü tarafından Taşınmaz Yatırım Tespit Belgesi düzenlenmek suretiyle tespit edilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla Türk Vatandaşlığı verilmesine yönelik Cumhurbaşkanlığı tarafından verilen kararın dayanağı, Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü tarafından verilen Taşınmaz Yatırım Tespit Belgesidir. Taşınmaz Yatırım Tespit Belgesi ise, Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü tarafından yetkilendirilmiş gayrimenkul değerleme uzmanlarının, vatandaşlığa konu taşınmazın değerinin 400.000 USD üzerinde olduğunu yönünde hazırladığı değerleme raporu neticesinde verilir.
TÜRK VATANDAŞLIĞI KARARLARININ İPTAL NEDENLERİ
Vatandaşlık kararının verilmesiyle birlikte kişi, yalnızca ekonomik bir işlem sonucunda geçici bir hak elde etmiş olmaz; hukuken korunan bir vatandaşlık statüsüne sahip olur. Bu nedenle vatandaşlık kararının daha sonra kaldırılması, idare hukuku bakımından özel bir sorun ortaya çıkarmaktadır. Bununla birlikte, son zamanlarda yatırım yolu ile Türk Vatandaşlığı kazanmış olan kişilerin Türk Vatandaşlığı kazanma kararlarının iptal edildiği bilinmektedir.
Öncelikle, Türk Vatandaşlığı kazanmak isteyen yabancı kişilerin Türkiye'de 400.000 Amerikan Doları yatırım yapması ve bu yatırımın Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü tarafından Taşınmaz Yatırım Tespit Belgesiyle tespit edilmesi gerekmektedir. Türk Vatandaşlığına esas olan gayrimenkul, 4 Mart 2024 tarihinden önce satın alınmış ise, gayrimenkul değerleme raporu Sermaye Piyasası Kurulu ve Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği lisanslı her hangi bir değerleme şirketi tarafından; 4 Mart 2024 tarihinden sonra alınmış ise sadece GEDAŞ Gayrimenkul Değerleme A.Ş. tarafından yapılmaktadır. Türk Vatandaşlığı iptal kararlarına konu olan gerekçe ise, yatırım tespit belgesi düzenlenirken yapıldığı iddia edilen usulsüzlük iddialarıdır.
HİLE VE GERÇEĞE AYKIRI BEYAN İDDİASI
Son zamanlarda verilen Türk Vatandaşlığı iptal kararlarının gerekçesi, başvurucunun Türk Vatandaşlığı kazanımı sürecinde satın aldığı ve Taşınmaz Yatırım Tespit Belgesine esas olan gayrimenkulün değerleme raporlarının, taşınmazın gerçek değerinden fazla olduğu iddiasıyla verilmektedir.
Taşınmazın bulunduğu yerdeki Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmalarda, ilgili kişi Türk Vatandaşlığı kazanmış olsa da; soruşturma aşamasında yapılan bilirkişi incelemelerinde, taşınmaz yatırım tespit belgesi düzenlendiği tarihte gayrimenkulün satışa esas bedeli yeniden değerlendirilmekte; beyan edilen değer ile bilirkişi tarafından tespit edilen değerin arasında fark olması halinde bilirkişi tarafından düzenlenen değerleme raporuna itibar edilerek ilgili kişilerin Türk Vatandaşlığı iptal edilmektedir.
Yatırım yoluyla Türk vatandaşlığının kazanılmasında hile, özellikle şu şekillerde ortaya çıkabilir:
Gerçekte yapılmayan bir yatırımın yapılmış gibi gösterilmesi,
Gerçek yatırım miktarının mevzuatta öngörülen sınırların altında olmasına rağmen farklı gösterilmesi,
Sahte veya gerçeği yansıtmayan belgelerin sunulması,
Muvazaalı işlemlerle yatırım şartlarının sağlanmış görüntüsü oluşturulması,
İdari makamın değerlendirmesini etkileyecek önemli bilgilerin gizlenmesi.
GERÇEKTE YAPILMAYAN BİR YATIRIMIN YAPILMIŞ GİBİ GÖSTERİLMESİ
Yatırım yoluyla Türk vatandaşlığının kazanılmasında temel unsur, yabancı yatırımcının mevzuatta öngörülen yatırım şartlarını gerçek, geçerli ve hukuka uygun bir şekilde yerine getirmiş olmasıdır. Bu nedenle yalnızca şeklen bir yatırım görüntüsü oluşturulması veya gerçekte mevcut olmayan bir yatırımın yapılmış gibi idari makamlara sunulması, vatandaşlık kararının hukuki dayanağını doğrudan etkileyebilecek niteliktedir.
Gerçekleşmeyen bir yatırımın yapılmış gibi gösterilmesi, idarenin vatandaşlık başvurusuna ilişkin değerlendirme iradesini sakatlayan bir durum olarak ortaya çıkabilir. Çünkü idare, vatandaşlık kararını tesis ederken başvuru sahibinin sunduğu bilgi ve belgelerin gerçeği yansıttığı varsayımına dayanır. Bu durum genellikle, tapu müdürlüğünde satış işlemi olarak gösterilen bir işlemin, aslında ödünç sözleşmesi olduğu yönünde muvazaa olması durumlarında ortaya çıkar. Bu durumda genellikle gayrimenkulü satın alıp Türk Vatandaşlığı kazanan kişi, 3 yıl satmama taahhüdü süresi bittikten sonra ilgili taşınmazı satın aldığı kişiye geri devir etmesi yoluyla tamamlanır. Her ne kadar Türk Vatandaşlığı kazanımına esas olacak bütün bilgi ve belgeler mevcut olsa da; ortada gerçek bir satış işlemi bulunmadığından tespit halinde Türk Vatandaşlığı iptal edilir.
GERÇEK YATIRIM TUTARININ MEVZUATTA ÖNGÖRÜLEN SINIRLARIN ALTINDA OLMASINA RAĞMEN YÜKSEK GÖSTERİLMESİ
Yatırım yoluyla Türk vatandaşlığının kazanılmasında, kanun koyucu tarafından belirlenen yatırım türleri bakımından belirli ekonomik şartların yerine getirilmesi aranmaktadır. Bu şartların en önemlilerinden biri, gerçekleştirilen yatırımın mevzuatta öngörülen asgari tutarı karşılamasıdır. Bu nedenle yatırım miktarının gerçeğe uygun şekilde belirlenmesi, vatandaşlık kazanma kararının hukuka uygunluğu bakımından temel unsurlardan biridir.
Taşınmaz değerleme raporu, bir taşınmazın piyasa değerinin belirlenmesine yönelik teknik nitelikte bir inceleme belgesi olmakla birlikte, vatandaşlık başvurusu bakımından yalnızca ekonomik bir tespit aracı değildir. Aynı zamanda idarenin vatandaşlık kararını tesis ederken dikkate aldığı maddi unsurlardan biridir. Bu nedenle raporda yer alan değer tespitinin gerçeği yansıtması, hukuki güvenilirlik açısından büyük önem taşımaktadır.
Taşınmazın gerçek ekonomik değerinin mevzuatta aranan yatırım sınırının altında olmasına rağmen, değerleme raporunda daha yüksek gösterilmesi hâlinde, idarenin vatandaşlık başvurusunu değerlendirme sürecinin gerçeğe aykırı bir veri üzerinden yürütülmesi söz konusu olabilir.
Bu durum özellikle;
taşınmazın piyasa değerinin objektif kriterlere aykırı biçimde yüksek belirlenmesi,
emsal taşınmazların gerçeğe aykırı şekilde seçilmesi,
taşınmazın fiziksel veya hukuki özelliklerinin olduğundan farklı değerlendirilmesi,
gerçek satış bedeli ile raporda belirtilen değer arasında önemli farklılık bulunması,
değerleme sürecinde taraflı veya yanıltıcı bilgilerin kullanılması,
hâllerinde gündeme gelir.
İdare hukuku bakımından burada temel sorun, vatandaşlık kararının dayandığı sebep unsurunun gerçeğe uygun olup olmadığıdır. Zira vatandaşlık kazanma kararı, yatırımcının mevzuatta öngörülen ekonomik şartları sağladığı kabulüne dayanır. Eğer bu kabul gerçeğe aykırı bir bilgiye dayanıyorsa, vatandaşlık işleminin hukuki geçerliliği tartışmalı hâle gelebilir.
Bununla birlikte, yatırım tutarının belirlenmesine ilişkin her farklı değerlendirme veya sonradan ortaya çıkan değer değişiklikleri, tek başına hile veya gerçeğe aykırı beyan olarak kabul edilemez. Hileden söz edilebilmesi için yatırımcının bilerek ve isteyerek gerçek yatırım miktarını gizlemesi ya da idareyi yanıltmaya yönelik bir davranışta bulunması gerekir.
UYGUNLUK BELGESİNİN İPTAL EDİLMESİ
Yatırım yoluyla Türk vatandaşlığının kazanılması sürecinde uygunluk belgesi, yabancı yatırımcının gerçekleştirdiği yatırımın mevzuatta öngörülen şartları taşıdığını gösteren ve vatandaşlık başvurusunun ön aşamalarından birini oluşturan önemli bir idari belgedir. Bu belge, yatırımın türü, miktarı ve niteliği bakımından vatandaşlık başvurusu yapılabilmesi için gerekli şartların sağlandığını ortaya koymaktadır.
Yukarıda belirtilen ve Türk Vatandaşlığı kazanımı sürecinde idari makamlardan gizlenen önemli bir husus olması halinde, idare tarafından öncelikle Türk Vatandaşlığı kazanımı kararına dayanak oluşturan ve Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü tarafından verilen Taşınmaz Yatırım Tespit Belgesi iptal edilmektedir. Taşınmaz Yatırım Tespit Belgesinin iptal edilmesiyle birlikte, Türk Vatandaşlığına dayanak oluşturan idari karar ortadan kalkmaktadır.
Burada önemle belirtmemiz gerekir ki; uygunluk belgesinin iptal edilmesi ile Türk Vatandaşlığının iptal edilmesi farklı idari işlemler olup her iki işleme karşı ayrı ayrı iptal davası açılması gerekmektedir.
TÜRK VATANDAŞLIĞININ İPTAL EDİLMESİ İLE TÜRK VATANDAŞLIĞI KARARININ GERİ ALINMASI ARASINDAKİ FARK
Türk vatandaşlığının sona erdirilmesi bakımından vatandaşlığın iptal edilmesi ile vatandaşlık kazanma kararının geri alınması kavramları uygulamada birbirine yakın anlamlarda kullanılabilse de, idare hukuku ve vatandaşlık hukuku bakımından farklı hukuki niteliklere sahiptir.
Vatandaşlık kazanma kararının geri alınması, esas itibarıyla vatandaşlık kararının tesis edildiği anda hukuka aykırı bir durumun mevcut olması hâlinde gündeme gelen bir idari işlem hukuku meselesidir. Burada temel tartışma, vatandaşlık kararının hangi şartlar altında ve hangi maddi gerçeklik üzerine kurulduğudur. Başvuru sırasında gerçeğe aykırı beyanda bulunulması, sahte veya yanıltıcı belgeler sunulması, yatırım şartlarının gerçekte gerçekleşmemesine rağmen gerçekleşmiş gibi gösterilmesi gibi durumlarda, idarenin iradesinin sakatlandığı ve vatandaşlık kazanma kararının hukuki temelinin ortadan kalktığı ileri sürülebilir.
Geri alma işleminde amaç, hukuka aykırı şekilde tesis edilmiş olan vatandaşlık kararının hukuk düzeninden çıkarılmasıdır. Bu nedenle geri alma, vatandaşlık statüsünün verilmesinden ziyade, vatandaşlığı doğuran idari işlemin hukuki geçerliliği üzerine yapılan bir değerlendirmeyi ifade eder.
Buna karşılık Türk vatandaşlığının iptal edilmesi kavramı, daha çok kişinin mevcut vatandaşlık statüsüne yönelik bir sona erdirme sonucunu ifade etmektedir. İptal kavramı, kişinin Türk vatandaşı sıfatının ortadan kaldırılması sonucunu doğuran işlemi ifade etmekle birlikte, hukuki sebebi ve uygulanma yöntemi bakımından vatandaşlık kararının geri alınmasından farklı değerlendirilmelidir.
İdari işlem teorisi bakımından temel ayrım şu şekilde ortaya konulabilir:
Vatandaşlık kararının geri alınması, vatandaşlık kazandıran idari işlemin hukuka aykırılığına dayanır ve işlemin kuruluş aşamasındaki sakatlıkların giderilmesini amaçlar.
Vatandaşlığın iptal edilmesi ise kişinin mevcut vatandaşlık statüsüne yönelik bir sonuç doğuran işlem olarak değerlendirilir ve kanunda öngörülen özel şartların gerçekleşmesine bağlıdır.
Bu nedenle yatırım yoluyla kazanılan Türk vatandaşlığı bakımından öncelikle incelenmesi gereken husus, vatandaşlık kazanma kararının verildiği tarihte hukuka aykırılık bulunup bulunmadığıdır. Eğer vatandaşlık kararı, hile, gerçeğe aykırı beyan veya sahte belgeler nedeniyle sakatlanmışsa, mesele esas itibarıyla vatandaşlık kararının hukuki geçerliliği ve geri alınması kapsamında değerlendirilmelidir.
SONUÇ
Özellikle gerçekte yapılmayan bir yatırımın yapılmış gibi gösterilmesi, yatırım miktarının mevzuatta öngörülen sınırların üzerinde gösterilmesi, taşınmaz değerleme raporlarının gerçeğe aykırı şekilde düzenlenmesi veya idarenin gerçeğe aykırı beyanlarla yanıltılması hâllerinde, vatandaşlık kararının hukuki temeli tartışmalı hâle gelebilir. Zira idarenin vatandaşlık verme iradesi, gerçek ve hukuka uygun bir yatırımın mevcut olduğu kabulüne dayanmaktadır. Bir sonraki yazımızda, Türk Vatandaşlığının İptali ve Geri Alma kararlarına karşı açılacak olan davaların usul ve esaslarını detaylıca izah edilecektir.
Sonuç olarak, yatırım yoluyla Türk vatandaşlığının geri alınması; yalnızca yatırım şartlarının yerine getirilip getirilmediği meselesi değil, aynı zamanda idari işlem teorisi, kazanılmış hak ilkesi, hukuki güvenlik ilkesi ve ölçülülük prensibi çerçevesinde değerlendirilmesi gereken çok boyutlu bir hukuki konudur. Hukuk devleti anlayışı, bir yandan hileli ve gerçeğe aykırı işlemlerle elde edilen vatandaşlık statülerinin korunmamasını, diğer yandan ise hukuka uygun şekilde kazanılmış vatandaşlığın keyfi biçimde ortadan kaldırılmamasını gerektirmektedir. Bu denge, yatırım yoluyla vatandaşlık uygulamasının hukuki güvenilirliği ve sürdürülebilirliği bakımından temel öneme sahiptir.
Av. Batın YILMAZ