İç piyasada üretilen ürünlerin, daha kaliteli veya ucuz ithal ürünlere karşı korunması ihtiyacı karşısında, gümrük işlemlerinin ve gümrükten geçen ürünlerin vergilerinin sıkı şekilde takibi gerekir. Yerli sermayenin desteklenmesi, döviz çıkışının azaltılması, cari açığın kontrol altına alınması gibi iktisadi sebeplerle; ithal ürünlere yüksek vergiler koyulmakta, bu durum ise sahtecilik ve kaçakçılık fiillerinde artışa yol açmaktadır.
Gümrük ve özel tüketim vergilerinin çok yüksek olması nedeniyle; yabancı menşeli lüks otomobillerin, yasal olmayan yöntemlerle ülkeye sokulduğu ve bu ticaretten meşru olmayan kazanç elde edildiği, ülke ekonomisinin ve vatandaşlarımızın zarar gördüğü de bilinen bir gerçektir.
Ceza kanunlarına rağmen; yabancı menşeli lüks otomobiller, ya tamamen kaçak yollarla ya da gümrük mevzuatında düzenlenen muafiyetlerden faydalanılarak yurda sokulmakta, sonrasında ise sahte işlemlerle sisteme dahil edilip, satılmak suretiyle büyük kazançlar elde edilmektedir.
1. Aracın Motor ve Şasi Numaralarının Değiştirilmesi
Bu hususta en çok kullanılan yöntemlerden birisi; “change”, yani aracın motor ve şasi numaralarının değiştirilmesi işlemidir. Şasi numarası, aracın gövdesine işlenen; motor numarası ise, aracın motor bloğunda bulunan ve aracın tanımlanmasını sağlayan benzersiz bir kimlik numarasıdır. Her aracın tanımlanmasını sağlayan bir şasi numarası ile bir motor numarası bulunur ve bu numaralar araçların tescil işlemlerinde kullanılır. Hurda veya ağır hasarlı araçların şasi veya motor numaraları; gümrük mevzuatına aykırı yol ve yöntemlerle yurda sokulan araçların gövde ve motor bloğuna işlenerek “change” işlemi gerçekleştirilmekte, bu sayede hurda veya ağır hasarlı aracın yerini, kaçak olarak yurda sokulmuş araç almakta ve piyasaya sürülmektedir. Bir başka ifadeyle; araç kaçak yolla yurda getirilmekte ve sonra motoru ile şasi numaralarında değişiklik yapılarak, kaçak değil de yasal yoldan gelmiş gibi trafiğe sokulmaktadır. Fail bu şekilde; esasen gümrük vergisi ve ÖTV’si ödenmemiş veya başka şekilde gösterilmek suretiyle çok az ödenmiş aracı kaçak yolla sokmakta, ardından kaçak yolla gelen aracın motoru ile şasi numaralarında yapılan değişiklikle, gerçekte kaçak yolla yurda girmiş araca yasal statü kazandırmaktadır.
“Change” araçların gümrük işlemlerine tabi tutulmaksızın yurda sokulması halinde, ilk olarak karşımıza 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu çıkar. Bu Kanunun “Kaçakçılık suçları” başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrasında; “Eşyayı, gümrük işlemlerine tabi tutmaksızın ülkeye sokan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.” hükmüne yer verilerek, bir eşyanın gümrük mevzuatına göre yapılması gereken işlemleri yerine getirilmeden yurda sokulması fiili yaptırım altına alınmıştır. Gümrük işlemi; gümrük idareleri tarafından, mevzuat gereğince yapılması gereken her türlü işlemi kapsar.
5607 sayılı Kanunun 3. maddesinin 1. fıkrasının ilk cümlesi, suçun en temel halini düzenlemekte olup; gümrük işlemleri yerine getirilmeden, eşyanın gümrük kapılarından sokulması halinde suçun basit hali, eşyanın gümrük kapıları dışından ülkeye sokulması halinde ise ikinci cümlesi gereğince ağırlaştırıcı hali uygulama alanı bulacaktır.
Maddenin 2. fıkrasında ise; eşyanın, aldatıcı işlem ve davranışlarla, gümrük vergileri kısmen veya tamamen ödenmeksizin ülkeye sokulması durumunda daha ağır yaptırıma tabi tutulacağı düzenlenmiştir.
Gümrük ve kaçakçılık suçları, niteliği itibariyle genellikle birden fazla kişinin iştiraki ile veya bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenebilmektedir. 5607 sayılı Kanunun “Nitelikli haller” başlıklı 4. maddesinde; bu suçların bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde verilecek cezanın iki kat artırılacağı, örgütsel yapı olmaksızın, üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi halinde yarı oranında artırılacağı, kaçakçılık fiillerini önlemek, izlemek, araştırmak ve soruşturmakla görevli kişiler tarafından veya meslek ve sanatın sağladığı kolaylıklardan yararlanmak suretiyle işlenmesi halinde yine yarı oranında artırılacağı hüküm altına alınmıştır. Maddenin 5. fıkrasında ise; bu suçların belgede sahtecilik yapılarak işlenmesi halinde, sahtecilik suçundan da ayrıca cezaya hükmolunacağı düzenlenmiş olup, gerçek içtima hükümlerinin uygulanacağına yer verilmiştir.
Yukarıda değindiğimiz Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu hükümlerinin yanı sıra; “change” aracın, durumdan habersiz alıcıya satılması suretiyle haksız kazanç elde edilmesi halinde bu fiiller, somut olayın özelliklerine göre dolandırıcılık veya nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını oluşturabilir.
“Change/değiştirme” işlemine tabi tutulan aracın satışı ile haksız kazanç elde edilmesi fiilinde; mağdur alıcının, kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırılmasından sebeple nitelikli dolandırıcılık suçu oluşacaktır. Nitekim Yargıtay’ın kabulü de bu yöndedir.
Yargıtay 15. Ceza Dairesi’nin 22.04.2021 tarihli, 2021/1938 E. ve 2021/4889 K. sayılı kararında; sanığın, katılana sözkonusu “change” aracı satarak haksız yarar sağladığının, bu suretle dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda, suça konu araca ilişkin trafik tescil belgesinin başka bir araca ait şasi numarasına göre düzenlenmiş olması ve bu aracın kamu kurumu niteliğinde olan Trafik Tescil Müdürlüğünün maddi varlığı olan araca ait trafik tescil belgesi kullanılmak suretiyle noterde satıldığının anlaşılması karşısında, sanığa isnat edilen fiilin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun m.158/1-d’de düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçu ile m.204/1’de yer alan resmi belgede sahtecilik suçlarını oluşturacağı belirtilmiştir.
Yeri gelmişken belirtmeliyiz ki; TCK m.158/3 uyarınca verilecek ceza, dolandırıcılık suçunun üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi halinde yarı oranında, suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde ise bir kat arttırılacaktır.
“Change” aracı satın aldığı ortaya çıkan alıcının; yukarıda belirtilen fiillere, yani sahteciliğe ve aracın yurda kaçak yollarla sokulmasına iştirak ettiği iddiaları sonucunda ceza davaları ile muhatap olabileceği de ayrıca değerlendirilmelidir. Yargılama; beraatla sonuçlansa dahi, aracın müsaderesine hükmedileceğinden, kaçak yolla yurda giren aracın müsaderesi yoluna gidilmekle, alıcının iyiniyeti korunmayacak, kaçak malın iadesi alıcıya yapılmayacak ve maddi zarar ortaya çıkacaktır.
Satın aldığı aracın “change” araç olduğunu bilmeyen iyiniyetli alıcının, gerçekleşen zararı tazminat davası açmak suretiyle ilgililerden talep edebileceği tartışmasızdır. Bunun yanında; şartları ve sorumlu tutulacakları şekilde kusurları varsa, satış işlemini gerçekleştiren noterin ve araç üzerinde inceleme yapmış olan eksperin de hukuki sorumluğuna dayanılarak zararın giderilmesinin istenilmesi mümkündür. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun gereğince; ayıptan sorumlulukta “kusursuz sorumluluk” ilkesi esas alındığından, bilmeden satın aldığı “change” aracı başkasına satan kişi de zararı gidermekle yükümlüdür.
“Change” araç satışı nedeniyle zararın giderilmesi için idareye karşı da tazminat davası açılabilir. Trafik tescil ve kayıt işlemlerinin tutulması ve değiştirilmesi idarenin görev ve sorumluluğunda olduğundan, araçların tescil ve kayıt işlemlerinin hatalı bir şekilde tutulmasının idarenin hizmet kusuru kapsamında görülmesi gerekir. Bu durumda idare, kusuru nedeniyle oluşan zararları karşılamalıdır.
Danıştay 15. Dairesi’nin 05.04.2017 tarihli, 2013/1608 E. ve 2017/1575 K. sayılı kararında; trafik tescil işlemlerinin ülke genelinde yapılmasından, motorlu araçların kayıtlarının tutulmasından ve bu kayıtlarla ilgili her türlü değişikliğin izlenmesinden davalı idarenin sorumlu olması nedeniyle, davacının, aracı tescil kayıtlarına güvenerek satın alması, aracın ilk tescilinin sahte belgelerle yapıldığının belirlenmesi ve bu suretle trafik kayıt ve tescil hizmetinin gereği gibi yürütülmemesi sonucu meydana gelen zararın, hizmetin kusurlu işlemesi nedeniyle ortaya çıktığı belirtilmiş, idarenin zararı tazmin etmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
2. Aracın Parçalarının Kaçak Olması
Özellikle lüks otomobillerde motor ve şasi numaraları değiştirilmek suretiyle işlenen sahtecilik ve kaçakçılık suçlarının yanında, son zamanlarda motor ve şasi numaralarına dokunulmayıp, otomobilin veya cipin gövdesi ve aksesuarı olarak tanımlanabilecek eşyanın kaçak yolla yurda sokularak, motor ve şasi numarası aynı tutulan otomobillerde değişikliğe gidildiği, bir anlamda motor ve şasi numarası, aracın iskeleti aynı tutularak korunduğu, fakat bunun dışında her yerinde veya bir kısım parçalarda değişiklik yapılan araçta, motor ve şasi numaraları üzerinden değişiklik yapılarak değil, kaçak yolla getirilen parçalar araca monte edilerek, bir anlamda araç kimliğinin korunduğu, fakat bunun dışında aracın kapısı, kaputu, direksiyonu, farları ve/veya diğer her türlü parçasının yurt dışından kaçak yolla getirildiği, ancak seri numaralarında değişiklik yapılmayarak, araca monte edildiği, aracın orijinal üzerinde yapılan kontrolde, araca sonradan eklenen veya takılan parçaların seri numaraları ile aracın orijinalinin parçalarının birbirini tutmadığı, aracın yaşadığı eskimeden veya trafik kazasından dolayı parça değişikliğine gidildiğinin söylendiği, fakat yapılan incelemelerde aracın yeni olduğu, kazalı araç olmadığı, kazalı araç olsa bile üzerine takılan parçaların yurda usule uygun ithalat yoluyla değil, kaçak yolla getirilen parçaların monte edilmesinden kaynaklandığı, suçu işleyenin aracın parçasını kaçak yolla, yani gümrük vergisi ve ÖTV ödememek suretiyle menfaat sağladığı görülmektedir.
Bu durumda; motor ve şasi numaralarında değişiklik yapılmadığı için klasik anlamda “change” araçtan söz etmek mümkün olmasa da, gümrük işlemlerine tabi tutulmaksızın veya gümrük vergileri kısmen veya tamamen ödenmeksizin ülkeye sokulan parçaların araca monte edilmesi halinde, bu parçalar yönünden 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu hükümlerinin uygulanması gündeme gelecektir. Kaçak olarak yurda sokulan her bir parça eşya niteliğini koruduğundan; bunların ithalat rejimine aykırı şekilde yurda sokulması veya bu eşyanın ticari amaçla bulundurulması, taşınması, satılması veya devredilmesi, somut olayın özelliklerine göre 5607 sayılı Kanun m.3 kapsamında ceza sorumluluğuna sebep olabilecektir.
Bunun yanında; araca takılan parçaların yasal ithalat yoluyla temin edildiğine ilişkin sahte belge düzenlenmesi, sahte faturaların kullanılması veya resmi kayıtların gerçeğe aykırı şekilde değiştirilmesi halinde, belgede sahtecilik suçları da ayrıca gündeme gelecek olup, 5607 sayılı Kanun m.4/5 uyarınca gerçek içtima hükümleri uygulanacaktır.
Bu şekilde oluşturulan aracın; orijinal olduğu veya tüm parçalarının hukuka uygun şekilde ithal edildiği yönünde alıcıya tanıtılarak satılması halinde ise, satıcının kastının kapsamına göre dolandırıcılık suçundan sorumluluğu doğabilecektir.
Motor ve şasi numarasında değişiklik yapılmayıp, kaçak ürünlerle parça değişimi yapılması durumunda müsaderenin nasıl uygulanacağı ile ilgili olarak; TCK m54/5’de yer alan “Bir şeyin sadece bazı kısımlarının müsaderesi gerektiğinde, tümüne zarar verilmeksizin bu kısmı ayırmak olanaklı ise, sadece bu kısmın müsaderesine karar verilir.” hükmü gereğince, her somut olayda, kaçak parçanın araca zarar vermeden ayrılmasının mümkün olup olmadığı değerlendirilerek karar verilmesi gerektiği kanaatindeyiz. Kaçak parça sayısının çok fazla olması veya araca ve işlevine zarar verilmeden çıkarılması mümkün olmaması hallerinde, aracın tümü ile müsadere edilmesine karar verilmesi gündeme gelebilecektir. Nitekim Yargıtay 7. Ceza Dairesi’nin 16.04.2018 tarihli, 2015/5502 E. ve 2018/4250 K. sayılı kararında; “TCK’nın 54/5. maddesi gereğince suça konu kaçak aracın tümüne zarar verilmeksizin ayrılması mümkün görülmediğinden aracın tamamı yerine arka kısım iskeletinin müsaderesine karar verilmesi Yasaya aykırı” denilerek, “hükümden suça konu kaçak aracın arka kısım iskeletinin müsaderesine ilişkin bölümün çıkarılması, yerine ‘suça konu ... plakalı 1991 model BMW 3.25 marka otomobilin 5067 sayılı Kanunun 13/1. maddesi delaletiyle TCK.nun 54/4. maddesi uyarınca müsaderesine’ ifadesinin eklenmesi” şeklinde düzelterek onama kararı verilmiştir.
Sonuç olarak; gerek klasik anlamda “change” yöntemiyle oluşturulan araçlar ve gerekse motor ve şasi numaraları korunmak suretiyle kaçak parçalar kullanılarak meydana getirilen araçlar bakımından, sahtecilik, dolandırıcılık ve 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu m.3 kapsamında kaçakçılık suçlarından ceza sorumluluğu doğabilecektir. Bu tür fiillerin etkin şekilde soruşturulması ve yaptırıma bağlanması; vergi kayıplarının önlenmesi, kayıt dışı ekonominin azaltılması, dürüst ticaretin korunması ve tüketicilerin mağduriyetlerinin engellenmesi bakımından büyük önem taşımaktadır.
Prof. Dr. Ersan Şen
Av. Taner Akıncı
Av. Beyza Başer Berkün
(Bu makale, sayın Prof. Dr. Ersan ŞEN tarafından www.hukukihaber.net sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.)