Daha önce kaleme aldığımız “Dolandırıcılık Suçuna Getirilen Ceza İndirimi (TCK m.158/4) başlıklı yazımızda; kamuoyunda 12. Yargı Paketi olarak bilinen, 16.07.2026 kabul tarihli, 7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 13. maddesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Nitelikli dolandırıcılık” başlıklı 158. maddesinin 4. fıkrasına getirilen ceza indiriminin kapsamını izah etmiştik. Yine aynı yazımız kapsamında; 7589 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinin 6. ve 7. fıkralarında da bu ceza indiriminin ne şekilde uygulanacağına ilişkin düzenlemelere yer verildiğini belirterek, tüm bu kuralların uygulanması için gerekli olan şartlara da değinmiştik.

Bu kısa değerlendirme yazısında izah etmek istediğimiz husus ise; 7589 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinin 6. ve 7. fıkralarında, TCK m.158/4’de yer verilen ceza indiriminin uygulanması bakımından, kişilerin “sanık” veya “hükümlü” statüsünde bulunmalarına göre ayırım yapılmasının, Ceza Hukukunda “suçta ve cezada kanunilik” ilkesinin bir yansımasını teşkil eden ve kanunların zaman bakımından uygulanmasında geçerli olan “lehe kanunun geriye yürümesi” ilkesine aykırılık teşkil edip etmeyeceğidir.

7589 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinin 6. ve 7. fıkralarında düzenlenen hükümlerden anlaşıldığı üzere kanun koyucu; TCK m.158/4’e getirdiği, dolandırıcılık suçunun işlenmesindeki fiili yalnızca “kart veya hesapların kullanılmasına imkan verme” ile sınırlı olan kişiler bakımından, dosyalarının kanun yolu aşamasında olması veya hükümlerinin kesinleşip infazına geçilmesi açısından bir fark öngörmüş, dosyası kanun yolunda bulunan, dolayısıyla henüz “sanık” statüsü devam edenler bakımından bozma kararı verilerek, dosyalarının ilk derece mahkemesine gönderilmesini ve “sanık” statüsü devam edenlerin fiillerinin TCK m.158/4’e girdiğinin tespit edilmesi durumunda cezalarının yarı oranında indirilmesi imkanından faydalanabilmeleri için mağdurun zararının giderilmesi şartını getirmemiş olmasına rağmen, dosyası kesinleşip infaz aşamasında bulunanlar bakımından, birebir TCK m.158/4’de yer alan aynı fiilden sorumlu olmalarına rağmen, ceza indiriminden faydalanabilmeleri için 6 ay içerisinde mağdurun zararını aynen geri verme veya tazmin yoluyla gidermelerini zorunlu şart olarak getirmiştir.

Ceza Hukukunda “lehe kanunun geriye yürümesi” ilkesi, ceza kanunlarının yürürlüğe girdiği tarihten itibaren uygulanması ve geçmişe etkili olmaması prensibinin bir istisnasını teşkil etmektedir. Bu ilke uyarınca; Ceza Hukukuna ilişkin yeni düzenleme bir fiili suç olmaktan çıkarmış, cezayı azaltmış veya suçun unsurlarını değiştirmişse, bu halde failin lehine olarak geçmişe etkili şekilde uygulanacaktır, çünkü artık kamu düzeni bakımından failin aleyhine olan eski düzenlemeyi uygulamanın bir anlamı ve faydasının bulunmadığı kabul edilir.

Ceza Hukukunda “lehe kanunun geriye yürümesi” ilkesi dikkate alınarak; 7589 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinin 6. ve 7. fıkralarındaki ceza indiriminin uygulanabilmesi bakımından, “sanık” ve “hükümlü” statüsünde bulunanlar bakımından getirilen zararın giderilmesi şartı farkı getirilmesi hususu değerlendirildiğinde iki görüş ortaya koyulabilir.

Bir görüşe göre; her iki durumda da kişinin işlediği fiil TCK m.158/4 kapsamında “kart veya hesapların kullanılmasına imkan verme” eylemi ile sınırlı olsa dahi, statüleri arasında farklılık olduğundan dolayı, kanun koyucunun “kanunilik” ilkesine riayet ederek, böyle bir farklılık öngörmek suretiyle açıkça bir kanuni düzenleme ile “hükümlüler” bakımından ek bir koşul getirmesinde herhangi bir hukuki sorun olmayacaktır.

Diğer bir görüşe göre ise; 7589 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinin 6. ve 7. fıkralarında getirilen düzenlemeden faydalanacak kişilerin bizzat aynı fiilden sorumlu olmaları, bunun yanında uygulanacak ceza miktarının da aynı olması nedenleriyle, “hükümlü” sıfatında bulunanlar bakımından ayrıca bir ek koşul olarak “mağdurun zararının giderilmesi” şartının öngörülmesi, Ceza Hukukunda kural olan “lehe kanunun geriye yürümesi” prensibine aykırılık teşkil eder.

Belirtmeliyiz ki; Anayasa m.38/1’in ve İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 7/1’in güvencesinde bulunan “lehe kanunun geriye yürümesi” prensibini Ceza Hukukunda hayata geçiren “Zaman bakımından uygulama” başlıklı TCK m.7/2’de yer alan, “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” hükmü gereğince, 7589 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinin 7. fıkrasında “hükümlüler” bakımından ek bir düzenleme getirilmemiş olsa idi, m.158/4 lehe hüküm olduğundan, başka düzenlemeye ihtiyaç duyulmadan mahkumiyeti kesinleşmişler hakkında da uygulanırdı.

Aynı fiili işleyenleri, aynı indirim oranından faydalanabilmeleri için, farklı düzenlemeler yoluyla “sanık” veya “hükümlü” statüsüne göre ayırarak, “hükümlüler” bakımından ek koşul getirilmesi, “lehe kanunun geriye yürümesi” prensibine aykırıdır. Kanun koyucu; “hükümlüler” bakımından düzenlediği geçici madde hükmünde daha fazla bir indirim oranı öngörse idi, bu halde ek koşul getirilmesinde hukuki sorun bulunmazdı.

Aynı fiilden sorumlu olanlara aynı oranda ceza indiriminin uygulanabilmesinde; “sanık” ve “hükümlü” ayırımının yapılması ve “hükümlü” durumunda bulunanlara zararın giderilmesi ek koşulunun getirilmesi, davanın birisinin hızlı görülmesine, diğerinin suç tarihi itibariyle yeni olmasına rağmen ağır işleyiş nedeniyle henüz bitmemesine bağlı olarak aynı hukuki durumda bulunan iki kişiye farklı uygulama yapılması, Anayasa m.38/1 ve TCK m.7/2 uyarınca “lehe kanunun geriye yürümesi” ilkesine aykırılığı gündeme getirir.

Prof. Dr. Ersan Şen

Av. Cem Serdar

(Bu makale, sayın Prof. Dr. Ersan ŞEN tarafından www.hukukihaber.net sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.)