Hukuk konuşmanın hukukçu ruhban sınıfının tekelinde kabul edilir. Hukukçu olmayanların bu alanda fikrilerini söylemesi hukukçuları oldukça rahatsız eder. Ben ise eğitimi ne olursa olsun hukukçu olmayanların hukuk hakkındaki görüşlerini merak ederim. Zira hukuk onlar için vardır.

Aşağıda bir duruşmaya hasbelkader izleyici olarak katılmış olan bir İngilizce öğretmenin izlenimini paylaşıyorum. Amacın eğitimli bir yurttaşın duruşmaların işleyişine dair samimi fikrini öğrenmek idi. Yazının hazırlanışına, üslubuna hiç müdahil olmadım. Tüm hukukçuların ders çıkarması dileğiyle,

BİR ÖĞRETMENİN DURUŞMA İZLENİMLERİ

Begüm Ayşe YAVUZ

İngilizce Öğretmeni

Hem bir öğretmen aynı zamanda bir psikoloji son sınıf öğrencisi olarak 22.01.2026 tarihinde girmiş olduğum bir duruşmadaki gözlemlerimi anlatacağım. Öncelikle belirtmeliyim ki ben bahsi geçen ve geçecek olan duruşmaya tanık olarak iştirak eden arkadaşıma destek olmak amacıyla geldim.

Dava bir kreş sahibinin onu dolandıran öğretmenine açılmış bir davadır. Duruşma salonuna girmeden evvel kapıda asılı olan ve o gün görülecek olan davaların adını ve sürelerini gördüm. Her biri için 10 dakika ayrılmıştı ve bunun ne kadar az ve özensiz olduğunu düşündüm en nihayetinde birçok insanın hayatını etkileyecek bir karar sadece 10 dakikaya ve ardında sıralanmış birçok davanın arasına sıkıştırılıyor ve adaletsizlik asıl burada başlıyor diye hissettim.

Duruşma salonuna ilk girdiğimde bana oturacağım yeri gösterdiler salon da adliyenin geri kalanı gibi kasvetli ve boğuktu. Duruşma, yüzünden hiçbir duygusunu okuyamadığım bir Hakime Hanım, kendisinden daha ilgili ve işlevli olduğumu düşündüğüm bir savcı, bir katip ve bir mübaşir ile başladık. İlk önce sanığın avukatı başladı anlatmaya ve resmi olan tanığı çağırdılar.

Tanık söyleyeceklerine başlamadan evvel Hakime Hanım yemin edileceğini söyledi ve duruşmada en çok etkilendiğim ve kendimi gerçekten duruşmada hissettiğim andı herkes ayağa kalktı ve “vicdan ve namus” üzerine yemin edildi sonra hakim asla istifini bozmadan dinlemeye devam etti. Sonra destek olmak üzere geldiğim arkadaşımı tanık olarak çağıracaklardı ancak resmi olmadığı için o an karar verdiler. hakime hanım savcı beye dönüp “siz ne düşünüyorsunuz savcı bey?” minvalinde soru sordu. Savcı Bey ise candy-crush benzeri bir oyundan ya da sanıyorum sosyal medya turundan büyük bir fedakarlık ederek “karar yüce mahkemenindir” dedi ve önemli işine(!) kaldığı yerden devam etti.

O an düşündüm benim bu dava ile hiçbir alakam yok tamamen destek amaçlı ordayım kişileri daha önce görmedim bile ama nasıl olur ki ben o davadan sorumlu savcıdan daha ilgili ve meraklı dinlerim? Eğer ki o an Hakime Hanım olsaydım o Savcıya sıkı bir zılgıt çekmekten geri durmazdım.

Şikayetçinin avukatı bir önceki duruşmada taraf avukatlarının birbirlerinin üzerlerine yürüdüklerini söyledi. Öyle ki Hakime Hanım müdahale edince de şikayetçi avukatı “ siz de işinizi layığı ile icra edin ve nizamı sağlayın” diye bir serzenişte bulunmuş. Hakime Hanıma şaşırdım bu kadar gergin bir ortam varken hala bu kadar nasıl nötr ve pasif kalabilir diye.

Sanığın avukatı, tanık olan arkadaşım duruşmadan ayrılınca duruşma devam ederken “gördüğünüz üzere sayın hakim tanığın bir faydası olmadı neyse renk kattı” demesi ile şaşırdım ve tabii ki sanığın avukatı böyle laf edince karşı avukat durmayıp “tanığın bir işlevi vardı sayın hakim renk katmak için gelmedi gördüğünüz üzere davada çok temel ve merkezi olan bir durumu kendisi anlattı” deyip devam etti.

Her iki avukat da haklı çıkmak derdindeydi, daha çok laf dalaşı gibiydi. Avukatlar jest ve mimiklerine hakim olamıyordu. Mübaşir savcıdan daha işlevseldi en azından arada kalkıp tanık çağırıp çıkarıyordu. Savcı onca gerginliğin arasında sanıyorum hassas kalbi ve ruhunu korumak için başını bile kaldırmadan telefonuna bakmaya devam etti. Dava 1 saate yakın sürdü ve şunu düşündüm o zaman neden bir duruşma için 10 dakika süre veriyorsunuz? Nereden baksam elde kalan bir sistem.

Daha sonra duruşmanın sonunda herkes kararı beklerken hakim o mükemmel cümleyi kurdu “duruşmanın ertelenmesine… önümüzdeki ay yapılmasına…” Neyi erteliyorsun her şey gün gibi ortada, neden uzatıyorsun? Ve eminim ki vereceği karar farklı olmayacak bir ay sonra sanığın suçlu bulunmasına ve para cezasına çarptırılmasına karar verecek ben şimdiden söylüyorum bir ay sonra da ondan duyarız.

Ez cümle, duruşma, sanki duruşmadan 2 dakika evvel dosyayı okuyup anlamaya çalışan bir Hakime hanım, oraya gelerek zahmet ettiğini düşündüğüm bir savcı bey ve karara bağlanmayan bir dosya ile son buldu. Türk adalet sistemine gerçekten karar verme yetisine sahip ve sorumlu olduğu dosyaya gerçek bir özveri ile çalışan hakimler, dosyasıyla ilgili ve üzerine çokça çalışmış savcılar ve tek dertleri biribirlerine laf yetiştirme olmayan avukatlar, bir gün de az ama özenli sayıda duruşmalar ve gerçekten mazlumu koruyan zalimi başını ezen bir sistem diliyorum.