Marmara Hukuk'ta Gezi 'Kıyımı'
Gezi Parkı eylemlerinde, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde çıkan olaylarda “öğrencilere saldırdıkları,” “solcu öğrenci gruplarıyla izinsiz afiş astıkları ve öğrenci temsilcisi seçiminde illegal oy kullandıkları” iddialarıyla araştırma görevlileri Dr. Tolga Şirin ve Eren Paydaş hakkında başlatılan soruşturmanın "yalan ifade"ye dayandığı ortaya çıktı. Öğretim görevlileri hakkındaki ifadeleri veren özel güvenlik görevlilerinden İsmail Kahveci, savcılıkta, ilk ifadesinin, “görgüye dayanmadığını” itiraf etti. YÖK Genel Kurulu yarınki toplantısında, iki araştırma görevlisinin üniversiteden atılması ve kamu hizmetinden çıkarılması istemini görüşecek.

"Savunma almadan atmak istiyorlar"

Soruşturma skandalı, Gezi Parkı eylemlerinin başladığı 31 Mayıs 2013’te yaşananların ardından başladı. Türkiye’de eylemlerin yapıldığı gün Marmara Üniversitesi Haydarpaşa Yerleşkesi’nde de olaylar çıktı. Farklı öğrenci gruplarının attığı sloganların ardından çevik kuvvet yerleşkeye girdi. Olaylardan sonra Hukuk Fakültesi’nde çalışan araştırma görevlileri Dr. Tolga Şirin ve Eren Paydaş ile pek çok Eğitim-Sen mensubu öğretim görevlisi hakkında bazı öğrencilerin şikayette bulunması sonrasında soruşturma başlatıldı.

Araştırma görevlilerinin “öğrencilere taş, kemer ve sopayla saldırdığı” iddiasıyla başlayan soruşturmada ifadelerine başvurulan özel güvenlik görevlileri İsmail Kahveci ve Ebubekir Kılıçarslan, araştırma görevlilerinin ellerinde sopalar bulunan sol görüşlü grupla birlikte hareket ettiğini savundu. Güvenlik görevlileri, Şirin ve Paydaş’ı daha önce bu gruplarla beraber izinsiz afiş asarken ve öğrenci temsilcisi seçiminde illegal oy kullanırken gördüklerini de iddia etti. Soruşturulan Eğitim-Sen üyesi diğer araştırma görevlileri hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verildiyse de Paydaş ve Şirin soruşturmaya yeni eklenen “olaylardan önce solcu öğrencilerle görüştükleri” ve “olaylar sırasında cep telefonuyla çekim yaptıkları” gibi gerekçelerle üniversiteden atılmaları talebiyle YÖK Genel Kurulu’na sevk edildi. Araştırma görevlilerinin ilk ifadelerinin ardından soruşturmaya konu olan iddialar değişmesine rağmen, Paydaş ve Şirin’den bu yeni iddialar hakkında savunma da alınmadı.

"İfadem görgüye dayalı değildir"

Paydaş ve Şirin hakkında üniversiteden atılmaları istemine kadar varan soruşturma sürecini başlatan ifadelerin dayanaksız olduğu ise ifade sahibi özel güvenlik görevlileri hakkında yapılan suç duyurusu sonrasında ortaya çıktı. Araştırma görevlilerinin, yalan beyanda bulunduğu gerekçesiyle hakkında suç duyurusunda bulunduğu özel güvenlik görevlisi Kahveci savcılıktaki ifadesinde, “Görgüye dayalı herhangi bir bilgisi olmadığını”, yani olayları görmediğini itiraf etti. İfadesinde geçen “Görüntü itibarıyla bu grupları yönlendirme ve destekte bulunma amacıyla Şirin ve Paydaş’ın öğrencilerin yanında bulundukları izlenimini edindim” sözlerini yalanlayan Kahveci, ifadesini alan soruşturmacı Doç. Dr. Yusuf Yaşar’ın, anlattıklarını bu şekilde kayda geçtiğini belirtti. Güvenlik görevlisi Kahveci savcılıktaki ifadesinde, “Beyanım ifadeyi alan incelemeci tarafından yazılmıştır, görgüye dayalı bir beyan değildir” diye konuştu.

Savcılıktaki ifadesinde Kahveci’nin geri adım atmasının ardından üniversite soruşturmasındaki iddialar yön değiştirdi. İlk iddiaların yerine “olaylardan önce solcu öğrencilerle görüştükleri” ve “telefonla kayıt yaptıkları” gibi ithamlarla karşılaşan Paydaş ve Şirin, üniversiteden atılarak kamu hizmetinden çıkartılmaları istemiyle YÖK Genel Kurulu’na sevk edildi.



Sivil toplum kuruluşlarından tepki

İstanbul Eğitim-Sen 6 No'lu Üniversiteler Şubesi bu gelişme üzerine bir metin imzaya açarak, Marmara Üniversitesi yönetiminin, öğretim elemanları ve idari çalışanlar hakkında açtığı soruşturmalarla akademik ve sendikal özgürlükleri tehdit ettiğini vurguladı. Onlarca üniversite temsilcilikleri, akademisyenlerin oluşturduğu inisiyatif ve vakıflar ile hukuk kurumları, insan hakları örgütleri tarafından imzalanan metinde, "Marmara Üniversitesi'nde son dönemde yaşananlar, ülkenin kamusal alanlarının nasıl bir mayın tarlasına döndüğünü ve bu alanda bulunanların nasıl hareketsiz ve tepkisiz kalmaya zorlandığını gösteriyor" denildi.

Daha önce de İletişim Fakültesi'nde olmuştu

Marmara Üniversitesi'nde aynı süreç daha önce de İletişim Fakültesi'nde işlemişti. İletişim Fakültesi'ndeki iki araştırma görevlisi, Dr. Figen Algül ve Can Başaran, Gezi eylemleri sırasında yasal sendikal haklarını kullanarak iş bırakma eylemine katıldıkları için soruşturma açılmış ve haklarında okuldan atılma kararı verilmişti. Algül ve Başaran ile birlikte haklarında soruşturma açılan 8 araştırma görevlisine de kıdem durdurma cezası verilmişti. Dr. Figen Algül ve Can Başaran'ın durumu da YÖK'te görüştükten sonra belli olacak.

CNN Türk

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
MARMARA MAĞDURU 3 yıl önce

ben bu zi̇hni̇yeti̇ yakindan tanirim...bi̇zzat okuduğum ve yarattiği mağduri̇yetlere aşi̇nayim ama artuk dur demeli̇ bu faşi̇st ve cuntaci devlet kafasi kilikli akademi̇syenlerden..

Avatar
MK 3 yıl önce

bu okulda bakmayin hoca di̇ye geçi̇nenlere ..sabahtan akşama tv tv gezen popakademsi̇yenler de söz konusu hukuksuzluklar karşisinda susmaktadir...kaboğlu ve tayfasi hari̇ç..