'AYM'den sonuç alamayanlar direkt AİHM'e gidebilir'
Türkiye'de 30 gazeteci 2016 yılına tutuklu olarak girerken ‘ifade özgürlüğü' tekrar tartışma konusu oldu. İfade özgürlüğü konusunda önemli tespitlerde bulunan eski Yargıtay Başkanı Prof. Dr. Sami Selçuk, her an cezai soruşturma riski altında bulunan gazetecilerin düşünceyi açıklama özgürlüklerinin ihlal edildiğini belirtti.

Zaman'da yer alan habere göre; Duayen hukukçu, salt gazetecilik faaliyetleri nedeniyle hakkında dava açılan kişilerin hak ihlallerinin Anayasa Mahkemesi (AYM) tarafından giderilememesi durumunda doğrudan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) gidilebileceğine dikkat çekti. Sistemli bir şekilde Türkiye'de ifade özgürlüğünün ihlal edildiğini ve bu durumun Avrupa Konseyi tarafından bilindiğini vurgulayan Selçuk, “AİHM önünde Sözleşme'nin 7 ve 10'uncu maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmek, sonuç alınacağı kuşkulu olsa bile, kanımca yerindedir. Bu açıdan yargılamaların sonucunu beklemeye gerek yoktur.” şeklinde konuştu.

Sami Selçuk, 12 Eylül 2010 referandumunda tanınan ve olumlu bir devrim olan bireysel başvurunun konusunu, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) tarafından güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerin oluşturduğunun altını çizdi. Selçuk, “Açılan davaların sonuçları beklenmeksizin düşünceyi açıklama özgürlüğünün ihlaline dayanılarak AYM'ye başvurmanın ve tedbir kararı istemenin yerinde olacağı kanısındayım.” dedi.

Soruşturma ve cezai risk, AİHM'ye göre ifade özgürlüğünü dondurucu nitelikte

AİHM'ye göre görüşleri nedeniyle cezai soruşturma riski altında olan kişilerin ifade özgürlüklerinin donmuş sayıldığını belirten Selçuk, Mahkeme'nin 2011 tarihli Prof. Taner Akçam kararını emsal gösterdi. Selçuk, ifade özgürlüğünü donduran durumları ise şu şekilde özetledi: “Sergilediği görüşleri konusunda cezai kovuşturma riskine maruz kalma tehdidinin kişinin davranışlarını değiştirmesine yol açacak boyutta olması, yazılı hukukun doğrudan etkileme riskine maruz bir grubun üyesi olduğu için cumhuriyet savcısı tarafından kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilse bile kişiyi gelecekte benzer görüşlerini sergilemede bulunmaktan vazgeçirebilecek bir korku olasılığı ve olası tacizlere maruz kalan kişi hakkında yeni soruşturmalara yol açma potansiyelini taşıması, kovuşturma riskine girmemek için bilimsel çalışmalarında kendi kendini sınırlamaya ve davranışlarını değiştirmeye zorlanması, kişiyi sürekli gerilim, korku içinde yaşatacağı için, bütün bu olgular Mahkeme'ce ifade özgürlüğünün kullanımını dondurucu nitelikte görülmüş, sonuçta Akçam'ın başvurusu yerinde bulunmuş ve Türkiye'nin Sözleşme'nin düşünceyi açıklama özgürlüğüyle ilgili 10'uncu maddesini çiğnediği sonucuna ulaşılmıştır.”
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.