BOZDAĞ; İSTİNAFLA YARGITAY VE DANIŞTAY'IN İŞ YÜKÜ AZALACAK

Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan ve Bakanlar Kurulu tarafından imzalanarak Türkiye Büyük Millet Meclisine sevk edilen Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısını Adalet Komisyonu'nda görüşülüyor.

Komisyon görüşmelerinde Hükümet adına söz alan ve kanun tasarısı hakkında Adalet Komisyonunu bilgilendiren Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, tasarı ile yüksek mahkemelerin üye sayısının azalacağını, yüksek mahkeme üyeliklerinin süresi 12 yılla sınırlandırılacağını ve yüksek mahkemelerin sadece hukukilik denetimi yapacağını söyledi.

Bakan Bozdağ, Adalet Komisyonu'nda şunları söyledi:

"Bilindiği üzere son yıllarda Ak Parti hükümetleri döneminde yargı alanında büyük adımlar atılmış; adalet hizmetinin kalitesi ve etkinliğinin artırılması adına önemli reformlara imza atılmıştır. Bu kapsamda başta temel kanunlar olmak üzere mevzuat anlamında önemli yenilikler yapıldığı gibi; hâkim, savcı ve yardımcı personel sayısı artırılmış, gerek adliye binaları gerekse bilişim sistemi alanındaki çalışmalarla alt yapı alanında dünyada örnek gösterilen bir seviyeye gelinmiştir.

ÜYE SAYISININ AZALTILMASI

Bu reformların bir parçası olarak da, hepinizin malumu olduğu üzere, yargı hizmetinin daha sağlıklı ve daha hızlı bir şekilde sunulabilmesi, somut olay; yani vakıa denetiminin istinaf mercileri tarafından yapılması ve yüksek mahkemelerin asli görevini icra ederek içtihat müessesesi haline gelmesi amacıyla,  2004 yılında 5235 sayılı Kanunla ilk olarak adli yargıda istinaf mahkemelerinin kurulmasının hukuki alt yapısı oluşturulmuştur.

Daha sonra 2014 yılında 6545 sayılı Kanunla yapılan değişikliklerle halen faaliyette bulunan bölge idare mahkemeleri istinaf mercii olarak yapılandırılmıştır.

İlk derece mahkemelerinin ihtiyaç duyduğu hâkim, savcı ve yardımcı personel sayısı sürekli artırılmışsa da, bu sayı istinaf mercilerinin faaliyete geçmesi için gerekli olan seviyeye ulaşıncaya kadar istinaf mahkemeleri faaliyete geçirilememiştir. Bu süreçte yüksek mahkemelerin sürekli artan iş yüküne bağlı olarak temyiz aşamasının makul süreleri aşması nedeniyle yüksek mahkemelerin daire ve üye sayılarının artırılması mecburiyeti ortaya çıkmıştır. Bu nedenle 2011 yılında 6110 sayılı Kanunla Yargıtay'ın daire sayısı 6 kadro sayısı 137 arttırılmıştır; Danıştay'ın daire sayısı 2 kadro sayısı 61 arttırılmıştır.  2014 yılında da 6572 sayılı Kanunla Yargıtay'ın daire sayısı 8 ve kadro sayısı 129 arttırılmıştır; Danıştay'ın daire sayısı 2 ve kadro sayısı 39 arttırılmıştır.

Son yıllarda hâkim, savcı ve yardımcı personel alımının daha fazla artmasıyla insan kaynağı eksikliğinin tamamlanması ve altyapı eksikliklerinin giderilmesi üzerine hukuki altyapısı oluşturulmuş olan istinaf mercilerinin 20 Temmuz 2016 tarihinde faaliyete geçmeleri kararlaştırılmıştır. Buna göre adli yargıda 1070 hâkim ve savcı, 7 bölgede kurulan 217 daireye; idari yargıda 257 hâkim, 7 bölgede kurulan 62 daireye atanmıştır.

Yargıtay'ın bu ay itibarıyla derdest dosya sayıları 1260185'dir. Danıştay da ise bu ay itibarıyla derdest dosya sayısı 209.803’dür.

Bu sayılar göstermektedir ki 2011 ve 2014 yılında yapılan değişikliklerle üye ve daire sayılarının artırılması, yüksek mahkemelerin iş yükünde bir azalmaya neden olmamış hatta 2015 verilerine göre yüksek mahkemelerin iş yükünde bir miktar artış gerçekleşmiştir. Bu sayılar ayrıca istinaf sistemine geçilmeden yüksek mahkemelerin iş yükünde ciddi bir azalmanın gerçekleşmeyeceğini de açıkça göstermektedir.

20 Temmuzda istinaf sistemine geçilmesiyle ilk derece mahkemelerince verilen kararların; adli yargıda yaklaşık yüzde doksanı, idari yargıda ise yaklaşık yüzde sekseni istinaf aşamasında kesinleşecektir. Doğaldır ki bu durum, Yargıtay ve Danıştay'ın da iş yükünü aynı oranda azaltacaktır. Bu nedenle Yargıtay ve Danıştay'ın daire ve üye sayılarının yeniden belirlenmesi zorunluluğu bulunmaktadır.

Bu itibarla Tasarıyla, Yargıtay'ın 46 olan daire sayısı 24'e, 516 olan üye sayısı 200'e, Danıştay'ın ise 17 olan daire sayısı 10'a, 195 olan üye sayısı 90'a düşürülmektedir. Ancak Yargıtay ve Danıştay uhdelerinde bulunan dosyaları istinaf mercilerine gönderemeyip kendileri çözeceğinden mevcut iş yükü nazara alınarak kapanması gereken Yargıtay'da 22, Danıştay'da 7 dairenin; yetkili kurullar tarafından kapatılıncaya kadar görevlerine devam etmeleri öngörülmektedir. Yargıtay'da Birinci Başkanlık Kurulu, Danıştay'da Başkanlık Kurulu iş durumunu dikkate alarak en geç üç yıl içinde söz konusu daireleri kapatarak yeniden iş bölümü yapacaktır.

Bununla birlikte aynı nedenlerle Kanunun yürürlüğe girmesiyle Yargıtay'ın üye sayısı öncelikle 300'e, daha sonra boşalan her iki üyelik için bir üye seçilmek suretiyle tedricen 200'e, aynı şekilde Danıştay'ın üye sayısı öncelikle 116'ya, daha sonra boşalan her iki üyelik için bir üye seçilmek suretiyle tedricen 90'a düşürülecektir.

YÜKSEK MAHKEME ÜYELİKLERİNİN SÜRESİ 12 YILLA SINIRLANMAKTADIR

Tasarıda düzenlediğimiz en önemli konulardan biri de, yüksek mahkeme üyeliğine süre getirilmesidir. Tasarıda Anayasa Mahkemesi üyelerinde olduğu gibi Yargıtay ve Danıştay üyeleri için 12 yıllık süre belirlenmekte ve süresi biten üyelerin yeniden seçilemeyecekleri hükme bağlanmaktadır.

Görev süresi biten yüksek mahkeme üyeleri, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından özlük hakları korunarak istinaf ve ilk derece mahkemelerine atanacaklardır. Ancak Cumhurbaşkanı tarafından Danıştay üyeliğine seçilmiş olan üyelere, görev sürelerinin sonunda bir tercih hakkı verilmektedir. Bu kişiler, isteklerine göre Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından idari yargıda bir göreve atanabilecekleri gibi müktesebatları dikkate alınarak idare bünyesinde bir göreve de atanabileceklerdir.

Üyeliğin süreli hale getirilmesiyle; içtihatların yeni bir bakış açısıyla değerlendirilerek sürekli gelişmesi ve toplumun ihtiyaçlarına daha fazla cevap vermesi, üyelerin sürekli kendilerini yenilemeleri ve geliştirmeleri amaçlanmaktadır. Bununla birlikte görev süresi sonunda istinaf ve ilk derece yargı mercilerine atanacak olan yüksek mahkeme üyeleri, bilgi ve tecrübelerini bu mahkemelere aktarabileceklerdir.

Ayrıca üye sayısı ciddi oranda azaltılan yüksek mahkemelerin üyelerine görev süresi getirilmemesi, yeni üye seçimini çok sınırlı hale getirecektir. Bu durum, ilk derece mahkemeleri ile istinaf mercilerinde görev yapan hâkim ve savcıların üye olma beklentilerini önemli derecede azaltacaktır. Üyeliğe belli bir süre getirilmesiyle, üye olma niteliğini haiz hâkim ve savcıların üyelik beklentilerinin canlı tutulması suretiyle çalışma şevklerinin artması ve kendilerini daha fazla geliştirmeleri amaçlanmaktadır.

YÜKSEK MAHKEMELER SADECE HUKUKİLİK DENETİMİ YAPACAKTIR

Vakıa denetimi yapan istinaf mercileri bulunmadığından günümüze kadar Yargıtay ve Danıştay hukukilik denetiminin yanı sıra vakıa denetimi de yapmıştır. İstinaf sistemine geçilmesiyle ilk derece mahkemelerince verilen kararlar, kanuna ve hukuka uygunluğun yanı sıra, delil değerlendirmesi yapılarak maddi olaya uygunluk yönünden de istinaf mahkemeleri tarafından denetlenecek ve davaların büyük bir çoğunluğunun bu aşamada kesinleşmesine bağlı olarak yüksek mahkemelerin iş yükü büyük oranda azalacaktır. Bu itibarla yüksek mahkemeler sadece hukukilik denetimi yapacak ve asli görevi olan içtihat müessesesine dönüşeceklerdir. Bu nedenle Tasarıda yüksek mahkemelerin görevinin sadece hukukilik denetimi yapmakla sınırlı olduğu vurgulanmaktadır.

AYNI DAİRE İÇİNDE FARKLI İÇTİHATLAR ÇIKMASI ÖNLENECEKTİR

Mevcut duruma göre 516 üyesi bulunan Yargıtay'ın daireleri çift heyet şeklinde çalışmakta ve bu durum, aynı daireden farklı kararların çıkmasına neden olmaktadır. Üye sayısının azaltılmasıyla daireler tek heyet halinde çalışacağından, aynı daireden farklı kararların çıkması gibi durumların önüne geçilmiş olacaktır.

HAKİM VE SAVCI ADAYLARINA YAZILI SINAVA İLAVETEN SÖZLÜ SINAV GETİRİLMEKTEDİR

Tasarıda yer verilen önemli düzenlemelerden biri de hâkim ve savcı adaylarına meslek öncesi eğitim sonunda yapılan yazılı sınava ilave olarak sözlü sınav getirilmesidir. Hukuk devletinin vazgeçilmez unsuru olan adil, etkin ve güvenilir bir yargının temini bakımından hâkim ve savcıların en iyi şekilde yetiştirilmelerinin önemi izahtan varestedir. Adayların mesleğin ifası için gereken bilgi ve beceriyi haiz, temel hukuk ilkelerini kavramış, araştırma ve inceleme yeteneğini kazanmış, tarafsızlık duygusu, meslek onuru ve adalet anlayışı gelişmiş, mesleğin etik ilkelerine bağlı, hukuki uyuşmazlıkları yorumlayıp çözüm üretebilen hâkim ve savcılar olarak yetiştirilmeleri gerekmektedir.  Adayların anılan meziyetleri haiz olup olmadıkları hususunda daha sağlıklı değerlendirme yapmak amacıyla, yazılı sınava ilaveten sözlü sınav getirilmektedir.

HAKİM VE SAVCILAR HAKKINDA KANUN YOLU DEĞERLENDİRME FORMU DÜZENLENECEKTİR

Tasarıda yer alan düzenlemelerden bir diğeri ise yargılama sürecine katılan hâkim ve savcılar hakkında düzenlenecek kanun yolu değerlendirme formlarıdır. Not düzenlemesinin 2011 yılında kaldırılmasından sonra geçen zaman içinde kararlardaki isabet oranlarında beklenen artışın sağlanamadığı aksine düşüş olduğu görülmüştür.

2011 yılına kadar hâkim ve savcıların yaklaşık yüzde ellisi mümtazen terfi etmekteyken bu oran son yıllarda yüzde doksanın üzerine çıkmış bulunmaktadır. Ancak kararların niteliği ile bu oran örtüşmemektedir. Bu itibarla hâkim ve savcıların verdikleri kararlardaki hukuki bilgi ve performanslarının objektif bir biçimde değerlendirilmesi amacıyla kararı incelenen hakim ve savcılar hakkında istinaf ve temyiz mercilerinin kanun yolu değerlendirme formu düzenlemeleri ve bu formların hakim ve savcıların önceden olduğu gibi terfilerinde esas alınacak unsurlardan biri olması hususlarında düzenleme yapılmaktadır.

Bu düzenleme kararların kalitesini arttıracağı gibi hakim ve savcıların terfilerini daha objektif hale getirecek ve ünvanlı görevler almalarında daha liyakata dayalı bir sistem kurulmasına da katkı sağlayacaktır.

TERÖR SUÇLARININ İL MERKEZLERİNDE SORUŞTURULMASI VE KOVUŞTURULMASI

Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısmının Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümlerinde tanımlanan bazı suçlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarla ilgili; soruşturmaların suçun işlendiği yerin bağlı olduğu ilin adıyla anılan Cumhuriyet başsavcılığınca yürütülmesi ve bu davaların suçun işlendiği yerin bağlı olduğu ilin adıyla anılan ağır ceza mahkemesinde görülmesi öngörülmektedir.

 Terör suçlarıyla daha etkili şekilde mücadele edilebilmesi amacıyla bir takım değişiklikler yapılmaktadır.  Bunlardan biri Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısmının Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümlerinde tanımlanan bazı suçlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar sebebiyle açılacak soruşturmaların, suçun işlendiği yerin bağlı olduğu ilin adıyla anılan Cumhuriyet başsavcılığınca yürütülmesine ilişkin düzenlemedir.

Öte yandan bu suçlarla ilgili davaların, suçun işlendiği yer il veya ilçe ağır ceza merkezlerinde dağınık biçimde görülmeleri, ihtisaslaşmanın sağlanması ile adli ve idari kapasitenin etkin ve verimli kullanımı bakımından zorluklar doğurmaktadır. Özellikle terör suçlarında, örgüt ve mensuplarının aynı il ancak birden fazla ilçe idari sınırları içinde kalan eylemlerinin soruşturulması ve kovuşturulması sürecinde bu zorluklar daha belirgin hale gelmektedir. Başta Ankara ve İstanbul gibi büyükşehirler olmak üzere, il merkezlerinde fakat farklı ilçe ve yetki alanlarında işlenen suçlarla ilgili kovuşturmalarda farklı mahkemeler arasında yetkiye ilişkin tereddütler doğabilmektedir.

Kolluk teşkilatlarının uzman birim ve personelinin il merkezlerinde bulunması, tecrübeli yargı mensubu ve nitelikli personelle adli ihtisaslaşmanın il merkezlerinde daha kolay sağlanabilmesi ve ihtiyaç duyulan idari kapasitenin il merkezlerinde daha güçlü olması öngörülen düzenlemenin gerekçeleri arasındadır. Terör suçlarının yargılamaları söz konusu olduğunda, daha kritik bir öneme kavuşan nakil güvenliği ve yargılama faaliyetinin güven içinde sürdürülebilmesi ihtiyacı da böyle bir düzenlemeyi gerekli kılmaktadır.

Değişiklikle, söz konusu suçların kovuşturulmasına ilişkin mevcut usul hükümleri değiştirilmemektedir. Sadece, çözümü uzmanlık gerektiren terör suçlarının soruşturulmasının işlendikleri ilin bağlı olduğu il merkezinde bulunan Cumhuriyet başsavcılığınca; kovuşturmalarının, işlendikleri yerin bağlı olduğu il merkezinde bulunan ağır ceza mahkemelerinde, daha etkin ve verimli bir şekilde yürütülmesi amaçlanmaktadır.

KAYYIMLARA İLİŞKİN DÜZENLEME

Son olarak Tasarıyla suçlarla daha etkili mücadele edilebilmesi amacıyla şirket yönetimi için kayyım tayini tedbiri kapsamında, şirketlerin ortaklık payları veya menkul kıymetler idare yetkilerinin de kayyıma devredilebileceği öngörülmekte, tedbirin uygulanabileceği suçlar listesi genişletilmekte ve kayyımların sorumluluk rejimi belirlenmektedir.

Düzenlemeyle Bankacılık Kanununun 127 nci maddesinde fona devredilen bankalara atanan yönetim kurulu ve denetim kurulu üyeleri için getirilen hukuki koruma gibi bir güvence 5271 sayılı Kanunun 133 üncü maddesi uyarınca görevlendirilen kayyımlara da getirilmektedir."

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.