Havacılık hukuku uzmanları, olası terör saldırıları konusunda uyarmıştı

Geçtiğimiz günlerde Belçika'nın başkenti Brüksel'deki Zaventem Havalimanında ve metroda bir intihar saldırıları gerçekleşti. Patlamalarda birçok kişi hayatını kaybetti. Meydana gelen patlamalarda 136 kişi de yaralandı.   

Bu yaşanan olaylardan sonra terör eylemlerinin havaalanlarında ve uçaklarda kısacası havacılık sektöründe gerçekleşmemesi ve etkilerinin azaltılabilmesi için ne gibi önlemler alınabileceği sorusu akla geldi. 14 Mart günü  Özyeğin Üniversitesi Sivil Havacılık Yüksek Okulu ve İstanbul Barosu işbirliğiyle gerçekleştirilen bir panelde uçuş güvenliğine yönelik saldırılar ve havacılık sektöründe yaşanan terör olayları ile ilgili bilgiler verilip bunlara ilişkin hukuki düzenlemeler ve olası tehditler değerlendirilmişti.   

Belçika’ da yaşanan saldırıdan sonra Havacılık Hukuku uzmanlarından Avukat Lale Kaplan ve Avukat Tuğba İncel ile kısa bir söyleşi gerçekleştirdik ve bize şu açıklamalarda bulundular;   

Havacılık da meydana gelen her terör olayı,bunların önlenmesi için tedbir alınmasının ne kadar gerekli olduğu konusunda bir gösterge olmuştur. Geriye dönüp meydana gelen olayları kronolojik olarak incelediğimizde 6 Eylül 1970 tarihinde Filistinli Teröristler 4 farklı yerde uçak kaçırma eylemi yapmayı denemiş ve 3 ünde başarılı olmuşlardı. 3 uçağın 2 tanesini Beyrut’ ta üçüncüsünü ise Ürdün’ de indirilmiş ve yolcuların boşaltılmıştı. Sonrasında uçaklar patlatılmış ve yolcular değiş tokuş için tutsak tutulmuştu. Bu olayın ardından havaalanlarına girişte yerleştirilen  metal dedektörler saldırıları önlendi. Yine aynı yıllarda  teröristler yollanmak üzere teslim alınan bagajlar içine patlayıcı yerleştirmeyi denediler ve yine metal dedektörler sayesinde bu girişimleri başarısız olmuştur.  

Dönem dönem yapılan uçak kaçırma girişimlerinde ise hep insan faktörü önde olmuş ve terörist faaliyetlerde bulunanlar intihar eylemcisi gibi hareket etmiştir.  

11 Eylül 2001 tarihinde Amerika’da gerçekleşen ve uçak yolcuları yanında pekçok masum insanın hayatını kaybetmesine sebep olan intihar komandolarının gerçekleştirdiği uçak saldırıları, havacılık sektöründe terörün önlenmesinde mücadele konusunda yeni bir dönem başlatmıştır. Bu yeni dönemde, terörün küresel çapta ele alınıp, önleme çalışmalarının da buna göre yapılması gerektiği anlaşılmıştır. 11 Eylül olayları küreselleşmenin sembolleri olan Dünya Ticaret Merkezi ve Amerikan askeri gücünün simgesi Pentagon’ a yöneltilmişti. Bu saldırılardan sonra pek çok ülkede temel hak ve özgürlüklerde sınırlandırmaya giden geniş çapta uygulamalar başlamış bu başlangıçta bazı kesimlerce yanlış bulunmuş ise de  güvenlik zafiyetinin önlenmesinin gereklerinin mutlak yapılması zorunluluğu göz önüne alınınca yeknesak kural haline getirilmiştir.   

Uluslararası terörizmi önlemeye yönelik olarak, uçak kaçırma, rehin alma, bombalama gibi eylemleri yasaklayan 13 tane evrensel sözleşme var. 1373 sayılı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararında Birleşmiş Milletlere üye tüm ülkelere söz konusu sözleşmelere bir an önce taraf olma ve hükümlerini uygulama yükümlülüğü getirilmiştir. Söz konusu sözleşmeler şunlardır;  

14 Eylül 1963 Tarihli Tokyo Sözleşmesi;  Uçaklarda İşlenen Suçlar ve Diğer Eylemlerle ilgili olan bu Sözleşme Tokyo’da imzalanmıştır ve Havacılık güvenliğiyle ilgilidir.  

16 Aralık 1970 Tarihli Lahey Sözleşmesi; Uçakların Yasadışı Olarak Ele Geçirilmesinin Önlenmesiyle ilgili olan bu Sözleşme Lahey’de imzalanmıştır. Uçak kaçırma olaylarına yöneliktir. 

26 Ocak 1973 yürürlük tarihli Montreal Sözleşmesi; Sivil Havacılığın Güvenliğine Karşı Kanunsuz Hareketlerin Önlenmesi ve seyir halindeki uçaklara yönelik bombalama olaylarıyla ilgilidir. 

1971 tarihli Uluslararası Korunan Kişilere Karşı İşlenen Suçların Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi Yüksek düzeyli devlet görevlilerine ve diplomatlara yönelik saldırılarla ilgilidir. 

18 Aralık 1979 tarihli Rehineler Sözleşmesi; Rehin Alma Olaylarına Karşı imzalanmış Uluslararası Sözleşmedir. 

3 Mart 1980 tarihli New York ve Viyana’da imzalanan Nükleer Maddeler Sözleşmesi Nükleer maddelerin yasadışı yollardan elde edilmesi ve kullanılmasıyla mücadele amaçlıdır. 

1971 tarihli Uluslararası Sivil Havacılığa Hizmet Veren Havaalanlarında Kanunsuz Şiddet Eylemlerinin Önlenmesi ile İlgili Protokol Sivil Havacılığın Güvenliğine Karşı Kanunsuz Hareketlerin Önlenmesi Sözleşmesi’ne ektir. 

1 Mart 1991 tarihinde Montreal’de imzalanan Plastik Patlayıcıların Tespit Edilmesi Amacıyla İşaretlenmesi Hakkında Sözleşme Uçaklara yönelik sabotaj eylemlerinin önlenebilmesi için plastik patlayıcıların tespit edilebilmesi amacıyla kimyasal maddelerin işaretlenmesine yöneliktir. 

1997 tarihli BM Genel Kurul Kararı; Terörist Bombalamaların Önlenmesi Uluslararası Sözleşmesi Patlayıcı maddelerin öldürme, yaralama veya kamu mallarına ciddi zarar verme amacıyla gayri kanuni olarak kullanımının yasaklanmasına yöneliktir. 

1999 tarihli Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Uluslararası Sözleşmesi; taraf devletlere, hangi şekilde olursa olsun, doğrudan ya da dolaylı olarak, terörist eylemleri işlemek için veya bu eylemlerin gerçekleştirilmesinde kullanılacağını bilerek, kasten mali kaynak temini ve toplanmasını spesifik olarak suç haline getirecek yasal düzenlemeler yapma yükümlülüğü getirmektedir. 

2005 tarihli Nükleer Terörizmin Önlenmesi Sözleşmesi taraf devletlerde radyoaktif madde ve nükleer araçların dahil olduğu terörist eylemlerin önlenmesi, faillerinin kovuşturulması, cezalandırılması ve bu kişilerin iade edilmesine imkan tanımakta, taraf devletler arasında işbirliğinin artırılmasını amaçlamaktadır.  

Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (ICAO), Avrupa Sivil Havacılık Konferansı (ECAC), Milli Sivil Havacılık Genel Kurulu (MSHGK), Eğitim Araştırma Denetleme Uzmanlar Kurulu (EADUK) ve yerel otoritenin standartları ile yönergeleri doğrultusunda icra edilen “Sivil Havacılık Güvenliği”; alışılagelmiş güvenlik hizmetlerinden çok farklı uygulamaları içermektedir. Havalimanının tüm giriş kontrol noktalarında personel, yolcu yakını, iş amaçlı ziyaretçiler, yolcu ile tüm bagaj ve eşyaların taraması yapılmaktadır. Ayrıca, uçağa alınacak olan yolcuların arındırılmış sahaya geçişlerinde de giriş kontrol noktalarında yolcu ve kabin bagaj araması tekrar edilmektedir. 

Günümüzde gelişen teknolojiler yolculuk yapmak amacı ile havalimanına gelecek  yolcu ve yakınlarının  içerisinde risk doğurabilecek kişilerin teknolojinin de yardımı ile daha havalimanına girmeden ve uçuş başlamadan önce tespit edilmelerine imkan sağlayacaktır.   

Bu arada gerek havalimanında çalışan kişiler gerekse uçuşu gerçekleştirecek tüm çalışanların gerekli güvenlik kontrollerinden geçmesi alınabilecek önemli tedbirlerden birisidir. Bunu söylememin nedeni ise en son Mısırda meydana gelen uçak kazasında uçak içerisine  yolcu ve yük alımı tamamlanırken dışardan bir kişi veya kişilerce konulan kutu içeceğin içerisine yerleştirilen bomba düzeneğinin patlatılması neticesi ile oluşan kaz ve kırımdır.  

18 Mart 2016 tarihinde Özyeğin Üniversitesi’nde gerçekleştirdiğimiz seminerde pilot adaylarına ve havacılık sevdalılarına konuyla ilgili bu benzeri konularda pek çok bilgi paylaşımında bulunduk. Uçuşları gerçekleştiren kaptanlarımızın gerek uçuş esnasında ve gerekse uçuşun tamamlanmasını müteakip ne gibi yasal düzenlemeler ile kurallara uymayan yolcuya karşı ne gibi tedbirler alacakları konusunda eğitimler alması gerektiği kanaatindeyiz. Bu konuda  TALPA başkanı Mehmet Ayhan Günal da pilotların mesleki eğitimlerinin sürekli taze tutulması gerektiğini bildirerek bizlere destek verdiğini ifade etmek isteriz.  

Seminer ve panellerimizi yurt geneline yayarak Anadolu’daki üniversitelerde de havacılık hukuku alanında  eğitim vermeye devam edeceğiz. Gerek sektör çalışanları ve gerekse yolcunun yasaları haklarını bilmesi halinde sorunsuz uçuşların gerçekleşeceğini umut ediyoruz.  terör saldırısı


Kaynak: omedyam.com

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.