İki hukukçu, iki yorum


Mehveş Evin / Milliyet

Geçen hafta KAGİDER, Anayasa paketini iki önemli hukuk insanı aracılığıyla değerlendirdi: Koç Üniversitesi’nden Prof. Dr. Bertil Emrah Oder ve Prof. Dr. Serap Yazıcı. Her ikisi de gayet net bir şekilde, paketle ilgili başlıca soruları yorumladı. Elimden geldiğince bu iki değerli hukuk insanının yeni paketi nasıl yorumladığını, dünyadaki örneklerle nasıl karşılaştırdığını kısaca aktarıyorum. Öncelikle en çok tartışılan şu iki soruya cevap bulmaya çalışalım:
1) Yeni paket ile yürütme ve yargı arasındaki ilişki nasıl değişecek, bu değişimin demokratikleşme ile ilişkisi ne yönde olacak? Kuvvetler ayrılığı ilkesi korunacak mı?  2)Yeni paket ile yargı bağımsızlığı korunuyor mu, kısıtlanıyor mu?

Cumhurbaşkanı’nda değişiklik yok

PROF.DR. SERAP YAZICI: Türkiye’de bazı kavramlar evrensel algıların dışına çıkarıldı. Bunların bir kısmı bilinçli yapıldı. Kuvvetler ayrılığı ve yargı bağımsızlığı bizde evrensel anlamının dışında kullanılıyor. Hukuk devleti kavramı da böyle. 
* Hukuk devletinde amaç, yargının tarafsızlığını teminat altına almak. Fakat bu, yargının mutlak gücü anlamına gelmiyor. Türkiye’nin siyasi tecrübeleri, bu kavramların çok dışında, mutasyona uğradı. Jüristokrasi (hakimler hükümeti) sözkonusu.
*Yeni pakette (7,8,9’uncu maddeler) kuvvetler ayrılığı açısından çelişki yok. Anayasa Mahkemesi’ni ele alalım: 1961 Anayasası, TBMM’ye üyelerin üçte birini seçme yetkisi tanıdı. 1982’de bu tamamen terk edildi ve 11 asıl, dört yedek üyenin tümünü seçme yetkisi Cumhurbaşkanı’na tanındı. Zannediliyor ki doğru model budur. Hakikat böyle değil. 
* Almanya, Polonya ve Macaristan’da Anayasa Mahkemesi üyelerinin tümünü parlamento seçer. ABD’de Yüce Mahkeme aynı zamanda kanunların anayasaya uygunluğunu denetlemektedir. Yüce Mahkeme’nin tüm üyelerini, halkın seçtiği Başkan belirler, Federal Meclis’in bir kanadı olan Senato tarafından onaylanmaktadır.  
* Yeni paket, yedek üyeleri ortadan kaldırıyor. Üye sayısı 11’den 17’ye yükse-liyor. Parlamentoya sınırlı seçme yetkisi (17’den üçünü) veriyor. TBMM bu yetkiyi dolaylı kullanacak, aday gösterme yetki-sinden ikisini Sayıştay, birini barolar üstlenecek. Cumhurbaşkanı’nın yetki-lerinde pek değişiklik yok. 11 asıl, 4 yedek üyeyi zaten o seçiyor. Pakette dolaylı 10, doğrudan dört üye seçme yetkisi veriliyor.

HSYK siyasallaşmanın zirvesinde
* HSYK nedir? Yargı mensuplarının özlük hakları üzerinde (tayin, disiplin, terfi gibi) karar verme yetkisine sahip idari bir organdır. HSYK gibi organların karma yapıya sahip olmaları tavsiye edilir. Bireysel bağımsızlıklarla, özlük haklarıyla ilgili karar verme yetkisine sahip çünkü. 
* Yeni paket, Adalet Bakanı ve müsteşarını koruyor. Üye sayısı, yargı organı büyüklüğü ile orantılı hale getirildi. Cumhurbaşkanı’nın dolaylı üye seçme yetkisi kalktı, fakat dört üye seçme yetkisi tanındı. Parlamento seçseydi, daha doğru olacaktı. 
* HSYK siyasallaşır mı sorusu var. Bugün siyasallaşmanın zirvesindedir. Büyükanıt “Talimat verdim, savcı Sarıkaya ihraç edildi” diyebilmiştir. Daha vahimi yok! Şu anda kast sistemi vardır, tüm üyeler Danıştay ve Yargıtay’dan geliyor. Deniyor ki tüm üyeler AKP’li olacak. 11 bin kişi oy vererek HSYK üyelerini seçecek, tümünün AKP’li olması mümkün değil! Üstelik çoğunun AKP karşıtı olduğunu biliyorum. 
* Adalet Bakanı’nın muhafaza edilmesinin Batı’da örnekleri var. Venedik 2007 kriterlerine göre Avrupa’da HSYK   benzeri organlar test edilmiş.Türkiye’yle ilgili yorum, “Bağımsızlığı tehdit etmektedir” olmuş.

SAYDAMLIKTA SORUN VAR

Prof. DR. BERTİL EMRAH ODER: Yargının örgütlenmesi bakımından yeni paket mevcut aksaklıkları gidermiyor. Yargı kültürünü geliştirecek, eksiğini giderecek reforma ihtiyacımız var.
* Paket, yargıyı ileriye götürme hedefini gütmüyor. Aksine, çarpık yargı kültürünü pekiştiriyor. Temelde siyasallaşma değil yozlaşma tehlikesi görüyorum. Türkiye’deki temel sorunlardan biri yozlaşma, yani saydamlıkta sorun var. AB Komisyonu ciddi eleştirilerde bulundu. 
* Yargı kültürünü geliştirecek bir reform yapılabilirdi. Temel maddelerde (138 gibi) değişiklik gerek. Atamada nesnel standartların belirlenmesi lazım.Terfilerde ise anayasal standart.Oysa hiçbir değişiklik önerisi yok.12 Eylül’ü koruyan yapıya sahip. 
* Anayasa Mahkemesi üyeleri için evet, Meclis atamaları gündeme gelebilir. Ama sadece Almanya ve Polonya örnekleri yüzeysel olur.
* Dünyada içtihat ve kanun düzeyinde en yüksek konumdaki ülke Almanya’dır. Fakat orada çift yapılı meclis var, bizdeki gibi oylama usulü yok. Özel komisyon oluşturuluyor, taraflar uzlaşabilsin diye nitelikli çoğunluk kuralı işletiliyor.


 
Cumhurbaşkanı’nın rolü
* Cumhurbaşkanı’nın rolü önemli... 2007’de Cumhurbaşkanı’nın halk tarafından seçilmesi onaylandı. Bundan böyle demokratik meşruiyete sahip olacak. Peki ne kadar tarafsız olacak? Bugüne oranla zorlayan bir yapı. Yarı başkanlık modeline kayıyoruz.
* ABD örnekleri veriliyor, orada Yüksek Mahkeme Başkanı Kagan’ın nasıl seçildiğini görseniz şaşarsınız. Haftalarca kişisel ve akademik geçmişi Senato’da sorgulandı.
* HSYK’nın yapısına ilişkin sistemin eleştirilen aktörleri (AB ve müsteşarı) duruyor. Sadece atamalarda değil disiplin kararlarında da o koltukta oturacak. Cezai idari soruşturmalarda yürütme kurulunda yer alacak. Özellikle savcıları ilgilendiren bir durum. Oysa gözlemci sıfatıyla yer alabilirlerdi.



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.