Mahpus hakları kitabının cezaevine girmesi yasak!
Türkiye'de insan hakkı ihlallerinin en çok yaşandığı alanlardan biri de cezaevleri. Ancak hem bu konudaki denetim mekanizmasının sağlıklı işlememesi hem de mahkumların hak iddia etmedeki çekingenliği buralardaki haksız muameleleri daha da artırıyor. Isınma sorunu, bozuk yemekler, sıcak su verilmemesi veya suların günlerce kesilmesi zaman zaman basına da yansıyan insan hakkı ihlallerinden bazıları. Ancak sayılanların sadece buz dağının görünen kısmı olduğu ve cezaevlerinin adeta bir ‘insan öğütme' mekânına dönüştüğü ise konuyla daha yakından ilgilenenlerin malumu. Mahpuslar ise suçluluk psikolojisiyle temel insan hakları engellense bile ses çıkaramaz hale geliyor.

İşte bu noktada mahkûmlara yol göstermeyi amaçlayan Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum (CİSST) Derneği ‘Mahpus Hakları El Kitabı’nı kaleme aldı. Çalışmaya imza atan Başak Ekinci ve Mustafa Eren, hapis cezasının sadece insanı özgürlükten mahrum bırakma cezası olduğunu hatırlatarak, “Mahkûmlara hapsedilmiş olsalar dahi çeşitli hakları olduğunu ve bunları koruyabileceklerini anlatıyoruz.” diyor. Çünkü mahpus, hapsedildikten sonra da onurunu koruma, tedavi görme, temiz kıyafet, kişisel bakımını yapma imkânı ya da çeşitli hobilerle ilgilenme gibi haklara sahip. Ancak kapatılmanın verdiği olumsuz etkilerden dolayı haklarını öğrenmek ve koruma konusunda bir dolu sorun yaşıyorlar. Kitapta hakları savunma ve ihlal edildiğinde nerelere, nasıl başvurulacağını anlattıklarını belirten dernek gönüllüleri, bu şekilde cezaevlerindeki insan hakkı ihlallerinin bir nebze olsun önüne geçmeyi hedefliyor.   

El kitabında, hapishaneye girişten itibaren mahpusların karşılaşacağı prosedür de göz önünde bulundurularak kanun, tüzük ve yönetmelikte düzenlenen haklar anlaşılır bir dilde toparlanmış. Aslında buralarda birçok konuda mahpusların hapishanelerdeki yaşamlarında acil iyileştirilmeye ihtiyaç var. Çünkü mahpusların insan onuruyla bağdaşmayan yaşam koşulları söz konusu. Ancak bu noktaya gelmeden önce mevcut hakların bilinip kullanılabilmesi de son derece önemli. Kitapta amaçlanan mevcut hakların uygulanabilirliğini artırmak. Çünkü her ne kadar siyasi mahpuslar hakları konusunda bilinçli olsa da adli mahpusların bu konudaki etkinliği son derece düşük. Bu durum da kanunlarla belirlenen hakların uygulanabilirlik ihtimalini düşürüyor.

Personelin yaptığı yanına kâr kalıyor

Tek sorunun mahpusların hakları konusunda bilgi eksikliği olmadığını söyleyen Başak Ekinci, “Neredeyse her yıl çocuk hapishanelerine ilişkin taciz ve tecavüz haberleri geliyor. Bütün bunlara rağmen ciddi bir cezanın gündeme geldiğini duymadık.” diyor. Türkiye şartlarında sadece bilinçli mahkum olmak yetmiyor. Çünkü şikâyetlere karşı bir yaptırım söz konusu değil. Cezasızlık durumu ise devlet personelinin yaptığının yanına kâr kaldığı algısını oluşturuyor. Dolayısıyla mahpuslar haklarını bilseler dahi hak arama mekanizmalarına başvurma eğilimleri oldukça düşük. Sivil toplum kuruluşlarının siyasi mahkûmların durumunu takip etmesine rağmen adli mahkûmlarla ilgilenmediğini savunan Başak Ekinci, “Bu yüzden adli mahkûmlar sorun yaşadıklarında haklarını nasıl koruyabileceklerini dahi bilemiyor.” diyor.

Bazı cezaevleri rehberi kabul etmedi

Çok sayıda mahkumla yazışan CİSST Derneği, bu kişilere tek tek kitabı göndermiş. Bu da yaklaşık 500 mahkûmun kitaba ulaştığı anlamına geliyor. Dernek ayrıca Türkiye'deki tüm hapishanelere, kütüphanelerine koymaları amacıyla onar tane yolladı. Ancak kargolardan geri gelenler var. Çünkü bazı hapishane idareleri, mahpuslara haklarını anlatan böylesi bir kitabı ‘kabul edilmedi’ diyerek geri yollamış. Zaman zaman hapishanelerden ısınma sorunu, su yoksunluğu gibi en temel şartlar konusunda şikâyet mektupları basına yansıyor. Bu mektupların resmi makamlarda bir karşılığı olup olmadığını sorduğumuz Başak Ekinci'nin cevabı şu şekilde: “Böyle bir haber gündeme geldiğinde bunun belki de suç duyurusu olarak kabul edilmesi ve kendiliğinden bir sürecin başlaması gerekir. Ancak böyle olmuyor. Hapishanelerden aldığımız her 10 mektuptan 9'u mahpusların yaşadığı sorunları içeriyor. Bunların birçoğu için bizler, hak temelli mücadeleyi de yürütmeye çalışan sivil toplum örgütleri, zorlayıcı oluyor ne yazık ki. Yani bu mektupların ve haberlerin yeterince dikkate alındığını söylemek mümkün değil.”  (Kaynak: Zaman)
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.