O tutanağa hukukçulardan sert tepki
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, önceki gün partisinin grup toplantısında önemli bir belge açıkladı. Anamuhalefet liderinin ‘Dehşet verici bir belge’ diye nitelendirdiği belge, İzmir’deki yolsuzluk operasyonunun durdurulması için devreye giren Adalet Bakanlığı Müsteşarı Kenan İpek’in, Başsavcı Hüseyin Baş’a yaptığı baskının tutanağıydı. Bizzat Hüseyin Baş’ın tuttuğu tutanakta, Müsteşar İpek’in iki kez telefon ederek, “Cumhuriyet savcısını değiştir, tüm kararları iptal et, bu soruşturmayı durdur. Bunu yapmazsan sonuçlarına katlanırsınız.” tehdidinde bulunduğu belirtiliyordu. Yargıya yapılan müdahalenin boyutlarını gösteren belge, hukuk camiasını şoke etti. İzmir Barosu Başkan Vekili Ercan Demir, söz konusu tutanağın, iktidarın yargıya müdahalesinin belgesi olduğunu belirtti. Bunun hem Anayasa’ya hem de Türk Ceza Kanunu’na göre suç olduğunu kaydetti: “Bunu müsteşar da yapsa, bir başkası da yapsa suç teşkil eder. Bu olay da iktidarın yargıya müdahalesinin ve soruşturmayı önlemek yönündeki baskısının açık belgesidir. Adalet Bakanlığı Müsteşarı, muhtemelen Başbakan ve Adalet Bakanı’nın talimatıyla İzmir’de yürütülmekte olan soruşturmanın önlenmesi, ortadan kaldırılması için baskı ve tehditte bulunmuştur. Bu tutanağa göre bu suçtur, tutanak da suçun belgesidir.”

Muğla Baro Başkanı Mustafa İlker Gürkan, idarî makamların adlî makamlara talimat vermesinin asla kabul edilemez bir durum olduğunu belirterek, “Yaşanılan durum felaket. Türkiye’de  binlerce hakim ve savcı adaleti çevirebilmek için elinden gelen her şeyi yapıyor. Ama 3-5 siyasî dava yüzünden bütün emekler boşa gidiyor. Bu tür siyasî davalar yüzünden adlî makamların bütün itibari bitti.” görüşünü dile getirdi.

Denizli Baro Başkanı Müjdat İlhan
da, hukuka hiçbir zaman bu kadar müdahale edilmediğini anlattı. İlhan, şunları kaydetti: “Hukuka müdahalelerin olduğunu biliyorduk ancak bu kadar net insanların gözüne sokarcasına bir soruşturmada talimat yerine getirilmedi diye bir başsavcının görevden alelacele alındığına ilk kez şahit oluyoruz. Hukuka hizmet etmek isteyen ben bile baro başkanı sıfatımla yaşanandan büyük bir hicap duyuyorsam, sade vatandaşın kendini güvende hissetmesi mümkün değildir. Yaşananlar bağımsız yargıya, doğrudan müdahalenin en üst boyutudur. Yargı bağımsızlığı ortadan kalktığı sürece savcılar da 657’ye tabi birer memur pozisyonuna düşürülmeye çalışılıyor.”

Başsavcı Baş: Cemaatçi değilim, hukukun yanında bir devlet memuruyum

Adalet Bakanlığı Müsteşarı Kenan İpek tarafından tehdit edildiği ileri sürülen İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Hüseyin Baş, HSYK kararnamesi ile Samsun’a atandı. Kenan İpek’in tehdit ve baskısını tutanağa geçiren Baş, atama sonrası ilk kez Artı Bir TV’ye konuştu. Kendisinin devlet memuru olduğunu hatırlattı, söyleyeceklerini tutanakta yazdığını belirtti. Spikerin, “Cemaatçi misiniz?” sorusunu ise “İşte bu konuda konuşabilirim. Biz sadece hakkın ve hukukun yanında görev yapan devlet memuruyuz. Kesinlikle cemaatçi değilim.” diyerek cevapladı.

17 Aralık operasyonu sonrası TCDD İzmir Liman İşletme Müdürlüğü’ne yönelik 7 Ocak’ta bir operasyon düzenlenmişti. Operasyonda, eski Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım’ın bacanağı da gözaltına alınmıştı. Hüseyin Baş, soruşturmayı durdurmasını isteyen Adalet Bakanlığı Müsteşarı İpek’in telefondaki tehdit ve baskısını tutanağa geçirmişti. Söz konusu tutanak ise önceki gün CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu tarafından grup toplantısında okunmuştu.

Bozdağ: Müsteşarım başsavcıdan hukukun dışına çıkılmamasını istedi

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Müsteşarı Kenan İpek’in İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Hüseyin Baş’ı aradığını kabul etti. TBMM’de HSYK Kanun Teklifi görüşmelerinde milletvekillerinin sözlü sorularına cevap veren Bozdağ, “Ben müsteşar ile görüştüm. İzmir başsavcısını aramış, kendisi ile görüşmüş, devam eden olayla ilgili bilgi almıştır. Hukukun uygulanmasına engel olunmamasını ve hukukun dışına çıkılmamasını istemiştir. Savcılar ve hakimler idari yönden Adalet Bakanlığı’na bağlıdır. Adalet bakanının bakanlık müsteşarının cumhuriyet başsavcısı ile görüşmesi yadırganmamalıdır. Soruşturmanın kapatılmasını, durdurulmasını istemişse o zaman ben de sizinle beraber olurum, onun gereğini yaparım. Soruşturmanın kapatılmasını, üzerinin örtülmesini isteyen bir şey yok.” dedi. Anayasa’nın 138. maddesi yargı bağımsızlığını düzenliyor. O maddeye göre hakim ya da savcıların tehdit edilmesi bir yana, ‘tavsiyede’ bulunulması bile suç. İşte o maddeden ilgili bölüm; “Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz. Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisi’nde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz.” Selim Kuvel - Ankara



Zaman

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.